| Komisyon Adı | : | ADALET KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 07 .08.2026 |
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Sayın Başkan, muhterem üyeler; görüştüğümüz bu 7'nci madde bu teklifin belki de en tehlikeli maddelerinden biridir çünkü burada artık sadece bir infaz düzenlemesi konuşmuyoruz; burada devletin yetkilerinin kimde toplanacağını, hukukun mu üstün olacağını, yoksa siyasi iradenin mi her şeye karar vereceğini konuşuyoruz. Bu maddeyle Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında tamamen yürütme organından oluşan bir kurul oluşuyor. Adalet Bakanı, İçişleri Bakanı, Dışişleri Bakanı, Millî Savunma Bakanı, MİT Başkanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri ve MGK Genel sekreteri yani aslında hepsi bir kişi. Peki, yargı nerede, bağımsız mahkemeler nerede, Türkiye Büyük Millet Meclisi nerede, millet adına karar verecek olanlar nerede? Hepsi dışarıda ama yürütme içeride. Üstelik bu kurul sıradan bir koordinasyon kurulu da değil; kimin haktan yararlanacağına bakacak, hak yoksunluklarının kaldırılmasını isteyecek, mahkemelerin önüne hangi dosyaların gideceğine de fiilen karar verecek, süreci değerlendirecek, yeni yasal düzenlemeler talep edecek yani yürütme hem oyuncu olacak hem hakem olacak hem de oyunun kurallarını değiştirecek. Böyle hukuk devleti olmaz.
Bir başka vahim hüküm ise (2)'nci fıkrada yer alıyor. Bakın, kanunda açıkça "Sürecin örgüt nezdindeki ilerlemesini sağlamak üzere görevlendirme yapılabilir." deniliyor. Ben buradan milletimiz adına soruyorum: "Örgüt nezdinde ilerleme" ne demektir? Nedir bu, "örgüt nezdinde ilerleme" nedir? Sayın Başkan yok. "Örgüt nezdinde ilerleme" nedir? Kim gidecek, kiminle görüşecek, neyi konuşacak, hangi sözler verilecek, hangi pazarlıklar yapılacak, bunun sınırı nerede, kanun teklifinde bunun bir cevabı yok. Böylesine ağır bir konuda milletin önüne belirsizlik koyamazsınız. Devlet terör örgütü karşısında pazarlık yapan değil, hukuku uygulayan devlettir.
Bir başka tehlike de hak yoksunluklarının kaldırılmasıdır. Bu maddeye göre, daha erteleme süresi bile dolmadan iki ya da üç yıl sonra mahkûmiyetin doğurduğu hak kayıpları kaldırılabilecek yani terör suçundan mahkûm olmuş birisi kısa süre sonra yeniden kamu görevine gelebilecek, siyaset yapabilecek, devlet adına görev üstlenebilecek bir zemine kavuşacak. Denetimli serbestliğe tabi milletvekili olur mu? Olabilir. Millet bunu vicdanına nasıl sığdıracak, şehit ailelerine bunu nasıl anlatacaksınız, gazilere, millete, çoluğa çocuğa nasıl izah edeceksiniz?
Bir de Meclise biçilen role bakalım: Türkiye Büyük Millet Meclisi sadece bilgilendirilecek, bir izleme komisyonu kurulacak ama sadece tavsiyede bulunacak. Karar alma yetkisi yok, denetim yetkisi yok, süreci durdurma yetkisi yok yani Gazi Meclis seyirci olacak, kararları ise yürütme verecek. Bu, millet iradesini güçlendirmek değil etkisizleştirmektir. Biz bu Meclisi noter makamı olarak görmüyoruz, Biz bu Meclisi millet egemenliğinin tecelligâhı olarak görüyoruz. Hiç kimse yürütmenin yetkisinin büyütürken Türkiye Büyük Millet Meclisini küçültemez, hiç kimse mahkemelerin yerine siyasi kurallar koyamaz, hiç kimse terör suçlarından doğan sonuçları siyasi takdire bırakamaz. Devletin gücü hukukun üstünlüğünden gelir, adaletin gücü bağımsız mahkemelerden, milletin gücü de Gazi Meclisten. İşte, bu nedenle 7'nci madde, kuvvet ayrılığına, yargı bağımsızlığına, millî egemenlik ilkesine, milletimizin adalet duygusuna açıkça aykırıdır.
Bu madde geri çekilmeli, hukuk devletini zedeleyen bu anlayıştan derhâl vazgeçilmelidir diyor, teşekkür ediyorum.