GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Nükleer Düzenleme Kanunu Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:5
Birleşim:63
Tarih:05.03.2022

MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu yasa teklifindeki çarpıklıkları konuşmaya devam ediyoruz, maalesef devam ediyoruz. Aslında yapılması gereken, bu yasa teklifinin geri çekilip, doğru dürüst çalışılıp, en azından Adalet Komisyonunda görüşülüp tekrar getirilmesidir. Bu hâliyle bunun geçmesi -üzülerek söylüyorum- bu topraklara ihanettir, hem de milyonlarca yıllık bir ihanettir.

Bakın, 24'üncü madde son derece yanlış. Bazı yerlerinde düzeltme yapacağınızı öğrendik bizim eleştirilerimiz sonrasında; tamam, iyi olabilir ama bazı yerlerinde hâlâ eksiklik görüyoruz. Bakın, "Nükleer madde, radyoaktif kaynak veya radyoaktif atıkların kaybolmasına, çalınmasına veya yetkisiz kişilerin eline geçmesine ihmal göstererek veya dikkat ve özen yükümlülüğüne..." diye giden bir madde var. Bakın arkadaşlar, böyle bir ceza düzenlemesi olmaz. Bunu ya düzenlemezsiniz, yani ceza yargısına bırakırsınız acaba taksirle mi yapılmış, kastla mı yapılmış diye veya yazıyorsanız burada, bu suçun kasten yapılmış hâlini de yazarsınız. Yani birisi yanlışlıkla bir radyoaktif maddeyi Türkiye'de açığa bırakmaz ama birisi kasten bırakırsa yanlışlıkla bırakan gibi cezalandırılamaz. Böyle bir şey olamaz; eğer buna "kasten" demezseniz o suçu tanımlamamış olursunuz, o suçu cezasız bırakmış olursunuz. Böyle bir saçmalık olmaz, mutlaka (ç)'nin düzeltilmesi lazım, demedi demeyin, düzelteceksiniz, eninde sonunda gelecek.

Şimdi, (d)'ye geliyoruz. Ya arkadaş, somutlaştırmak için söylüyorum, uranyum çubuğu iyi niyetle, fark etmeden, taksirle, olası kastla getirilmez, uranyum çubuğunu bu ülkeye getirip bırakıyorsa birisi bu, kastendir. Bunu da düzeltmeniz lazım, bu, gerçekten son derece yanlış.

Bir de tabii, bu yasanın ruhuna bakmak lazım. Söylüyoruz, alelacele yapmışsınız, bütün yetkileri Cumhurbaşkanına veriyorsunuz. Aslında, gerçekten hiçbir şey yazmamışsınız, "mış" gibi yapıyorsunuz; ya, bir yasa teklifi varmış gibi yapıyorsunuz, biz de elimizden geldiği kadar eleştirmeye gayret ediyoruz. Bakın, bu yasa teklifini hazırlayanlar bu ülkenin toprakları içerisinde radyoaktif madde taşıyacak kişileri çok seviyorlar, bayılıyorlar onlara. Nereden çıkartıyorum? 13'üncü maddeden. Arkadaşlar, bir yasa yaparken ilgilinin hukuki sorumluluğunun alt sınırı belirlenir, siz üst sınırını belirlemişsiniz; böyle saçmalık olur mu? Yani diyorsunuz ki: Ben 80 milyon euroya kadar cezanı senden alırım, ya, gerisi önemli değil. Böyle bir saçmalık olur mu? Nasıl yapıyorsunuz bunu? Sorumluluğun alt sınırını belirlemeye, evet; sorumluluğun üst sınırını nasıl belirlersiniz? Peki, şöyle düşünebiliriz: Ya, bunu hazırlayanlar safmış, bilmiyorlarmış, fark etmemişler, böyle yazıvermişler; öyle de değil. Bakın, öyle olmadığını ben nereden anlıyorum? Çünkü daha sonraki maddede eğer zarar bu miktarı aşarsa Cumhurbaşkanına Zarar Tespit Komisyonu kurmayı öneriyor. Demek ki farkında yani sigorta bedelinin üstünde olabileceğinin gayet farkında. Niye yapıyoruz bunu? Niye yapıyoruz? Bunun bir sebebi olması lazım. Yani tüyü bitmemiş yetimin hakkını korumaya çalışıyoruz ya, Türkiye toprakları içerisinde radyoaktif madde taşıyacaksan kardeşim, üst sınırın belli olmayacak; oradaki duruma, zararın mahiyetine, zararın boyutuna göre bunun değerlendirilmesi lazım. Ha "80 milyon euro sigorta yap -zaten onu da mecbur koymuşsunuz- sonra nasıl taşırsan taşı." diyorsunuz, bunun özeti budur, başka türlü açıklaması olamaz ve bunu da üstelik zararın 80 milyon avrodan fazla olacağını öngören bir yasada yapmışsınız. Ya, bunun iyi niyetle, akılla anlaşılması mümkün değil. Buradan benim anladığım şudur arkadaşlar, siz diyorsunuz ki bunu taşıyacak firmaya... Nasıl iş yaptığınızı biliyoruz, Cumhurbaşkanlığı sarayında, ak sarayda daha önceden taliplilerle görüşüldüğünü, görüşüleceğini zaten biliyoruz, muhtemelen 5'li çeteden birine taşıtacağınızı da görüyoruz. Diyeceksiniz ki: "Al kardeşim, 80 milyon euro sigorta yap, o bize yeter." Ondan sonra diyeceksiniz ki: "Nasıl taşırsan taşı. Sen o radyoaktif maddeyi iyi taşımadın mı, zarar mı oluştu, milyonlarca insan mı öldü, Türkiye'de her şey birbirine mi girdi, turizm mi çöktü, çocuklar kanser mi doğuyor; önemli değil, kalanını Cumhurbaşkanı bir Zarar Tespit Komisyonu belirler, Zarar Tespit Komisyonu da zaten o zararı karşılar. Senin hiçbir zararın yok." Bir kuruş zararı olmaz, bir kuruş fazladan parası gitmez. Ya, böyle bir yasayı nasıl geçireceksiniz? Nasıl vicdanınız buna "evet" diyecek? Bunu doğrusu aklım almıyor ve şöyle söyleyeyim...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MURAT EMİR (Devamla) - Sayın Başkan, bitiriyorum.

BAŞKAN - Buyurun.

MURAT EMİR (Devamla) - "Bu ülkenin çakıl taşını vermeyiz." diyorsunuz. Peki, bakın, bu ihanet çok büyük bir ihanet, milyonlarca yıla uzanacak bir ihanetten bahsediyoruz; doğmamış çocukların kanserli, anomalili doğmasından bahsediyoruz. Böyle bir şeyin ne Meclise yakıştığını ne de hiçbirimize yakıştığını düşünüyorum. Bu lekeyi taşımayın. Eğer yapacaksanız üst sınır değil, alt sınır getirin ve o işi yapacaklardan da bunu tahsil edecek bir yasal düzenleme yapın. Zamanım yettiğince anlattım. Daha bir sürü yanlışlık, çarpıklık var, hepinizi bu konuda sorumlu olmaya davet ediyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)