GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Tekirdağ'ın kurtuluş yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması
Yasama Yılı:5
Birleşim:19
Tarih:16.11.2021

CANDAN YÜCEER (Tekirdağ) - Teşekkürler.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugünler ilçelerimizin ve 13 Kasım da Tekirdağ'ımızın düşman işgalinden kurtuluşunun 99'uncu yıl dönümü. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün yaktığı bağımsızlık ateşini yüreğinde taşıyan kahraman atalarımızın 29 Ekimde Çerkezköy, Kapaklı, Marmaraereğlisi'nden başlattıkları kurtuluş mücadelesi 1 Kasımda Çorlu, Ergene ve Saray'ımızın, 2 Kasımda Muratlı'mızın, 13 Kasımda Tekirdağ'ımızın, 14 Kasımda Hayrabolu ve Malkara'mızın ve son olarak 17 Kasımda Şarköy'ümüzün kurtuluşuyla zaferle sonuçlanmış ve Tekirdağlı hemşehrilerim bağımsızlığına kavuşmuştur. Bu günler, varlığına, birliğine, dirliğine, yurduna, bağımsızlığına kanıyla, canıyla sahip çıkan Tekirdağlıların gurur günleridir. Üstün bir mücadeleyle bu cennet vatanı, bu güzel ilimizi bizlere miras bırakan Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları başta olmak üzere, bütün kahramanlarımızı ve atalarımızı saygıyla, rahmetle ve şükranla yâd ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Ayçiçeği tarlalarının, kanola bahçelerinin sarıya boyadığı verimli topraklarıyla, masmavi deniziyle, yaz kış solmayan yeşil ormanlarıyla Saray'dan Şarköy'e şehrimiz bir doğa harikasıdır. (CHP sıralarından alkışlar) Tekirdağ'ımız, benim için, bir günebakan gibi yüzü güneşe dönük, ışıl ışıl bir kent; sıcak kanlı, hoşgörülü, Türkiye'nin her yerinden gelen insanlarıyla çok kültürlü, çok sesli, çoğulcu, demokrat; bir yanıyla da gerçekten üzüm bağı gibi, bereketli. Tekirdağ şu an kanola ve ayçiçeği üretiminde 1'inci sırada. Ayçiçeği üretiminin yüzde 27'sini, buğdayın yüzde 5'ini Tekirdağ'da üretiyoruz. Gerçekten Tekirdağ benim için huzuru anlatır ama bir yanıyla da yedi gün yirmi dört saat yaşayan, üreten bir şehir. 1 milyon 100 bini aşan nüfusuyla, ulusal-uluslararası piyasaya üretim yapan 2.959 firmasıyla, ulaşım imkânlarıyla, doğal tarihî, kültürel zenginlikleriyle bu ülkemizin kültürel ve ekonomik gelişimine de her zaman katkı sunmuş bir il. Tekirdağ üreten bir şehir, evet ama ülke ekonomisine sunduğu katkının karşılığını alamayan da bir şehir. Tüm iller arasında kişi başı ödenen vergide Tekirdağ 7'nci sırada ama maalesef, iş, almaya gelince yani kişi başı merkezî bütçe yatırımlarında 72'nci sırada. Ödediğimiz vergilerin karşılığını alamadığımız gibi maalesef birçok sorunla da karşılaşmış durumdayız, bir başımıza bırakılmış durumundayız.

Atalarımızın kanı canı pahasına bizlere bıraktığı, Türkiye'nin, hatta dünyanın en verimli toprakları, cennet topraklarımız bugün tehdit altında. Trakyalılar cennet doğasında topraklarını ekip biçerek huzur içinde yaşamak istiyorlar ama gözünü rant bürüyenler maalesef bu dünya cennetini bir cehenneme dönüştürmek istiyorlar. Güzelim Istranca Dağları'nı madenlerle delik deşik ettiler, taş ocaklarıyla o ormanları çırılçıplak bıraktılar. Bugün Trakya'nın neresine baksanız gerçekten her yerde bir doğa katliamı, her yerde bir ekolojik kıyıma tanık olursunuz. Eskiden pırıl pırıl akan, bütün Trakya'mıza hayat veren Ergene bugün can çekişiyor, 4'üncü derece kirlilik suyu şu an, zehir saçıyor. Şu an ilimizde kanser vakaları patlamış durumda. Sözde, 2011 yılında dediler ki: "Bu kirliliği kontrol altına alacağız. Ergene Havzası Koruma Eylem Planı'yla artık Trakya'da, Ergene'de suyunuzu içeceksiniz, yüzeceksiniz, içinde 22 çeşit balık yetişecek; Haliç'i temizledik, bu, bizim için çocuk oyuncağı." Buna, en üst makamdan tam on yıl önce söz verildi. Peki, bugün sonuçta ne var? Sonuç burada. Gördüğünüz gibi, Ergene kapkara akmaya, kanser saçmaya devam ediyor ama olan vatandaşlarımıza oluyor. Biz diyoruz ki: "Ergene'mizi, inşallah, en kısa zamanda temizleyeceğiz." Ama bu da yeterli olmadı. Maalesef, bunun üzerine yani daha bunu temizlememişken birinci sınıf tarım arazilerinin üzerine, gördüğünüz bölgeye, birinci sınıf tarım arazisine, plastikçiler OSB yatırım bölgesi yapmaya çalışıyorlar. Vatandaşlarımız, hemşehrilerimiz diyor ki: "Vekilim, buğdayımızın üzerine beton dökecekler."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

CANDAN YÜCEER (Devamla) - "Ve daha diğer OSB'ler dolmadan birinci sınıf tarım arazilerine bunun yapılması hukuka, mevzuata aykırı." diyor uzmanlar, odalar. Ama biz ne yapıyoruz? Biz gidiyoruz, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı "ÇED Olumlu" raporu veriyor; halka sormuyor, belediyelere sormuyor, odalara sormuyor. Ama şunu buradan söyleyeyim; bu bizim çevremiz, bizim doğamız, bizim Trakya'mız. Bizim bu topraklara borcumuz var. Halep oradaysa, arşın burada! Siz inatçıysanız biz Trakyalılar daha inatçıyız. Mücadeleyse mücadele! (CHP sıralarından alkışlar) Trakya'nın doğasını, börtüsünü böceğini, hemşehrilerimizi, ormanlarını sizin rant uğruna heba etmenize izin vermeyeceğiz. Çevremiz, doğamız, insanımız sahipsiz değildir diyorum.

Bir kez daha, vatandaşlarımızın düşman işgalinden kurtuluşunun 99'uncu yılını kutluyorum. Mutluluğu, gururu yüreğinde yaşayan, aynı heyecanla yaşayan sevgili hemşehrilerime sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)