| Konu: | Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 42 |
| Tarih: | 04.01.2022 |
CHP GRUBU ADINA ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin tümü üzerine Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunmaktayım.
Bazı kanunlarda... Yedinci senesine girdi milletvekilliğim, hiçbir zaman için anlamadım, hangi bazı kanunlar? Ortaya karışık salata. Bu kanun teklifi yani bu 298 sıra sayılı Kanun Teklifi içinde ülkenin geleceği için, çocuklarımızın, torunlarımızın geleceği için çok çok önemli bir madde var. Bu madde, çocuklarımızın geleceğini, ülkenin sanayisini, ülkenin ihracatını, ülkenin gelişmişliğini engelleyecek bir kanun maddesi -biraz sonra onun detaylarına değineceğim- ve bunu biz Komisyona getirdiğimiz zaman tam Plan ve Bütçe Komisyonunda çalışmalar yapılıyor. Bu kanun teklifi bir elma şekerinin içine sarılmış, elma şekerinin içinde zehir olan limanlar var. Elma şekeri neydi? TRT payı kaldırılacak. (CHP sıralarından alkışlar) Vatandaşın ağzına bir parmak bal çalmaktadır bu. Ha, TRT payının kaldırılmasını yıllardır biz de istiyoruz elektriğin üstünde ama yani toplamda yüzde 2 bile değil yani 100 liralık elektrikte 2 lira bile olmayan bir paydan bahsediyoruz. Dedik ki: "Madem bunu yapıyorsunuz, bandrolden aldığınız, TRT payından alınanın 5 katı; eğer samimiyseniz bunu da kaldırın o zaman." Ama böyle bir samimiyet nerede... Bugüne kadar hiç görmedik.
Şimdi, o gün, burada Plan ve Bütçe harıl harıl çalışırken bu maddeyi buraya koyduktan sonra, gece yarısı o madde -16'ncı maddeydi o zaman, bu liman kanunu- çekildi, biz de ümitlendik. Ha Komisyonda Komisyon üyesi arkadaşlarımız da biz de orada bu konuyla ilgili çok ciddi sakıncaları anlattık, "Herhâlde iktidarın aklı başına geldi." dedik, "Bu işin uygulamasının son derece yanlış olduğunu gördü." dedik ama nerede... Aslında burada Türkiye Büyük Millet Meclisini de aldatmaya yönelik bir operasyonmuş. Plan ve Bütçede, burada görüşmeler yapılırken "Konu uzamasın, bir an önce bunu geçirelim, ondan sonra biz bunu tekrar yine bir kılıfın içine sokar, bu zehri milleti yuttururuz." dediniz. Ha, peki, o kılıf neydi? O kılıf... Ki kamuoyunda bugün bizim tartıştığımız konuda "Sadece stokçulara 50 bin lira olanı 100 bin liraya, 500 bin liraya çıkarıyoruz. Bak, bu fiyat artışlarının sebebi; bu sanayiciler var ya, bu esnaf var ya, bu tüccar var ya; bunlar yapıyor bunu." diyebilmek için o maddeyi, stokçular maddesini, sadece cezayı artırdığınız bir maddeyi getiriyorsunuz ama yine nereden emir alındıysa bu kanun maddesini Anayasa'ya aykırı olmasına rağmen Meclisin önüne getiriyorsunuz; bu, kabul edilebilir değil.
Ha, şimdi, arkadaşlar, biraz önce çıkarken döviz kuruna baktım, dolar ve euro kurlarına; dolar 13 lira 55 kuruşa gelmiş, euro da 15 lira 30 kuruşa gelmiş. Peki, siz 20 Aralık gecesi ne yapmıştınız? Dolar 18,5 liraydı, doların 18,5'tan geriye gelmesi için bir gece yarısı operasyonu yapmıştınız; ilkel çağlarda kalmış, rahmetli Özal'ın da şiddetle eleştirdiği bir bankacılık ürününü milletin önüne sundunuz ve bunu büyük bir şovla yaptınız; Bakanlar Kurulu, Kabine toplantısından sonra Sayın Cumhurbaşkanı çıktı, açıklamalarda bulundu ama gece sekizdi, piyasalar kapalıydı; hiç kimsenin önünde ekran yok; vatandaşın çıkıp piyasadan bin dolar, 2 bin dolar, 3 bin dolardan fazla dolar alması mümkün değildi. Sonra iş anlaşıldı; gece yarısı büyük bir operasyon yapıldı, 18,5 liradan TL'ler satıldı, aşağı doğru, 10 liraya doğru giderken sabaha doğru ya da sabah başka bir operasyonla -biraz önce Erdoğdu anlattı- daha büyük bir soygun düzenlendi, büyük bir soygun.
TURAN AYDOĞAN (İstanbul) - Daltonlar, Daltonlar!
ÇETİN OSMAN BUDAK (Devamla) - Dünya tarihinde böyle bir soygun görülmemiş, dünya tarihinde böyle bir soygun yaşanmamış. Bir gecede 18,5 liradan 10,5 liraya kadar gelen dolar -biraz önce söyledim- şimdi 13,5 lira. Yani iki haftada -iki hafta bile değil- ne kadar gitmiş? Gittiği rakam yüzde 30 arkadaşlar, yüzde 30 geldiği yerden gittiği yere.
Ha, bir de bir veriye baktım "Acaba dolar mevduatları bozulmuş mu?" dedim. Şu anda toplam mevduatların içinde döviz mevduatı yüzde 65, bireylerin yüzde 67, şirketlerin yüzde 64, ortalaması yüzde 65 yani Türk parasına güveni tamamen yok etmişsiniz. Bu sizin iktidarınızda oldu, tamamen Türk lirasından insanlar kaçıyorlar ve sonra da stokçuluk falan filan diye geldiniz. Biraz sonra ona da geleceğim.
Bakın, burada, işte, yabancı mevduatla ilgili Merkez Bankasının verileri. Neredeymiş? 163 milyar 800 milyon dolarmış 22 Aralıkta, ben 30 Aralığı aldım, 30 Aralıkta çıktığı yer 165 milyar dolar. Yani Türk vatandaşları, vatandaşlarımız aşağı yukarı 2,5 milyar dolar daha satın almışlar. E, ne oldu sizin operasyon? Ne oldu sizin operasyon? Hazinenin hâlâ soyulmasına devam ediyorsunuz. Dün Sayın Cumhurbaşkanı bir açıklama yaptı İhracatçılar Meclisinde yaptığı toplantıda, dedi ki: "78 milyar gibi bir mevduat, dolar garantili mevduata yatırıldı." Yani o mevduat, 78 milyar çok küçük bir para, 78 milyar gibi bir rakam, para o günden düne kadar ya da bugüne kadar buraya yatırılmış. Hiç kimse güvenmiyor, dolar mevduatını bozmuyor. Ya, piyasalar nasıl fiyat oluşturacak da bu fiyatlarını aşağı çekecek? Adam yüksek kurdan almış, yüksek kurdan stoklarına koymuş ara malı, ham maddeyi, üretim yapacak; zaten stoklarını kaybetmiş, satmış adam malını. Ciddi stokları vardı pandemiden dolayı reel sektörün adam mallarını satmış, yerine koyacak o stoku. Neyle koyacak? Yurt dışında da fiyatlar döviz bazında inanılmaz artmış, Türkiye'de yüzde 36 diye açıkladığınız bir enflasyon var, TÜİK'in rakamları.
Arkadaşlar, TÜİK'in rakamlarına göre, ÜFE yani Üretici Fiyat Endeksi yüzde 80 artmış. İnandırıcı mı? Değil. Niye inandırıcı değil? Bakın, şu elektrik zamlarına da geleceğim. Sadece TÜİK rakamı... Bizim İstanbul Büyükşehir Belediyemiz geçen sene ihaleye çıkıyor, Halk Ekmekler için un alacak. Geçen sene, tam bir sene önce bir çuval unu 127 liraya alıyor, 127 liraya alıyor arkadaşlar. Geçtiğimiz günlerde yani yılbaşından birkaç gün önce, bir hafta önce yine ihaleye çıkıyor, ihaleye çıktığı zaman en düşük fiyatı veren bugünkü bir çuval unun fiyatının yüzde 170 üstünde, 240 lira civarında, 250 lira civarında. Peki, TÜİK aralık ayı enflasyonunda ne açıklamış? Unun bir yıllık artışını yüzde 85 açıklamış. Şimdi, Üretici Fiyat Endeksi yüzde 80'se, Tüketici Fiyat Endeksi'nde yüzde 36 ki Sayın Genel Başkanımız eğer TÜİK'in önüne gitmeseydi o rakam öyle açıklanmayacaktı, oraya gitti ve TÜİK biraz da mecbur kaldı, bu rakamı o seviyelere kadar çekti. (CHP sıralarından alkışlar)
Şimdi, elektrik zamları, gece yarısı inanılmaz elektrik zamları geliyor. Elektrik zamlarıyla birlikte herkes şoka girdi. Ya, bırakın insanlar bir yılbaşında ağız tadıyla bir yılbaşı geçirsinler, ertesi günü yapıverin. Ne oldu bu kadar da yani ertelediniz... O kadar mı sıkıştınız da bu zamları koydunuz? Ya, bu olabilecek bir şey mi? İnanılır gibi değil. Şimdi, bunların hepsi yol, su, elektrik olarak bütün hane halklarının hepsinin evine girecek. Bir de bazı milletvekilleri, AK PARTİ'li milletvekilleri, AK PARTİ'li ilçe, il yöneticileri "Yani ne olacak, tasarrufa gitmek lazım. Aç gezmek sağlığa faydalıdır. İnsan vücudunun on beş gün ayda aç kalması sağlık işaretidir, sağlıklı yaşamak için bunu yapmak lazım." diyor. Bir tanesi de çıkıyor, diyor ki: "Kısın doğal gazlarınızı, kaloriferlerinizi, giyin kazaklarınızı üstünüze, battaniyenizi üstünüze sarın, tasarruf edersiniz." Ya, bu reva mıdır bu halka, reva mıdır bu halka?
Bir de Sayın Cumhurbaşkanı yine -ekonomiyle ilgili- ilk 10 büyük ekonomiye gireceğiz iddiasını sürdürmeye devam ediyor, milletin aklıyla alay ediyor. İlk 10 ekonomi değil, bakın bir rakam göstereceğim -IMF'nin rakamları bunlar, IMF tahmini- şimdi bu döviz kurlarıyla birlikte nereye geleceğimizi göreceğiz. Dünyanın en büyük ekonomilerini 25'e kadar saymış, Türkiye 21'inci sırada arkadaşlar, bu tahmin. Önümüzdeki günlerde bu rakamlar netleşecek yani G20 ülkelerinin rakamları netleşecek, biz hangi seviyede olacağız, hep birlikte göreceğiz. Şu anda G20 ülkelerinden yani gelişmiş 20 ülke ekonomisinin dışına atılmış bir Türkiye'den bahsediyoruz. 2011 yılında söylenmişti ilk, işte "2023'te ilk 10 ekonomiye gireceğiz, ihracatımız 500 milyar dolar olacak, kişi başına düşen millî gelir 25 bin dolar olacak." Ve bu nakarat hâlâ devam ediyor. Ya, inanılır bir tarafı kalmadı. Kişi başına millî gelir 8 bin doların altına düştü. Etiyopya, Angola gibi ülkelerin seviyelerine geldik neredeyse.
Enflasyon sıralamasında da... Hani ilk 10'a giremedik ama enflasyon sıralamasında 7'nciliğe yükseldik arkadaşlar. Dünyanın en fazla enflasyonu olan 7 ülkesinden 1 tanesi olduk; 7'nci olduk. Ya, bunlarla nasıl övünüyorsunuz, nasıl milleti aldatıyorsunuz anlamak mümkün değil.
İhracat... Şimdi, ihracat rakamlarına bakıyoruz. İhracatçı arkadaşlarımız geçmişte, milletvekilliğinden önce ihracatçı olan arkadaşlarımız burada vardır. Hep konuşuruz, ihracat bir şeyle ölçülür; katma değeriyle ölçülür. Eğer ne kadar yüksek teknolojili ürün ihraç ederseniz siz gelişmiş olan ülkesinizdir. Bir de bir ölçüsü vardır ihracatın; 1 kilogram ürünün dolar karşılığı değeri. Bir türlü 1,5 doların üstüne çıkamadık yani bundan aşağı yukarı altı yedi sene önce 1,60 dolara kadar çıkmıştık, şimdi geldiğimiz yer burası. Yani ülkemizin kaynakları çok ucuz fiyatlarla, çok ucuz emekle ne oluyor? Başka ülkelere transfer ediliyor; bir ülkenin kaynakları başka ülkeye transfer ediliyor. Bu ihracatla övünmek lazım, 225 milyar dolar az değildir ama hedef 2023, 500 milyar dolar ve gelinen noktada yüksek teknolojili ürünler maalesef yüzde 3'ler seviyesine inmiş. Ha, bir de şunu yaptılar tabii: İhracatçıları ödüllendirdiler. Yaptığınız ihracatın yüzde 25'ini yani 1.000 dolarlık ihracat yapıyorsanız 250 dolarını hemen, anında, herhangi bir bankada Merkez Bankasına yatırılmak ve Türk parasına çevrilmek üzere -bugün çıktı bu karar- bozdurmak zorundasınız. Dövizin de istikrarı yok ki. O zaman ihracatçıya yapacağınız şey -eğer ihracat yükselsin istiyorsanız- ihracatçıya yapacağınız iş geleceğe yönelik döviz kuru garantisi vermenizdir.
Enflasyona diyecek bir şey yok.
Stokçulukla ilgili -sürem de daraldı- gerçekçi olun. Ekonomiyi bozdunuz, ekonomiyi yerle bir ettiniz, şimdi suçlu arıyorsunuz. Stoksuz ne üretim olur ne satış olur. İnsanlar zaten stoklarını kaybettiler, sermayelerini kaybettiler, sermayelerini arkadaşlar. Esnaf, tüccar, sanayici sermayesini kaybetti bu çılgın döviz hareketlerinden. O yüzden, arttırın arttıracağınız kadar, eğer gerçekten stokçuluk yapan birisi varsa o stokçunun gidip boğazına yapışın. Niye -yirmi senedir bu ülkede stokçu yoktu ki- şimdi mi türedi bu stokçular? Zaten o kanun duruyordu. Biraz önce arkadaşlarımla konuşuyorum, soru önergesi vermişler. Bakın, yirmi senede stoktan dolayı bir tek kişiye ceza yazılmamış. Gelin, fahiş fiyatları konuşalım. Devletin uyguladığı, AK PARTİ iktidarının uyguladığı fahiş fiyatlarla ilgili kim nereyi basacak? Rekabet Kurumu mu gidecek basacak o kurumları? Enerji fiyatlarını, petrol fiyatlarını, elektrik fiyatlarını kim kontrol edecek? Bu fahiş fiyatların sorumlusu kimdir?
Şimdi, bu gelen torba kanunla ilgili teklifin 6'ncı maddesi, Etibank, TEK, TEİAŞ ve özelleştirilen elektrik dağıtım şirketleri adına tapuda tescil edilmiş, mülkiyet ve mülkiyetten gayriayni haklardan dağıtım faaliyetlerine ilişkin olanlar TEDAŞ Genel Müdürlüğüne iletim faaliyetlerine ilişkin TEİAŞ Genel Müdürlüğünden talepleri hâlinde bedelsiz olarak devredilir; güzel. Komisyonda tartıştık bunu, uzun uzun tartıştık ve Bakan Yardımcısı Sayın Abdullah Tancan dedi ki: "Direklerin çevresindeki 3 metrekare, 5 metrekare yerler 57.025 adet TEK'e ait ve dağıtım şirketlerine ve Etibanka ait de 6.745 adet taşınmaz. Nedir bunlar dedik. "Böyle." dedi. Diğerleri, Etibankta olanlar? "Onları bilmiyorum." dedi. Buradaysa kendisi biraz sonra onun da cevabını almak isteriz. Biz de dedik ki: Bize gönderir misin? "Çok kalabalık, çok fazla yer tutar. Çekmek, sayfalar dolusu..." dedi. Tamam, elektronik ortamda bize gönderin dedik. Komisyondaki arkadaşlarım bunları biliyor ve birkaç defa aramamıza rağmen bugüne kadar bu belge ve bilgi gelmedi; bugün kanunu tartışıyoruz burada, Türkiye Büyük Millet Meclisinde kanunu tartışıyoruz. Biz bunları istiyoruz çünkü Etibankın sadece benim memleketim Antalya'da -ferrokrom var- pil fabrikası var, orada bir yığın krom madeni var, krom ocakları var; sadece Antalya'da. Bunların değeri milyar dolarlarla ölçülmez ve ciddi iddialar var; bir de benden önceki arkadaşlar da söylediler, iletim hatlarının özelleştirilmesiyle ilgili büyük planlar olduğu söylendi.
Limanlar meselesine gelince... Şimdi, Trabzon Limanı'nın Borsa İstanbuldaki hisseleri, son iki yılda arkadaşlar, yüzde 185 artmış, yüzde 185; Borsa İstanbulda artıyor. Böylesine hızlı artan, dünyanın en stratejik merkezleri olan limanlar bir şekilde kapanın elinde kalıyor Türkiye'de, inanılır gibi değil. Dünyanın hiçbir yerinde yirmi beş yıldan fazla özelleştirme olmaz. Türkiye'de de yirmi beş ile otuz yıl aralığında yapılmış bundan önce, 97'de başlamış, yirmi beş yıllar civarında ama müstemleke ülkelerinde, savaş hâlinde olan ülkelerde böyle kiralamalar görülüyor. Mesela, Suriye. Rusya, kırk dokuz yıllığına Suriye'de bir limanı kiralıyor, işletme hakkını alıyor. Türkiye müstemleke memleketi değildir, Türkiye'de bu kadar stratejik öneme sahip her dönemde, ticaret savaşlarının yaşandığı bir dönemde bu limanların sürelerinin uzatılması hiçbir akla, mantığa sığmaz. (CHP sıralarından alkışlar)
Burada bir şey geliyor aklıma: Antalya Havalimanı örneği. Antalya Havalimanı'nın 2026'ya kadar işletme süresi vardı arkadaşlar, 2026'ya kadar işletme süresi vardı, apar topar bir ihale yapıldı, anlamadım. Herhâlde ilk seçimde gidecekler dedik, "Buranın süresini uzatalım..." Bir ihale yapıldı, ihale yapıldı ama. Buradaki süre uzatımlarının hiçbirinde ihale yok, pazarlık usulü var. AK PARTİ'li komisyon üyesi arkadaşlarımın da içine sinmedi orada bunları biz anlattığımız zaman. Antalya Havalimanı ihalesine 2 firma katıldı; bir firma 5 milyar 250 milyon avro, diğer firmanın teklifi ise 5 milyar 750 milyon avroydu. Kaç paraya bitti biliyor musunuz? 8,5 milyar euroya bitti, 8,5 milyar. İhale olunca böyle olur. Ha, süresi uzundu, bilmem ne... Yirmi beş yıllığına bir de.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.
ÇETİN OSMAN BUDAK (Devamla) - Şimdi, son olarak, bunların hepsi pazarlık usulü gidecek. İhale yapılması şarttır. Böyle bir madde yoktur ama Antalya Limanı'yla ilgili bir şey söyleyeceğim: Bu Katar sevdanızın kanıtı Antalya'dır. Bir sene önce Antalya Limanı'nın işletme devri 140 milyon dolara Globalden Katarlılara yapıldı. Bir sene önce burada söyledik, Mecliste söyledik "Bu işte bir iş var, bunların süresi uzatılacak." dedik ve bugün geldik -o Katar sevdanız, Katar sevdanız- kırk dokuz yıllığına uzatılıyor. Yani 2067'ye kadar Antalya Limanı'nı -ki İzmir'den Mersin'e kadar böyle bir liman, konteyner limanı yok- siz Katarlılara peşkeş çektiniz ve Antalya Limanı bu şekilde Katarlıların eline geçmiş oldu. Bununla bitmeyecek, burada da uyarı olsun, bununla bitmeyecek çünkü Antalya'da 1.100 metrelik bir rıhtım, Türkiye'nin en nadide sahillerinden birine 1.100 metrelik bir rıhtım yapılacak yani limanın hemen yanı, limanın dibinde.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Budak.
ÇETİN OSMAN BUDAK (Devamla) - Bu, planlanmış bir şey, tarihe not düşelim, önümüzdeki aylarda bunu göreceğiz. Önümüzdeki aylarda bu limanın özelleştirilme süresinin uzatılmasından sonra Antalya'yı nasıl tarumar ediyor, Antalya'nın bütün kıyıları nasıl rezil duruma geliyor hep beraber göreceğiz.
Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)