| Konu: | 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2020 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 5'inci Tur Görüşmeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 33 |
| Tarih: | 11.12.2021 |
CHP GRUBU ADINA POLAT ŞAROĞLU (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; on dokuz yıllık AK PARTİ hükûmetleri süresince uygulanan ranta dayalı çevre politikaları ülkemiz doğası açısında kapkara bir tablo yaratmış ve bu durum, doğal yaşam alanı üzerinde telafisi güç sonuçlar doğurmuştur. Bu süre içinde AK PARTİ iktidarı, Anayasa'nın 56'ncı maddesiyle devlete verilen çevreyi geliştirme, çevrenin sağlığını koruma ve çevrenin kirlenmesini önleme görevi yerine, yandaş şirketlerine derelerimiz üzerinde HES yaptırmaya, yurt dışından çöp ithal edilmesine, siyanürle altın aranmasına, vahşi madenciliğe ve orman alanları üzerinde turizm tesisi kurulmasına izin vermiştir. Ekonomik krizden çıkış yolu olarak doğanın bir meta olarak sunulduğu ve sınır tanımaz bir şekilde sermayenin yağma ve talanına açıldığı bir süreçte, enerji açığı gerekçesiyle dağlar, dereler, vadiler yatırımlara açılarak tarım arazileri yok edilmiştir. Yıllardan beri inşaat sektörüne dayalı politika izlenmesi, özellikle HES'lerle olumsuz sonuçlar ortaya çıkaran enerji politikaları ve denetimsizce çoğalan maden işletmeleri nedeniyle doğusundan batısına, kıyısından merasına ülkenin bütün alanları tahrip sürecinin etkisi altına girmiştir. Ortaya çıkan bu kara tablo sonucunda 2002'de 26 milyon 579 bin hektar olan tarım arazisi bugün yaklaşık 23 milyon hektara gerilemiştir. Aynı şekilde, son on beş yıl içerisinde ülkemizdeki çiftçi sayısı da yüzde 50 azalmıştır. 7.391 hektar büyüklüğündeki orman alanları ormancılık dışı amaçlarla kullanılmak üzere madencilik, enerji, turizm gibi talan projelerine açılmıştır. Türkiye 2005 yılında 8 bin ton plastik atık ithal ederken bu miktar 2020 yılında 750 bin tona yükselmiştir, Türkiye âdeta bir çöp toplama bölgesi hâline getirilmiştir.
Vahşi madencilik ve enerji projeleri nedeniyle ülkemizde birçok bitki ve hayvan türü yok olma tehlikesi altındadır. Uluslararası Doğayı Koruma Birliği tarafından hazırlanan Kırmızı Liste'de, Türkiye'de yok olma tehlikesi altında olan yüzlerce canlı türü bulunmaktadır. Bu canlılar arasında, Tunceli halkı tarafından kutsal olarak kabul gören dağ keçileri de yer almaktadır. Bilindiği üzere Tunceli, coğrafi yapısı, bitki örtüsü ve yaban hayatı bakımından oldukça zengin bir bölgedir ancak Tunceli ilimiz, son yıllarda, AKP Hükûmetinin doğamızı ve canlı yaşamını tehdit eden yıkım projeleri hedefine oturtulmuştur. Son dönemde kamuoyunun gündeminde olan madencilik projeleri ve avcılık faaliyetlerinin son bulmaması hâlinde, nesli tehlike altında olan yaban hayvanları ve ekolojik denge üzerinde geri dönüşü olmayan bir tahribat yaratılacaktır. Daha geçtiğimiz haftalarda bir maden firması tarafından Ovacık ilçemizde arama faaliyetleri başlatılmış ancak bölge halkının tepkisi ve girişimlerimiz üzerine iş makineleri bölgeden çekilmiştir.
Aynı şekilde, memleketimiz son günlerde avcılığın cirit attığı bir bölge hâline gelmiştir. Bölge halkının inancı gereği kutsal sayılan dağ keçileri başta olmak üzere, yaşam hakkını savunduğumuz hiçbir canlının göz göre göre katledilmesini kabul edemiyoruz.(CHP sıralarından alkışlar) Bakın, henüz birkaç gün önce Çemişgezek ilçemizde yaşandı bu vahşet görüntüleri. Bu masum ve savunmasız canlılar, gözü dönmüş caniler tarafından işte böyle katlediliyor. Eğer caydırıcı ceza verilmezse bu vahşet tablosu yaşanmaya devam edecek. Ben, burada, Tunceli halkının sesi olarak, yetkilileri duyarlı olmaya ve sorumluluk almaya davet ediyorum.(CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Bir kez daha net bir şekilde ifade etmek istiyorum: Bu katliamlara artık bir son verin ve kutsallarımıza dokunmayın.(CHP sıralarından alkışlar)
Değerli milletvekilleri, gelinen nokta itibarıyla, AK PARTİ Hükûmetinin ısrarla sürdürdüğü yanlış ekonomik politikalar sebebiyle ülkemiz uçurumun eşiğine sürüklenmiştir. Doların tavan yapması ve TL'de değer kaybıyla alım gücü hızla gerileyen, ekonomik olarak dibe vuran yurttaşlarımız kaderine terk edilmiştir. Sözde "kurtuluş savaşı" ilanıyla milleti kemer sıkmaya davet eden saray yönetimi bir taraftan da bir grup yandaşını beslemeye dönük yatırımlara devam etmektedir. Öte yandan, acı reçeteyi halka fatura ederek milleti açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm etmiştir. Sarayın kurumu TÜİK yalan dolan rakamlarla hayalî bir tablo yaratmaya çalışsa da vatandaşların bankaya olan borçları ve icra takipleri ne yazık ki katlanarak artmaya devam ediyor. Gelinen nokta itibarıyla icra dairelerinde dosya sayısı 23 milyonu bulmuş vaziyette.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.
POLAT ŞAROĞLU (Devamla) - Esnafın desen, hâli perişan. KOBİ'lerin bankalara olan borcu 1 trilyonu aşmış durumda. Dolayısıyla demem o ki sizin hayalleriniz ve ülkenin gerçekleri örtüşmüyor; her ne kadar "Ekonomi büyüdü, uçacak." denilse de ülkenin gündemi açlık, sefalet, yarının kaygısı. Bunu gittiğimiz bütün illerimizde ne yazık ki görüyoruz. Ne acı ki insanlarımız çöplerden artık yiyecek toplayarak yaşama tutunmaya çalışıyor. Daha geçen gün gittiğimiz bir ilimizde içler acısı bir olaya tanıklık ettik. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli milletvekilleri, AK PARTİ klasiği olan bu bütçede şunu görüyoruz: Saray hükûmeti halktan topladığı vergileri har vurup harman savurmaya, siyasi hedefleri doğrultusunda harcamaya devam ediyor çünkü bu bütçede işçi yok, çiftçi yok, emekli yok, üretici yok; emek veren, alın teri döken yurttaşın hakkı da hukuku da adaleti de yok.
Ancak tüm bu olumsuzluklara karşı umutsuzluğa yer yok. Türkiye'de değişim rüzgârı esmeye başladı, hakça paylaşım ve insan onuruna yakışır bir gelecek için bu bütçeye hayır diyoruz. Geliyor gelmekte olan. (CHP sıralarından alkışlar)