GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 25'inci ve 27'nci Dönem Milletvekili Leyla Güven'in Elâzığ Cezaevinde gardiyan tarafından tehdit edildiğine, iktidar çevresinde içeriden edindiği gizli bilgileri kullanarak haksız kazanç sağlamış olanların açıklanması gerektiğine ve mültecilere yönelik ırkçılığa ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:5
Birleşim:44
Tarih:11.01.2022

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, Leyla Güven -25'inci ve 27'nci Dönem Milletvekilimiz- Elâzığ Cezaevinde, haksız ve hukuksuz bir cezayla karşı karşıya kaldı. Bugün yaşadığı bir olay var, burada gündeme getirip bir çağrı yapmak istiyorum.

Corona aşısı için götürüyorlar, aşı için sıra beklerken eli cebinde bekliyor ve bir gardiyan gelip "Elini cebinden çıkar." diyor, o da "Niye çıkartıyorum elimi cebimden?" diyor, gardiyan "Çıkar elini cebinden." diyor, bir münakaşa başlıyor. Ve sonunda gardiyan: "İstersen Cumhurbaşkanı ol, benim karşımda elin cebinde duramazsın." gibi laflar da ediyor. Sonra araya başkaları giriyor filan, mesele yatışıyor. Fakat bu gardiyan oradan çekilirken "Bundan sonra göreceksin sen." diyor yani açıkça tehdit ediyor. Şimdi, buradan, bunu cezaevi yönetimine, Ceza ve Tevkifevleri yönetimine ve Meclisin cezaevi komisyonuna çağrı yapıyorum: Bu gardiyan açıkça tehdit ederek Leyla Güven'in hayatına yönelik bir kastı olduğunu ifade etmiştir; güvenliğini sağlamak gerekiyor ve haddini aşmış olan bu gardiyan hakkında gereken işlemin yapılması gerekiyor. Dolayısıyla bu üç yere çağrıyı tekrarlıyorum.

Şimdi, sayın vekiller, FED var, biliyorsunuz Amerikan Merkez Bankası; hani sizin kıpır kıpır Bakanınızın 5 ailenin bankası sandığı Amerikan Merkez Bankasından bahsediyorum. Onun Başkan Yardımcısı Richard Clarida görev süresi 31 Ocağa kadar devam edecek olmasına rağmen beklemeyip 14 Ocakta istifa edeceğini bugün duyurmuş.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Nedeni şu: Şubat 2020'deki ticari işlemleri nedeniyle bir inceleme başlatılmış olması. Finansal piyasalarda yaptığı bireysel hamleleri eksik beyan ettiği ortaya çıkınca istifa etmek zorunda kalıyor.

Bakın, bu FED Başkan Yardımcısı örneğini niye veriyorum? Çünkü Türkiye'de kamuda çalışan yetkililerin finansal hareketlerini açıklama zorunluluğu yok biliyorsunuz. Defalarca sorduk ve sormaya devam ediyoruz, dedik ki: Hazine ve Maliye Bakanlığı, BDDK, SPK ve kamu bankaları yönetimleri ile her şeyin başındaki saray yöneticileri son üç ayda hangi döviz işlemlerini yaptılar veya yaptılar mı? Birikimlerini hangi para biriminde tutuyorlar? İçeriden aldıkları gizli bilgilerle işlem yaptılar mı? Bu soruların, muhatapları tarafından cevaplanması gerekiyor ama bugüne kadar herhangi bir cevap gelmedi, kamusal bir zorunluluktur bunun cevabının verilmesi ama gelmedi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Hatırlatıyorum: Hazine ve Maliye Bakanının kardeşi, bu kıpır kıpır Bakanın kardeşi Merkez Bankasının faiz indiriminden bir gün önce "1 puan faiz indirimi olacak." diye basına açıklamada bulundu ve İngilizcesiyle "insider trading" dedikleri yani içeriden gizli bilgi alarak finansal hareketler yapma konusundaki en bariz, açık örnektir Hazine ve Maliye Bakanının kardeşinin ettiği bu laf. Yani 128 milyar dolarla ilgili sorulan sorulara cevap yok, 20 Aralık 2021 gecesi ve sonrası satışlarla ilgili sorulara cevap yok, "100 bin dolar üstü alım ve satımları kimler yapmıştır?" sorularının cevabı yok, hiçbir soruya cevap verilmiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Başkan.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - "İktidar çevresinde 'insider trading' yapmış olan yani içeriden edindiği gizli bilgileri kullanarak haksız kazanç sağlamış olanlar var mıdır, yok mudur?" sorularına cevap yok. Bu soruları sormaya devam edeceğiz ve bu soruların cevabını alma konusunda da her türlü mücadeleyi sürdüreceğiz. Kamuya açıklamak zorundasınız çünkü belli ki orada çok kirli ama çok kirli işler dönüyor ve Türkiye Merkez Bankasının ve kamu bankalarının kaynakları birilerine, iktidar yandaşı şirketlere ve kişilere, bankalara peşkeş çekiliyor çok açık bir şekilde, bunu vurgulamak istiyorum.

Şimdi, geçtiğimiz günlerde, Esenyurt'ta, 1'i mülteci 2 kişi arasında çıkan tartışma sonrasında, saldırıya uğrayan Filistinli mültecinin sığındığı Suriyelilere ait iş yeri 30-40 kişilik bir ırkçı grup tarafından basıldı ve olaylar büyüdü, şiddet kullanıldı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım efendim.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bu saldırı mültecilere dönük ilk saldırı değildi, tabii biliyoruz. Yine, hatırlarsanız, ağustos ayında da Ankara'da mültecilere yönelik bir saldırı yapılmıştı. Yine, hatırlatmak istiyorum: İzmir'in Güzelbahçe ilçesinde işçilik yapan 3 Suriyeli mülteci 16 Kasım 2021 tarihinde yakılarak katledilmişti. Yani bu saldırıların hiçbiri yeni değil, münferit de değil ve bu son saldırı da aslında siyasi iklimin yarattığı ayrımcılık ve nefret dili sonucunda meydana gelmiştir. Onun için bir kez daha hatırlatalım: Türkiye'de en güvencesiz işlerde başta Suriyeli mülteciler olmak üzere mülteciler çalışmaktadır, mülteciler bu ülkede ucuz iş gücü hâline gelmiş durumdadır. Açık bir biçimde mültecilere yönelik ırkçılığın yaşandığı bir ortam vardır ve bunlar yetmiyor, mültecilerin yaşamları güvence altına alınamıyor ve sürekli şiddetin hedefi hâline geliyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - O nedenle Meclis içindeki ve Meclis dışındaki siyasi partilere ve elbette ki halkımıza çağrı yapıyoruz, muhalefete de sesleniyoruz: Mutlaka ama mutlaka ayrımcı bir dilden, nefret söyleminden, mültecileri hedef hâline getirecek her türlü eylem ve ifadeden kaçınmak gerekiyor. Halkımız aslında şunu biliyor: Mülteciler suçlu değil, mültecilerin buraya gelme nedeni kendi tutumları değil; esas itibarıyla, bu iktidarın yanlış dış politikası nedeniyle mülteciler Türkiye'ye gelmek durumunda kaldılar. Dolayısıyla sorunların -açlığın, sefaletin, yoksulluğun- nedeni mülteciler değil. O nedenle mültecilere kardeşçe yaklaşmak, saldırganlığa, ırkçılığa hiçbir prim vermemek bütün herkesin boynunun borcudur, bunu bir kez daha vurgulamak istiyorum.

Teşekkür ediyorum.