| Konu: | TÜİK'in 2021 yılı Aralık ayı Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi rakamlarına, TÜİK Başkanının enflasyon rakamlarıyla ilgili açıklamalarına, Para Politikası Kurulunun açıklamalarına, Osman Kavala davasına, Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Kavala ve Demirtaş kararlarını uygulaması gerektiğine ve Boğaziçi Üniversitesinin atanmış Rektörü Naci İnci'nin uygulamalarına ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 49 |
| Tarih: | 20.01.2022 |
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, sayın vekiller; bugün Türkiye İstatistik Kurumu, 2021 yılı Aralık ayına ilişkin Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi verilerini açıkladı. Bu, Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi, ülke içerisinde üretimi gerçekleştirilip yurt dışına satışa konu olan ürünlerin üretici fiyatlarındaki değişiminin takip edildiği bir endeks bilindiği gibi. Buna göre, Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi geçen yılın aralık ayında yani 2021 Aralık ayında bir önceki aya göre yüzde 25,92; bir önceki yılın aralık ayına göre ise yüzde 87,64 artmış; müthiş bir artış, bir yıl için yüzde 87,64. En çok artış madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 84,76; imalatta yüzde 87,69 olarak gerçekleşmiş. Eskiden sadece Üretici Fiyatları Endeksi söz konusuydu ama TÜİK bu konuda bir ayrıma gitti ve üretici fiyatlarındaki dalgalanmaların artması endişesiyle yurt içi ve yurt dışı ÜFE ayrımını yarattı. Ama ne oldu? Görüyoruz ki yurt içindeki ÜFE'ye baktığımızda da yurt dışı ÜFE'ye de baktığımızda aynı sert yükseliş trendinin gerçekleştiğini çok açık ve net olarak görüyoruz yani bu tür ayrımlarla gerçeklerin üstü örtülemiyor. Çok açık bir şekilde, bu açıklanan veriyle de bu, bir kez daha görülmüş oldu. TÜİK bu hâlde. TÜİK bu hâlde de TÜİK'in atanmış Başkanı çıktı, dedi ki bugün: "84 milyona karşı sorumluluğum var." Merak ettik, niye böyle bir şey söyledi TÜİK'in atanmış Başkanı? Yani zaten bilinen bir şey değil mi böyle bir sorumluluğu olduğu? Ne oldu? Vicdanı mı rahatsız acaba TÜİK Başkanının?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Oluç.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Neden "84 milyona karşı sorumluluğum var." açıklaması yapma ihtiyacını duyuyor TÜİK Başkanı? Belli ki vicdanı sızlıyor. Çünkü neden o vicdan sızlıyor? Emirler alıyor ve o emirleri yerine getiriyor; bu emirlerin yerine getirilmesi sonucunda emekçilerin maaşından, cüzdanından, sofrasından, ekmeğinden aşından kesiliyor yani işçinin, emekçinin, kamu çalışanının, memurun, emeklinin maaşından kesiliyor. Onun için vicdanı sızlıyor belli ki TÜİK Başkanının. Yani "84 milyona karşı sorumluluğum var." diyerek bu işten kurtulamaz; bunu bir kez daha söyleyelim.
Şimdi, bugün, bütün bunlar yaşanırken Para Politikası Kurulu toplandı ve çok ilginç bir açıklama yaptı. Faizlerde oynama yok, enflasyon patlamış, faiz enflasyonun üçte 1'inde tutuluyor, yüzde 14'te. Sonra enflasyonla...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Oluç.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Diyor ki PPK açıklamasında: "Enflasyonla baz etkilerinin de ortadan kalkmasıyla, dezenflasyonist süreç başlayacak." Allah Allah, bugünkü metindeki açıklama cümlesi bu. Hani faizi indirerek kuru yükseltecektik de ihracat artacak da cari açık düşecekti, sonra da enflasyon inecekti; hani model buydu? Ne oldu? Model mi değişti yine? Bu da belli değil ama belli ki ekonomi politikalarında el yordamıyla iş sürdürülmeye çalışılıyor ve bunun acısını Türkiye'deki emekçi, emekli, dar gelirli, çiftçi, orta sınıf yurttaş çekiyor ve bunun faturasını halk ödüyor. Bunu bir kez daha vurgulamış olalım.
Şimdi, biliyorsunuz, bin beş yüz kırk iki gündür tutuklu bir kişi var; Osman Kavala. Osman Kavala hakkında Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Türkiye'den "AİHM kararını neden uygulamıyorsunuz?" diye görüş istemişti ve bu görüşün de 19 Ocakta bildirilmesi gerekiyordu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Oluç.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bugün Adalet Bakanlığı görüş bildirdi, 2 Şubatta bu görüşle ilgili Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi görüşmesini yapacak ve bir karara varacak. İçeriğinde ne olduğunu bilmiyoruz tabii, henüz açıklanmadığı için ama tahmin yürütelim; Adalet Bakanlığı büyük ihtimalle demiştir ki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine ve Bakanlar Komitesine: "Osman Kavala'nın konu olan davadan değil, başka bir davadan yargılaması sürüyor, o nedenle tutukluluğu devam ediyor. Hükûmet de yargıya müdahale edemiyor." Biz çok iyi biliyoruz ki suç uyduruluyor; ortada ne bir suç var ne bir delil var ne de bir belge var. Doğru dürüst bir iddianame de yok ama Osman Kavala bin beş yüz kırk iki gündür tutuklu tutuluyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Oluç, toparlayalım lütfen.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Toparlıyorum efendim.
Şimdi, zaman kazanmak için oyalama taktikleri bunlar, biliyoruz. Çünkü Adalet Bakanlığı da aslında ve Dışişleri Bakanlığı da çok iyi biliyor ki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararını Türkiye'nin uygulaması gerekiyor. Ama bunu yürütmenin başına açıkça ifade edemedikleri için, açıkça bu konudaki adımın atılması gerektiğini söyleyemedikleri için, siyasi cesaretten yoksun oldukları için, zaman kazanmak için oyalama yapıyorlar. Ama bunun sonunda Türkiye, maalesef, iktidarın bu uygun olmayan, uluslararası demokratik sözleşmeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni çiğneyen tutumundan dolayı ciddi sorunlarla karşı karşıya kalacak, bunu bir kez daha hatırlatalım. Kavala ve Demirtaş kararlarını er geç uygulamak zorunda kalacaksınız, bunu bir kez daha söyleyelim.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Oluç, toparlayın.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Toparlıyorum.
Son olarak değinmek istediğim konu, yani bir iktidar nasıl olur da ülkesinin başarılı bir üniversitesini âdeta düşman üniversite ilan eder ve o üniversitenin akademik değerini düşürmek için her türlü adımı atar sorusunun cevabı Boğaziçi Üniversitesinde yaşanıyor.
Şimdi, daha önce -biliyorsunuz- bir Melih Bulu hadisesi yaşanmıştı, o bitti, bu sefer Naci İnci vakası başladı. Naci İnci, Boğaziçi Üniversitesinin bu atanmış Rektörü; Eğitim Fakültesi Dekanını, Fen Edebiyat Fakültesi Dekanını ve İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanını akşamüzeri bir yazıyla görevden aldığını ilan etti. Seçilerek göreve gelmiş olan dekanların görevden alınmasına dair doyurucu bir açıklama da yok.
Aslında, Boğaziçi Üniversitesini eğitim yapamaz hâle getiren bir iktidarın çabası devam ediyor. Gerçekten inanılmaz bir düşmanlık, sanki orada ders verenler düşman askerleri, sanki orada okuyan çocuklar düşman askerleri. Uluslararası çalışmalara imza atmış olan bir üniversiteyi nasıl niteliksiz hâle getiririz çabasını iktidar sürdürüyor; bunu da izliyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bakın, Melih Bulu tarihe geçti, Naci İnci de şimdi tarihe geçiyor ama en önemlisi onları atayanlar da bilime, akademik çalışmaya düşman olarak tarihe geçecekler; bunu da özellikle vurgulamış olalım.
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.