GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Şenyaşar ailesinin başlattığı adalet nöbetinin 1'inci yıl dönümüne, İstanbul Beyoğlu'ndaki 8 Mart kutlamalarına ve sosyal bilgiler kitaplarında Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde hangi tahılların yetiştirildiğini gösteren haritaların gerçekleri yansıtmadığına ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:5
Birleşim:65
Tarih:09.03.2022

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, Urfa'nın Suruç ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde Adalet ve Kalkınma Partisi Milletvekili İbrahim Halil Yıldız'ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve 2 oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile katliamdan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar'ın Urfa Adliyesi önünde 9 Mart 2021 tarihinde başlattığı adalet nöbeti 1'inci yılını tamamladı. Kışın dondurucu soğukta, yazın kavurucu sıcakta dahi adalet nöbetini devam ettiren ve adalet arayan Şenyaşar ailesine verilen cevap ise ne oldu? 6 kez gözaltına alınmak, 14 kez ifadeye çağrılmak ve 4 dava açılması.

Hiçbir hukuk sisteminde ve vicdanda yeri olmayan bu tablo aslında iktidarın adalet anlayışının tablosudur. Katilleri koruyarak, tek talebi adalet olan anneye zulmederek hukukta adalet sağlanamaz, bunu bir kez daha vurguluyoruz.

Şenyaşar ailesiyle dayanışmamızı bir kez daha ifade ediyoruz. Mecliste araştırma komisyonu kurulsun dedik, kabul etmedi iktidar partileri; bunu tekrarlıyoruz, tekrar gündeme getireceğiz. Barolara çağrı yapıyoruz; Şenyaşar ailesiyle dayanışmanızı sürdürün ve adaletin sağlanması için gereken adımların atılmasını sağlayın diyoruz. Adalet Bakanlığına çağrı yapıyoruz; Şenyaşar ailesinin taleplerini dinleyin ve adaletin sağlanması için, bu taleplerin gerçekten yerine getirilmesi için adım atın. Şenyaşar ailesini baskı altına almak, oradaki adalet nöbetini engellemeye çalışmakla herhangi bir şekilde hukukta adalet sağlanamaz.

Sayın vekiller, dün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ydü ve Türkiye'nin her tarafında Kadınlar Günü meydanlarda, sokaklarda, köylerde, ilçelerde, şehirlerde gerçekten çok büyük bir coşkuyla kutlandı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin, buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Hakikaten, mücadele açısından baktığımızda çok önemli bir tablo ortaya kondu. İstanbul'da 20'ncisi düzenlendi gece yürüyüşünün. Beyoğlu Kaymakamlığının ve İstanbul Valiliğinin yasaklamasına rağmen çok geniş bir katılımla bu yürüyüş gerçekleşti ve kadınlar bir kez daha yasakları ve barikatları dinlemediklerini ortaya koydular.

"Kadına şiddete hayır!" denilen bir günde kadınlara şiddet uygulandı yine İstanbul'daki gösterilerde. Hâlbuki hep söylüyoruz, söylemeye devam edeceğiz, kadınlara şiddet uygulamak değildir yapılması gereken, kadınlara şiddet uygulayanlarla, kadınları katledenlerle uğraşmaktır esas itibarıyla. Kravat indirimine, nüfuzlarına, cezasızlık politikalarına güvenen erkeklerle uğraşmaktır esas yapılması gereken ve hamaset yerine de İstanbul Sözleşmesi'ne geri dönmektir esas yapılması gereken.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin, buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Dediğim gibi, tüm baskılara rağmen İstanbul'da da Beyoğlu'nda da kadınlar 8 Martı büyük bir coşkuyla, heyecanla kutladılar. İşte, o kutlamadan en güzel laf da... Sanıyorum dün gecenin lafı buydu: "Barikatı yıkarım, bulaşığa karışmam." dedi kadınlar. Bu da herhâlde Beyoğlu Kaymakamlığına, İstanbul Valisine, Emniyetine ve tabii, onların başındaki İçişleri Bakanlığına gönderilmiş olan bir laf olsun, bizim tarafımızdan da.

Sayın vekiller, Türkiye'de okullarda biliyorsunuz ilk ve ortaöğretimde kitaplar var ve bu sosyal bilgiler kitapları. Bu sosyal bilgiler kitaplarında bugün açıkça çocuklara yanlış bilgi ve yalan bilgi öğretiliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Toparlıyorum efendim.

Şimdi, bu kitaplardan bir tanesinde şöyle bir harita var: Bu haritada Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde hangi tahılların yetiştirildiği gösteriliyor ve Türkiye bir tahıl ambarı ve tarımda kendine yeten bir ülke olarak anlatılıyor çocuklara. Açıkça yalan yani bu geçmiş, bu düzeltilmiyor da. Bakın, bu haritaya göre, mesela, Hakkâri, Van, Diyarbakır, Şırnak, Ağrı, Iğdır, Bingöl, Muş, Bitlis, Siirt buğday resmiyle gösterilmiş. Gerçek resimde ne var? Bütün meralar ve yaylalar güvenlik bölgesi ilan edilmiş ve yasak durumda yani gerçek resimde üretim yok; işsizlik, yoksulluk, açlık var; çiftçiye VEDAŞ ve DEDAŞ zulmü var ama bu harita başka bir şey gösteriyor.

Yine, bu haritaya göre Urfa, Antep, Hatay, Kilis, Batman mercimek, pamuk, mısır resimleriyle gösterilmiş. Gerçek resimde ne var? Gerçek resimde, yine DEDAŞ zulmü var, bitmeyen ve artık kadük hâle gelmiş GAP var, ÖSO çetelerinin cirit attığı bir sınır var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Tamamlıyorum.

Yine, bu haritada Trakya bölgesinde ayçiçeği resimleri görünüyor ama gerçek resim nedir? Ayçiçeği ithalatında Türkiye, dünya lideri olmuş; ayçiçeği üretimi Türkiye'nin ihtiyacının yarısını bile karşılamıyor. Bu haritada, imara açılan meralar, tarlalar; kirlilikten, plansız sanayileşmeden ve inşaat politikalarınız sonucunda yok olmuş olan Ergene havzasından herhangi bir söz konusu yok.

Ege Bölgesi'nde zeytinleri görüyoruz ama Ege Bölgesi'ndeki zeytinliklerin şu anda, maden ruhsatlarıyla -Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı eliyle- nasıl tahrip edilmekte olduğunu tartışıyoruz kaç gündür burada.

İç Anadolu'da buğday tablosunu görüyoruz ancak gerçek ne? Türkiye'de 10 milyon ton buğday ithalatı var. Türkiye buğday ithal eden bir ülke hâline gelmiş ve bu ithalatın yüzde 78'i Rusya'dan ve Ukrayna'dan gerçekleşiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Son kez buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bitiriyorum efendim.

Yine, bu haritaya göre, Karadeniz'de fındık ve çay resimlerini görüyoruz. Hâlbuki ÇAYKUR'un düştüğü felaket durum, fındıkçının yaşadığı felaket anlatılmıyor; derelere, tarım arazilerine, yaylalara yapılan yollar, barajlar, HES inşaatları anlatılmıyor; altın madenleri, peşkeş çekilen topraklar anlatılmıyor. Büyük bir kandırmacayla ve yalanla karşı karşıyayız. Aslında, iktidara ve Millî Eğitim Bakanlığına tavsiyemizdir, bu haritaları ve o kitaplardaki doğru olmayan bilgileri bir an evvel kaldırın ve gerçek Türkiye haritasını, borç batağında ve üretimden vazgeçmek zorunda kalmış olan çiftçinin, köylünün dertlerini anlatmaya bakın ve çocukları yanlış bilgilerle eğitmekten uzaklaşın diyoruz.

Teşekkür ediyorum.