KOMİSYON KONUŞMASI

BURAK DALGIN (Balıkesir) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

2'nci madde üzerine söz almış bulunuyorum. Şimdi, burada biliyorsunuz 2 tane temel kavram var: Bir tanesi örgüt, bir tanesi kurul; bunların ikisi kanunun temelini teşkil ediyor. "Örgüt" deyince akla PKK ve KCK geliyor ama malumunuz olduğu üzere bu örgütlerin Suriye'de, Irak'ta ve İran'da yan kolları var. Daha önemlisi de terör örgütleri çok hızlı bir şekilde kendilerine yeni isimler alabiliyorlar. Kanunun başlangıcı da bu örgütlerin kendilerini ortadan kaldırmaları ve silahları teslim etmeleri üzerine kurulduğu için burada doğru bir tarif yapılması fevkalade önemli. Şimdi, burada "bağlı bütün oluşumlar" diye bir ifade var fakat bu bağlılığın ne üzerine olduğunu bir tarif etmek lazım. Bağlılığın ölçüsü organik bağ mıdır, hiyerarşik bağ mıdır, ideolojik yönetim midir, mali ilişkiler midir, personel geçişkenliği midir? Bu bağ nedir, bu illiyet bağı nedir meselesi fevkalade önemli çünkü aksi takdirde, bilhassa Suriye'de, Irak'ta ve İran'da olan yan örgütler, KCK'nın alt kuruluşlarının hiçbir zaman kendilerini ortadan kaldırdığını, hiçbir zaman silahlarını teslim ettiğini tam olarak tespit edemeyiz. Bu noktada şuna da parantez açmak istiyorum: Genelde silahlara atıf var kanunda fakat bu örgütün bir narkoterör örgütü olması hasebiyle çok ciddi bir mal varlığı var. Bu mal varlıklarının ne olacağına dair kanunda herhangi bir ifade bulunmuyor, burunla alakalı da bir açıklık getirilmesinde sonsuz yararlar var. Özellikle de ülkemizin iki yılda bir varlık barışı ilan ettiği düşünülürse "Parayı nereden getirirsen getir hesap sormayacağım." tipi kanunların hızla çıktığı düşünülürse ciddi bir mal varlığı olan, ciddi bir kara para varlığı olan terör örgütünün bu birikimlerini Türkiye'ye getirip getirmeyeceği, getirirse bunu Türkiye'ye tekrar gri listeye sokup sokmayacağı açısından da bu işin bir değerlendirilmesinde ciddi bir yarar var.

Bir diğer husus, buradaki kurul. Kurul biliyorsunuz, Sayın Cumhurbaşkanının ve atayacağı bakanlardan ve bürokratlardan oluşan bir kurul. Bu yapı soruşturma açılması için izin verme, hak ve yoksunlukların kaldırılmasını talep etme, başvuru merciini belirleme ve sürecin ilerlemesini değerlendirme gibi fevkalade önemli rollere sahip. Hâlbuki Anayasa'mızın 9'uncu maddesi gayet açık, yargı yetkisinin bağımsız ve tarafsız mahkemelerce yönetildiğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Şimdi, burada başı sonu belli olmayan bir kurul bu tip yetkileri deruhte etmeye başlıyor, üstüne üstlük buradaki bütün atamaları istisnasız Sayın Cumhurbaşkanı yapıyor. Bilhassa kanun teklifini desteklemeyi düşünen muhalefet partilerinin bunu dikkatine getiriyorum. Buradaki "kurul" denen şey aslında Sayın Cumhurbaşkanının bizatihi kendisidir. Bu yetkiyi ona vermek istiyorlar mı istemiyorlar mı, 2 kere düşünmelerinde yarar var. Üstüne üstlük beşer şaşar. Diyelim, kurul bir kişiyi belli hükümlerden yararlandırdı ve serbest bırakılmasına karar verdi, sonra bir anda mağdurlar ve ilgililer başvurdu. E, kime başvuracak bunlar? Kurula mı başvuracaklar? Veyahut da bu karar nasıl değiştirilecek, düzenlenecek, onu da anlamak hakikaten zor. Yani buraya genel olarak baktığımızda suçta ve cezada kanunilik gibi, hukuki belirlilik gibi, kanunların genelliği, eşitliği gibi, kuvvetler ayrılığı gibi konular ortada kalmıyor, havada kalıyor. En önemlisi -az önce sadece Selcan Hanım da bahsetti, ona da tekrar atıf yapayım burada- buradaki atıf sadece PKK/KCK üyeleri etrafında dönüyor yani âdeta burada bir imtiyaz yapısı oluşturulmuş durumda. Başka bir terör örgütü mensubu aynı suçları işlerse bunlardan yararlanamıyor ama PKK/KCK üyesi âdeta bir imtiyazlı hâlde birtakım şeylerden yararlanıyor, garip de bir yapı kurulmuş durumda.

Tabii, işin bir de anayasal tarafı var. Bu madde Anayasa’nın bize göre 2'nci, 6'ncı, 7'nci, 8'inci, 9'uncu, 10'uncu, 11'inci, 36'ncı, 38'inci, 40'ıncı, 125'inci ve 138'inci maddelerine aykırılık teşkil ediyor. Saat sabahın 5'i olduğu için bunun detaylarına girmiyorum ama tutanaklara işlenmesi açısından bunları tekrarlamakta yarar gördüm.

Velhasıl ama en önemlisi, buradaki bir af yapılanması olduğu için farklı bir nisap işlenmesi gerektiğini de tekrar hatırlatıyorum. Anayasa’nın 87'nci maddesi çerçevesinde... Biliyorsunuz, Hükûmet sıklıkla kelime oyunlarını çok seviyor; "zam" değil "fiyat ayarlaması" diyorlar, "istifa" değil "görevden af talebi" diyorlar, "küçülme" değil "negatif büyüme" diyorlar; burada da düpedüz af olan bir şeye bambaşka isimler oluşturuluyor, hâlbuki karşı karşıya olduğumuz şey bir aftır. Anayasa’nın 87'nci maddesi çerçevesinde burada farklı bir nisap uygulanması gerektiğini de tekrar heyetinize hatırlatıyorum.

Teşekkür ediyorum.