KOMİSYON KONUŞMASI

ZÜLKÜF UÇAR (Van) - Sayın Başkan, maddeye ilişkin önerilerimiz var, birkaç kelime söylemek istiyorum.

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Buyurun Sayın Uçar.

ZÜLKÜF UÇAR (Van) - Sayın Başkanım, teşekkür ederim.

Ben hatırlayacağınız üzere gündüz, daha doğrusu Komisyon toplantısı başladıktan sonra geneli üzerine söz kurmamıştım, Halkların Demokratik Kongresi sözcüsü...

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Sizin yerine Meral Hanım konuşmuştu.

ZÜLKÜF UÇAR (Van) - ...Meral Başkanım söz kurmuştu, ben maddelerde söz kuracağımı ifade etmiştim. Bu madde üzerine söz kuracağım ama tabii ki aslında maddenin daha iyi hâle getirilmesi, eksiklerin giderilmesi, daha bütüncül bir hâle getirilmesi için önerilerimiz olacak ama öncesinde birkaç hususta beyanda bulunmak istiyorum. Bir kanunun hukuk ruhuna uygunluk ölçütü, şüphe yok ki günceli aşan çözümler üretmesidir. Bu kanun teklifi elbette tüm sorunları aşacak, zaman üstü bir metin değildir ancak sorunların çözümüne ilişkin geleceğe gönderme yapması itibarıyla son derece önemlidir. Bu, hukuk bilincinde ve geleneğinde bir kırılma anıdır, inkâr ve dışlamaya karşı tanıma ve ortaklaşma tarihine geçişin güçlü bir adımıdır. Kanun bizim açımızdan Kürt halkının varlık mücadelesi ile devletin dönüşüm ihtiyacının kesiştiği tarihsel bir aralıktır. Bu aralık bizce demokrasi ve özgürlükler lehine zengin bir alandır. Aslolan, bundan sonra bu ortak alanı ortak bir iradeyle işlemek ve ortak gelecek rayına aktarmaktır. Bu anlamda, her birimiz önemli bir sorumluluğu sırtlanmış bulunuyoruz. Bu kanunu bir taahhüt kanunu olarak görmek gerekir, Türkiye'nin demokratik geleceğini taahhüt eden bir metin, Kürt halkının tüm varlığı ve haklarıyla hukuk dairesine alınmasını taahhüt eden bir metin. Hukukun üstünlüğü, ifade özgürlüğü ve demokratik toplum tahayyülüne yükselen merdivenlerin ilk basamağıdır bu metin. Menzilin kendisi değil menzile giden yolun ilk durağıdır. Menzilin kendisi Kürt ve Türk halkının eşit ve ortak yaşamının kesinleşmesidir. Bu doğrultuda, kanunun mimarisi ortak ve eşit yaşamın en güçlü gerekçesine dönüşebilmelidir yani bütünleşmeyi eksiksiz bir şekilde desteklemelidir. Bütünleşme arayışının rasyonel ve doğal dinamiklerinin bir gereği olarak istisna hükümleri metinden çıkarılmalı, metin herkesi kapsayacak şekilde revize edilmelidir. Büyük sorumlulukların alındığı tarihin bu dinamik aralığında nihai çözüme kadar sürekli yasal faaliyet içinde olmak sürecin ana karakteri olmalıdır. Devam edecek olan yasalar bu stratejik sürecin can suyu olacaktır. Bugün örülen ilk basamaktan hemen sonra ikinci basamak için adım atmamız gerekmektedir. Bu yasanın doğal ve etik bir sonucu olarak en erken zamanda istisnalar için de bir yol bulunmalıdır. Özellikle, hapishanede kalacak olan yoldaşlarımız için hiç vakit kaybetmeden çalışmaya devam edeceğiz. Ancak unutulmamalıdır ki bu aynı zamanda her birimizin doğal sorumluluğu durumundadır çünkü barışta istisna olmaz çünkü barış boşluk tanımaz çünkü barış ve adalet iç içe geliştikçe anlam ve istikrar kazanır. Özetle, bu andan itibaren her birimiz taahhütlerle bağlıyız, tüm bu sorunların çözümü her birimizin ahlaki ve hukuki sorumluluğudur.

Bilindiği gibi, beşerî yaratımlarda mükemmellik asla ulaşılamayan bir idealdir. Elbette bu kanun da mükemmel değildir ancak tarihîdir. Bu tarihî niteliğinin de bir gereği olarak bazı eksikleri hemen burada tamamlayabiliriz. Öncelikle, 3'üncü maddedeki belirsiz muhtevayı daha belirli hâle getirmemiz gerekmektedir. Buna maddenin mevcut hâlinde yer alan "örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu" kavramının sınırlarını netleştirmekle başlayabiliriz çünkü bilindiği gibi, genel ceza hukuku ilkeleri suçun tipikliğine uygulandığında onun bileşeni hâline gelir ve bu husus uygulamada ciddi yorum farklılıklarına sebep olabilir. Maddenin mevcut hâlinden yalnızca asli failin istisna tutulması hususu anlaşılmalıdır, doğru olan da budur ancak uygulamada, teşebbüs aşamasında kalmış bir suçun da bu bağlamda değerlendirilmesi ya da yardım eden ile azmettirenin de kasten öldürme suçundan cezalandırılarak kanunun kapsamının dışında tutulma riskleri söz konusudur. Bunu engellemek maddenin muhtevasını belirgin hâle getirmeyi gerektiriyor. "Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu" ibaresi "örgüt faaliyeti çerçevesinde asli fail tarafından işlenen kasten öldürme suçu" şeklinde revize edilirse sorun büyük oranda çözülür.

Bir diğer husus ise müsadereye ilişkin. Soruşturma ve kovuşturma aşamasında müsadere kurumuna başvurmak masumiyet karinesinin ağır ihlali olacaktır. Bu sebeple müsaderenin bu madde kapsamından çıkarılması kanunun hukuka uygunluğu ve tutarlılığı bakımından önemlidir. Ayrıca, müsadereye konu varlıkların eşya ve mal varlığı şeklinde geniş yoruma açık kavramlarla tanımlanması da kanunun genel ruhuna uygun değildir. Bu eksikliğin de giderilmesi gerekmektedir.

Madde metninde revize edilmesi gereken bir diğer konu ise (3)'üncü fıkrada yer almaktadır. MGK kararının yayınlanmasından önce işlenmiş olup yayınlandıktan sonra başlatılan soruşturmalar kurulun iznine bağlanıyor. Ancak altı aylık başvuru süresi dikkate alındığında uygulamada önemli risklere kapı aralandığı açığa çıkıyor. Altı aylık süre geçtikten sonra, kurulun izniyle açılacak olan bir soruşturmada bu kanun kapsamında işleyen herhangi bir güvence olmayacak. Hukuk devleti ilkesiyle uyumlu olmayan bu sorunun da çözülmesi gerekir. Bizim bu fıkraya ilişkin önerimiz 9'uncu maddede öngörülen sürenin öğrenme tarihinden başlamasıdır. Bu eksiklikleri tamamladığımız takdirde, kanunu amacına ve ruhuna uygun bir forma ulaştırmış olacağız.

Son olarak şunu eklemek istiyorum: Demokratik toplum stratejisi ve demokratik cumhuriyet ideali özgür ve eşit yaşamın iki kapısıdır. Bu iki kapıda bugün bu yasa teklifiyle aralanıyor. Bunu daha da geliştirmek için elimizden geleni yapacağımızın sözüne inanıyoruz.

Teşekkür ederim Sayın Başkanım.