| Konu: | Adli Tıp Kurumunun Aysel Tuğluk'la ilgili çıkardığı rapora ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın zamlarla ilgili yaptığı açıklamaya ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 54 |
| Tarih: | 16.02.2022 |
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın vekiller, ilk olarak geçmişte milletvekilimiz de olan ve partimizde de Eş Genel Başkan Yardımcılığı yapmış olan Aysel Tuğluk'la ilgili birkaç söz söylemek istiyorum. Çünkü Adli Tıp Kurumu -aslında allahlık bir kurumdan bahsediyoruz- Aysel Tuğluk'la ilgili yeni bir rapor çıkardı ve bu rapor gerçekten eksik, üstünkörü hazırlanmış, yanlışlarla dolu, bilimsellikten uzak, objektiflikten uzak. Yani nasıl bir Adli Tıp Kurumu bu anlaşılır gibi değil. Yani Adli Tıp Kurumunun hazırladığı rapor, 6-8 Ekim Kobani davasının görüldüğü mahkemenin Adli Tıp Kurumundan talep ettiklerine bile cevap vermiyor. Adli Tıp Kurumu kendine göre bir rapor hazırlamış; dedim ya, bilimsellikten, objektiflikten uzak, tek yanlı. Adli Tıp Kurumunun hazırladığı bu rapora imza atan doktorlar 12 Eylül askerî diktatörlük dönemindeki doktorları hatırlatıyorlar. Aynen o dönemde de işkence gören mahkûmların, işkence gören tutukluların, hükümlülerin aslında işkence görmediğine dair rapor hazırlayan doktorlar vardı. Doktor değildi onlar, onlar işkencecilerin aletiydiler. Bugün Adli Tıp Kurumunda -hepsini kastetmiyorum- elbette ki değerli doktorlar vardır ama Adli Tıp Kurumundaki doktorların bir kısmı... Yani öyle laf söyletecekler ki insana... Yahu, sizin doktorluğunuz batsın! Bu raporu hazırlıyorsanız sizin doktorluğunuz batsın! İktidara bu kadar yandaş, iktidardan bu kadar korkan, ettiğiniz o doktorluk yeminine asla uymayan doktorcuk parçaları bunlar. Açıkça bunu söylüyoruz, böyle rapor olmaz; eksik, yanlış, bilimsellikten uzak, objektiflikten uzak.
Şimdi, Adli Tıp Kurumuna mahkeme soruyor, sorduğu sorunun cevabını vermiyor ya Adli Tıp Kurumu, bunun cevabını vermiyor ve diyor ki: "Cezai sorumluluk boyutunda cezai sorumluluğu vardır." Mahkeme sana onu sormamış; mahkeme "Savunma yapabilir durumda mı?" diyor, sen "Cezai sorumluluk hâli vardır." diyorsun. Sana bunu mu sormuş mahkeme? Hayır.
Peki, şimdi ne olacak bu durumda? Bu Adli Tıp Kurumunun bu verdiği rapora nasıl bir tepki gösterecek mahkemeler? Ya, Aysel Tuğluk'un sağlık durumu -biz insani açıdan değerlendiriyoruz, mesele siyasi bir mesele değildir- insani açıdan baktığımızda cezaevinde kalmasına uygun olmayan bir sağlık durumudur. Bu konuda elinde raporlar vardır, Kocaeli Adli Tıp Kurumunun hazırladığı rapor vardır, başka doktor raporları vardır ama bu Adli Tıp Kurumu bunların hiçbirini ciddiye almıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Yani, şimdi, Aysel Tuğluk'un avukatları bugün bir açıklama yaptılar, "Adli Tıp Kurumu bilinçli bir şekilde süreci sürüncemede bırakıyor, hazırladıkları rapor mahkemenin ve müdafilerinin taleplerinden uzak bir rapordur. Dolayısıyla bu kabul edilebilir bir durum değildir." dediler ve 2 talepte toparladılar. Birincisi, avukatları diyorlar ki: "İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Başkanlığına sevk edilmesi gerekir Aysel Tuğluk'un ve orada bilimsel, tarafsız bir raporun hazırlanması ve tedavisinin yapılması gerekir." İkincisi, çok önemli, diyorlar ki: "Tıp etik kurallarına aykırı, bilimsel objektiflikten uzak ve mahkemenin ara kararlarına aykırı hazırlanmış raporlarda imzası ve sorumluluğu bulunan hekimlerle ilgili cezai ve idari soruşturma yapılması gerekir. Bunun için de hukuki süreci başlattığımızı bildiriyoruz."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Gerçekten, bir kez daha söylüyoruz: Sizin hekimliğiniz batsın! Bu Adli Tıp Kurumunda bu tür raporların altına imza atanlara sesleniyoruz, onlara sesleniyoruz. (HDP sıralarından alkışlar)
Şimdi, sayın vekiller, hep konuşuyoruz burada, konuşmaya da daha uzun bir süre devam edeceğiz belli ki; zamlar meselesi. Keşke bugün Sayın Mahir Ünal burada olsaydı, karşılıklı bu konuyu da müzakere ederdik, çok da iyi olurdu. Sayın Mahir Ünal "Zamların sebebi devlet değildir bu zamları devlet yapmıyor yani uluslararası piyasalardan -yani dış güçlerden- gelen zamları biz yansıtıyoruz. Yani devlet ve iktidar bu zamlar konusunda çok masumdur." dedi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Şimdi, yani, 2021 yılı başından bugüne kadar yapılan zamlara baktığımızda, akaryakıta yüzde 300, elektriğe yüzde 150'nin üzerinde, doğal gaza yüzde 100'ün üzerinde zamlar yapılmış; gıda ve diğer ihtiyaç kalemlerine yüzde 100'ün üzerinde zamlar yapılmış; hayat pahalılığı ve enflasyon, TÜİK'in rakamlarına göre değil, bağımsız kuruluşların rakamlarına göre yüzde 100'ü bulmuş. Durum ortada fakat ilginç bir şey daha oldu, o ilginç şey -onun için Mahir Ünal'dan bu alıntıyı yaptım- Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği (ELDER) bir açıklama yaptı ve dedi ki: "Fiyatları biz belirlemiyoruz." Şimdi, o açıklamasının içinde çok ilginç bir cümle var, diyor ki: "Enerji maliyetlerindeki yükselişin en büyük sebebi, uluslararası fiyatlara ve dövize endeksli ithal edilen doğal gaz ve kömür alım maliyetlerindeki ciddi artışlardır." Yani "dövize endeksli" diyor ELDER, yani "Döviz bazında artış olduğu için bu fiyatlar artıyor." diyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bitiriyorum efendim, tamamlıyorum.
Mahir Ünal'a bunu hatırlatmak istiyoruz yani döviz bazında bir artış yaşandığı için enerji fiyatlarında da artış oluyor. Peki, döviz bazında artış neden kaynaklanıyor? Ünlü bir teorisyen var, biliyorsunuz ekonomi teorisyeni, onun ünlü tezi var, hani, faiz-enflasyon tezi var ya; o faiz-enflasyon tezi yüzünden faizleri düşürüp enflasyonun çıktığını da gördünüz, faizleri düşürüp kurların yükseldiğini de gördünüz. Dolayısıyla, o ünlü tez yüzünden dövizler yükseldi ve enerji fiyatlarında yükseliş oldu. Öyle uluslararası alanlarda yaşanan fiyatların bire bir Türkiye'ye yansıması değildir mesele, bunu bir kez daha hatırlatmak istiyoruz. O yüzden, bu zamların 1'inci nedeni iktidarın yanlış ekonomi politikalarıdır, bunun altını kalın kalemle, her seferinde çizmeye devam edeceğiz.
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.