GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Düzgün Baba Cemevi'nin önünde silahlı 4 kişiyle beraber fotoğraf çektiren Nazımiye Kaymakamı Uğur Tutkan'ı kınadıklarına, Economist Intelligence Unit tarafından açıklanan 2021 Demokrasi Endeksi'ne ve iktidara ülkeyi Avrupa'nın ve dünyanın atık çöplüğü hâline getirmekten vazgeçmesi yönünde çağrıda bulunduklarına ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:5
Birleşim:53
Tarih:15.02.2022

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, Dersim'in Nazımiye ilçesinde bulunan Düzgün Baba Cemevi'ne Nazımiye Kaymakamı Uğur Tutkan tarafından son üç yıl içerisinde 60 bin lira tutarında idari ve mali para cezaları kesilmiş bulunuyor.

Düzgün Baba Cemevi Başkanı Sinan Kırmızıçiçek bu kesilen cezaların hukuksuz olduğu yönünde bir açıklama yapıyor, basına da yansıyor bu. Bunun üzerine, Nazımiye Kaymakamı Uğur Tutkan silahlı 4 kişiyle beraber cemevi önüne geliyor, bir fotoğraf çektiriyor o 4 kişiyle beraber ve sonra kendi sosyal medyasında bunu paylaşıyor, paylaşırken de diyor ki: "Kanunsuzluk, usulsüzlük kıblesi olanlara doğru yolu göstereceğiz. Türkiye Cumhuriyeti, kanun ve hukuk devletidir. Sana da uzantılarına da öğreteceğiz kanunu, hukuku ve devletimizin gücünü." Yani kanunu, usulü, hukuku Nazımiye Kaymakamı Uğur Tutkan eli silahlı kişilerle öğretmeye çalışıyor.

Birinci soru, iktidara soruyorum: Kaymakamın görevi midir eli silahlı kişilerle bir yere gidip de orada bir açıklama yapmak ve "Kanunu öğreteceğiz." demek, görevi midir gerçekten?

İkincisi: Düzgün Baba Cemevi'nin faaliyetlerini bu Kaymakam engellemeye çalışıyor uzun zamandır, yeni bir iş değil, ticarethane gibi davranıyor Düzgün Baba Cemevi'ne; büyük hakaret yani Alevi toplumunun inancına, ritüellerine, geleneklerine büyük hakaret! Cemevine ticarethane gibi davranıyor. Cemevi, cemevleri ibadethanedir; ticarethane değil. Bu Kaymakam bunu da bilmiyor belli ki. Bunu da söylemiş olalım. Cemevinde gönüllü olarak hizmet edenleri -aralarında analar var, pirler var- onları da sanki cemevinin çalışanı gibi göstermeye çalışıyor yani ibadethanenin ne olduğunu da bilmiyor bu Kaymakam.

Şimdi, tabii "Önce hüküm, sonra hukuk." diyen bir İçişleri Bakanının atadığı bir kaymakamdan söz ediyoruz, mahalle kabadayısı gibi davranan bir kaymakam. Bu Kaymakama hatırlatmak isteriz Anayasa'nın 2'nci maddesini, 10'uncu maddesini, 24 ve 25'inci maddelerini çiğniyorsun sen bu yaptığınla diye ama yani bu Kaymakamın Anayasa, hukuk filan gibi şeylerle alakası olmadığı belli. Bu durumu protesto ediyoruz, kınıyoruz ve iktidarın, bu konuda bu Kaymakama usulü, yolu, erkânı öğretmesi gerektiğini, cemevinin Alevi toplumunun ibadethanesi olduğunu anlatması gerektiğini özellikle vurguluyorum.

Şimdi, sayın vekiller, İngiltere'de bir araştırma ve analiz şirketi var "Economist Intelligence Unit" adı altında, geçenlerde 2021 Demokrasi Endeksi'ni açıklamış bu şirket.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Ve bu 2021 Demokrasi Endeksi'ne göre Türkiye 167 ülke arasında 103'üncü sırada. Şaşırdık mı? Şaşırmadık. Hani bu Kaymakamdan bahsettiğim için bir de buna değineyim istedim. Bu araştırmada ülkelerdeki rejimler 4 kategori içinde değerlendiriliyor; tam demokrasiler, kusurlu demokrasiler, melez rejimler ve otoriter rejimler diye. Türkiye, bu yıl da "melez rejim" kategorisinde yer almış. Yani melezlik güzel bir şeydir ama rejim melez olunca güzel olmuyor çünkü demokrasi ile otokrasi arasında bir melezlikten söz ediliyor. 167 ülke arasında Türkiye 103'üncü, 10 puan üzerinden 4,35 puan almış Türkiye. Değerlendirme yapılırken bu endeks neleri değerlendiriyor? Seçim süreçlerine bakıyorlar, çoğulculuğa bakıyorlar, Hükûmetin işleyişine bakıyorlar; siyasi katılıma, demokratik siyasi kültüre ve sivil özgürlüklere bakıyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bu 5 ölçütü temel alıyorlar Demokrasi Endeksi'ni yaparken ve tabii ki Türkiye bunların hepsinde son derece düşük puan alıyor. Şaşırtıcı mı? Değil. İşte, kaymakam öyle olursa İçişleri Bakanı böyle olursa insan hakları, demokrasi, özgürlükler açısından da ülkenin hâli böyle olur. İktidara bir kez daha bunu hatırlatmak istiyoruz.

Değinmek istediğim bir konu da çevre meselesiyle ilgili, ekolojik dengeyle ilgili. Bakın, Greenpeace -uluslararası bir çevre örgütü, biliyorsunuz- bir rapor yayınladı "Atık Oyunları" başlığıyla ve bu Greenpeace'in yayınladığı raporda, ithal edilen plastik atıkların yasa dışı biçimde çevreye dökülmesi ve açık alanda yakılması sonucunda Adana'daki 5 bölgede tehlikeli kimyasallar ve ağır metaller tespit edildiği ortaya konuldu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Toparlıyorum efendim.

Şimdi, durum gerçekten vahim çünkü İngiltere dâhil Avrupa'dan ithal edilen plastik atıklar uygun olmayan şekilde açıkça yakılarak imha edilmeye çalışılıyor ve bunların içindeki zehirli kimyasallar toprağa yayılıyor, yer altı sularına karışıyor ve son derece ciddi kimyasal sorunlarla karşı karşıya kalınıyor. Doğrudan doğruya toplum sağlığını tehdit eden bir durumla karşı karşıyayız ve bu konuda iki yere çağrı yapmak istiyoruz:

Birincisi, İngiltere'de bu atıkları ihraç ederek büyük paralar kazananlara ve tabii ki İngiltere'ye yönelik bunu söylemek gerekiyor; İngiltere yasalarına göre bu atıkların bu şekilde imha edilmesine izin verilmiyor, o ihracatın durdurulması gerekiyor ve Türkiye'de, tabii, bunun ithalatını yapan firmaların da esas itibarıyla büyük paralar kazanan firmaların da toplum sağlığını ve ekolojik dengeyi gözetmesi gerekiyor. İktidara bu konuda çağrı yapıyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Son cümlem efendim, bitiriyorum.

Çağrımız şudur: Bu ülkeyi Avrupa'nın ve dünyanın atık çöplüğü hâline getirmekten vazgeçin, bundan uzak durun çünkü atılan bu adımların hepsi esas itibarıyla toplum sağlığını ve ekolojik dengeyi altüst eden adımlardır. İktidarın, toplumun geleceğini bu şekilde tehdit eden adımları atması kabul edilebilir değildir.

Teşekkür ediyorum.