| Konu: | HDP Grubu önerisi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 15 |
| Tarih: | 04.11.2021 |
HDP GRUBU ADINA HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Sayın Başkan, sayın vekiller; saygıyla Genel Kurulu selamlıyorum.
Bugün 4 Kasım 2021; 4 Kasım 2016 tarihinde yapılmış olan siyasi darbenin 5'inci yıl dönümü. Öncelikle, sözlerime başlarken geçmiş dönem Eş Genel Başkanlarımız Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ şahsında, Gültan Kışanak ve Adnan Selçuk Mızraklı şahsında ve Bekir Kaya şahsında tüm seçilmişlerimizi, milletvekillerimizi ve belediye eş başkanlarımızı -cezaevinde bulunanları- saygıyla selamlıyoruz, hepsine sevgilerimizi gönderiyoruz. (HDP sıralarından alkışlar)
Değerli milletvekilleri, "4 Kasım siyasi darbesi" dedik beş yıl önce yapılana. Neden böyle dedik, önce birkaç cümleyle bunu size hatırlatmak istiyorum. Aynı anda, merkezî bir kararla 5 ayrı şehirde başlamış olan bir gözaltı ve ardından tutuklama operasyonu. Kime yönelik? Seçilmişlerimize yönelik, Eş Genel Başkanlarımız ve milletvekillerimize yönelik. Aynı anda karar verilerek başlamış olan bir operasyon 5 ayrı şehirde, esas itibarıyla, merkezî bir kararın olduğunu, savcılıkların kendi başlarına karar almadıklarını gösteren en önemli konulardan bir tanesidir. Ama sadece bu değil, bu konu bir süreç meselesi zaten; neden diyoruz. Bakın, 28 Temmuz 2015; Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı dedi ki: "Dokunulmazlıklar kaldırılsın, bedeller ödensin." 2015, 28 Temmuz. Mayıs 2016'da, Anayasa'ya aykırı bir şekilde dokunulmazlıklar kaldırıldı ve sonunda 4 Kasım 2016'da bu siyasi darbe gerçekleştirildi. İşte, bu sürecin olması ve aynı anda merkezî bir kararın olması bunun en önemli göstergelerinden bir tanesi. O günden bu yana gözaltı ve tutuklamalar; seçilmişlerimize, ister milletvekili olsun ister belediye eş başkanı olsun ve parti yöneticilerimize yönelik sürdü ve sürüyor da. Hedef ne peki, bu siyasi darbenin hedefi neydi? Hedef çok açık: Halkların Demokratik Partisini bütün kurum ve kuruluşlarıyla, ittifaklarıyla, bileşenleriyle demokratik siyasetten tasfiye etmek. Hedef budur, tasfiye operasyonudur bu, çok açık bir şekilde biz bunu biliyoruz, görüyoruz. Peki, bu tasfiye operasyonu nasıl devam ediyor? 6-8 Ekim Kobani davasıyla. Önümüzdeki hafta duruşmalar yeniden başlayacak, orada da devam ediyor. Bitmedi bu tasfiye operasyonu, Anayasa Mahkemesinde kapatma davası açıldı ve 7 Kasım, ön savunmanın verileceği son gün, ön savunmamızı vereceğiz.
Şimdi, bu tasfiye operasyonu... İşte, 4 Kasım 2016'da düğmeye basıldı, aradan beş sene geçti doymadı bu iktidar, doymadı, tasfiye operasyonuna devam ediyor ve bizler de bu tasfiye operasyonu karşısında dimdik, demokrasi mücadelesini, özgürlük ve eşitlik mücadelesini, adalet ve hukuk mücadelesini sürdürerek duruyoruz, asla boyun eğmedik ve boyun eğmeyeceğiz; bunu da bir kez daha söylemiş olalım. (HDP sıralarından alkışlar)
Şimdi, o günden bu yana biz hep dedik ki: "Bu atılan adımlar, açılan davaların tamamı siyasidir, hukuki değildir, hukukla alakası yoktur." Burada, Genel Kurulda söyledik, komisyonlarda söyledik, yaptığımız bütün toplantılarda, basın açıklamalarında dile getirdik, her yerde bunu söyledik. Peki, bizim bu söylediğimizi bir kez daha kim ortaya çıkardı ve vurguladı? Hani, sizin hiç sevmediğiniz bir yer var ya, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, duymak istemiyorsunuz ya, duyduğunuz zaman tüyleriniz diken diken oluyor ya; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, işte orada ortaya çıktı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 2018 ve 2020 Demirtaş kararlarında dedi ki; bir: "Seçme seçilme hakkı ihlal ediliyor." Çok önemli. "Seçme ve seçilme hakkı sadece aday olma hakkının ihlali değil, aynı zamanda Mecliste çalışma yapılması engellendiği için seçmenlerin hakkı ihlal ediliyor." dedi ve bu gözaltı ve tutuklamaların hak ihlali olduğuna karar verdi. İki, dedi ki: "Madde 18 ihlali var, en ağır suç. Siyasi nedenlerle HDP'yi tasfiye etmek için davalar açıyorsunuz." Türkiye'yi, maalesef Türkiye'yi demek zorundayım çünkü iktidarı esas olarak mahkûm etti, mahkûm, 18'inci maddeden. Siz hâlâ uygulamıyorsunuz, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 46'ncı maddesini açıkça çiğniyorsunuz ve hâlâ bunu uygulamıyorsunuz; bu da çok açık bir şekilde ortada.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın sözleriniz.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (Devamla) - Tamamlıyorum efendim.
Şimdi "siyasi darbe" dememize itiraz ediyorsunuz, biliyoruz biraz sonra burada da çıkıp söyleyeceksiniz bunu. "Siyasi darbe" demek daha doğrusu "darbe" demek halkın iradesine, seçmenin iradesine darbe vurmak demektir, gasbetmek demektir. Darbenin anlamı budur genel olarak siyasi literatüre baktığımızda. Kimi zaman apoletliler yapar bunu, askerî darbe olur, hepsine 1960'tan bu yana karşı çıkmışızdır; kimi zaman kravatlılar yapar sizin gibi, siyasi iktidar yapar, siyasi iradesini demokratik siyaseti tasfiye etmek için kullanır, ona da karşı çıkmışızdır ve 4 Kasım 2016'dan beş yıl sonra bir kez daha bunu dile getiriyoruz: Her türlü darbeyi kınıyoruz, lanetliyoruz ve bu darbeci anlayışınız karşısında da demokratik siyaset mücadelemizi sürdüreceğimizi bir kez daha açık seçik ilan ediyoruz. (HDP sıralarından alkışlar)