| Komisyon Adı | : | DIŞİŞLERİ KOMİSYONU |
| Konu | : | İstanbul Milletvekili Numan Kurtulmuş'un Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, Kyoto Protokolü ve Paris Anlaşması Sekretaryası Arasında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansının Otuz Birinci Oturumu, Kyoto Protokolü Taraflar Toplantısı Olarak Düzenlenen Taraflar Konferansının Yirmi Birinci Oturumu, Paris Anlaşması Taraflar Toplantısı Olarak Düzenlenen Taraflar Konferansının Sekizinci Oturumu, Bağlı Organların Oturumları ve Diğer BMİDÇS Toplantılarına Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi (2/3757) |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 16 .07.2026 |
METİN ERGUN (Muğla) - Tamamlayıcı nitelikte olduğu için daha doğru, yöntem de doğru.
Şimdi, Utku Bey'in söylediği şekilde mesela COP30'la ilgili Brezilya Hükûmeti öncesinde zirveyle alakalı kendi vatandaşları ve sivil toplum kuruluşlarının zirve kapsamında ifadeleriyle ilgili hukuki işlem görmeyeceğine dair açık bir güvence koymuş idi; bunda yok, böyle bir güvence yok. Brezilya koymuş idi, böyle bir güvence koymuş idi. Niçin yok? Yani ben net sorular sorayım.
İkincisi, çok doğru bir yaklaşım. Şimdi, 100 bin kişiden bahsettiniz ve çok sayıda bakan, çok sayıda lider gelecek. Yani NATO Zirvesi'ni yaşadık, Ankara boşaltıldı. Şimdi, burası Antalya, Türkiye'nin turizminin başkenti sayılan bir yer ve kasım ayı içerisinde Antalya'da turizm devam ediyor, kış falan değil yani canlı bir şekilde devam ediyor. Eğer benzer tedbirler alınır ise bu başka bir zarara yol açar, yani turizm açısından ciddi bir zarara yol açar. Yani buna dikkat etmek gerekir diye düşünüyorum. Ayrıca bu sivil toplum kuruluşlarının, örgütlerinin zirveye katılımları açısından herhangi bir sınırlama olacak mı, kayıt sistemi nasıl olacak? Buna benzer bilgilendirme yapılırsa memnun olurum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN FUAT OKTAY - Teşekkür ediyorum.
Ceylan Hanım, buyurun.
CEYLAN AKÇA CUPOLO (Diyarbakır) - Cevaplasa birikmese olmaz mı?
BAŞKAN FUAT OKTAY - Nasıl arzu ederseniz.
Buyurun Sayın Bakan Yardımcım.
DIŞİŞLERİ BAKAN YARDIMCISI MUSA KULAKLIKAYA - Sayın Başkanım...
BAŞKAN FUAT OKTAY - Ceylan Hanım'ın sorusu daha fazla herhâlde "Birikmese." dediğine göre, hazır olun yani ona göre.
CEYLAN AKÇA CUPOLO (Diyarbakır) - Kalemlerimle geldim.
BAŞKAN FUAT OKTAY - Kalemleri de artırmış bak elinde.
Buyurun.
DIŞİŞLERİ BAKAN YARDIMCISI MUSA KULAKLIKAYA - Sayın milletvekilimizin "Konferansa ev sahipliği yapmak için bir para taahhüdümüz var mı?" sorusuyla alakalı olarak; iki aday olarak yarıştık bu konferansa ev sahipliği yapmak için. Bir para taahhüdü değil ancak bu tür konferanslarda genel olarak uygulama şu şekilde: Bu tür etkinliklere ev sahipliği yapan ülke programın, faaliyetin masraflarını karşılıyor. Onun bütçesiyle alakalı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız belki ayrıntısını verecektir. Peşin bir para taahhüdü değil ama geleneksel olarak faaliyetin masraflarının karşılanması şeklinde, o da ev sahibi ülkenin takdiri çerçevesinde gerçekleşen bir uygulama.
BAŞKAN FUAT OKTAY - Evet, teşekkür ederim.
Buyurun lütfen.
ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAŞKANI HALİL HASAR - Evet, şöyle: Bir taahhüt yok, Sayın Bakan Yardımcımızın ifade ettiği gibi. Sadece bu sözleşmede 7 milyon 700 bin dolar bir rakam var orada, o tamamen Birleşmiş Milletlerin bütün üyelerinin yıl boyunca bu COP sürecinde yapacakları harcamalarla ilgili. Maalesef, şunu da ifade edeyim: Geciktirdiğimizde bu yapılan faaliyetleri biz karşılıyoruz yani bu 7 milyonun içerisinde değil. Bittikten sonra ise bütün geri kalan parayı tekrar ülke alıyor ama bunun haricinde masraflar var, bu süreç zaten olan bir süreç. Buradaki süreç ise şu şekilde oluyor: 5 tane -biraz önce ifade ettiğim- bölgesel grup içerisinde biz WEOG grubundayız yani Batı Avrupa ve diğerleri kapsamında değerlendiriliyoruz. Biz onlarla üç yıldır müzakerelerimizi sürdürüyoruz, o müzakerelerde de teknik olarak bulunduğum için rahatlıkla ifade edebilirim. Bu bir nominasyonla olacak, nominasyonla yani oradaki 30 tane ülkenin hepsinin "Evet, Türkiye'de olsun." ya da "Bir başka ülkede olsun." dediği bir kısımda ve 29 ülke Avustralya'yı destekliyordu, 1 tek Türkiye desteği vardı ilk başladığımızda, en sonunda çok... Aslında COP'lar için bir yıl kısa bir süre, iki yıl içerisinde alınması lazım. COP29'da karara bağlanması gerekirken müzakereler sert geçti ve bağlanamadı, COP30'a kaldı. En sonunda bu şekilde yeni bir model aslında bulduk, böyle yeni bir model bulundu. Sadece maliyetler, oranın bu biraz önce ifade ettiğimiz özellikle ev sahibi ülke anlaşmasının eklerinde yer alan standartlara uygun olarak yapılacak yer imalatları, yapılacak mekân imalatları, müzakere odası imalatları; bunlarla ilgili maliyetler var, bunlar da peyderpey ihale süreciyle devam ediyor.
Evet, STK'lerle ilgili husus da şöyle: Birleşmiş Milletlerin akreditasyonu var. Yaklaşık olarak 7 bin tane STK Birleşmiş Milletlerde akredite olmuş, bunlar katılabiliyor Mavi Bölge'ye. Mavi Bölge'yi tamamen Birleşmiş Milletlere teslim ediyoruz. Biz bitirdikten sonra o süreçte güvenliği dahi, Mavi Bölge'nin iç güvenliğini dahi onlara teslim ediyoruz, o on beş günlük süreçte onlarda, ondan sonra alıyoruz. Dışarıda gösteriler olmuyor mu? Oluyor. STK'ler yapıyor, çevresel duyarlılığı olan STK'ler yapıyor. Bununla ilgili olarak süregelen bir süreç, burada ifade ettiğiniz şekilde herhangi bir durumun olacağını düşünmüyoruz.
Kayıt sistemi, biz kaydediyoruz. Müracaatlar açıldı, müracaatlar alınıyor ve ülkemizden katılımcılar buraya müracaat ediyor, bu Mavi Bölge'ye ve Mavi Bölge'ye girişleri İklim Değişikliği Başkanlığı tarafından akredite ediliyor, onaylandıktan sonra girişleri sağlanıyor. Onun da belli şartları var, şartsız olmuyor yani ülke delegasyonlarının, resmî heyetlerin olduğu yere girme şartları var. Burada daha önce bizim ülke, Türkiye pavilyonunda TEMA Vakfı da geldi, panelde yan etkinlik yaptı, birçok STK de geldi, yan etkinlik yaptı, yaptılar bizde. Bugüne kadar diğer hiçbir tarafta özellikle böyle bir uygulama gerçekleşmedi, bunu ifade etmek isterim ama Yeşil Bölge ülkenin kendi tasarrufunda olan kısım ve burası daha ziyade özel sektörün hareketliliğinin olduğu kısım, STK'lerin hareketliliğinin olduğu kısım; yerel yönetimlerin, akademinin, aslında bütün toplumun sosyal dinamikleri olsun, finansal dinamikleri olsun, özel sektör dinamikleri olsun buralarda yer alıyor.
METİN ERGUN (Muğla) - Daha çeşitli oluyor.
ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAŞKANI HALİL HASAR - Evet, çeşitli ve aslında iş bağlama yeri, etkin bir iletişim, network kurma yeri. Böylece bizim firmalarımıza bütün büyük ülkelerle, büyük firmalarla -buraya gelen normal firma yok, normal firmalar olmuyor- bunlarla aslında bir network ortamı, bu ortamı sağlamaya çalışıyoruz.
Turizm dönemiyle ilgili bir soru vardı. EXPO alanı çok uygun, 650 bin tane yatak kapasitesi var. Dünyanın hiçbir yerinde bugüne kadar COP'larda, yapılan COP'larda böyle bir şey yoktu. Bakın, Bakü'de 10 bin yatak kapasitesiyle COP yaptılar ve evleri dahi kiraladılar. Tatil yaptılar, iki hafta boyunca kurumlar çalışmadı. Böyle bir etkinlikten bahsediliyor, aslında etkinliği çok önemli. Azerbaycan milyarlarca dolar para aktarmış olsaydı bile bu reklamı yapamazdı; kendilerinin ifadeleri. Tabii, Türkiye'nin buna ihtiyacı yok.
METİN ERGUN (Muğla) - Kısıtlama yani Ankara'daki NATO Zirvesi'ndeki gibi... Orada normal turistler var.
ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAŞKANI HALİL HASAR - Kısıtlamayla ilgili, Sayın Vekilim, sadece iki gün liderler zirvesinin olduğu kısım, o bir bölge, güvenlik bölgesi olarak ilan ediliyor. Onu güvenlikçi arkadaşlar daha iyi biliyor, Dışişleri Bakanlığımız daha iyi biliyor, İçişleri Bakanlığımız daha iyi biliyor ve herhangi bir sınırlama söz konusu değil orada. Onu da ifade etmek isterim.