GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:5
Birleşim:52
Tarih:03.02.2022

SUAT ÖZCAN (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi'nin 3'üncü maddesiyle ilgili olarak grubum adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Eğitim, öğretmen, öğrenci ilişkisini Çinlilerin bambu ağacını yetiştirmesiyle ilişkilendirdiğimizde önce tohumu ekerler, sularlar ve gübrelerler. Beş yıl boyunca sulanıp gübrelenen bambu beşinci yıla kadar yeşermez, filiz vermez ancak beşinci yılın sonuna doğru yeşermeye başlayıp altı haftada 27 metre boyuna ulaşır. Eğitimin en önemli parçalarından biri olan öğretmenin de eğitim öğretim sürecini bambu ağacının yetişmesine benzetebiliriz. Eğitimde sonuca ulaşmanın koşulu inanmak, çalışmak, sabretmek; veli, çevre ve kamu tarafından desteklenmektir. Öğretmenliğin çok önemli görev ve sorumluluğu herkes tarafından kabul edilirken görüşmekte olduğumuz Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi hakkında eğitim sendikaları başta olmak üzere eğitimin tüm bileşenlerinin ve Öğretmenler Odasının görüşleri alınmadığından -karşı olmalarına rağmen- bu ısrara kimse anlam veremiyor. Bu konuda kanunla öğretmenlik mesleği tüm yönleriyle düzenlenmiyor, sadece ilk atama ve kariyer basamakları ve 2023'te yürürlüğe girecek 3600 ek gösterge... Bu kanuna "Öğretmenlik Meslek Kanunu" denebilir mi? 2004 tarihli kanun ile bugünkü kanun teklifi, 1995 tarihli taslağın kötü bir kopyasıdır. Biz, 2018 yılında Cumhuriyet Halk Partisi olarak tüm paydaşlarla bir araya gelerek bir kanun teklifi verdik, teklifimiz hâlâ bekletiliyor.

Öğretmenler, bu Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi'nden memnun değil; iş barışını sağlamıyor, adaletsizlikleri, eşitsizlikleri gidermiyor, özlük haklarını, örgütlenme ve sendikal hakları güçlendirmiyor, öğretmenlerin ekonomik sıkıntılarını iyileştirmiyor, aile birliğini sağlamıyor, atanmayı bekleyenleri atamıyor, sözleşmeli, ücretli öğretmenlerin sorunlarını çözmüyor, engellilere kadro açmıyor, PİKTES öğretmenleriyle ilgilenmiyor. Öğretmen ve öğrencileri yaz saati uygulamasıyla -özellikle ilkokul öğrencilerini- sabahın karanlığında yollara düşürmesi uygulamasına bile seyirci kalınıyor. Mevcut uygulamayla, kadrolu-sözleşmeli-ücretli öğretmen ayrımcılığı varken yeni sorunların ve işsizliğin önü açılacaktır. Sınav odaklı eğitim sistemine öğrencilerden sonra öğretmenler de katılacaktır. Sınav stresi ve buna ayırdığı zamanla öğretmenlerimizin mesleğini olumsuz etkilemeyecek midir? Başöğretmenlik ve uzman öğretmenliğin öğretmenlerin niteliksel gelişimine ve eğitimine ne gibi katkısı olacaktır? Görev aynıyken unvanların alt ve üst ilişkisi biçiminde düzenlenmesi çalışma düzenini bozucu bir etkiye sahip olacaktır. Ücretli öğretmenlerin aldıkları ücreti hangi vicdan kabul edebilir? Teklifin bir maddesi öğretmenliği bir ihtisas mesleği olarak belirtmesine rağmen bir başka fıkrada öğretmenliği kariyer basamaklarına ayırmaktadır, öğretmenler zaten uzmandı. Bu süreçlerde, mülakatta liyakat esas alınacak mıdır? Öğretmenler, kamuda öğretmenlik mesleğine başladıklarında değil öğretmen yetiştiren yükseköğretim kurumlarından mezun olduklarında öğretmendirler. Bu sebeple, "aday öğretmen" diye bir tanım olamaz, istihdam edilmiş bir öğretmen olur.

Teklifin 3'üncü maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen "Öğretmenlerin çalışma şartları, eğitimde kalitenin yükseltilmesi için belirlenen amaçları gerçekleştirmek üzere düzenlenir." ifadesi belirsizlik içermektedir. Hukuk devletinin temel ilkelerinden biri de belirlilik ilkesidir. Maddenin bu hâliyle öğretmenlerin çalışma süre ve şekilleriyle ilgili keyfî uygulamaların önü açılacaktır. Teklifin 3'üncü maddesinin (4)'üncü fıkrasında "Öğretmenlik mesleği; aday öğretmenlik döneminden sonra öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen olmak üzere üç kariyer basamağına ayrılır." denmektedir. Anayasa'nın 55'inci maddesinde "Ücret emeğin karşılığıdır. Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır." denmektedir. Kanun teklifindeki kariyer basamakları görev ve yetki farklılaşmasına dayanmaktadır. Teklifte öğretmenler için öngörülen mesleki ilerleme unvanları, görev ve yetki farklılaşması getirmeksizin farklı ücret elde etme amacına matuftur. Teklif bu yönüyle Anayasa'nın 55'inci maddesinin "Çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri..." hükmü ile Anayasa'nın 128'inci maddesinde yer alan memurların ve diğer kamu görevlilerinin görev ve yetkilerinin kanunla düzenleneceği kariyer basamakları düzenlemesini içermediğinden 128'inci maddeye aykırıdır.

Bu kapsamda, Millet İttifakı iktidarında öğretmenler statüye ayrılmayacaklar. Öğretmenlerin göreve başladığındaki aylık ücretleri, en yüksek devlet memuru maaşının brüt tutarının yüzde 50'sinden aşağı olmayacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.

SUAT ÖZCAN (Devamla) - Öğretmenlere 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü ve 24 Kasım Öğretmenler Günü'nde birer maaş ikramiye verilecek. Emekli ve çalışan öğretmenlerin maaşlarının hesaplanmasında 3600 ek gösterge esas alınıp önceden emekli olanlar da 3600 ek göstergeden yararlanacaklar. Öğretmenlere eğitim öğretim dönemi başında bir maaş tutarında hazırlık ödeneği verilecektir. Özel okullarda çalışan öğretmenlerin ücretleri, resmî okullarda çalışan aynı hizmet süresindeki öğretmenlerin en düşük maaşından daha düşük olmayacak, öğretmenlere çalıştıkları her dört yıla bir yıl fiilî hizmet zammı verilecek, öğretmenlerin çalışma koşulları ve ekonomik hakları ILO ve UNESCO'nun ilgili tavsiye kararına aykırı olmayacak diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)