GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Merkez Bankası ve Para Politikaları Kurulundaki görev değişiklikleri sebebiyle doların rekor kırdığına, Türkiye sınırlarının IŞİD üyelerine neden açıldığını sormaya devam edeceklerine ve Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı ile oğlu Bilal Erdoğan'ın Avrupa'ya ilişkin açıklamalarının Türkiye'nin ciddiyetini ortadan kaldırdığına ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:5
Birleşim:7
Tarih:14.10.2021

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, dün bir gece yarısı kararıyla daha ülkenin kaynaklarını tüketmeye, borçlarını katlamaya devam eden bir iktidarla karşı karşıyayız. Yine bir gece yarısı kararnamesiyle Merkez Bankasından 3 kişi daha görevden alındı, bir de Para Politikaları Kurulundan. Yani bu iktidar Merkez Bankasında görevden alma meselesine doyamadı. Sorsam şimdi "Kaç Merkez Bankası Başkanı değişti son iki yılda?" diye, doğru rakamı söyleyemezler çünkü sürekli bir hareket var. Ama bu sefer başkan değil, başkan yardımcıları değişti. Dikiş tutmuyor, dikiş tutmuyor, çok açık ve net, bunu görmek lazım ve bütün bu hamlelerin hepsi doların rekor üstüne rekor kırmasına yarıyor; 9,19'u gördü dolar. Peki, dolar 9,19'u görünce ne oldu? Türkiye'nin bir gecede dış borç miktarı 58 milyar Türk lirasından fazla artmış oldu. Yani Türk lirası tarihinin en değersiz dönemlerini yaşıyor bu iktidar sayesinde, en değersiz; pula çevirdiler parayı ya, resmen pula çevirdiler. Ağzınızdan çıkan her sözle ve yaptığınız her politikayla bu ülkenin halklarını biraz daha yoksullaştırıyorsunuz, Türk lirasını biraz daha değersizleştiriyorsunuz. Bakın, hiç dolar, uluslararası piyasalar filan demeyin; öyle değil. Dolar, uluslararası piyasalarda, baktığınızda, gelişmiş ülkelerin para birimleri karşısında değer kaybediyor şu anda yani euroya baktığınızda böyle, Avustralya dolarına baktığınızda böyle, Yeni Zelanda doları, İsviçre frangı, İngiliz sterlini hepsine karşı dolar değer kaybetmiş. "Türk lirasına karşı dolar değer kazanmış." diyorlar; değil, Türk lirasını siz değersizleştiriyorsunuz esas itibarıyla ve bu ülkenin halklarının ekmeğinden her ağzınızı açtığınızda bir parça daha kopartıyorsunuz. Kaybedenler belli, halk yoksullaşıyor; para, pul oluyor; milletin açlığı ve yoksulluğu her gece yarısı kararnamesiyle biraz daha büyüyor. Peki, soruyoruz: Ya, kimlere kazandırıyorsunuz, kimlere? Halk bunu bilmek istiyor. Kimlere kazandırıyorsunuz bu yaptıklarınızla? Siz biliyorsunuz, halkın da bilmesi hakkıdır, bunun açıklanması gerekiyor. Bunu bir kez daha vurgulamış olalım.

Şimdi, Irak Başbakanı Mustafa el-Kazımi "Ülke sınırları dışında en zorlu operasyonlardan birini gerçekleştirdik." dedi ve bu operasyonda, IŞİD'in eski lideri Ebubekir el-Bağdadi'nin yardımcısı ve örgütün kasası olarak bilinen Sami Casim'in -düzenlenen gizli operasyonla- Türkiye'de ele geçirildiğini duyurdu. Sonra, biraz düzeltildi bu haber "Doğrudan Türkiye'de değil de Türkiye'nin kontrol ettiği Suriye topraklarında ele geçirildi." dendi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Fark etmiyor, ister Türkiye'de ister Türkiye'nin kontrol ettiği Suriye topraklarında olsun -ne demekse o, Türkiye'nin kontrol ettiği Suriye toprakları- orada ele geçirilmiş. Şimdi, tabii, Bağdadi de biliyorsunuz, -nerede- 5 kilometre mesafede öldürülmüştü. Sami Casim'in ne yaptığı biliniyor; kasası olduğu, maliye bakanı gibi çalıştığı biliniyor. Bu ilk değil ama bakın, 2 Türk askerinin yakılma görüntülerini çektirip sosyal medya aracılığıyla yaydığı öne sürülen "Ömer Yetek" isimli kişinin de Türkiye'de ticaretle uğraştığı ve İstanbul Ticaret Odası kayıtlarında 3 şirketi olduğu ortaya çıkmıştı geçtiğimiz günlerde.

Başka örnekleri de var, saymaya devam edebiliriz: "Abu Taki Alshamy" kodlu Türkiye kökenli kişinin uzun süredir borsada bir doğal gaz şirketinde çalıştığı ortaya çıktı ve yakalandı. Elâzığ'da operasyon, İstanbul Esenyurt'ta operasyon, Urfa'da, Sakarya'da, Ankara'da; her tarafta, ülkenin her tarafında IŞİD'liler yakalanıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Ya, nasıl geliyor bunlar Türkiye'ye? Nasıl giriyor da burada ticaret yapıyorlar, çeşitli yerlerde çalışıyorlar, dolaşıp eğleniyorlar? Nasıl oluyor bu? İktidar bu sorunun cevabını bugüne kadar vermedi.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) - Yakalıyoruz, biz yakalıyoruz.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Tabii, yakalıyorsunuz da yakalananlar Türkiye'ye nasıl giriyor; biz bunu soruyoruz. "Siz niye yakalıyorsunuz?" demiyoruz.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) - Yakaladık, yakaladık; yakalamadık, vururuz.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Yakalayın da Türkiye'nin sınırlarını bunların hepsine niye açtınız? Niye bunların hepsini Türkiye'ye aldınız ve almaya devam ediyorsunuz? Esas itibarıyla, bunu soruyoruz, bunu soruyoruz ve sormaya devam edeceğiz.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) - Az kaldı, PKK'nın da, IŞİD'in de kökünü kazıyoruz.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - "IŞİD'le girdiğiniz bu ilişkileri hâlâ neden bu şekilde sürdürüyorsunuz?" diye merak ediyoruz, bunu sormaya devam edeceğiz.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) - Hırsızı eve almış, sonra yakaladığıyla övünüyor.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) - Öldürüyoruz, yakalıyoruz, hapsediyoruz.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Şimdi, değinmek istediğim üçüncü bir konu var: Aslında mesele biraz komedi konusuna da geldi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CAHİT ÖZKAN (Denizli) - PKK'lısı, DEAŞ'lısı...

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Sayın Cahit Özkan, bakın, mikrofonunuz açıldığı zaman oradan konuşursunuz; bize bir şey söylüyorsanız cevap veririz.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) - Sesiniz kapandı da ondan.

BAŞKAN - Tamamlayınız lütfen.

Sayın Özkan, sizden de rica ediyorum.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Toparlıyorum.

Yani, siz konuşun, biz de gerekirse cevap veririz.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) - Ses kapandı, sizin sesiniz gitti.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Hani, öyle laf atmakla yapmayalım bu işi, biliyorsunuz, bu, iyi olmuyor yani. Şimdi, biraz komedi konusu hâline geldi ama iz sürmeye devam ediyoruz, biri daha yakalandı faillerden.

Biliyorsunuz, Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı, sizin Başkanınız dedi ki: "Bu Avrupa'da durum felaket, yoksulluk diz boyu, millet sıraya girmiş, açlar; Almanya'da, Fransa'da yiyecek bulamıyorlar, çok kötü durum var." Allah Allah! Biz de merak ettik nasıl oluyor bu acaba diye? Böyle olmadığını biliyoruz, bir kuyruklu yıldız yalanı gibi bir şey. Şimdi, iz sürüyoruz ya, Bilal Erdoğan, oğlu demiş ki: "Benim uzmanlık alanım, doktora alanım Avrupa." Eyvah eyvah! "Avrupa diye bir şey kalmayacak." Müthiş bir tespit! "Şu anda Avrupa'da seçimler yapılıyor, hükûmet kurulamıyor ülkelerde, ülkeler birbiriyle kavga içinde, Avrupa'da lider denilecek bir tane adam yok." Allah Allah!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Oluç, son kez açıyorum, buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Toparlıyorum, son sözlerim.

"Bunlar inançsız toplumların yaşamaya mahkûm olduğu meseleler." Yani müthiş tespitler! Avrupa uzmanı... Demek ailede Avrupa meselesiyle ilgili çok ciddi bir bilgi üretilen bir merkez bulunmuş vaziyette. Yahu, lütfen uyarın. Bakın, Genel Başkanınızdır, Genel Başkanınızın oğludur, böyle laflarla gayriciddi bir ortamı bu kadar desteklemesinler. Yani hoş değil çünkü oğlu "Avrupa'da lider yok, hiç kimse kalmamış, adam yok filan." diye bunları konuşuyor; babası, Avrupa'yla ilişkileri geliştirmeye çalışıyor "Avrupa'nın parçasıyız." diyor, Avrupa Birliğine mesajlar gönderiyor yani bu kadar aile içi uyumsuzluk biraz fazla, Türkiye'nin ciddiyetini tamamen ortadan kaldırıyor. Ya siz de "Biraz ciddi olun." diye uyarı yapsanız iyi olur diye düşünüyoruz.

Teşekkür ediyorum.