| Konu: | 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2020 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Maddeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 37 |
| Tarih: | 15.12.2021 |
CHP GRUBU ADINA ORHAN SARIBAL (Bursa) - Değerli milletvekili arkadaşlarım, şuradan başlamak lazım, birçok şey söylendi burada ama Türkiye şu anda açlıkla karşı karşıya ve Türkiye'de insanlar ekmeğe ulaşamamakla sınanıyor. Bunu siyasal iktidar yoksullaştırarak, fakirleştirerek biat kültürüne dönüştürüp oradan oya tahvil etme çabası içerisinde olabilir ama şu gerçeği görelim: Şu anda eğer Rusya, Ukrayna, Romanya Türkiye'ye buğday vermesin, şu anda o kuyrukların olduğu büyükşehirlerde veya diğer ucuz ekmek satan yerlerde ekmek olmayacak. Yine eğer Romanya bize ayçiçeği vermesin, sofralarınızda ayçiçeği yağı olmayacak. Cumhuriyet tarihi böyle bir şey görmedi. Cumhuriyet tarihi bu kadar büyük bir açlık ve yoksulluk sınavı geçirmedi. Bunu biri başardı, AKP ve saray iktidarı başardı. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar) Çünkü onlar için ekmek ranttı, onlar için ekmek sermayeydi, onlar için ekmek borsaydı, onlar için ekmek yandaşlarının zenginliğiydi. Neden mi bunları söylüyorum? Çok net, biraz önce burada çok önemli bir şey söylendi, söylenen aynen şuydu: İnsan olmanın en önemli hakkı elbette yaşam hakkıdır. Yaşam hakkını eğer siz -şimdilik- bedava hava, onun ardından gıda ve su hakkıyla desteklemezseniz yaşam hakkınız olmaz. Türkiye'de şu anda insanların gıda hakkı yoktur. Biliniz ki zenginler de aç kalır, paranız da olsa gıdaya ulaşamayabilirsiniz. Neden mi bunu söylüyorum? İşte Hükûmetiniz döneminde TİGEM'in açmış olduğu 21 milyon tonluk gübre ihalesinde 2 şirket ihaleyi aldı, 2'si de ürün teslim edemedi; TİGEM gübre alamadı. Peki, siz ne yaptınız? TİGEM'in alamadığı gübreden dolayı 8 fabrikanızı tarihsel dönemde kapattınız, tam 265 milyon dolar gelir elde ettiniz ama sadece kendi döneminizde 76 milyon ton gübre ithal ederek 22 milyar dolar para ödemek zorunda kaldınız.
Peki, aynı zamanda ne yaptınız? Başka bir şey daha yaptınız. Elbette, biraz önce yine söylendi, yani Cengiz Holding'e kıyak. Önce, Mazıdağı'nın bütün fosfat kaynaklarını verdiniz, gübre ihracatını yasakladınız ama Cengiz fosfat üretmeye devam ediyor. Aynı Cengiz'e "O stoku ne yapıyorsunuz, o fosfat ne oluyor?" diye sormuyorsunuz; yetmedi, Cumhurbaşkanı kıyak fonundan ona 1,8 milyar TL ayırarak gübre fabrikası yaptırmak için elinizden geleni yapıyorsunuz. Çok açık, çok net söylemekte yarar var.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, Türkiye çok olağandışı bir süreçten geçmektedir. Geleneksel bir sözümüz var: "Tok açtan anlamaz." Çünkü siz ve hepimiz, bu çatı altında olanlar... Değerli halkım, size söylüyorum: Burası Türkiye Cumhuriyeti'nin en ucuz etinin satıldığı yer, burası Türkiye Cumhuriyeti'nin en ucuz yemeklerinin olduğu yer; elbette, AKP iktidarı bu ucuz şeylerden yerken milletvekili maaşıyla size öbür dünyada cenneti vadetti.
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Ayıp ya!
ORHAN SARIBAL (Devamla) - Bunu vadetmeye de devam etmektedir. Dolayısıyla Türkiye şu anda ciddi anlamda bir açlık sorunuyla karşı karşıyadır. Neden mi bunu söylüyorum? Bakın, bir bütçede 25,8 milyar TL tarıma para ayırdınız; 25,8 milyar. Tekrar söylüyorum, bakın, yem bir yılda çiftçinin cebinden çıkan para 100 milyar lira, bütçedeki payı 800 milyon lira; yine gübre, çiftçinin bir yılda ödeyeceği para 80 milyar lira, bütçeden ayrılan para 1,6 milyar lira; mazot, bir yılda çiftçinin ödeyeceği para 30 milyar lira, bütçede ayrılan para 3,1 milyar lira; tohum, bir yılda çiftçinin ödeyeceği para 20 milyar lira, bütçede ayrılan para ne yazık ki 400 milyon lira; zirai ilaç, ödenecek olan 10 milyar lira, bütçede ayrılan para sıfır. Yani değerli arkadaşlar, sadece 5 kalemde çiftçinin ödeyeceği para tam 240 milyar TL. Peki, bunda ne yok? Söyleyeyim ne olmadığını: Elektrik yok, sulama suyu ücreti yok, mekanizasyon yok, borç faizi yok, işçilik yok, BAĞ-KUR yok, depolama yok, SGK yok. Buna karşılık, bütün bu yokların arkasından sadece 240 milyar lira 5 kalem. Sizce bu ülkede çiftçi üretim yapabilir mi değerli arkadaşlar? Sizce bu ülkede bu bütçeyle üretim yapılabilir mi? Sizce bu ülkede, bütün gıda hakkını yabancı şirketlere, yabancı ülkelere teslim etmiş bir yapı bu düzenden üretime geçebilir mi? Geçemez ama bunları konuşmak yerine, ithalat lobilerinizi desteklediniz. Nasıl mı? Bakın, sadece yine 4 kalemde, tohum, zirai ilaç, yem ve gübrede iktidarınız döneminde ödediğiniz para 91,7 milyar dolar; 91,7 milyar dolar.
Yine bunda ne yok? Söyleyeyim; tohum, zirai ilaç, yem, gübre, mazot, bunların devamında olan biraz önce söylediğim hiçbir şey yok. Sadece bu 5 kalemde ne yazık ki çok ciddi bir ödeme yaptığınızı görmek zorundasınız. Peki, bu bütçede çiftçinin borcuyla ilgili bir şey var mı? Hiç yok. 2002'de 2,4 milyar borçla aldınız; 2,4. Sadece bankalara 2021 Ekim ayı 155 milyar, 10 milyar da Tarım Kredi Kooperatifi, 165 milyar. Peki, bayilere olan ilaç borcu? Burada yok. Gübre borcu? Burada yok. Tohum borcu? Burada yok. Elektrik parası? Burada yok. Su parası? Burada yok. BAĞ-KUR? Burada yok. Onlarla beraber tam 200 milyarın üzerinde borç var. Hani diyorsunuz ya: "Asgari ücreti şu kadar artırdık, öbürünü bu kadar artırdık." Çiftçi borçları 84 kat arttı arkadaşlar, bu bir rekor; elbette rekorları kırmaya muktedir olan bir hükûmetle karşı karşıyayız(!)
Değerli dostlar, Bakan da geliyor "İhracatçıyız, cari fazlamız var." diyor, bütün iktidar yetkilileri gelip bunu söylüyorlar. Söyleyeyim, çok açık, Türkiye 2002-2021 Ekim ayı itibarıyla, çok açık bir şekilde, 133 milyar dolarlık ithalat, 89 milyar dolarlık da ihracat yapmıştır. Toplam 33-34 milyar dolar açık vardır ama bu böyle basit konuşulamaz. Bu yaptığımız ihracatın içindeki ürünlere baktığınızda hepsi bu topraklarda yetişebilen ürünler ama ne yazık ki iktidarın böyle bir şeyi yapmak gibi, böyle bir üretime dönmek gibi bir derdi yok. Aslında, bütün mesele şu: İktidar ithalat sopasıyla yedi yıl boyunca ülkeyi yönetmek istedi. Çiftçiyi terbiye etmek istedi ama başka bir şey daha yaptı, kendi yandaşlarına büyük gemiler alarak, o ithalatla -büyük büyük gemilerle- buğday, arpa, mısır taşıyarak bir taşla iki kuş vurdu ve o ithalat sopası uzunca bir süre çiftçiyi, tüketiciyi, toplumu terbiye etti. Ama hiç düşünemediler, o kadar kötü yönettiler ki, o kadar kötü yönettiler ki dolar tam 12 kat yükselince o ithalat sopası geldi, şu anda iktidarı güzel güzel terbiye ediyor. Hem de nasıl bir terbiye biliyor musunuz? Bir hükûmet düşünün, bir ülkenin hükûmetini düşünün; 780 bin kilometrekarede 200 milyon dönüm ekilebilir tarım alanı var, bu hükûmet ithalatı teşvik ediyor. Nasıl mı? Değerli arkadaşlar, şu anda Toprak Mahsulleri Ofisi dışarıdan tonu 4 bin 700 liraya buğday alarak, un pahalı olmasın diye bir dayatma yaparak "Unun çuvalı 184 lira ile 200 lira arasında olacak." diyerek ithalatı teşvik ediyor. Sadece AKP döneminde 26 milyar TL'lik ithalat yapan Toprak Mahsulleri Ofisi 15 milyarını hazineden ödedi. Bu, ithalatı teşvik etmek değil midir? Cumhuriyet tarihinde ilk siz yaptınız bunu, sizi kutluyorum elbette. Bu, önemli bir başarı öyküsüdür; sizin, alıp her zaman rahatlıkla kullanabileceğiniz tarihsel bir süreçtir; bunun mutlaka farkında olmamız gerekmektedir.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, söylenecek çok şey var. Bakın, bir kanun çıktı burada, çıkan kanun netti.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.
ORHAN SARIBAL (Devamla) - Peki.
Defalarca söyledik, dedik ki: "Desteklemeden yüzde 2 ve yüzde 4 vergi almayın." Olacak şey değil. Tarım desteğinden yüzde 4, yüzde 2 vergi alıyorsunuz. Kanun çıktı, dava açıldı, davayı çiftçilerimiz kazandı; burada hızlıca bir kanun çıktı, o kanuna göre son beş yıl çiftçiden kestiğiniz vergileri iade edeceksiniz. Peki, nasıl? Arkadaşlar, olmaz. Gerçekten elinizi vicdanınıza koyun. Diyorsunuz ki: "31 Aralığa kadar çiftçiler vergi dairesine gidip müracaat etsinler." Arkadaşlar, vicdan var. Bunu keserken sordunuz mu? Ziraat Bankasından direkt keserken herhangi bir şey söylediniz mi? Çiftçiyi Ziraat Bankasına çağırıp imza aldınız mı?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Sarıbal, süreniz tamamlandı.
ORHAN SARIBAL (Devamla) - Bir dakikam yok mu Başkanım?
BAŞKAN - Süre verdim.
ORHAN SARIBAL (Devamla) - Onun farkında değilim Başkanım.
BAŞKAN - Kullandınız onu.
ORHAN SARIBAL (Devamla) - Bitireyim, bu çok önemli ama, güncel.
BAŞKAN - Onu kullandınız.
Çok teşekkür ediyorum.
ORHAN SARIBAL (Devamla) - Özür dilerim Başkanım.
Bakın, bu 31 Aralık meselesini lütfen iptal edin. Hiçbir çiftçi vergi dairelerine gidip "Biz paramızı geri istiyoruz." diye dilekçe veremez.
BAŞKAN - Sayın Sarıbal, süreniz tamamlandı.
ORHAN SARIBAL (Devamla) - Bugüne kadar vergi dairesinin yolunu bilmeyen o insanlar bugün hangi gerekçeyle vergi dairesine gidecekler? Vergi dairesine gitmeyenlerin kesilen paraları iade edilmeyecek; hangi vicdanla, hangi ahlakla?
BAŞKAN - Sayın Sarıbal, süreniz tamamlandı. Lütfen...
MURAT ÇEPNİ (İzmir) - Bilgi veriyor.
ORHAN SARIBAL (Devamla) - Lütfen, bunu geri çekin. (CHP sıralarından alkışlar)