GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Kooperatifler Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:5
Birleşim:9
Tarih:20.10.2021

CHP GRUBU ADINA ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Kooperatifler Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin tümü üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım.

Uluslararası Kooperatifler Birliği verilerine göre, bugün, dünya nüfusunun yüzde 12'si yani yaklaşık 800 milyon kişi kooperatif üyesi durumunda. Dünya genelinde kurulmuş 3 milyondan fazla kooperatif var. Dünyanın en büyük 300 kooperatifinin ve iştiraklerinin yıllık ciroları toplamı ise -buraya dikkat edin- 2 trilyon 146 milyar dolar. Dünya çapında çalışan nüfusun yüzde 10'u kooperatifler tarafından istihdam ediliyor. Dünyada 2 milyar 800 milyon insanın çalışma hayatında olduğu varsayılırsa yaklaşık olarak 280 milyon kişi kooperatiflerde istihdam ediliyor. Dünyanın en büyük kooperatifi bir Fransız kooperatifi, Credit Agricole, cirosu yaklaşık 90 milyar dolar. Bu rakam, İstanbul Sanayi Odasının İSO 500'deki firmalarından ilk 75 şirketin cirosunun toplamına eşit bir kooperatif ve Türkiye'deki İSO 500 listesinde yer alan ilk 75 şirketin cirosu kadar büyük.

Dünyada kooperatifleşme her ne kadar gelişmekte olan kaynak yoksulu ülkelerde sanki çok önde olur diye düşünülüyorsa da öyle değil. Dünyanın en büyük kooperatifleri gelişmiş ülkelerde kurulmuş ve büyümüşler. Dünyanın 300 büyük kooperatif listesinde ABD'den 45, Fransa'dan 44, Almanya'dan 30, Japonya'dan 24, Hollanda'dan 17 diye böyle gidiyor; bunlar gelişmiş ilk 10 ekonomi ve en büyükleri de bu ülkelerde. Ekonomik faaliyetlere göre ise tarım ve sigortacılık alanında faaliyet gösteren kooperatiflerin bir adım öne çıktıklarını da görüyoruz. Bu iki sektör ilk 300 firma içerisindeki kooperatiflerin yüzde 67'sini oluşturuyor.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'deki kooperatiflerin yapılarına şöyle bir bakarsak, maalesef doğru dürüst bir bilgiye bile ulaşamıyoruz. Bakanlığın internet sitesine şu anda girin, 2005-2016 yıllarının verileriyle karşılaşacaksınız. Biz bu Komisyona gelmeden önce "Bir değerlendirme yapalım yani buradaki istatistiki rakamlara bakalım, Türkiye'de kooperatifçilik nereye gelmiş; küçük ve orta ölçekli kooperatifler, tarım kooperatifleri, küçük köy kooperatifleri nereye gelmiş, bununla ilgili de bir çalışma yapalım." dedik ama maalesef millî gelire katkıları bile bilinmiyor. İyimser bir tahminle, bununla ilgili yaptıkları çalışmaları yani bu kanun teklifini getiren arkadaşların yaptıkları çalışmaları şöyle değerlendirdim: Herhâlde gerek görmemişler. Hiç olmazsa verilere oradan ulaşalım, beş senedir buraya Bakanlık verileri işlenmiyor. Komisyon kooperatiflerle ilgili bir kanun teklifini getiriyor ama bununla ilgili etki analizleri yapılmamış, bugüne kadar diğer kanunlarla da ilgili böyle bir etki analizi çalışmasının yapılmadığını biliyoruz. E, o zaman neye göre kanun yapacaksınız? El yordamıyla kanun yapıyorsunuz.

Arkadaşlar, getirdiğiniz kanun tekliflerinin detaylarını aslında siz de verilere ulaşamadığınız için bulup getiremediniz Komisyona. Şimdi merakla bekliyorum, kanun teklifini getiren arkadaşlar burada acaba bize detaylı birtakım bilgiler sunacaklar mı? Kooperatifçilikte her ne kadar dünyanın çok gerisinde kalmış olsak da önemli kooperatiflerimizin olduğunu da burada vurgulamamız gerekiyor. İSO 500 listesinde 6 tane büyük kooperatif var veya "kooperatif iştiraki" de diyebiliriz. Bunlar; Trakya Birlik, Konya Şeker, Kayseri Şeker, GÜBRETAŞ, Tarım Kredi Yem, Tarım Kredi Birlik gibi sıralanabilir, 6 büyük şirket. Dolayısıyla, çok önemli bir alanla ilgili düzenlemeler yapıyoruz ama maalesef, iktidardan vekillerimizin bu özeni bu şekilde göstermediklerini de burada söyleyebilirim. Kanun teklifinin gerekçesinde 2021-2023 Türkiye Kooperatifçilik Stratejisi Eylem Planı'na atıfta bulunuldu ama öyle bir eylem planı da yok. Teklif sahipleri teklifi 2012-2016 yıllarını kapsayan Eylem Planı'na göre hazırladılarsa bu daha da vahim. O zaman bir eylem planı yapılmış ve bir daha eylem planı da maalesef göremiyoruz.

Kanun teklifiyle getirilmek istenenlere şöyle sırasıyla bir bakmakta fayda var: Kooperatif yönetim kurulu kooperatif ortaklığı için başvuranlarla ilgili kararını bir ay içinde bildirecek, kamu kaynaklarından destekli kredi kefalet ve tarım kooperatifleri ise şartları taşıyanların ortaklık başvurusunu kabul etmek zorunda olacak. Kooperatif ortaklık payı değeri 100 lira olarak güncelleniyor. Cumhurbaşkanı kararıyla artırılmakta olan ortaklık payının asgari değeri artık ilgili bakanlığın takdiriyle artırılabilecek. Yüksek sermayeli sigorta kooperatifleri için taahhüt edilecek pay adedinde sınır gözetilmeyecek. Teknoloji uyum ve şeffaflık için kooperatif ortaklarının raporlara ve hesaplara elektronik ortamda da erişimi sağlanacak. Kooperatif ortakları genel kurula katılabileceklerin listesine Kooperatif Bilgi Sistemi üzerinden erişebilecek diye böyle uzayıp giriyor. Biraz sonra arkadaşlar da konuşacaklar, onlar da bunların detaylarına girerler ama burada özellikle dikkatinizi çekmemiz gereken bir nokta var, bu eğitim meselesi. "Kooperatifler kendi aralarında seçimleri yaptıktan sonra eğitim alacak." deniliyor ve burada bir tanımlama yok, tanımlamanın içeriğini aslında kanunda belirlemeniz gerekiyor. Bunu Bakanlık mı yapacak, kooperatifler mi yapacak? Ki öyle kooperatifler var ki bu eğitimleri verme ihtimali yok. Ha "Eğitimleri almazsanız dokuz ay içerisinde, üyelikten düşürürüz." diye bir tanımlama koymuşsunuz, o zaman üye de bulamayacaksınız bu kurumlara.

Değerli arkadaşlar, kooperatif üst kuruluşlarda dış denetim, finansal tabloların denetimi zorunlu hâle getiriliyor, zaten birçok açıdan denetim kurulları kooperatiflerde denetimini yapıyor. Aynı zamanda kamu denetliyor, demek ki yetmiyor bir de dışarıdan denetçi atanacak buraya -biraz sonra anlatacağım buraların nasıl arpalık hâline dönüştürüldüğünü- sanıyorum yeni kadrolar çıkarmak üzere böyle bir çalışma yapılıyor. Kanun teklifinde birçok önemli düzenleme yürütmenin keyfine bırakılıyor, mesela kanun teklifinin 5'inci maddesinde eğitim programı -biraz önce bahsettiğim gibi- muğlak bir şekilde bırakılıyor.

Evet, arkadaşlar, kanun teklifinin Komisyon görüşmeleri sırasında teklifin niteliğini artıracak bazı önerilerimiz oldu. Bunlardan biri, kooperatiflerin ve üst kuruluşların yönetim ve denetim kurullarında üçer dörder maaş ve huzur hakkı alımının önlenmesiydi. Bu, AK PARTİ milletvekillerinin tamamının oylarıyla reddedildi. Bu öneriyi dikkate almayarak gösterdiler ki üçer dörder maaş alanlardan bizim Komisyondaki vekil arkadaşlarımız da son derece memnun çünkü -biraz sonra sıralayacağım- bu kooperatiflerde yönetim kurulu üyesi olan, yönetim kurulu başkanı olan öyle güzel maaşlar alıyor ki isim isim de bunları söylemek mümkün. Mesela, Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Fahrettin Poyraz, sizlerin arkadaşı, geçmiş dönemde Bilecik Milletvekili, AK PARTİ milletvekilliği yapmış. Bunun hakkında da bir haber çıktı, 180 bin lira huzur hakkı ve maaş aldığı iddia edildi ve bu iddiaları bu arkadaşımız yalanladı. Huzur haklarıyla birlikte aylık gelirinin 62 bin lira olduğunu söyledi. Şimdi, milletvekili maaşları çok eleştirilir "Şöyle alıyorsunuz, şu kadar alıyorsunuz." diye. Arkadaş 180'i, tamam, reddediyor ama bir taraftan da itiraf etmiş; 62 bin lira maaş alıyor. Ya, burada özrü kabahatinden büyük. Anlaşılan, Tarım Kredi Kooperatiflerinde veya iştiraklerinde yönetim kurullarında bulunmak için AK PARTİ'li olmak fiilî bir ön koşul hâline gelmiş. Çok fazla örnek var, kooperatiflerdeki yönetim kurulu üyeliklerini ve başkanlıkları internete girdiğiniz zaman şöyle bir tarayın, bunların hepsi önümüze dökülüyor. Ama birkaç tane örnek verelim: Tarım Kredi iştiraki olan GÜBRETAŞ Yönetim Kurulu Üyesi Zeynep Müjde Sakar AK PARTİ Genel Sekreter Yardımcısı ve AK PARTİ'nin 24'üncü Dönem milletvekili adayı. GÜBRETAŞ Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Tunçak AK PARTİ Bursa eski Milletvekili. TAREKS Hayvancılık Yönetim Kurulu Üyesi Bünyamin Özbek AK PARTİ Bayburt eski Milletvekili. Tarım Kredi Yem Genel Müdürü Hasan Fehmi Kinay AK PARTİ Kütahya eski Milletvekili. O kadar çok ki, ben listeledim, şimdi bütün zamanımı yani yirmi dakikayı burada kullansam bu listeyi bitiremezdim. Bir diğer örnek: Geçen dönemde, 26'ncı Dönemde burada, bu sıralarda oturan bir milletvekili arkadaş Türkiye Esnaf Kefalet Kooperatifleri Başkanı ve burada da onu eleştirmiştik. O zaman "Milletvekili maaşı alıyorsunuz; Mamak'ta Esnaf Kefalet Kooperatifinde Yönetim Kurulu Başkanısınız, oradan maaş alıyorsunuz; Ankara Esnaf Kefalet Kooperatifi Başkanısınız, oradan maaş alıyorsunuz; TESKOMB'un Genel Başkanısınız, oradan maaş alıyorsunuz. Altınızda makam arabaları, esnaf kan ağlıyor, siz buralardan -sanıyorum 2017'ydi, o zamanın parasıyla- 80 küsur bin lira para alıyorsunuz." demiştim. Ha, bunun başka bir özel tarafı da var tabii. Şimdi, TESKOMB gibi bir yerde, esnaflarda CHP'lisi var, HDP'lisi var, MHP'lisi var, AK PARTİ'lisi var, herkes var fakat buranın tepesinde bir AK PARTİ'li milletvekili oturuyor ve oraya giden insanlar bir ön yargıyla gidiyorlar. Buradan kredi almak isteyen insan "Acaba benim siyasi kimliğimden dolayı mı bana kredi verilmedi?" deme hakkına sahip. Artık, bu kadar partilileşmiş, tek bir partinin insanlarının böyle özel kurumların başına gelmesinin kabul edilebilir bir tarafı yok ve geçenlerde komisyonda yine bu arkadaşımız -şu anda TESKOMB Genel Başkanı olarak devam ediyor- söz aldı -ben bu eleştiriyi yaptım yani birçok AK PARTİ'li yönetim kurulu üyesinden bahsederek- ve dedi ki: "Bu işleri eğer maaş almadan yaparsak bu işler angaryadır, bu işleri yapacak adam bulamazsınız." Ve bu reddedildi, komisyonda reddedildi, bunu da bilgilerinize sunuyorum.

Kooperatiflerde asıl amaç kıt kaynaklarla insanların genel ihtiyaçlarının karşılanması; tüketiciler için bu, üreticiler için de ne yapmak gerekiyor? Üreticileri bir araya -kendi başlarına gelemediği için- getirip en yüksek fiyattan onların ürünlerinin pazarlanması ve onların refah seviyesini yükseltmek. Böyle bir kanun görüşmüyoruz şu an, sadece ufak tefek düzenlemeler yapıyoruz, maalesef durum bu.

Şimdi, bu ve üçer beşer maaş meselelerinin üstünde çok fazla durmadan geçeceğim çünkü bunu artık sizler değil, bütün Türkiye biliyor. Yönetim kurulu üyelikleriyle 3 yerden, 5 yerden, hatta 11 yerden maaş alan insanların, AK PARTİ'lilerin olduğunu biliyoruz.

Arkadaşlar, 4 Ocak 2021'de asgari ücretlinin eline, 2.835 liralık asgari ücretin karşılığı olarak 385 dolar civarında maaş geçiyordu. Bugün net asgari ücretin dolar karşılığı 304 dolar. Asgari ücretli çalışanın maaşının alım gücü bu kadar süre içinde 81 dolar düşmüş yani -aşağı yukarı 9 lira deseniz- asgari ücretli 700-800 lira gelir kaybetmiş. Şimdi, burada, dünyanın başka bir yerinde böyle bir örnek olmadığı için bunları söylemek zorundayım: Bir tarafta 3 maaş, 5 maaş, 7 maaş, 11 maaş alan var; "Bu işleri eğer bu maaşlar alınmazsa -ki çok yüksek maaşlar- angarya görürüm." diyen TESKOMB Genel Başkanı var, Tarım Kredi Kooperatifleri Başkanları var ve asgari ücretlinin rakamı şu anda Çin'in altına düşmüş durumda. Çin'de asgari ücretli çalışan 2.200 yuan alıyor ve bu, 342 dolara -bugünkü kurla- geliyor, bizim asgari ücretlimiz 304 dolar alıyor. Dünyanın en ucuz iş gücü diye bütün dünyadaki sanayi yatırımları Çin'e gitmişti. Acaba bu yatırımlar şimdi dünyanın en ucuz iş gücüne sahip Türkiye'ye yağmur gibi akıyor mu? Akmaz çünkü yargınız bağımsız değil, hukukunuz dejenere olmuş, aynı zamanda da demokrasiden tamamen uzaklaşıp tek adam rejimine geçmişsiniz; gelmez sermaye. Bir taraftan kooperatif konuşurken bu gerçeklikleri de bir şekilde değerlendirmek lazım.

Evet, zaman kısaldığı için bazı konuları atlıyorum.

Şu, akaryakıta gelen son zamlar; mazota gelen zamlar, benzine gelen zamlar... Biraz önce gene bir zam açıklandı, oto gaza da sanıyorum 22 kuruş civarında zam gelmiş.

Şimdi, çiftçiden üretim bekliyorsunuz, bir tarafta, geçtiğimiz dönemde, seçimden önce soğan depolarını, patates depolarını basıp tanzim satış mağazaları kurmuştunuz. O mağazalar ne oldu? Siz şu anda tekrar gidip o soğan üreticilerinin ya da soğanları depolayanların depolarını basıyor musunuz? Demek ki seçimlere kadar siz buradan bir popülizm elde etmeye çalıştınız ama olmadı. Şimdi de "Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler, bunları destekleyelim, öbür tarafta esnaf ne olursa olsun." dediğiniz ve bugün sadece "üç harflilerin" 30 binin üzerine çıktığı marketlerinin karşısında... Onları da bu sefer terörist ilan edip -ki onları bu şekilde semirten iktidar da sizsiniz- ve onları şu anda terörist ilan ederken bir taraftan da "Bin tane market kuracağız..." 500'ünü kurdular. "500 daha kuracağız, piyasa regülasyonunu sağlayacağız." Mümkün mü? Yani piyasa regülasyonunu sağlayabilmek için piyasaya müdahale etmemeniz gerekiyor. 24 Ocak Kararlarıyla serbest piyasa ekonomisine geçtiniz. Burada bir karar vermeniz lazım; serbest piyasa ekonomisinden mi, karma ekonomiden mi, yoksa kapalı bir ekonomiden mi yanasınız? Ayrıca bunu da tartışmak gerekiyor, ayrı bir konu. Ve bunu Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığıyla yapıyorsunuz. Tarım Kredi Kooperatiflerinin şu anda bin markete ödediği kira rakamı inanamayacağınız büyüklükte. Bir de ayrıca bunların lojistik merkezlerinin yapılması gerekiyor, tedarik merkezlerinin yapılması gerekiyor. Ve iki senedir zarar ediyor bunlar; iki senedir zarar ediyor, bu zarar da çiftçinin üstüne yükleniyor. Tarım Kredi Kooperatiflerinin zararı bir şekilde çiftçinin üstünde ve halkımızın üstünde.

Şimdi, bin tane market kurarak ne yapmak istiyorsunuz? Zaten fiyatlar pahalı. Vatandaşlar oraya gidiyor, marketteki fiyatları inceliyor, herhangi bir bakkaldaki fiyatları da inceliyor, bakkal fiyatından yukarıda. Burada sizin yapmak istediğiniz bildiğimiz popülizm yine. "Biz bunları açıyoruz, halkımızı ezdirmeyiz. Ucuz gıda ürünlerine buradan ulaşırsınız." Ama onu bile becerememişsiniz.

Şimdi, eğer enflasyonu böyle düşürecekseniz düşüremezsiniz yani marketlerde zararı göze alırsınız ama bu bütçe onu kaldırmaz. Türkiye Cumhuriyeti devletinin bütçesiyle kendi icat ettiğiniz marketlerde ucuz mal satmanızla regülasyon olmaz, enflasyon düşmez. Enflasyonun düşebilmesi için önce şeffaf olacaksınız, sonra sözünüze güvenilecek, Merkez Bankasının üstünden baskıyı kaldıracaksınız, Merkez Bankası tam bağımsız bir şekilde kararlarını verebilecek, piyasalara güven vereceksiniz. Dışarıdan yatırımcıyı doğrudan davet ettiğiniz zaman zaten bu ortama gelir ve kendiliğinden piyasa regüle olur -sıcak para bile gelmiyor ülkeye, yüzde 6,5 dolar faizi veriyoruz- ve enflasyon düşer. "Faiz sebeptir, enflasyon sonuçtur." teorisinin tutmadığını gördünüz, dünyada zaten böyle bir teori de yok. Yani böyle bir saçmalığı bugüne kadar sürdürüp gece yarısı Merkez Bankası başkanlarını görevden alarak, gece yarısı Merkez Bankası başkan yardımcılarını -ki bu adamlar kolay yetişmiyorlar- görevden alarak ülkede enflasyonu düşüremezsiniz. Enflasyon milletin cebinden onun isteği olmadan parasını çalmaktır; bu kadar açık, bu kadar net. İnsanlar yoksullaşıyor, asgari ücretlinin ne kadar para kaybettiğini biraz önce söyledim.

Ve burada bir ümit kooperatifler... Küçük kooperatifleri, küçük üretici kooperatifleri tam anlamıyla destekleyerek, küçüklerin gücünü bir araya getirerek buradan elde ettiğiniz uygun maliyetli ürünleri de halkınıza yedirirsiniz. Bu da enflasyonu düşürme araçlarından bir tanesidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

ÇETİN OSMAN BUDAK (Devamla) - Kanun teklifinin en önemli maddelerinden biri kamu kaynaklarından desteklenen, aracılık yapan kooperatifler ve bunların üst kuruluşlarında üst üste iki dönem görev yapma meselesiydi ve yine bizim arkadaşlarımız yani burada birlikte görev yaptığımız milletvekilleri bunu getirdiler. Nedense bundan vazgeçtiler, iki dönem üst üste kararından vazgeçtiler. Kanun yapma tekniğiyle ilgili istişare etmeden getirildiği ne kadar ortada. Niye getirdiniz, niye kaldırıyorsunuz? Nereden baskı yediniz, o baskıdan dolayı mı kaldırdınız? Bunlar izaha muhtaç. Yani iki dönem üst üste meselesi aslında desteklenebilecek bir şey ama orada bir arkadaş, dışarıdan gelen, kooperatiflerin başkanlarından birkaç tanesi "İki dönemde bu iş öğrenilmez, üç dönem, dört dönemde anca öğrenirsiniz." diyorlar. Dört yıllığına seçiliyor bildiğim kadarıyla bu kooperatiflere.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÇETİN OSMAN BUDAK (Devamla) - Son cümlem...

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

ÇETİN OSMAN BUDAK (Devamla) - "İki dönemde öğrenilmez, işte efendim üç dönemde, dört dönemde ancak öğrenilir. Bu iş iki dönem içinde yapılmaz." dediği için mi bu kanun teklifini geri çektiniz? Eğer çekecektiniz niye getirdiniz?

Son olarak da artık bir ekonomi büyüme modelinin, modellerinizin kalmadığını, o modellerin artık çok demode olduğunu... Kooperatifler önemlidir çok ciddi kalkınma araçları hâline gelebilirler ama buna rağmen siz her baktığınız yerde gördüğünüz gibi arpalıkları görüyorsunuz "Bu arpalıklardan biz ne kadar rant elde edebiliriz?"i, bunu görüyorsunuz. O yüzden de tutarlı kanun teklifleri getirmiyorsunuz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Dikkatle dinlediğiniz için ayrıca çok çok teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)