KOMİSYON KONUŞMASI

ONUR DÜŞÜNMEZ (Hakkari) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, kıymetli hazırun; bugün, burada Kürt ve Türk halklarının yarınını, ortak kaderini konuşuyoruz. Bu yüzden sözlerime en başta şunu söyleyerek başlamak isterim: Bugün tarihî bir eşiğin içindeyiz. Bu eşik yıllardır biriken acıların, özlemlerin, umutların ve sorumlulukların bir araya geldiği büyük bir toplumsal kavşaktır. Bugün değerlendirdiğimiz çerçeve yasa bütün eksiklikleri ve geliştirilmesi gereken yönleriyle birlikte çok önemli bir başlangıçtır çünkü yıllardır konuşulan, beklenen, özlenen ve artık ete kemiğe bürünen bir hukuki adım önümüzde duruyor. Toplumun farklı kesimlerinin, siyaset kurumunun, demokratik çevrelerin ve bu meseleye vicdanla yaklaşan herkesin beklediği bir düzenleme nihayet Meclisin önüne gelmiştir. Elbette bu metin bütün sorunları bir anda çözen son nokta değildir fakat bu metin çözümün kapısını aralayan ilk ciddi hukuki adımdır. Biz bu yasaya burada duralım diye bakmıyoruz, biz bu yasaya buradan yürüyelim diye bakıyoruz. Bu yasa bir başlangıçtır, önemli bir başlangıçtır. Bugün atılan adımın kıymeti, bundan sonra gelecek adımların önünü açmasındadır. Eğer bu adım doğru okunur, doğru sahiplenilir ve doğru geliştirilirse ardından daha güçlü demokratik düzenlemeler, daha kapsamlı hukuki güvenceler, daha geniş siyasal alanlar doğuracaktır.

Yüz yıldır süren çatışmaların, zorunlu göçlerin, yasların, kayıpların, yıkımların neye mal olduğu hepimizin malumudur. Bu topraklarda nelerin yitirildiğini yalnızca rakamlarla anlatmak mümkün değildir. Kaybedilen canlar, yarım kalan hayatlar, susmak zorunda bırakılan diller, parçalanan aileler, sürgün edilen gençlik, yarın umudunu kaybeden kuşaklar; bunların her biri ortak hafızamızda derin izler bırakmıştır. Bugün burada bir yasa konuşuluyorsa bu yasa aynı zamanda o izlerin bir kısmını onarma, acıyı geleceğin önüne set eden bir duvara dönüştürmeme iradesi anlamına gelmelidir. Bu nedenle, hayatını kaybeden herkesi rahmetle, saygıyla, minnetle anıyorum; bu sürece kadar bedel ödeyen, sürgün yaşayan, hapis gören, dışlanan, korkutulan, susturulmak istenen herkesin önünde saygıyla eğiliyorum. Bugün konuşabildiğimiz her cümlede onların emeği vardır, onların direnci vardır, onların ısrarlı vicdanı vardır. Eğer bugün barışı konuşabiliyorsak bunu geçmişte ağır bedeller ödeyen insanların mücadelelerine borçluyuz. Burada bulunan herkesin hangi siyasi görüşe sahip olursa olsun halkların kaderinin söz konusu olduğu böyle bir meseleye sağduyuyla yaklaşması gerekir. Bu mesele kısa vadeli siyasi hesapların, dar, partisel çıkarların, günü kurtarma reflekslerinin çok üzerindedir. Acılar üzerinden siyaset üretmenin, yaraları rekabet aracı hâline getirmenin kimseye faydası yoktur. Kürt ve Türk halkları çok şey gördü, çok şey yaşadı. Türkiye halklarının kalp gözü açıktır; eğriyle doğruyu, samimiyle hesaplı olanı, çözüm iradesiyle oyalama dili arasındaki farkı net biçimde ayırt edebilecek bir olgunluğa ulaşmıştır. Bu yüzden, bugün burada konuşurken sözümüzün de sorumluluğunun da yüksek olması gerekir.

Sayın milletvekilleri, teklifin 5'inci maddesini ele aldığımızda düzenlemede soruşturma, kovuşturma veya infazın ertelenmesi süresi içinde herhangi bir terör suçunun işlenmesi hâlinde kişinin bu kanundan yararlanma hakkını kaybedeceği öngörülmektedir. Ancak bu yaklaşım kanunun amacıyla tam olarak örtüşmemektedir. Önümüzdeki yasa esas itibarıyla PKK/KCK mensubiyeti veya bu yapıyla bağlantılı kişiler bakımından özel bir geçiş mekanizması öngörmektedir. Buna rağmen erteleme süresi içinde 3713 sayılı Kanun kapsamındaki herhangi bir terör suçunun işlenmesini esas almak kanunun kapsamını gereksiz şekilde genişletmek olacaktır. Kaldı ki Türkiye'de Terörle Mücadele Kanunu'nun uygulanışı ve ceza uygulaması pratiği dikkate alındığında terör suçu kavramının son derece geniş yorumlanabildiği de hepimizin malumudur. Zaman zaman yalnızca bir basın açıklamasına katılmak, bir toplantıda bulunmak, hatta sosyal medya üzerinden yapılan bir paylaşım dahi terör suçu kapsamında değerlendirilebilmektedir. Dolayısıyla kanun metninde yalnızca "Terör suçlarından birinin işlenmesi" şeklinde genel bir ifadeye yer verilmesi uygulamada kanunun öngörmediği ağır sonuçlar doğurabilecektir. Örneğin, farklı bir örgüt isnadıyla ya da demokratik haklarını kullandığı gerekçesiyle 3713 sayılı Kanun kapsamında soruşturulan veya yargılanan bir kişi bu nedenle kanundan faydalanma hakkını kaybedebilecektir.

Bu çerçevede önerimiz 5'inci maddenin (2) nci fıkrasında yer alan "Erteleme süresi içerisinde terör suçlarından birinin işlenmesi" ibaresinin "Ertelenme süresi içerisinde cebir ve şiddet içeren terör suçlarından birinin işlenmesi" şeklinde değiştirilmesidir. Böyle bir değişiklik hem kanunun amacıyla uyumlu olacak hem de uygulamada ortaya çıkabilecek hak kayıplarını önleyerek daha adil, ölçülü ve öngörülebilir bir düzenleme sağlayacaktır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.