KOMİSYON KONUŞMASI

YAVUZ AYDIN (Trabzon) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz bu teklifin adına teklif sahipleri yani sizler "millî dayanışma ve toplumsal bütünleşme" dediniz fakat metnin içine baktığımızda millî dayanışmadan çok terör suçlularına özel bir hukuk düzeni görüyoruz. Teröristlerin soruşturmalarını erteliyorsunuz, kovuşturmaları durduruyorsunuz, kesinleşmiş cezaların infazını erteliyorsunuz. Sürelerin sonunda davaların düşmesinin, çekilmemiş cezaların infaz edilmiş sayılmasının yolunu açıyorsunuz. Ancak teröristlerin hak yoksunluklarını ortadan kaldırabilecek hükümler getiriyorsunuz. Daha da ileri gidip cumhuriyet savcısının geçmişte işlenmiş terör suçlarını soruşturmasını siyasi ve idari bir kurulun iznine bağlıyorsunuz. Bir tarafta teröristin önündeki hukuki engelleri birer birer kaldırıyor, diğer tarafta Türk devletinin adalet mekanizmasının elini kolunu bağlıyorsunuz; sonra da çıkıp buna "Af değildir." diyorsunuz. Adını ne koyarsanız koyun teröristin davası düşüyorsa, çekmediği ceza çekilmiş sayılıyorsa, devlet suçun hesabını sormaktan vazgeçiyorsa Türk milletinin gördüğü hakikat değişmeyecektir. Burada esas mesele, Türkiye Cumhuriyeti hukuk düzeninin belirli bir terör örgütünün mensupları için yeniden şekillendirilmesidir. Aynı suçun faili sıradan bir vatandaş olduğunda başka hukuk, PKK, KCK mensubu olduğunda başka bir hukuk uygulanamaz. Kanun örgüte göre, siyasi sürece göre, günün şartlarına göre fail seçemez. Hukuk devleti dediğiniz şey tam da budur. Kanun genel olur ve eşit uygulanır. Siz ise belirli bir örgütün mensuplarına özel başvuru, özel erteleme, özel infaz, özel hak iadesi, özel soruşturma rejimi getiriyorsunuz. Bunun adı normalleşme değildir, bunun adı terör suçluları için istisnai hukuk düzeni kurmaktır. Üstelik devletin yıllardır terörle mücadele ederek verdiği mahkeme kararlarını, kesinleşmiş hükümlerini ve ceza hukukunun sonuçlarını siyasi bir takvime bağlıyorsunuz. Bugün "süreç" dediğiniz için hukuk değişiyorsa şayet yarın başka bir siyasi ihtiyaç doğduğunda hangi örgüt için, hangi kanunu çıkaracaksınız? Devletin hukuku pazarlık masasının gündemine göre değişmez. Türkiye Cumhuriyeti terör örgütlerine göre hukuk üretmez. Terör örgütleri Türkiye Cumhuriyeti'nin hukukuna tabii olur, bizim temel itirazımız da budur. Bu teklif birkaç maddenin düzeltilmesiyle kabul edilebilir hâle gelecek bir teklif değildir. Yanlış olan ayrıntıları değil, teklifin üzerine kurulduğu anlayıştır. Bu millete yalan söylemeyin. Bunun adı millî dayanışma değildir, millî dayanışma teröristin hukukunu genişletmek değildir.

Şimdi, teklifin 10'uncu maddesine geldiğimizde bütün bu düzenlemenin zihniyetini daha açık görüyoruz. Bu sürecin amaç ve faaliyetleri kapsamında görev yapanlara hukuki, idari ve cezai sorumsuzluk getiriyorsunuz. Şimdi size soruyoruz: Madem yaptığınız iş hukukidir, madem Anayasa'ya uygundur, madem milletin menfaatinedir, neden daha bugünden yarının hesabından kaçacak bir sorumsuzluk zırhı hazırlıyorsunuz? Teröriste güvence, süreci yönetene güvence ancak şehit ailesine gelince yine hiçbir güvence yoktur. Kanuna istediğiniz kadar "Sorumluluk doğmaz." yazabilirsiniz, siyasi sorumluluğu ortadan kaldıramazsınız, vicdani sorumluluğu ortadan kaldıramazsınız, tarihî sorumluluğu hiçbir zaman ortadan kaldıramazsınız. Bugün çoğunluğunuzla kanun çıkartabilirsiniz fakat Türk milletinin hafızasına hükmedemeyeceksiniz çünkü hukukta bazı suçların zaman aşımı olabilir ancak milletin vicdanında ihanetin zaman aşımı olmaz. Bakın, bu teklifin altında duran da, savunan da, uygulayan da yarın Türk milletinin ve tarihin huzurunda nerede durduğunun hesabını verecektir diyor, Heyeti saygıyla selamlıyorum.