| Komisyon Adı | : | ADALET KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 07 .08.2026 |
HASAN TOKTAŞ (Bursa) - Sayın Başkan, muhterem hazırun; öncelikle ifade etmek isterim ki biz İYİ Parti olarak bu sürece sonuna kadar karşıyız. Sizin terörsüz Türkiye söyleminizi biz ihanet süreci olarak değerlendiriyoruz. İlk etapta 3.900 teröristin, süreç içerisinde ise 9 bin teröristin salınacak olmasını milletimizin dikkatine sunuyoruz. Silah bırakmadan söz ediliyor mesela; kapsamı nedir? Kanununa bakarsanız "PKK, KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı tüm oluşumların." diye ifade ediliyor. Suriye'de SDG'yi kapsıyor mu mesela? Irak'ta, İran'da PKK'nın uzantılarını kapsıyor mu? Burada bahsedilen silahsızlanma süreci sınır dışını kapsıyor mu? Bir de "Suça karışmamış PKK'lı." deniliyor. Suça karışmamış PKK'lı demek, suda ıslanmamış balık demek gibi bir şey aslında yani milletin de bir nevi aklıyla alay ediliyor.
Sayın Yücel Bulut Ağrı isyanları ve 1928'de Atatürk döneminde yapılan anlaşmadan söz etmiştir. İsyanın sözde lideri İhsan Nuri 1976'da Tahran'da ölmüştür. Ağrı isyanı başta olmak üzere cumhuriyet, otoritesine isyan edenlerin lider kadrosunun büyük çoğunluğunu darağacında sallandırarak hesabını sormuş ve o şekilde anlaşma yapmıştır. Mevzu şudur aslında: Milliyetçi Hareket Partisinin mesela fikri müktesebatına uygun olarak iyi niyetle bu süreci yaklaştığını düşünelim. Hatadan münezzeh olamayacaklarına göre sormak istiyorum, başlangıcında binlerce teröristin serbest bırakılacağı bu süreç, nihayetinde nereye varacaktır? Yine, Yeni Parti Milletvekili Sezgin Tanrıkulu "Bu bir başlangıçtır, arkası gelecektir." diyor. Arkasından ne gelecektir? Yine, süreç binlerce teröristin serbest bırakılmasıyla başlıyor ise ikinci adım, üçüncü adım ya da dördüncü adım ne olacaktır? Aslında açıkça DEM PARTİ milletvekilleri net bir şekilde ifade ediyorlar konuşmalarında: Ana dilde eğitim, ortak devlet, 1920 Anayasası temelli yaklaşımlar gibi söylemlerle bu işi ifade ediyorlar. Burada şunu sormak istiyorum: Yani, PKK mesela hangi hedefinden vazgeçmiştir? Bu konuda elinizde bir veri var mıdır?
Yine, "Asla bir pazarlık söz konusu değildir." diyor iktidar temsilcileri; "Bu yasa yapılan müzakerelerin bir ürünü, büyük eksiklikler içeriyor olsa da." diyor DEM milletvekilleri yani iktidarın milletvekilleri "Asla pazarlık yok." derken DEM milletvekilleri de net bir şekilde aslında olanı ortaya koyuyorlar ve "Bu, yapılan bir müzakerenin ürünüdür." diyorlar. Yine, bu tasarının asla bir af olmadığı söyleniyor. Biz İYİ PARTİ olarak açıkça ifade ediyoruz ki bu açık bir aftır. Bebek katilinin doğrudan muhatap alınması ve Kürt vatandaşlarımızın hamisi ve hatta kayyumu konumuna getirilmesini de biz İYİ Parti olarak şiddetle reddediyoruz.
Çok süslü cümleler kuruyorsunuz ve maalesef vatandaşlarımızı aldatıyorsunuz. Eline silah alanın, terör örgütlenmesi yapanın, askere, polise, öğretmene, vatandaşa kahpece kurşun sıkanın muhatap alınması terörün ve teröristin zımnen meşrulaştırılması değil midir sizce? Öyle diyor bebek katili, "Bin kilometrelik yol ilk adımla başlar." diyor. El birliğiyle ilk adımı atıyorsunuz. Biz buradan İYİ PARTİ olarak uyarıyoruz, bu adımı atmayın.
Bakınız, 2023 seçimlerinde, ben çok iyi hatırlıyorum, milletvekili adayı olarak Bursa'da dolaşırken, mesela Yenişehir ilçesinde bir kahvede elimi uzattım, vatandaş bana "Biz teröristlerin elini sıkmıyoruz." dedi. Neymiş efendim, aynı Cumhurbaşkanı adayını DEM PARTİ'yle destekliyoruz diye. Çünkü Cumhur İttifakı ortakları o dönem öyle takdim etmişlerdi. Bugün bunu siz nereye koyacaksınız? "Terörist kim? Kimin eli sıkılır, kimin eli sıkılmaz?"ı buradan yine ben milletimizin takdirine bırakıyorum.
Muhterem milletvekilleri, devlet otoritesine teslim ve pişmanlık söz konusu değildir bu yasaya göre. Temelde karşı olduğumuz, teröristbaşının otorite olarak kabulüdür. Yine, ısrarla bir konunun üzerinde duruyorsunuz; diyorsunuz ki: "Bu iç cephenin tahkimidir." Bebek katiliyle iç cephe tahkimi sağlanamaz; milletle sağlanır ancak, hukukla sağlanır, adaletle sağlanır. Siz, mülakatlarda bu memleketin kavruk çocuklarını haksızca, hukuksuzca eleyerek iç cepheyi nasıl tahkim edeceğinizi düşünüyorsunuz? "Lanet olsun!" dediğimiz yolsuzluğu sadece muhalefet belediyelerinde ararsanız iç cepheyi nasıl tahkim edeceğinizi düşünüyorsunuz? Ya da nüfusumuzun üçte 2'sini açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşamaya mahkûm ederseniz siz, iç cepheyi bebek katili Apo'yla mı tahkim edeceğinizi düşünüyorsunuz?
Bakın muhterem milletvekilleri, yine ısrarla bir şeyden bahsediliyor, deniliyor ki: Bu bir devlet aklıdır. Yani öyle bir hata yapıyorsunuz ki ve çıkarmış olduğunuz yasada kendinizi, bu yasayı uygulayanlar açısından koruma gereği duymuş olduğunuz bu yasada bunu sunarken devlet aklı yutturmacası yapıyorsunuz. Biz İYİ Parti olarak bunun devlet aklı olduğunu düşünmüyoruz. Velev ki bu bir devlet aklı olsun, biz ona da itibar etmiyoruz, neden? Osmanlı'nın son döneminde Saltanat Şurası vardır, onu hatırlatmak istiyorum. Sayın Genel Başkanımız Müsavat Dervişoğlu bu konuyu Mecliste de gündeme getirmişti. Saltanat Şurası padişah ya da sadrazamın çağrısıyla toplanan, devletin ileri gelenlerinin, din adamlarının ve çeşitli temsilcilerin katıldığı bir danışma meclisidir ve almış olduğu kararlar da tavsiye niteliğindedir ki aynı bugünkü Komisyonu bize hatırlatmaktadır. Vahdettin'in de katıldığı son Saltanat Şurası toplantısı 22 Temmuz 1920'dedir ve bu son toplantısında almış olduğu karar Sevr Anlaşması'nı imzalama tavsiye kararıdır. Atatürk ve silah arkadaşları o günün saray aklına yani o günün devlet aklına riayet etmiş olsaydı şayet biz İngiliz manda ve himayesini kabul etmiş, Anadolu'nun işgalini de kabul etmiş olacaktık. Biz, onun için bugün bu saraya aklına, bu emperyal akla asla ve asla riayet etmiyoruz.
Değerli milletvekilleri, ben Trabzon asıllı Bursalıyım. Müsaadenizle, yaşamış olduğum fıkra gibi bir hadiseyle konuşmama son vermek istiyorum. Bursa'da doktor bir arkadaşla karşılaştım, bana sordu "Nerelisin?" diye. Kendisine dedim "Ben Trabzon asıllı Bursalıyım." Önce anlamadı, Hani "Trabzonluyum." der insan. Ben "Trabzon asıllı Bursalıyım." dedim. "A, ben de Trabzon'da görev yaptım." dedi. "Neresinde?" "Birçok ilçede görev yaptım?" dedi. "Başına gelen ilginç bir hadise oldu mu?" dedim. Hani Karadeniz olunca "İlginç bir hadise oldu mu?" Elini salladı böyle "Çok." dedi. "E, birini anlat." dedim. Böyle durdu, düşündü "Anlatayım." dedi: "Bir gün bir ilçede, acil serviste görevliyim. Bir yaralı geldi sedyeyle. Baktım yaralıya, yahu trafik kazası mı yapmış, bir yerden mi düşmüş, yanmış mı, üstü başı böyle paramparça, değişik bir vaziyette bir hasta. Sormuş ona, biraz da yaşı var hastanın: 'Amca, ne oldu sana?' demiş. Hasta da demiş ki: 'Gafula düştüm.'" Şimdi, gaful, Trabzon'da, Karadeniz Bölgesi'nde böyle büyük dikenliklere, işte tarla sınırında, Bursa'da "an" derler mesela ona, gaful büyük dikenliklere denir. Doktor demiş ki "Ya amca, bu gafula düşmeye benzemiyor." Bir daha sormuş: "Ne oldu sana?" "Gafula düştüm." demiş. "Ya, amca olmaz, Allah aşkına!" "Yok, gafula düştüm." Şüphelendiği için doktor bey hastane polisini çağırmış. Tabii, hastane polisi gelmiş, hastane polisi de oralı. Eğilmiş kulağına "Emice, ne oldu sana?" demiş. "Gafula düştüm." "Bırak gafulu, ne oldu anlat!" demiş. Durmuş, bakmış, çıkar çare yok "Anlatayım." demiş. "Benim taş ocağım var, taş ocağı işletmecisiyim. Bir de köpeğim var. Köpeğim yaşlandı, uyuzlandı, ölecek yani acı çekiyor hayvan. E, kendim öldüreyim, acı çekmesin hayvan dedim. Çektim tabancayı mermiyi verdim ağzına, sıkamadım, beceremedim. İşte asayım öldüreyim dedim -öyle de bir metot vardır orada- onu da beceremedim. Ne yapayım? Taş ocağı işletmecisiyim ya, depodan bir dinamit lokumunu aldım, hayvanı götürdüm, dinamiti bağladım, fitili çektim 'Allah'ım affet.' dedim, ateşledim. Arkamı döndüm, giderken baktım, köpek arkamdan geliyor, bağlamayı unutmuşum köpeği. Ben kaçtım köpek geldi, ben kaçtım köpek geldi. En son evin önünde köpek patladı, onun için bu hâle geldim." demiş. Değerli hazırun, bizim İYİ Parti olarak, sizin düştüğünüz gibi gaffula düşmeyeceğiz ve bu milleti de gaffula düşürmeyeceğiz diyor, heyeti saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)