GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2020 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 2'nci Tur Görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:5
Birleşim:30
Tarih:08.12.2021

CHP GRUBU ADINA SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sayın Bakan, bir sanayi politikanız var; işsizliğe çare olamıyor, mühendisler, teknik kadrolar mezun olmadıkları alanlarda iş arıyor ve siz bir Sanayi Bakanı olarak "Her üniversite mezununa iş bulamayız." diyen Sayın Cumhurbaşkanına tek kelime edemiyorsunuz. Hâlâ teknik liselere iş garantili eğitim hakkı sunamıyor, mesleki eğitim almış gençlerimizin istihdamını teşvik etmiyor, hâlâ staj ve çıraklık sürelerini emeklilik sürelerinden saymıyorsunuz. Mesleki ve teknik ortaöğretimdeki öğrenci sayısı 2015'ten bu yana yüzde 20 azaldı arkadaşlar. Ara eleman ya da tekniker yetiştirme deseniz neredeyse yok. Liseden sonra üniversiteye, üniversiteden sonra diplomalı işsizliğe sürüklenen bir ortam yarattınız yirmi yılda. Sadece inşaata yatırım yapıp sanayiye ve üretime yatırım yapmadınız. 15-29 yaş grubundaki her 3 gençten 1'i ne eğitimde ne de istihdamda değilse 6 milyonu geçen bu kayıp kuşağın sorumlusu sizsiniz Sayın Bakan ve sizin iktidarınız. Olmadı, yapamadınız.

Maalesef, arkadaşlar, Türkiye, iktidarın politikaları yüzünden, bir yandan beyin göçü veriyor, diğer yandan Orta Doğu ve Orta Asya kökenli gariban, vasıfsız iş gücü istihdam eden merdiven altı KOBİ sistemine evriliyor.

Sayın Bakan, doğal gaza gelen yüzde 48 zam sonrası "Bu zammı destekliyorum." demiştiniz Plan ve Bütçe Komisyonunda. Sanayinin kullandığı doğal gaza aralık ayından geçerli olmak üzere yüzde 20 daha zam geldi arkadaşlar. Şimdi de yeni aldığımız bilgilere göre BOTAŞ, tüm sanayi kesiminde aralık ayı itibarıyla kademeli fiyat tarifesine geçtiğini duyurmuş. Buna göre yılın ilk dokuz ayındaki ortalamanın yüzde 60'ından fazlasını kullanan sanayici, bu aşan kısmı için, yüzde 48, yüzde 20 zamma ilaveten, yüzde 50 katlamalı tarifeye maruz kalacak. Bu kademeli fiyat katmerli bir zamdır, bunun için yasal bir altyapı var mıdır Sayın Bakan? Bu konu neden kamuoyuna net bir şekilde açıklanmıyor? Bu düzenlemeyle sanayiciye resmen "Üretme, daha çok ürettikçe sana destek yerine köstek olacağım." demektir. Hâlâ zamları destekliyor musunuz Sayın Bakan?

Sanayide kullanılan doğal gaza son bir yılda yüzde 200, elektriğe yüzde 65 zam yapıldı. Bu nedenle sanayici ve üreticinin üretim maliyetleri katlandı. Sanayide basit bir sunta kestirmeye kalksanız bir atölye diğerinden rica ediyor çünkü elektrik faturasından canı yanan esnaf makine ısınıncaya kadar para kaybedeceğini düşünüyor. Bu şartlarda nasıl üretim yapılacak? Ya vazgeçecek ya da bu zamları ürünlere yansıtacak. Ama siz "Bu zamlar üretim maliyetlerini artırır, istihdam kapasitesini azaltır, rekabet gücünü azaltır." diyemiyorsunuz, bu zamlar karşısında kılınızı kıpırdatmıyorsunuz. Âdeta sanayiye düşman bir Sanayi Bakanı var arkadaşlar.

Güya "Konutlara zam yapmadık." diyorsunuz, değil mi? Pekâlâ, kim ödeyecek o zaman bu zamları? Dönüp dolaşıp vatandaş ödeyecek. Bakanlık bütçeniz de yıl bitmeden eridi. Soruyorum Sayın Bakan: Elde kalan bu bütçe rakamıyla nedir sanayinin gelişmesi için sizin bilip de bizim bilmediğimiz formül? Deneme yanılma yöntemlerinizle ekonomiyi yapboz tahtasına çevirdiniz. "Denedik." diyorsunuz ama "Yanıldık." diyemiyorsunuz çünkü egonuz buna engel. "Göç yolda düzülür." misali "Öyle olursa böyle yaparız; olmadı, şöyle yaparız." üzerine kurulu. Ülke, uçurumdan aşağı serbest düşüşte. Halkın parasıyla kumar oynuyorsunuz ve sonunda "Aldanmışız, aldatılmışız." diyorsunuz. Halkın artık buna tahammülü yok çünkü bıçak kemiği çoktan deldi de geçti. O yüzden diyoruz ki: Bir an önce seçim, derhâl seçim. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Bakan, ulusal savunma sanayisinde ve teknolojilerinde elde edilen gelişmeler, Adalet ve Kalkınma Partisinden ve Adalet ve Kalkınma Partisinin desteklediği 5'li çeteden önce de vardı, sonra da var olacaktır. Bu notu düştükten sonra şimdi size bir soru sormak istiyorum Sayın Bakan. Daha önce Tank Palet Fabrikasını "50 milyon dolar yatırım vaadi" gibi uyduruk bir gerekçeyle Katar-Sancak ortaklığına peşkeş çektiniz. Şimdi ise birkaç ay öncesinde "Türkiye'nin en büyük düşmanı" dediğiniz Birleşik Arap Emirlikleri'ne ASELSAN, HAVELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN hissesi satılacağı doğru mudur? Bu iddiayı hiçbir AKP yetkilisi yalanlamadı. Tekrar soruyorum: Bu iddia doğru mudur? Bu kurumlar bu milletin vatan savunmasının temel taşlarıdır. Milletin canının, malının ve bağımsızlığının güvencesidir. Bunları satmak vatanı satmakla eş değerdir Sayın Bakan. (CHP sıralarından alkışlar) Tekrar soruyorum: Bu rezalet, bu kepazelik, bu ülke düşmanlığı doğru mu, değil mi? Net bir cevap bekliyoruz.

Sayın İçişleri Bakanı, yüz kızartıcı bir suçun üstünü örtemezsiniz. Yüz kızartıcı suçun üzerini örten İçişleri Bakanına nasıl güvenecek bu millet? Böyle bir İçişleri Bakanı nasıl suçla mücadele edecek? Son derece haklı ve meşru sorularımızı tekrar soruyoruz; Plan ve Bütçe Komisyonunda sorduk, cevaplamadınız, milletin kürsüsünden tekrar soruyoruz: Bir televizyon programında kendiniz söylediniz. Mafyadan her ay 10 bin dolar alan siyasetçi kim?

İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU - Kendi grubunuza sorun.

SÜLEYMAN GİRGİN (Devamla) - Tekrar ediyorum: Mafyadan her ay 10 bin dolar alan siyasetçi kim? (CHP sıralarından alkışlar)

İÇİŞLERİ BAKANI SÜLEYMAN SOYLU - Kılıçdaroğlu'na sor, Kılıçdaroğlu'na sor.

AHMET TUNCAY ÖZKAN (İzmir) - Sataşma oradan!

SÜLEYMAN GİRGİN (Devamla) - Gelelim TÜİK meselesine.

Değerli milletvekilleri, TÜİK cumhuriyetin önemli kurumlarından biridir. Bu kurumun rakamları 84 milyon vatandaşımızı ilgilendirmektedir. Bu rakamlar üzerine siyasal partiler, ekonomik çevreler, sosyal çevreler politikalar oluştururlar. Resmî istatistikleri eğmek, bükmek, makyajlamak suçtur ancak milyonlarca insanın emeğini çalan, yüzde 150'lik zamlara rağmen enflasyonu yüzde 21 göstermeyi başaran TÜİK yetkilileri suç işlemektedir çünkü TÜİK, devlet kurumu olmaktan çıkmış, sarayın kurumuna dönüşmüştür. İşçi, memur, emekli zamları belirlenirken TÜİK'in enflasyon rakamları esas alınacak ve sabit gelirliler gerçek enflasyon altında ezilecek. TÜİK "Enflasyon yüzde 21." diyor, bağımsız akademisyenlerden oluşan Enflasyon Araştırma Grubu "Yüzde 58." diyor. Sonra da TÜİK "İtibarımızı zedeliyor." diye Enflasyon Araştırma Grubu hakkında suç duyurusunda bulunuyor. İtibar kaldı mı ki zedelensin TÜİK'te? İktidar, TÜİK'i, vatandaşın rızkından çalmak için kullandığı bir manivelaya dönüştürdü. TÜİK'in adı "talimatla üfürükten istatistik üretme kurumu" oldu, "Türkiye illüzyon kurumu" oldu. (CHP sıralarından alkışlar) TÜİK, daha önce de kamuoyunda -on bir yıl önce- dediğiniz gibi Sayın Bakan, "Tayyip'i üzmeyen istatistik kurumu" gibi çalışmayı bırakmalı; milletin emeğini, çoluk çocuğunun rızkını çaldığını unutmamalıdır.

Değerli milletvekilleri, büyük bir deliliğin içerisindeyiz. "Testinin içinde ne varsa ağzından da o dökülür." derler. "Mekân basmak" demek ne demek Sayın Bakan? Kapısında "devlet kurumu" yazıyor o TÜİK'in. Siz bu ülkenin ana muhalefet liderine, halk adına görev yapan ve kamuya yani tüm vatandaşlara karşı sorumluluğu olan bir kuruma gitti diye "Mekân bastı." diyemezsiniz. 84 milyonun kurumunu kendi mekânınız ya da babanızın malı ya da şirketiniz olarak mı görüyorsunuz? (CHP sıralarından alkışlar) Bu külhanbeyi ağzı bir İçişleri Bakanına yakışıyor mu? "Mekân basmak" tabiri, mafyayla el ele iş tutanların kullanabileceği bir tabirdir, İçişleri Bakanına yakışmaz ama "Üslububeyan aynıyla insan." Siz bu üslubu kendinize yakıştırıyor olabilirsiniz ancak bu diliniz Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanı koltuğunda oturan birine ve o kurumun saygınlığına yakışmıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.

SÜLEYMAN GİRGİN (Devamla) - Değerli milletvekilleri, aslında TÜİK'in kapıları demokrasiye kapandı, liyakate kapandı. Bu talimatı kim, neden veriyor, vatandaş çok iyi bilmekte. TÜİK'le beraber demokrasinin de liyakatin de devlet kurumlarının da ne hâle geldiğini herkes görüyor.

Ne demişti Nazım Hikmet? "Hiçbir korkuya benzemez halkını satanın korkusu." TÜİK'in kapılarının kapatılması, sadece kendi korkusu değil, TÜİK'e talimatla iş yaptıranların da korkusudur ancak korkunun ecele faydası yok; gidiyor gitmekte olan, geliyor gelmekte olan.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)