GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun 281 sıra sayılı 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ve 282 sıra sayılı 2020 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin yedinci tur görüşmelerinde yürütme adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:5
Birleşim:35
Tarih:13.12.2021

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, sayın vekiller; şimdi Sayın Dışişleri Bakanına birkaç şey söylemek istiyorum.

Sayın Bakan, siz dediniz ki: "Avrupa-Türkiye ilişkileri açısından baktığımızda tam üyelik hedefimiz." Şimdi, bu tam üyelik hedefinden acaba sizin partinizin Genel Başkanı Tayyip Erdoğan'ın haberi var mı? Hakikaten, haberi var mı? Varsa haberi, daha geçen gün neden dedi "AB'nin kararları bizi bağlamaz." diye? Onu da üstelik yanlış söyledi; Avrupa Konseyini kastediyordu, onu da Avrupa Birliği Parlamentosu zannediyor yani bilgisi de eksik, niyeti de çok şüpheli. Yani sizin öyle bir niyetiniz olabilir ama -tam üyelik- Genel Başkanınızdan emin değilim. Bakın, siz iki yıl boyunca AKPM Başkanlığı yaptınız Sayın Bakan; dolayısıyla, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa Konseyi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gibi meselelere vâkıfsınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun efendim.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim.

Şimdi, birincisi, şunu söyleyeyim; eğer bizi kastettiyseniz onu hemen söyleyeyim; bu Batı Trakya'yla ilgili AİHM kararlarını Yunanistan'ın uygulamaması konusunu ben haftalar evvel burada, bulunduğum yerden eleştirdim ve bunun asla kabul edilemeyeceğini söyledim; eğer bizi kastettiyseniz cevabı bu. Ama gelelim öbür tarafa; siz eğer "Batı Trakya, Yunanistan AİHM kararlarını uygulamıyor." diye eleştiriyorsanız haklı olarak -biz de eleştiriyoruz- o zaman geleceksiniz Türkiye kısmına, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını Türkiye uygulamak zorundadır, iktidar uygulamak zorundadır, siz bunu biliyorsunuz. Neden? Çünkü Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin altında Türkiye Cumhuriyeti devletinin imzası var, sizin iktidarınızın değil, devlet imza atmış. Siz o imzayı ciddiye alıyorsanız o Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 46'ncı maddesine yani AİHM kararlarını uygulama maddesine uyacaksınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Sayın Başkan, bir dakika fazladan açsanız da cümle yarıda kesilmese.

Ona uyacaksınız; uymuyorsunuz, AİHM kararlarının uygulanmasına uymuyorsunuz. Yani, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni çiğniyorsunuz, yetmiyor; Anayasa'nın 90'ıncı maddesini açıkça çiğniyorsunuz, açıkça. Ya, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 2018'de Demirtaş kararı verdi, siz Büyük Daireye götürdünüz, sizin iktidarınız götürdü Sayın Bakan. Büyük Daireye götürdünüz, Büyük Daire de 2020 Aralığında karar verdi, onu da uygulamıyorsunuz. E, niye götürdünüz Büyük Daireye o zaman uygulamayacaksanız?

Şimdi, bakın, Avrupa Konseyi "İtalya, Türkiye, Rusya, Ukrayna, Romanya, bunlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarını uygulamayan ülkeler." diyor. Evet, Türkiye bunların içinde. Ya, siz diyorsunuz ki: "Niye sadece Türkiye'ye bakıyorsunuz?" Biz İtalya ya da Rusya Parlamentosunda mı oturuyoruz? Türkiye'deki Parlamentoda oturuyoruz ve size "Bu kararları uygulamak zorundasınız." diye hatırlatıyoruz. Ayrıca, kötü örnek, örnek değildir Sayın Bakan, öyle söyleyeyim size de.

Bakın, şimdi, Avrupa Konseyini bir kenara koyalım "Avrupa Birliğinin bizi öven lafları var." diyorsunuz ya, çok güzel, Avrupa Birliğinin sizi öven lafları varsa bunları bir kenara koyalım, bir de eleştirenlerine bakalım o zaman. O zaman Avrupa Parlamentosunun ilerleme raporlarına bakalım, onu niye görmezden geliyorsunuz? Niye ilerleme raporları her yayınlandığı zaman ağır kınama metinleri gönderiyorsunuz Dışişleri Bakanlığınızdan? Niye Avrupa Konseyinin aldığı kararları kınıyorsunuz Dışişleri Bakanlığınızdan? Çünkü siz hep övülmeyi istiyorsunuz, eleştirilmeyi bir türlü kabullenmiyorsunuz. Ama sizin yanlışlarınızı herkes görüyor, biz gördüğümüz gibi Avrupa da dünya da görüyor.

Bakın, dediniz ki: "Hariçten gazel okuyarak diplomasi yapılmaz." "Hariç" neresi Sayın Bakan? Burasını kastetmiyorsunuz herhâlde değil mi "hariç" olarak?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Peki, buyurun efendim.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim.

Bakın, ben geçen sene burada bütçe görüşmeleri yaparken şu kürsüden size söyledim, dedim ki: Sizin bütün politikalarınız yanlıştır. Doğu Akdeniz politikalarınız yanlış, Libya politikanız yanlış, Ege politikanız yanlış, Avrupa'yla girdiğiniz ilişkiler yanlış, Mısır politikanız yanlış; hatırlayın, ben buradan, kürsüden size söyledim bunu. Peki, hariç miymiş? Biz haklı çıktık mı? Çıktık. Bütün o politikalarınızdan çark ettiniz mi? Ettiniz. Güvenilmeyen bir tablo çizdiniz mi? Çizdiniz. Demek ki biz hariçten gazel okumuyoruz; tam işin içinden, tam ortasından size söylüyoruz, yanlışlarınızı söylüyoruz ki düzeltin diye, çünkü bu ülkenin sahibi sadece siz değilsiniz, hepimiz bu ülkede yaşıyoruz.

Birleşik Arap Emirlikleri ilişkilerine gelince: Ya "darbenin planlayıcısı ve finansörü" dediniz, her türlü şeyi söylediniz, ondan sonra "Aile görüşmesi yapıyoruz." diye kucaklaştınız; şimdi de diyorsunuz ki "Onlar istedi, biz de ilişkileri düzeltiyoruz."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Peki, hakkında hiçbir hüküm olmadan kanun hükmünde kararnamelerle görevlerinden uzaklaştırılmış olan on binlerce memurun suçu ne? Onların suçu ne? Onlarla niye kucaklaşmıyorsunuz? Birleşik Arap Emirlikleri'yle kucaklaşıyorsunuz çünkü para var ucunda, para, onun için.

Şimdi geleyim bu Nadia Murad meselesine. Bizim Milletvekilimiz Feleknas Uca Ezidi olduğu için Şengal'de yaşayan Ezidilerle her gün telefonla konuşur, fırsat bulup gittiğinde yüz yüze görüşür. Sayın Bakan, bakın, siz Nadia Murad'la görüşmüşsünüz bir kere. İki tane şey söyleyeceğim, Nadia Murad'a hep atıfta bulunuyorsunuz ya: 16 Ağustos 2018'de Nadia Murad bir "tweet" atmış, demiş ki: "Bugün benim köyüm Koço'da yapılan katliamın yıl dönümü. Bugün, Türkiye, Şengal'in farklı yerlerine hava saldırıları düzenledi. Şengal bir savaş alanı olmayı sürdürüyor. Ezidiler bu soykırımdan nasıl kurtulurlar ve evlerine dönebilirler?" demiş, kınamış; Nadia Murad, 16 Ağustos 2018.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bitiriyorum efendim.

BAŞKAN - Buyurun efendim.

SÜLEYMAN KARAMAN (Erzincan) - Bugün biter mi?

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Sonra siz görüşme yapmışsınız ya; o sırada, 17 Aralık 2018'de Nadia Murad bir "tweet" daha atmış, demiş ki: "Bakan Çavuşoğlu'yla Şengal'e son yapılan hava saldırılarını tartışmak için buluştuk. Türkiye ve Irak, Şengal'de daha fazla bombardımanı önlemek için çalışmalı, IŞİD'in yok ettiklerini yeniden inşa etmek için Ezidilerin evlerine dönmelerine yardım etmek istiyoruz." Yani sizin anlattığınız Nadia Murad ile Nadia Murad'ın "tweet"leri arasında bayağı bir fark var Sayın Bakan; bunu görmüyorsunuz.

Son cümle... Diyorsunuz ki: "Yurtta sulh, cihanda sulh için çalışıyoruz." Keşke bunu yapsanız, keşke bunu yapsanız; bu iyi, bu doğru bir şey çünkü. Ama bütün bu anlattıklarınız içinde gerçekten doğru olan tek nokta vardı, bu desteklediğimiz...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - ...Kafkasların normalleşmesi için atılan adımlardan söz ettiniz; güzel. Ermenistan'la ilişkilerinin normalleşmesi için adımlar atıldığından söz ettiniz, özel temsilciden söz ettiniz; çok güzel ve doğru işler bunlar ama bunu da biz size yıllardır söylüyoruz "Yapmamanız hatadır." diye. E, bizim yıllardır söylediğimize şimdi gelmiş olmanızı da gerçekten takdirle karşılıyoruz.

Teşekkür ederim.