GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Vergi Usul Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:5
Birleşim:49
Tarih:20.01.2022

CHP GRUBU ADINA ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun teklifinin 2'nci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunuyorum. Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu madde özünde neyi düzenliyor? Kısaca ifade edecek olursak şunu söyleyebiliriz: Kurumlar vergisi mükellefleri ile bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükelleflerinden, bunların döviz ve altınlarını en az üç ay vadeli Türk lirası mevduata dönüştürmeleri hâlinde kur farkı ve faiz gelirleri üzerinden vergi alınmayacağını düzenliyor. Yanlış duymadınız, bu madde "Kurumlar vergisi mükellefleri ve bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, Türk lirası mevduatları üzerinden dövizlerini Türk lirasına çevirdikleri takdirde faiz elde edeceklerdir, kura dayalı olarak faiz elde edeceklerdir ama biz bundan vergi almıyoruz." diyor. Yani "Faizle mücadele ediyoruz." diye aylardır nutuk atan iktidar bu noktaya geldi değerli arkadaşlar, "Faiz gelirlerinden vergi almıyoruz." noktasına geldi. Yani aklıma geliyor; vay sizi faizciler vay, sizi gidi faizciler sizi! (CHP sıralarından alkışlar) Hem de öyle pekiştirerek yazmışlar ki saydım, tam 4 kez "Faizden vergi almıyoruz." diye yazmışlar; bir maddede de atıf var, 5 kez. 2 maddelik bu teklifin 5 yerinde "Faizden vergi almıyoruz." diye tekrar ve tekrar vurgulamışlar. Hani faizle mücadele ediyordunuz? Ama "Biz faizle uğraşıyoruz." vesaire derken bir baktık ki Hükûmet aslında bütün faizleri artırıyormuş. Başta hazinenin borçlanma faizleri olmak üzere, o günden bugüne piyasadaki bütün faizler arttı. Bakın, iki yıl vadeli devlet iç borçlanma tahvilinin faizi yüzde 17'den 24'e çıktı. Beş yıllık devlet iç borçlanma faizi yüzde 17'den 26'ya çıktı, on yıl vadeli olanlarda faiz 17'den 25'e çıktı. Beş yıl vadeli dolar cinsinden borçlanma faizi ise yüzde 5'ken yüzde 8'e çıktı. Ya, sizin bu kadar çok faiz sever olduğunuzu bilmiyorduk. Hani vaktiyle çok söylenirdi ya "Faiz sevici bir iktidarımız var, Hükûmetimiz var."

Sadece devletin borçlanma faizleri değil, bir bakıyoruz, vatandaşın en doğal ihtiyacını karşılamak için aldığı kredilerdeki faizleri bile fırlattılar. Bakın, ihtiyaç kredisi faizi yüzde 23'ten 29'a çıktı. Kredili mevduat faizi yüzde 24'ten yüzde 26'ya çıktı yani bu Hükûmetin politikalarıyla çıktı. Taşıt kredisi yüzde 21'den 26'ya; konut kredisi yüzde 17'den 18'e; ticari kredi faizi yüzde 21'den 24'e; dolar cinsinden ticari kredi faizi yüzde 2,69'dan 5,12'ye çıktı yani 2'ye katlandı. Ya, bu kadar çok faizle uğraşırken "Faizle mücadele ediyoruz." derken meğer gönlünde gizli bir faiz sevgisi varmış Hükûmetin. Faizleri fırlatmışlar, buraya da getirmişler bir madde, diyorlar ki: "Efendim, biz, şirketlerin bilançolarındaki dövizleri Türk lirasına çevirdikleri takdirde yüksek faiz vereceğiz ve bu yüksek faizden de vergi almayacağız." Baştan sona faizle örülü bir hükûmet programına dönüşmüştür; onun için bir modelleri yok, gelecekle ilgili bir perspektifleri yok.

Hani, hatırlayın, üç ay önce ne diyorlardı? "Efendim, rekabetçi kur, kur ne kadar yüksek olursa o kadar iyidir. Kur yükselecek; ihracatımız artacak, ithalatımız azalacak, cari fazla vereceğiz, ekonomiyi dengeye ulaştıracağız." diyorlardı. Bir baktık ki politika faizini indirdiler, kur yükseldi; ikinci kez indirdiler, kur yükseldi; üçüncü kez indirdiler yine kur yükseldi; dördüncü kez de politika faizini indireceklerken bütün iktisatçılar, ekonomi hocaları "Ya, yapmayın, etmeyin, tutmayın; eğer bunu yaparsanız kuru patlatacaksınız." dediler. Yine indirdiler ve arkasından bir baktık ki dolar kuru 18'e çıkmış. Sonra, kuru düşürmek için mücadele etmeye başladılar; şimdi yüksek kurdan, rekabetçi kurdan hiç bahsetmiyorlar, "Bakın, gördünüz mü kuru 18'den 13'e, 14'e düşürdük." diye övünç çıkarmaya çalışıyorlar. Yani, üç ay önce ne söylüyor idilerse bugün tersini söylüyorlar. "Faize karşıyız." dediler, faizci olduklarını gösterdiler, "Yüksek kur iyidir." dediler, şimdi kuru düşürmek için mücadele ettiklerini söylüyorlar. Böyle bir politika olmaz, çelişkilerle yoğrulu bir model olmaz; ortaya bir model koyduğunuz zaman bunun tutarlı bir tarafı olur. Hani izlediğiniz politika ihracatı artıracaktı, ithalatı azaltacaktı, cari fazla verecekti. Şu madde bile, üretim yapanı, yatırım yapanı ve ihracat yapanı cezalandıran bir maddedir değerli arkadaşlar. Nasıl mı? Bu maddeyle Hükûmet şirketlere diyor ki: "Dövizinizi ve altınınızı yatırıma bağlarsanız yani dövizinizle, altınınızla yatırım yaparsanız, üretim yaparsanız, ihracat yaparsanız kazancınızdan vergi alacağız. Ama bunu yatırıma dönüştürmez, üretime dönüştürmez, kasanızda tutarsanız, bir mevduatta tutarsanız sizin faiz gelirlerinizden vergi almıyoruz." Hani siz üretimi, ihracatı teşvik etmeye çalışıyordunuz? Bu madde nedir arkadaşlar? Bu madde tam tersini söylüyor.

Ama zıtlıklar sadece burada değil; bakın, bir ton zıtlık var. Hani ihracatı artıracaktınız? İhracatçı ithalat yapabilmek için döviz bulamıyor piyasadan, döviz. EXIMBANK kredileri işlemiyor, kredi çekemiyor; bu yetmedi, ihracatçının yıllık maliyetini yüzde 88'e çıkardınız. Bu maliyetlerle nasıl iş yapacak? Başka? İhracatçının döviz gelirlerinin yüzde 25'ini Türk lirasına çevirmeyi zorunlu kıldınız. Hani siz ihracatı teşvik ediyordunuz, bu yaptıklarınız neyin nesi? Yani söyledikleriniz başka, yaptıklarınız başka. Ve bu madde de aynı şekilde, ihracatı, üretimi ve yatırımı caydıran; üretim, ihracat ve yatırım yapmamayı özendiren bir madde niteliğindedir. Nitekim, bu darmadağınık ve koyduğunuz hedeflere aykırı politikalar yüzünden bakıyoruz ki ihracatın birim değeri düşmüş, azalmış; 2014'te 1,59 dolarken Kasım 2001'de 1,26 dolara düşmüş. Böyle ihracat artışı olmaz değerli arkadaşlar. Veya ileri teknoloji ürünlerinin toplam ihracat içindeki payına bakıyoruz, yüzde 2-3. Nasıl bir ihracatı teşviktir bu? Bunu da kabul edebilmek, anlayabilmek mümkün değildir.

Ve sonra, hani dış ticaret fazlası veriyordunuz? En son kasım ayı rakamlarını ilan ettiniz, 2,7 milyar dolar cari açık verdi. Hani cari açığı kapatıyordunuz? Bir ay kapandı diye bayram yaptınız "Bakın, politikalarımız cari fazla vermeye başladı." diye. Her kriz döneminde, doların her fırladığı dönemde, 2001 krizinde de 94 krizinde de zaten ekonomide cari fazla vardır. Siz bir ay, iki ay cari fazla verdik diye "Bak, politikalarımız isabetlidir." demek istiyorsunuz. Ama şimdi, kasım cari açığı ilan edildi, bir ayda 2,6 milyar dolar cari açık verdiniz.

Demek ki politikalarınız işe yaramıyor, demek ki sizin politikanız yok, aklınıza geldikçe konuştuğunuz her şeyi politika zannediyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) - Sadece cari açığı artırmadınız, risk primini artırdınız. Bugün itibarıyla risk primi 543'tür değerli arkadaşlar. Bu ne demek biliyor musunuz? "Gidip de yurt dışında döviz cinsi borçlanacağınız zaman diğer dünya ülkelerine göre yüzde 5,5 daha fazla faiz ödeyeceğiz." demek istiyorsunuz. Bunun neresi başarı, bunun neresi politika? Enflasyonu zaten fırlatmışsınız, her taraf yangın yerine dönmüş; akaryakıta her gün zam geliyor, her gün; benzin, mazot zammından, elektrik fiyatlarındaki artışlardan, mutfaktan, marketlerden, çarşıdan, pazardan vatandaş korkar olmuştur.

Dolayısıyla her pakette yeni bir madde getirerek bu işi çözemezsiniz. Derli toplu bir paket getirmenizi beklediğimizi ifade ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)