| Konu: | Sulh ceza hâkimliklerince keyfî şekilde verilen haber sitelerine ya da sosyal medya platformlarına erişim engeli kararına Anayasa Mahkemesinin "Dur!" dediğine ve bir an evvel buna ilişkin yasal düzenlemenin yapılması gerektiğine, Şanlıurfa Siverek'te yaşayan 96 yaşındaki Aliye Yabansu'ya "Cezai ehliyeti yoktur." raporu olmasına rağmen Cumhurbaşkanına hakaretten Kayseri'de dava açılmasının zulüm olduğuna, OHAL Komisyonunun Anayasa Mahkemesinin kararlarını dinlemeyerek 5 barış akademisyeninin görevlerine iade edilmesi talebini gerekçesiz reddettiğine, "SADAT" isimli şirketin yaptığı hukuksuzlukların araştırılması gerektiğine ve bu konuyu gündeme getirmeye devam edeceklerine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 13 |
| Tarih: | 02.11.2021 |
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, sayın vekiller; bu Genel Kurulda ve komisyonlarda konuştuğumuz bir konu vardı; hatırlarsanız, sosyal medyada ve dijital medyada sulh ceza hâkimliklerinin verdiği, haber sitelerine ya da sosyal medya platformlarına erişim engeli kararlarıydı. Çok sayıda erişim engeli kararı veriliyordu ve biz bunların hukuksuz bir şekilde sulh ceza hâkimliklerince ve keyfî bir şekilde verildiğini söylüyorduk, iddia ediyorduk. Şimdi ne oldu? Anayasa Mahkemesi bu keyfî erişim engeli kararlarına "Dur!" dedi ve sulh ceza hâkimliklerince verilen erişim engeli kararlarına karşı yapılan 9 ayrı başvuruda ifade ve basın özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmetti -çok önemli- ve yeniden yargılama yapılmasını kararlaştırdı. Bir pilot karar aldı ve bu pilot kararı Meclise de gönderdi ve yeni düzenleme yapılması için, benzer başvuruların görüşmesini de bir yıl süreyle erteledi. Bilindiği kadarıyla, 500 civarında başvuru daha Anayasa Mahkemesinin önünde şu anda bekliyor. Şimdi, Anayasa Mahkemesi bunu yaptı, bir yıl süre verdi Meclise -ben bunun için bunu, burada söylüyorum- ve bu kararı alırken bir çerçeve de çizdi: "Erişim engeli usulünün kapsamı hukuki ve yeterli açıklıkta olmalı. Erişim engeli için acil toplumsal ihtiyaç zorunluluğu getirilmeli. Kamu makamlarının müdahale sınırı ortaya konulmalı. Keyfî uygulamalara yol açmayacak güvenceler oluşturulmalı. Erişim engelli kararları istinaf ve temyiz denetimine açılmalı. Sulh ceza hâkimlikleri erişim engeli kararlarına son çare olarak başvurmalı." dedi Anayasa Mahkemesi. Şimdi, bir yıl vakit verdi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN -Sayın Oluç, buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Şimdi, özellikle iktidar blokuna sesleniyorum: "Anayasa Mahkemesi bir yıl vakit verdi, nasıl olsa bu bir yıl içinde sulh ceza mahkemeleri bu erişim engelleri kararlarını çıkarmaya devam eder, biz işimizi yaparız. Bir yıl sonra kim öle kim kala!" diye düşünmeyin, bir an evvel Anayasa Mahkemesinin çizdiği çerçeve içinde bu kanun teklifini ele almamız gereklidir; bu konuda uyarı yapmış olayım.
İkinci değinmek istediğim konu, Türkiye'de yediden yetmişe herkesin faydalanabildiği ve hukukun en hızlı işlediği konuyla ilgili. Nedir? Cumhurbaşkanına hakaret. Ceza Kanunu'nun 299'uncu maddesi sık sık kullanılıyor, biliyoruz. Elimizdeki son rakamlara göre 38.581 dava açılmış Cumhurbaşkanına hakaretten, belki ben bu rakamları söylerken daha yeni davalar da açılmış olabilir; bu sürüyor, Cumhurbaşkanına hakaret davaları. Keyfî, hukuksuz bir durumla karşı karşıyayız fakat son bir şey yaşandı, gerçekten içler acısı. Urfa Siverek'te "Cezai ehliyeti yoktur." raporu da olan 96 yaşındaki Aliye Yabansu hakkında -bakın, şu fotoğraftaki Aliye Yabansu hakkında- Cumhurbaşkanına hakaretten dava açıldı. Urfa Siverek'te oturuyor bu büyükanne ve hasta olan bu yaşlı insanı Kayseri'deki hastaneye götürüp kontrol edeceklermiş ve mahkeme hastane olarak Kayseri'yi vermiş, mahkeme de Kayseri'ye alınmış.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edin.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Şimdi, 96 yaşındaki bir insandan söz ediyoruz ya, 96 yaşında! Ya, Allah'tan korksun bu savcı, bunun kararını vermiş olan mahkeme heyeti, Kayseri'ye bunu gönderenler! Yani böyle bir şey olabilir mi? Bu zulme gerçekten son verin yani 96 yaşındaki Aliye Yabansu'ya yapılan bu zulme son verin; bu, çekilebilir bir şey değil. Ne ahlaki ne vicdani ne hukuki hiçbir şey kalmadı ortada. Bu iktidarın getirdiği durum bu.
Şimdi, bununla bitmiyor tabii. Bakın, barış akademisyenleri var. Barış akademisyenleri hakkında, biliyorsunuz, Anayasa Mahkemesi karar verdi: "İfade özgürlüğü ihlalidir." dedi ve onlar hakkında verilmiş olan mahkeme kararları böylece düştü. Şimdi, bu barış akademisyenlerinden 5 kişi görevlerine iade edilmeleri için OHAL Komisyonuna başvurdu. OHAL Komisyonu bu 5 akademisyenin görevlerine iade edilmesi talebini gerekçesiz reddetti.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sözlerinizi tamamlayın lütfen.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - OHAL Komisyonu bir mahkeme değil üstelik, bürokratik bir yapı. Anayasa Mahkemesinin kararını dinlemiyor, gerekçesiz bir şekilde 5 akademisyenin başvurusunu reddediyor; hukuksuz, keyfî bir karar. Zaten yani ülkede mahkemelerin, yerel mahkemelerin tanımadığı Anayasa Mahkemesi kararları var, şimdi de başımıza OHAL Komisyonu çıktı bu şekilde. Kabul edilebilir bir şey değil; uyarıyoruz, OHAL Komisyonu bu hukuksuz ve keyfî kararları veriyor, yarın öbür gün bu kararlar nedeniyle çok ciddi cezalarla karşı karşıya kalacaklar ve rücu edecek o cezalar kendilerine. Bunu özellikle altını çizerek vurgulayalım, bu işin sonu AİHM'de bitecek çünkü.
Sayın Başkan, değinmek istediğim son konu SADAT'la ilgili.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Daha evvel araştırma önergesi verdik. Bu "SADAT" isimli şirketin suikast eğitimi, sabotaj eğitimi, paralel ordu kurma eğitimi, Millî Güvenlik Kurulunda yer alması, Harp Okulunda mülakatlar yapması vesaire gibi konulardan Suriye'den Libya'ya kadar eğit-donat faaliyetleri yapmasına kadar konuların araştırılması gerektiğine dair araştırma önergeleri verdik, reddedildi burada. Tekrar bu konuyu niye gündeme getiriyoruz? Bakın, İzmir'de il binamızı basarak Deniz Poyraz kardeşimizi katletti bir kişi, biliyorsunuz. Bu katilin iddianamesinde "Suriye'de kırk beş güne yakın bir süre kaldı. SADAT tarafından eğitildiğine dair iddialar araştırılıyor." deniliyor. Nasıl araştırıldığı belli değil. Yani demek ki mahkemelerdeki iddianamelere bile girmiş bir şirketten söz ediyoruz. Biz "Bu şirketin yaptığı hukuksuzlukları araştıralım." diyoruz, bu Meclis bu araştırma önergelerini reddediyor. Bunu sormaya devam edeceğiz. Bu konunun çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Gündeme getirmeye devam edeceğiz; asla bundan vazgeçmeyeceğiz.
Teşekkür ediyorum.