GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2020 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 8'inci Tur Görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:5
Birleşim:36
Tarih:14.12.2021

CHP GRUBU ADINA ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün Türkiye bir yangın yerine dönmüştür. Marketlerde, pazarlarda, bakkallarda, manavlarda fiyatlar füze gibi yükselmektedir, bütün ürünlerde korkunç zamlar yaşanmaktadır; ülke perişandır ve mahvolmuştur. Elbette bunun bir sorumlusu vardır. Bu sorumlu, mevcut Hükûmettir; ne yapacağını bilmeyen, ikide bir politika değiştiren, istikrarlı bir çözüm yolu ortaya koyamayan mevcut Hükûmet bu işin sorumlusudur. Dolayısıyla, Sayın Cumhurbaşkanı sorumludur, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi sorumludur. Bu sistemle, bu yapıyla ve bu anlayışla bu ülkenin hiçbir sorununun çözülemeyeceği anlaşılmıştır.

Bakın, son dönemlerde ortaya attığı yeni politik çizgiye göre Hükûmet ne diyor? "Faizleri düşüreceğiz, döviz kurunu yükselteceğiz, sonra üretim artacak, ithalat azalacak, ihracat artacak, istikrar sağlanacak, cari fazla verilecek." diyor. Değerli arkadaşlar, sadece kur artırmakla, döviz kurunu füze gibi sıçratmakla bu söylediklerinizin hiçbiri gerçekleşmez. Önce, bu ülkedeki firmaların yapısı nedir, durumu nedir, Türkiye'nin üretim yapısında hangi sorunlar var, bunların nasıl aşılması gerekir; bunları dikkate almadan rastgele kura, cari açığa vurgu yaparak bu ülkedeki hiçbir sorunu çözemediğiniz gibi bütün sorunları da derinleştirirsiniz. Nitekim bugün Türkiye'de yaşanan bu tablodur.

Bakın, değerli arkadaşlar, bunu söylüyor Hükûmet ama Meclise getirdiği bütçe dokümanlarında da tam tersini söylüyor. "Cari açığı kapatacağız." diye birkaç aydır nutuk atıyorlar, bütçe dokümanlarına bakıyoruz, 2022 yılında 47 milyar dolar dış ticaret açığı var, 21 milyar dolar cari açık var, bu yetmiyor, 2023'te de 2024'te de hem dış ticaret açığı var -üstelik 54 milyar dolara çıkıyor- hem de cari açık var. Şimdi, ya sizin bütçeniz yanlış ya söyledikleriniz yanlış, bir karar verin artık canım, bir karar verin! Böyle kararsız yönetilmez ülke, ülkeyi yönetenlerin politikalarında kararlı olması lazım, ne yaptığını bilmesi lazım ama ne yaptığını bilmeyen bir Hükûmet var.

Bakın, sadece iş burada kalmıyor, diyorsunuz ki: "Bak, son birkaç aydır cari fazla verdik." Değerli arkadaşlar, üretim yapısını düzenlemediğiniz takdirde Türkiye'de her kriz döneminde bu cari fazlalar oluşmuştur, 94 krizinde de 2001 krizinde de 2014 krizinde de şu anda da biraz cari fazla var ama üretim yapısındaki sorunlar giderilmediği için bir süre sonra bakıyorsunuz ki yine kronik dış ticaret açığı, yine kronik cari açık devam ediyor. O bakımdan söyledikleriniz ile yaptıklarınız doğru değil. "Aman, sanayi üretimi artıyor." Aynı şey, aynı şey yani kriz dönemlerinde daha önce de yaşanmış, 2008-2009 krizinde, 2018, 2019 krizinde hatta 2001 krizinde sanayi üretiminde belli bir artış trendi görülürken sonradan, kısa bir süre sonra tekrar düşmeye başlamıştır. Nitekim son verdiğiniz veride de sanayi üretim artışında düşme trendine girildiği görülmektedir. Onun için politikaların kalıcı olması lazım, firmaların yapısını bilmeniz lazım, üretim sorunlarını bilmeniz lazım. Bakın, 860 bin şirketin giderleri incelenmiş, faiz giderleri toplam giderler içinde sadece yüzde 3. Siz "Faizi düşüreceğiz; firmaları, şirketleri, ihracatçıyı ayağa kaldıracağız." diyorsunuz. Arkadaşlar, giderleri içerisindeki faiz payı sadece yüzde 3 ama kur şirketler açısından daha büyük bir bela, 122 milyar dolar kur açığı var ve bu şirketler 586 milyar Türk lirası zararla, kur zararıyla karşı karşıyalar. Bunu dikkate almadan bilmem "Rekabetçi kur." vesaire, bu böyle olmaz değerli arkadaşlar. Ama bir başka şey var: Bu söylediklerinde de istikrarlı ve düzenli politika uygulayamıyorlar. "Aman, kuru yükseltmemiz lazım." Politika faizini düşürüyorlar, bir de bakıyorsunuz ki kuru düşürmek için de 4 sefer piyasaya Merkez Bankasının kendisine ait olmayan dövizlerini sürmek suretiyle kuru düşürmeye çalışıyor. Ya, aynı politika uygularken bir politika aracıyla kuru yükseltmeye, öbür politika aracıyla kuru düşürmeye çalışır mı bir Hükûmet? 3 kere politika faizini düşürüyor, 4 kere piyasaya döviz veriyor. Arkadaşlar, bir karar vermesi lazım, bakın bu Hükûmetin ne yaptığına bir karar vermesi lazım.

Gelelim faiz meselesine: Burada da sorun var. "Nas var." diyor Sayın Hükûmet faizle ilgili ama doğru söylemiyor. Neden doğru söylemiyor? Birincisi, bu Hükûmet faizi düşürmüyor. Bu Hükûmet politika faizini düşürdü 3 kez, politika faizini ama Hazinenin borçlanma faizini artırıyor. Politika faizi nedir? Merkez Bankasının bankalara para verirken uyguladığı faizdi. Sizin düşürdüğünüz faiz bu ama Hazinenin borçlanma faizini artırıyorsunuz. Nitekim, daha geçen gün Hazine borçlandı. Yüzde 15'le Merkez Bankasından aldığı parayı hemen birkaç gün içerisinde bankalar Hazineye yüzde 27,7'yle yani yüzde 51 kârla verdi. Devletin bir cebinden aldığı parayı devletin öbür cebine koydular ve yüzde 50 kâr yaptılar. Hani faizi düşüyordunuz siz? Veya bakın, taşıt kredilerinin faizleri artıyor, ihtiyaç kredilerinin faizleri artıyor; yüzde 23-24'e çıkmış. Hani faizi düşüyordunuz, nas olduğu için düşürüyordunuz? Elbette şunu söylemek istemiyorum: Siz kitabın bir kısmına iman edip de bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz demiyorum, öyle bir şey yok ama nasdan bahsedecekseniz bir nas da ben vereyim: Saff Suresi'nin 2'nci ayetine bakın.

(Hatip tarafından Saff suresinin 2'nci ayetikerimesinin okunması)

Yani "Yapmadığınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?" diyor. Niçin söylersiniz yapmadığınız şeyleri. Değerli arkadaşlar ama iş burada değil, bak Cübbeli Ahmet Hoca bile uyardı hükûmeti "Böyle naslardan bahsetmeyin, insanları dinden soğutuyorsunuz." dedi ama Sayın Hükûmet bir süre sonra da -büyük bir sefalet var, ülke bir yangın yerine dönmüş, kendi beceriksizliği ve yanlış politikalar yüzünden ülke bu duruma gelmiş, bunu telafi etmek için- yine bir nassa sarıldı "Rabb'imiz 'Sizi biraz korku ve açlıkla, mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmeyle sınarız.' buyurmaktadır." dedi. Değerli arkadaşlar, bakın, halkın canından bezdiği, canından bezdirdiğiniz bir dönemde böylesine ayetler okuyarak insanları Dinimübiniislam'dan soğutamazsınız, bu yanlış bir politikadır. Bu neye benzer? Hazreti Ali'nin ifadesiyle, belli bir grubu tanımlarken: "Onlar Allah'ın Hak kelamını batıl murat ederek söylemektedirler." demişti. Onun için batıl konularda Hakk'ı murat ediyormuş gibi konuşulamaz. Bu yanlıştır ve bu yanlışlık elbette ülkeye zarar verdiği gibi hükûmet edenleri de yanlış bir kulvara sokmaktadır.

Bakın, size Osmanlılar döneminden bir örnek vermek isterim: Eskiden elektrik olmadığından camilerde değişik yakıtlar kullanırlarmış; zeytinyağı vesaire gibi. Basra taraflarında bir camide zeytinyağı kullanılırmış. Yatsı namazından sonra imam efendi dışarı çıktığında dışarıdaki kandillerdeki zeytinyağının sürekli bittiğini görürmüş.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Şener.

ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) - Bir gün şüphelenmiş ve gizlenmiş. O arada bir sakallı hacı amca gelmiş, imamın yağ koymak için orada bulundurduğu merdivene çıkmış, koynunda taze bir somun, almış somundan bir parçayı "El Beytü Beytullah." "Cami Allah'ın camisidir." "Ez zeytü Zeytullah." "Zeytin de Allah'ın zeytinidir." "Kül ya Hacı Abdullah." "Öyleyse sen bunu ye ey Hacı Abdullah." demiş. Yağa bastıra bastıra ekmeğini yerken imam şaşırmış ama sonra çıkmış ortaya "El beytü Beytullah." "Haklısın, Allah'ın evi." "Ez zeytü zeytullah." "Zeytin de Allah'ın zeytini, ona da haklısın." "Ama et topuzu min indillah." "Bu topuz da sana Allahtan'dır." "Yedî hammâlâne ya Hacı Abdullah." "Sen artık tahammül et ey Hacı Abdullah." demiş, yer misin yemez misin, dayak atmaya başlamış.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) - Öbür tarafta zebanilerin topuzu Hacı Abdullah'ın topuzundan da imam efendinin topuzundan da şiddetlidir. Onun için nassa dayanarak konuşmasanız iyi olur.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)