GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Üniversitelerdeki yemek zamlarına, Tuşba Belediyesindeki yolsuzluklara, Konya'daki Dedeoğlu ailesinin katliamına ilişkin hakikatleri öğrenmek istediklerine ve Halise Aksoy'a yapılan zulme ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:5
Birleşim:63
Tarih:05.03.2022

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, Ankara Üniversitesinde yemeklere yüzde 60 zam yapılmış vaziyette ve öğrenciler bu yemek zammına karşı bir imza kampanyası başlatmışlar ve zammın geri alınmasını talep ediyorlar. Daha önce de Hacettepe Üniversitesinde ve Orta Doğu Teknik Üniversitesinde yemeklere yüzde 60 zam yapılmıştı, öğrenciler bu zamların geri çekilmesi mücadelesini sürdürüyor. Gerçekten, genel olarak ülkedeki ekonomik ve sosyal krize baktığımızda, öğrencilerin yemeklerine zam yapılması kabul edilebilir değil. Bu zamlar derhâl geri çekilmelidir ve öğrenciler bu baskıdan kurtarılmalıdır.

Sayın vekiller, 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde Tuşba Belediyesinde, o zaman seçimi kazanmış olan Yılmaz Berki ve Ayşe Minaz'a Yüksek Seçim Kurulu mazbatayı vermemiş, bir Adalet ve Kalkınma Partili Salih Akman'a mazbatayı vermişti. Biz o zaman da söyledik, daha sonra da bunu konuştuk, halk iradesinin gasbı anlamına geliyor bu diye. Şimdi ortaya çıktı, bu Salih Akman'ın kuzeni Rıdvan Akman bu Tuşba Belediyesinden bol miktarda ihale almış, 3 milyon 58 bin liralık ihale aldığı ortaya çıkmış yani hem çevre düzenleme hem de yol yama ihalesini almış. Yani sadece halk iradesinin gasbedilmesiyle yetinilmiyor belli ki, halkın kesesine de el atılmaya devam ediliyor, bu bir örneği daha gösteriyor.

Hatırlatmak isterim: Konya'da Dedeoğlu ailesinden 7 kişi katledilmişti ve bu katleden tetikçi altı gün sonra yakalanmıştı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Şimdi, ortaya şöyle bir gerçek çıktı: Bu 7 kişiyi, Konya'da Dedeoğlu ailesinden 7 kişiyi katleden tetikçinin o yaptığı katliamdan iki gün sonra 155'i arayıp otuz beş dakika polisle konuştuğu ortaya çıktı. Nereden ortaya çıktı? Dosyada bir sayfa unutulmuş ve o unutulmuş olan sayfada tetikçi, polise diyor ki: "7 kişi öldürdüm, bunlar teröristler; 5 kişi daha öldürüp teslim olacağım." Şimdi, niye diyorum bir sayfası ortaya çıktı diye? Geri kalanı yok dosyanın içinde, o çözümü yok etmişler dosyadan ama otuz beş dakika konuşmuş o sayfada göründüğü kadarıyla polisle. Şimdi, soruyoruz: O tetikçi, polise başka neler anlattı? O unutulan belgenin tamamı dosyaya iade edilecek mi yoksa o belge imha mı edildi? O kayıtlar nerede? Bunların hepsini soruyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Peki, başka bir soru daha var: İki gün sonra aramış tetikçi 155'i, altı gün sonra yakalandı yani konuştuğundan dört gün sonra yakalandı. Peki, polis ne yaptı? "Sen nereden arıyorsun? Aradığın yerde dur, biz seni alacağız." demedi tetikçiye. Niye dört gün sonra yakalandı bu tetikçi? Şimdi, bütün bu soruların cevabının ortaya çıkarılması gerekiyor. Bu ırkçı saldırı bağıra bağıra gelmişti Konya'da, Dedeoğlu ailesi katledildi, 7 kişi. Şimdi, bir kez daha soruyoruz: Yargı ve Emniyet susmaya devam edecek mi? O kayıp belgelerin ortaya çıkmasını sağlayacaklar mı? Ve böylelikle hakikatlerin de ortaya çıkması sağlanacak mı?

Son bir nokta var. Bunu daha evvel de konuşmuştuk, gerçekten çok acı bir durumdu ama hatırlatmak istiyorum ve yaşanılanın nasıl büyük bir zulüm olduğu bir kez daha söylemek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Oluç, toparlayın.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Toparlıyorum efendim.

Halise Aksoy vardı ve hatırlarsanız, geçen yıl, Halise Aksoy'un çocuğunun kemikleri PTT Kargoyla evine gönderilmişti ve o zaman, biz bunu çok kınamıştık, protesto etmiştik; bunun nasıl insanlık dışı bir yaklaşım olduğunu anlatmıştık, insanlığın karanlık sayfasına adınızı yazdırdınız demiştik, hiçbir dinde, hiçbir hukukta olmayan bir zulmü tarih kayıtlarına düştünüz demiştik. Şimdi ne oldu? Dün Halise Aksoy'un evini basıyor polis ve geçen yıl kargoyla kemikleri gönderilmiş olan çocuğunun nerede olduğunu soruyor anneye. Ya, inanılır gibi değil, inanılır gibi değil! Gerçekten, tarih çok zulüm gördü ama bu kadar ağır bir zulmü insanlara yaşatmak asla kabul edilebilir bir şey değil. Bunu bir kez daha özellikle vurgulamak istiyoruz. Bu zulme son verin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bitiriyorum efendim.

BAŞKAN - Buyurun, toparlayın.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Hem kargoyla çocuğunun kemiklerinin anneye gönderilmesi büyük bir zulümdür; o yetmiyormuş gibi, aradan bir sene geçince evini basıp o çocuğun nerede olduğunu sormak başka bir zulümdür. Bunların hepsini çok ağır bir şekilde kınıyoruz ve protesto ediyoruz.

Teşekkür ediyorum.