| Konu: | Vergi Usul Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 48 |
| Tarih: | 19.01.2022 |
BÜLENT TEZCAN (Aydın) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kanun teklifiyle ilgili görüşlerimi beyan edeceğim ama önce memleketimden, Aydın'dan size biraz selam getirdim, o selamı sizinle paylaşmak istiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
Geçen hafta Aydın'daydık, hafta sonu da Sayın Cumhurbaşkanı Aydın'daydı.
VEDAT DEMİRÖZ (İstanbul) - Biz de oradaydık.
BÜLENT TEZCAN (Devamla) - Evet. Tesadüftür, aynı zamanlarda, benzer zamanlarda oradaydık ama benzer yerlerde değil, biraz farklı yerlerde, farklı şekillerde oradaydık.
VEDAT DEMİRÖZ (İstanbul) - Hiç misafirperverlik göstermediniz.
BÜLENT TEZCAN (Devamla) - Şimdi, Dağyeniköy var Germencik ilçemizin. Dağyeniköy, Aydın'ın çok güzel incir, zeytin ağaçlarının olduğu, tabiatın çok güzel olduğu bir köyü; insanlarının çalışkan olduğu, alnı terleyip topraktan rızkını çıkardığı bir yer. O emekleri saygıya değer ama bir kere daha gördüm ki kadının mücadelesi, evladını yetiştirir gibi, yavrusunu yetiştirir gibi yetiştirdiği incir ağacına, zeytin ağacına, toprağına sahip çıkışı beni bir kere daha etkiledi: Dağyeniköylü analarımızı, bacılarımızı saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar, geçen hafta orada, analarımız, bacılarımız Dağyeniköy'de destan yazdılar, resmen destan yazdılar. İnciri için, zeytini için, ağaçları için, toprakları için, alın terlerini korumak için makinelerin üzerine yürüdüklerini gördüm, makinelerin üzerine. Niye oldu, ne oldu? Bir gün makineleri yığmışlar, böyle ince ince emek vererek büyüttükleri zeytinlerini, incirlerini yok etme pahasına, su kaynaklarını yok etme pahasına altın madeni ya da başka madenler aramak üzere tesisat kurmuşlar.
Değerli arkadaşlar, jeotermallerle Aydın'ın havasını zehirlediler, suyunu zehirlediler, toprağını zehirlediler, şimdi de Aydın'ın dağlarına göz dikmeye başladılar. Şimdi, merak ediyorum, bu nasıl bir hırstır? Bu ne doymak bilmeyen bir hırstır? Hani büyük şair diyor ya... Çevreye bu kadar düşmanlık niye bu rant hırsı için? Büyük şairin güzel dizeleri var, hatırlayın, ne diyordu? "Onlar ümidin düşmanıdır sevgilim, akar suyun, meyve çağındaki ağacın, serpilip gelişen hayatın düşmanı." Serpilip gelişen hayata niye düşmanlık ediyorsunuz? Germencik'e, Dağyeniköylü analarımızın, bacılarımızın emeğine niye düşmanlık ediyorsunuz? İşte, o analarımız, tam da yeni bir çevre katliamının arifesinde suçüstü yakaladı makineleri, suçüstü yakaladılar ve haklarına sahip çıktılar, emeklerine sahip çıktılar. (CHP sıralarından alkışlar) Bitmedi arkadaşlar; Cerattepe'yi yağmaladınız, bitmedi; Fırtına Deresi'ni yağmaladınız, bitmedi; Kaz Dağları'nı yağmaladınız, bitmedi; Aydın'ın ovasını jeotermallerle yağmaladınız, bitmedi; şimdi de gözü Aydın'ın dağlarına ve su kaynaklarına dikmişsiniz. Yeni bir katliam teşebbüsüydü, neyse ki analarımız, bacılarımız haklarına sahip çıktı.
Bakın, ne diyorlar? Bunlar benim sözüm değil, kendileri söyledi, bakın, ne diyorlar? "Bizim madenimiz, altınımız, en büyük zenginliğimiz yağımızdır, zeytinimizdir, incirimizdir." diyor, analarımız, köylü kadınları söylüyor bunu. Dikkat edin "Mahvolduk rençperlikten, mahvolduk. İncirleri, zeytinleri yetiştirene kadar bacaklarımı, kollarımı kireç bağladı." diyor Emine teyze. "Bacaklarımı, kollarımı kireç bağladı, nereden geldi başımıza bu bela?" diyor, "Nereden geldi başımıza, bu mınzırlar nereden geldi?" diyor. Bu mınzırlar Türkiye'nin dört bir yanını kaplamış ama Dağyeniköylü analarımız bu mınzırlara meydan okudular, Germencik'te meydan okudular. (CHP sıralarından alkışlar)
Bir başka teyzemiz ne diyor? "4 yaşında torunum, gece susamış kalktı, su istedi, su verdim; uyku mahmurluğu, uyku semesiyle 'Babaanne, zehir var, içmeyeceğim suyu.' dedi." diyor. Bu insanlara, Aydın'ın bu güzel, çalışkan insanlarına bunu niye reva görüyorsunuz, niye reva görüyorsunuz, niye, niye? Alın teri...
YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Baraj açmadık mı Başkanım?
BÜLENT TEZCAN (Devamla) - Onu yapacaksınız tabii, barajı açacaksınız. Barajı açacaksınız ama o insanların incirine, zeytinine, alın terine de tecavüz etmeyeceksiniz. (CHP sıralarından alkışlar)
VEDAT DEMİRÖZ (İstanbul) - Hangisine edilmiş?
BÜLENT TEZCAN (Devamla) - Milletin parasıyla açtınız o barajı, lütuf değil, lütuf değil. Milletin parasıyla açtınız onları, lütfetmiyorsunuz. Bırakın bu lütfetme yaklaşımını. Bakın, başta söyledim, Sayın Cumhurbaşkanı da hafta sonu oradaydı.
YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Ne yaptık ki mesela, ne yaptık da tecavüz ettik? Başkanım, bir açıklar mısınız onu.
BÜLENT TEZCAN (Devamla) - Şimdi, öyle bir şey var ki; Aydın'a geldi Sayın Cumhurbaşkanı, husumet tohumları ekip gitme peşindeydi her zaman yaptığı gibi.
UĞUR AYDEMİR (Manisa) - Maddelere gel biraz, maddelere gel!
BÜLENT TEZCAN (Devamla) - Her zaman yaptığı gibi husumet tohumları ekmeye gelmiş Aydın'a.
VEDAT DEMİRÖZ (İstanbul) - Çine Çayı'na baktın mı?
BÜLENT TEZCAN (Devamla) - Yani husumet tohumlarını ekecek, Germencikli, Dağyeniköylü vatandaşımıza "Maden arayacağım." diye incirine, toprağına, varlığına tecavüz ederken "Cambaza bak cambaza." deyip ara yerde oralar gidecek. Yok öyle yağma!
VEDAT DEMİRÖZ (İstanbul) - Sen Çine Çayı'na baktın mı, Çine Çayı'na baktın mı?
BÜLENT TEZCAN (Devamla) - Yok öyle yağma!
Bakın, şimdi Menderes'in yaşadığı toprakları zehirleyeceksin...
VEDAT DEMİRÖZ (İstanbul) - Ayıp ya, vallahi ayıp ya!
BÜLENT TEZCAN (Devamla) - Menderes'in bulunduğu yerde vatandaşın emeğini, alın terini zehirleyeceksin, ondan sonra da rahmetli Menderes'in davası üzerinden siyaseten rant elde etmeye çalışacaksın; Aydınlı bunu biliyor, Aydınlı bunu biliyor.
VEDAT DEMİRÖZ (İstanbul) - Onlar biliyor da sen bilmiyorsun, sen.
BÜLENT TEZCAN (Devamla) - Bakın, şunu biliyoruz ki Erdoğan'ın davası, Menderes'in davası değildir.
YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Menderes'i kim idam etti, kim?
BÜLENT TEZCAN (Devamla) - Erdoğan, rahmetli Menderes'in davasının peşinde değil...
VEDAT DEMİRÖZ (İstanbul) - Menderes'i de siz yaptınız, siz.
BÜLENT TEZCAN (Devamla) - ...rahmetli Menderes'in siyasi sermayesinin peşindedir, hesabı budur her geldiğinde. (CHP sıralarından alkışlar)
VEDAT DEMİRÖZ (İstanbul) - Menderes'in hesabına hiç girme, Menderes'in hesabına girersen çıkamazsın!
BÜLENT TEZCAN (Devamla) - Erdoğan, rahmetli Menderes'in davasını gütmekle meşgul değil, rahmetli Menderes'in siyasi sermayesini yemekle meşguldür husumet tohumları ekerek ama Aydınlı bu tezgâhları yemeyecek. Aydınlı bu tezgâhları yemeyecek, siz de rahmetli Menderes'in siyasi sermayesini yiyemeyeceksiniz, heder edemeyeceksiniz, yok öyle yağma! (CHP sıralarından alkışlar)
YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Menderes'i kim astı?
BÜLENT TEZCAN (Devamla) - Bakın, bu köy, rahmetli Celal Bayar'ın Millî Mücadele sırasında saklandığı köydü. Sizin zerrece saygınız varsa orada feryat eden vatandaşın, analarımızın, bacılarımızın emeğine saygı duyacaktınız.
Tabii, şimdi, bu kanun teklifini görüşüyoruz, kanun teklifine de geldik, geleceğiz.
Değerli arkadaşlar, biz bağırıyorduk "128 milyar dolar nerede?" diye. Nasıl sattınız, nereye sattınız, hangi gece sattınız, kime sattınız? Ya, "128 milyar dolar nerede?" diye biz bağırırken el çabukluğuyla bir 9 milyar dolar daha satmışsınız. Şimdi diyoruz ki: 137 milyar dolar nerede kardeşim? Bu milletin 137 milyar dolarını ne yaptınız? (CHP sıralarından alkışlar)
VEDAT DEMİRÖZ (İstanbul) - 9'u gördüğüne göre 128'i de görürsün, hatta okuyabiliyorsan aç.
BÜLENT TEZCAN (Devamla) - Önümüze kanun teklifi getirip milletin, heder ettiğiniz çocuklarımızın geleceğinden çaldıklarınızı bu şekliyle meşrulaştıramazsınız.
YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Ya, böyle yalan şimdi...
VEDAT DEMİRÖZ (İstanbul) - Ya, Bülent Bey, yakışmıyor, vallahi yakışmıyor.
BÜLENT TEZCAN (Devamla) - Yeni bir şey ortaya çıkarmışsınız "kur korumalı mevduat" diye. Ya, bunun adını herkes biliyor; bu, dolar garantili faiz. Milletin almadığı dolar, Türk lirasını bile faiz garantisine bağladınız, dolar garantili faiz. Şimdi, buraya gelmeden önce bile bir kere daha 50 kuruşa yakın mazota zam geldi, geçen sene çiftçi 700 liraya depoyu dolduruyordu, bu sene 1.500 liraya depoyu dolduruyor. Aydın'da çiftçi tarlaya gübre saçamadı, gübre saçamadı; ilaca gücü yetmiyor, mazota gücü yetmiyor, gübreye gücü yetmiyor.
VEDAT DEMİRÖZ (İstanbul) - Elektriğini siz verin, siz!
BÜLENT TEZCAN (Devamla) - Size gücü yetmiyor sanıyorsunuz ama sandıkta yetecek.
VEDAT DEMİRÖZ (İstanbul) - Belediye Başkanı elektriğini versin.
BÜLENT TEZCAN (Devamla) - İnşallah, sandıkta size o çiftçinin, o vatandaşın gücü yetecek. (CHP sıralarından alkışlar) Sandık geliyor, sandık yakın.
VEDAT DEMİRÖZ (İstanbul) - Belediye elektriği versin, Belediye elektriği bedava versin.
BÜLENT TEZCAN (Devamla) - Pazar yerine gidin, burada konuşmayın.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
BÜLENT TEZCAN (Devamla) - Toparlıyorum Sayın Başkan, teşekkür ederim.
VEDAT DEMİRÖZ (İstanbul) - Elektrik verin, elektrik!
BÜLENT TEZCAN (Devamla) - Pazar yerine gidin, pazar yerine, burada konuşmayın. 75 yaşında bir teyzemiz -görüntüleri var- dedi ki: "Çocuğum, mandalina almaya geldim, gelirken torunum 'Mandalina al.' dedi. 6 lira olmuş -'6 milyon' diyor o kendi diliyle- mandalina, torunuma mandalina alamadan dönüyorum." Poşeti gösterdi, "Torunuma mandalina alamadan dönüyorum." diyor. İşte, torununa mandalina alamadan dönen o teyzemizin, anamızın feryadı, bu dünyada da ahirette de yakanızı bırakmayacak sizin. (CHP sıralarından alkışlar) Hiç böyle buradan rahat rahat konuşmayın. Bu getirdiğiniz sistem önümüzdeki ilk sandıkta sizi hak ettiğiniz yere gönderecek.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)