KOMİSYON KONUŞMASI

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, sayın konuklar, bürokratlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Çok fazla sözü dolandırmadan esasen millete gerçekleri söylemek üzere söz aldım.

Şimdi, şöyle başlayalım: 2024 yılının Ekim ayında başlayan bu sürecin daha ilk gününden itibaren Türkiye üzerinde yürütülen emperyalist bir operasyon olduğunu söyledik, Komisyon kurulduğunda da bunu tekrar ettik; bugün önümüze getirilen tablo ortaya çıktığında da söylüyoruz. Meğerse mesele ne terörün bitirilmesiymiş ne millî birlikmiş ne de kardeşlikmiş. Hani hiçbir şarta bağlı kalınmaksızın örgüt kendini feshedecek, silahları bırakacaktı; ne oldu şimdi? Şimdi kanun yapıyorsunuz; göreceli bir kanunla kurullar üzerinden size şart koşuyor PKK ve siz o şarta diz çökmüşsünüz, sonucunda da ne olacağı belli olmayacak şekilde. Türkiye'de kurul nedir, kurul? Türkiye'de bütün kurullar tek adamdır, Türkiye'de bütün kurullar tek adamın kurullarıdır.

Sanki Türk devleti bölücü terörün karşısında diz çökmüş gibi dağdaki eşkıyanın ve içerdeki katillerin serbest bırakılmasının önünü açacak bir düzenleme Gazi Meclisin önüne geldi. Üstelik bu tabloyu İYİ Parti Grubu dışında Meclisteki diğer grupların imzaladığı malum rapor da açıkça ortaya koyuyor. Aslında burada ne millî bir beraberlik var ne kardeşlik ne de devletin bekası var; aslında burada saray iktidarını sürdürme hesabı peşinde. DEM geçmişten bu tarafa İmralı'nın ve Kandil'in taleplerinin sözcüsü, diğer imza sahiplerinin ise belli ki kendi siyasi hesapları var. Bir tek gariban Türk milletinin hesaba katılmadığı apaçık ortada.

Efendim, bu devlet siyasi hesapların üzerinde, bu millet günlük iktidar hesaplarının da çok ötesindedir. Kayseriliye sormuşlar, demişler ki: "Dünyada ne ucuz?" O da demiş ki: "Elin uşağı ele ucuz." İnsanın ne kıymeti var, askerin ne kıymeti var, şehit polisin ne kıymeti var? Bizim şöyle bir türkümüz yok mu?

"Yemen yolu çukurdandır,

Karavana bakırdandır,

Zenginimiz bedel verir,

Askerimiz fakirdendir."

Bugün yine aynı acı tabloyla karşı karşıyayız. Şehitlerimizin sıvasız evlerinde yine burayı izleyip gözyaşına boğulan şehit yakınları var, gaziler var, gazi yakınları var. Sabahtan beri "Görüştük." diyorsunuz, 450 metre aşağıda Güvenpark'ta Sayın Başkan, Cumhur İttifakı'nın sözcüleri, 500 metre aşağıda er şehit ve gaziler protez bacaklarıyla, görmeyen gözleriyle oradalar. Sorun ne diyor bu Komisyon için, bu taslak için? Geldi, burada söyledi: "Bütün paralarınızı, bütün bu gazilik madalyalarını Allah aşkına alın, bu ihanete geçit vermeyin." dedi. Kimden bahsediyorsunuz siz? Kim "Evet." diyor buna ya!

Efendim, çoluk çocuk, kadın, erkek demeden askeri, polisi, öğretmeni, doktoru, vatandaşı katleden, bölücü terör örgütü PKK'ya af sağlayacak bir düzenleme getirdiniz. Ben buradan sizleri ikna edemeyeceğimi biliyorum, siz görmediğiniz kanuna imza atanlarsınız, neyine ikna olacaksınız! Ben yine aziz millete sesleniyorum, tarihe not düşmek üzere konuşuyorum, yeminime sadık kalmak üzere konuşuyorum. Efendim, bir af getiriyorsunuz, bunun adı af. Her tarafından ne kadar dolanırsanız dolanın Türk milleti bölücü terör örgütüne, onun eli kanlı mensuplarına, içerdeki katiller sürüsüne, dağdaki inde duran katiller sürüsüne af getiriyorsunuz, af.

Efendim, detayların arkasına saklanmayacağız. Biz yine son tahlilde Türk milletine diyoruz ki: Aziz milletim, sen çok badireler gördün. Senin istiklalini, istikbalini, geleceğini yine senin azim ve kararın kurtaracak, iş yine sana senin bir avuç temsilcine düşecek. Bakın, bir yasa yapıyorsunuz, Allah aşkına ya, yapacaksınız, gizli saklı işler yaparak getirdiniz, Kandil bayram ediyor, İmralı bayram ediyor, PKK'nın siyasi uzantıları bayram ediyor, dağdaki bayram ediyor, Tom Barrack bayram ediyor, Avrupa'daki bölücü unsurlar bayram ediyor, emperyalistler bayram ediyor, yancı diğer terör örgütleri bayram ediyor; bir tek gariban Türk milleti bayram etmiyor. Eden varsa çıkın sokakta sorun. Niye yalan söylüyorsunuz millete? Millete "barış" diyorsunuz, millete "terörsüz Türkiye" diyorsunuz, niye doğruyu söylemiyorsunuz? Niye 2024 Ekiminde çıkıp da "Bizim bir niyetimiz var. Apo'yu siyasi motif yapacağız, kravat takacağız. Onu en çok ihanet ettiği, en çok katlettiği Kürt kardeşlerimizin tek temsilcisi yapmaya çalışacağız. Eli kanlı teröristleri bırakacağız. Ne dersiniz?" diye sorsanıza millete. Her defasında diyorsunuz ya "Milletin dediği olur. Millete soralım. Millî irade..." Kolay iş referandum, on beş günde... Getirin bu kanunları. Diyorsunuz ya "Mecliste nitelikli çoğunluk var." 300 küsur imzayla getirdiğiniz yasa teklifi millet adınaysa soralım millete.

Efendim, burada ne buluyor biliyor musunuz karşılığı? Bebek katili, teröristbaşının talepleri karşılık buluyor. Bir yasa teklifi ilk defa bir bölücübaşı katilin parafıyla Meclise geliyor ya; paraflıyor, Meclise gönderiyor. Ondan sonra, aziz Türk milletinden, bizden şunu istiyorsunuz herhâlde: Düşman davullarına kalkalım, halay çekelim, horon tepelim, göbek atalım; öyle mi? Biz tarihin hangi döneminde düşman davuluyla halay çektik ki şimdi bu düşman davullarıyla halay çekeceğiz?

Efendim, bu millet şehitlerinin kanını yerde bırakmadı, vatanını da pazarlık konusu yapmadı; yine yapmayacağız. Sandalye sayısındaki üstünlüğünüzün çok bir mana ifade etmediğini geriye doğru tarihte çok gösterdik, bir daha gösteririz. Bugün önümüzde duran tablo, aslında nasıl bir siyasi koalisyon kurulduğunu da gösteriyor. Defaatle söyledik, söylemekten de çekinmiyor zaten muhatapları, Türkiye Cumhuriyeti'ni yüz yıllık asimilasyon, baskı, zulüm iktidarı olarak, devleti olarak görenler ile Türkiye Cumhuriyeti'ni yüz yıllık reklam arası görenlerin vuslatı, kavuşması, iş birliği ve koalisyonunun ürünüdür bu yasa teklifi, öyledir. Aziz Türk milleti, bunu daha önce de yaptılar. Şimdi, ben birinci açılım zamanında Bursa'da KAMU-SEN Başkanıydım. Ne kadar millî insanlar, millî oluşumlar, sendikalar varsa bir ha bire eylem yapıyorduk. Eylem yaparken bir sloganımız vardı -akilleri kovalıyorduk, protesto ediyorduk- "Kahrolsun PKK, iş birlikçi AKP" diyorduk. Bugün bizi bir kez daha haklı çıkardınız.

TURAN YALDIR (Aksaray) - Hangi partideydiniz o zaman?

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - O zaman ben KAMU-SEN Başkanıydım ama bizimle birlikte Ülkü Ocakları, MHP, Türk Ocakları, TÜRK-İŞ, bütün STK'ler bir arada bunu yapıyorduk.

Efendim, şimdi şu sözleri hatırlatacağım o günden... Sonradan da milletvekili oldu, MEMUR-SEN'in Genel Başkanı vardı Ahmet Gündoğdu diye. Başlıkları hatırlıyorum, bugün de bizim grup, sağ olsun, birinci açılım dönemindeki gazete manşetlerini hatırlatma yapmış; aynı bugün söyledikleriniz. Şimdi bir tık daha önde gidiyor el birliğiyle. Hatta Ahmet Gündoğdu diyordu ki bize -güya dağlar hür olacak, hayvanlar bayram edecek, rahat otlayacak- "Açılım sürecini hayvanlar bile anladı, siz anlamadınız." Ne oldu sonra? Yalnızca hendeklerde 800 şehit verdik. Memleketi bölüyordunuz, memleketi. Cumhuriyeti yıkıyordunuz. Size bu elin kanı kadar ucuz geliyor ya! Bu milletin evladı size ne kadar ucuz geliyor ya! Ne diyelim? Anlamanız için "Evinize ateş düşsün." mü diyelim? Memleketin fidanlarının kanı üzerinden... Sabahtan beri biriniz "Lanet olsun PKK terörüne!" demediniz ya! Ne zaman bu kadar iş birliğine girdiniz? Ne ara böyle dost oldunuz? Hangi güç sizi bunlarla dost etti? Hangi güç sizi dün birbirinize söverken bugün bir araya getirdi? Efendim, anlatalım: O zaman da diyorlardı "Türkiye kazanacak." "İşte, ekonomik şu kadar..." Türkiye'de terörle mücadelenin Türk insanına bir ekonomik maliyeti yoktur. Türkiye bugün bu zor şartlardaysa Türkiye'nin en büyük maliyeti AKP iktidarıdır, yirmi dört yılda bizi iflas ettirmesidir.

Şimdi, efendim, dün nasıl açılım ihanet sürecini Allah'ın izniyle başlarına geçirdiysek bunun için de mücadele edeceğiz. Kimseden himmet beklemiyoruz, kimseden hoşgörü beklemiyoruz, herkes inandığının gereğini yapsın çünkü biz buradayız, İYİ Parti burada. Kurucu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün bize vermiş olduğu birinci vazifeyi unutmadık, kimse de unutmaz.

Şimdi, öyle bir Türkiye'ye getirdiniz ki "Allah" "vatan" "millet" "Türk milleti" "Atatürk" diyoruz, böyle şımarık bir üslupla "Hamaset yapma." ne bileyim "Irkçılık yapma." Sana mı soracağım ne yapacağı mı? Kimin hamaset yaptığını, kimin bölücülük yaptığını her gün görüyoruz ve her gün anlatacağız, millete de anlatacağız.

Özetle, siz Anayasa'yı yok sayma pahasına, milletin birliğine ve devletin bekasına kastetme pahasına bu bölücü yasayı bu Gazi Meclise getirdiniz; tarih de bunu yazdı, Anayasa suçu işlediğinizi de yazdı. Allah ömür verirse dünyada vermezse inancımız neyse öte dünyada soracağız hesabını.

Şimdi, bakın efendim, sabahtan beri Kürt-Türk, millet, ulus, böyle anlatıp duruyorsunuz. Bir daha hatırlatalım: Cumhuriyetin kuruluş felsefesi etnik kökene değil ortak tarih, ortak kader, ortak vatandaşlık bilincine dayanan Türk milleti üzerine inşa edilmiştir. Bir daha söyleyeyim mi? Irktan bahsetmiyorum, Gazi Mustafa Kemal Atatürk Nutuk'un sonunda gençliğe seslenirken "Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur." diyerek bu devletin dayanağının ortak millî irade ve millî bilinç olduğunu vurgulamıştır. Yine, Atatürk "Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti denir." sözüyle millet tanımını etnik bir işaretleme değil siyasi, tarihî bir birlik, ortak kaderdaşlık olarak ortaya koymuştur. Bugün bu temel anlayışı zedeleyecek, aynı vatan üzerinde ikinci bir siyasi ulus oluşturma arayışına kapı aralayacak her girişim cumhuriyetin kuruluş felsefesine aykırıdır. Bu iğneli fıçı coğrafyada, bu kan gölü coğrafyasında, bu Orta Doğu coğrafyasında, dünya oluştuğu günden bugüne kadar kanın, fitnenin bitmediği bu coğrafyada bizi, Türk milletini bin yıldır bu coğrafyada ayakta tuttuğu gibi binlerce yıl daha ayakta tutacak yegâne gücümüz üniter yapımız ve millî devlet kimliğimizdir ya, bunu biliyorsunuz. O yüzden, Tom Barrack başta olmak üzere alayınız onun temeline ateş ediyorsunuz. Ne diyorsunuz? "Kimlikler üzerinden imtiyaz olsun." "Millî devlete ne gerek?" "İsrail için en büyük tehdit bölgedeki üniter devletler." diyorsunuz. Yaklaşık iki asırdır bu coğrafyada etnik fay hatlarını kaşıyarak Türkiye'yi zayıflatmaya çalışan emperyal akıl vallahi değişmemiştir. Değişen yalnızca yöntemleridir; dün silahla ve işgalle denenenler bugün hukuk, siyaset, kimlik tartışmaları üzerinden masada yürütülmektedir. Terör örgütü liderinin "Çerçeve yasa bin kilometrelik yolun ilk adımıdır." ifadesi bu talihsiz sürecin kendi bakış açısından nasıl değerlendirildiğini de açıkça göstermektedir. Yahu, bu bin kilometrenin birinci adımında binlerce eli kanlı teröristi sokağa bırakacaksanız Allah ikinci adımından, üçüncü adımından, onuncu adımından bu milleti muhafaza buyursun. Böyle bir körlük olabilir mi ya? Böyle bir körlük olabilir mi? Terör örgütü liderinin bununla alakalı açıklamaları endişelerimizi katbekat artırıyor. Kaygılıyız millet adına; ben 4 çocuk babasıyım, Allah herkesin evladını bağışlasın. Gelecekte çoluk çocuğumuzun sokaklarda güvenli gezmesi adına endişeliyim, bayrağın altında özgür dolaşmasından yana endişeliyim, üniter devletten yana endişeliyim. Atatürk'ün milliyetçiliği, ayrıştıran değil birleştiren, ırka değil ortak vatana ve ortak geleceğe dayanan bir milliyetçiliktir. Bu nedenle, Türkiye'de ikinci bir siyasi millet anlayışını meşrulaştıracak adımlara destek vermek kabul edilemez. Bu coğrafya yüzlerce yıl boyunca farklılıklarını Türk milleti çatısı altında yaşatmış, bağımsızlığını da bu birlik sayesinde korumuştur. Türk milleti tektir, Türkiye Cumhuriyeti de bu milletin devletidir. Bu temel ilkeyi aşındıracak düzenleme, kısa vadeli siyasi hesapların ötesinde gelecek nesillerin güvenliğini ve cumhuriyetin bütünlüğünü ilgilendirir. Bakın çevrenize, bakın. Efendim, cenazelerde imam bir hadisten bahseder: Ölüm en büyük nasihattir.

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Sayın Türkoğlu, lafınızı kesmek istemiyorum ama siz kendi arkadaşlarımızın şu anda söz hakkını yiyorsunuz, onu söyleyeyim.

AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Niye?

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Tamam, kısa keseyim.

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Yani kaç dakika olduğunu herhâlde siz tutmuşsunuzdur.

YAVUZ AYDIN (Trabzon) - Yani böyle bir zorunluluk mu var?

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Buyurun, devam edin ama toparlayalım lütfen, diğer arkadaşlarınızın hakkına girmeyin.

YAVUZ AYDIN (Trabzon) - Niye, kısıtlama mı var konuşmalarda?

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Peki, tamam, Başkanım anladım.

Derki hadis: "En büyük nasihat ölümdür." Bakın, devletler için de en büyük nasihat yanı başlarınızda duruyor; Suriye, Lübnan, Irak; nasihat alın diye.

Efendim, bir konuyu daha dikkatlerinize sunacağız bu vesileyle. Siz şimdi teröristlere af getiriyorsunuz ya, af getireceksiniz. Doğrusu o değil, doğrusu o değil; doğrusu şu, hemen izah edeyim. Bölücübaşı bebek katili Öcalan açık kaynaklardan edinilene göre, kendi ifadesiyle, 2005 yılı Nevruz'unu Kürt halkının demokratik konfederal örgütlüğünün ve birliğinin ifadesi olan "Koma Komalen Kurdistan" kuruluşunu ilan ederek "Halkımıza yeni bir yaşam felsefesi..." falan falan falan kazandırdığını ifade etmiş, sözlerinin devamında "Önderlik görevlilerimi şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da başarıyla yapmaya devam edeceğim." ifadesiyle örgüt üzerindeki liderliğini sürdüreceğini beyan etmiştir. Bununla ilgili 20 tane daha belge var, şimdi uzatmayayım, Başkan uyardı. Yani sayın üyeler, siz bırakın bunları serbest bırakmayı "99 yılından bugüne kadar ne kadar terör eylemi varsa emir vereni benim." diyor Apo. Burada bu kadar hukukçusunuz, terör örgütü liderliği ve bu eli kanlı cinayet olaylarından, hendeklerde 800'e yakın şehidin şehit edilmesinin emrini tek başına veren Apo'nun yargılanması gerekmiyor mu, hukuk böyle demiyor mu? Türk Ceza Kanunu askıya mı alındı? O nedenle, bunları affetmeyi bırakın, bir an önce Apo'nun 99'dan bugüne kadar gerçekleşen bütün terör olaylarından dolayı yeniden yargılanması ve defaten cezaya çarptırılması gerekir.

Efendim, biz sizin sözlerinize ve samimiyetinize inanmak isteriz, doğal olan beyan esastır ta ki aksi ispat edilene kadar ama ben karıştırıyorum; efendim, 2002'de söylediklerinize mi, 2005'te, 2010'da, 2020'de, en son yaşadığımız 2023 seçimlerinde meydan meydan Cumhur İttifakı'nın söylediklerine mi inanalım, şimdi söylediklerine mi? Eğer o söyledikleriniz doğruysa şimdi yalan söylüyorsunuz, şimdi söyledikleriniz doğruysa o zaman milleti yanılttınız veya yarın söyleyeceklerinizin de kimse doğruluğunun garantisini veremez ama ben, Allah'a şükür, aklım erdiği günden beri bölücü başı, bebek katili Apo'ya "Bu bebek katilidir." diyordum, üniversitede de dedim, sendikal hayatımda da dedim, siyaset hayatımda da dedim, İYİ Parti 2017 yılında kurulduğu gün de dedi; biz bunlara karşı bugün de diyoruz Allah'a şükür çünkü doğrusu bu. Bu yasa, bu hâliyle Türk milletinin aleyhinedir.

Son şunu da söyleyeyim tamamlamak istiyorum. Bize diyorlar ki "Barış." Barışayım. Vatandaş "Kiminle barışayım?" diyor, barışa kim karşı olur? "Kürt'le barış." diyorlar, vatandaş "Ben Kürt'le ne zaman küstüm, ben küs müyüm?" diyor. "Kürt benim arkadaşım, Kürt benim gelinim, canparem torunumun annesi ya da babası, benim iş ortağım, okul arkadaşım, benim Cumhurbaşkanım, benim Meclis Başkan Vekillerim, benim Cumhurbaşkanı Yardımcım. Ne oldu kardeşim?"

Bakın, ne yaparlarsa yapsınlar, varsa buradan basın; bu oyun tutmaz bu coğrafyada. Örneğini söylüyorum: 33 masum eri, silahsız eri şehit etti bu bölücü örgüt PKK ama Türkiye'de ne Edirne'de ne Kars'ta ne Diyarbakır'da ne Kayseri'de kimse Kürt komşusuna kaşını çatmadı. Biz bu oyunları önceden de bozduk, yine bozacağız diyor; heyeti saygıyla selamlıyorum.