| Komisyon Adı | : | (10/4004,4005,4006,4007,4008,4009) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 06 .08.2026 |
LATİF SELVİ (Konya) - O zaman ben de özetleme yapayım.
BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Lütfen. Ama yazılı olarak bu tür şeyleri de ayrıca istiyoruz.
LATİF SELVİ (Konya) - Evet, herkes yoruldu biraz.
Öncelikle ben de teşekkür ediyorum. Güzel bir çalışma oldu arkadaşlarımızla.
Herkesin bugün de bundan önceki dönemde de katkılarını olabildiğince hep takip etmeye gayret ettim. Yine misafirlerimizi dinledik, onlardan istifade ettiğimiz hususlar oldu. Umarım, ben de araştırma yaptığımız alan başta olmak üzere, çocuklarımızın önümüzdeki süreçlerde yararına olacak sonuçları üreten bir rapor olur ümidini taşıyorum.
Başkanım, ben bazı şeylere şöyle kısa kısa değinerek devam etmiş olayım.
Bu eylemleri gerçekleştirenlerin, katliamları gerçekleştirenlerin, gerçekleştiren çocukların manifestolarına baktığımız zaman, siyasi veya bir başka mesaj vermiyor; hepsinin aşağı yukarı verdiği bir mesaj, dinlediğimiz öğrencilerin mesajıyla örtüşüyor: Kendini gösterme iradesi. Bunun birçok sebebi olabilir kendisini göstermesi gereken ama böyle bir yaklaşım içerisinde olduğunu görüyoruz. Bunun bağlantılarının da sosyal medyanın, oyunların tetikleyici, destekleyici ve yönlendirici etkiler oluşturduğunu görmüş olduk.
Yine, çocuklarla ilgili normalde disiplinlik bir durumlarının olmadığı, çocukların normal davranışlar sergilediğini söylediler ancak bu çocukların içine kapalılığı ve bazı endişeleri de içeren cümleler öğretmenlerimiz tarafından ortaya konuldu. Ben burada öğretmenlere bir parantez açmak istiyorum: Şu ana kadar dinlediğimiz Komisyonumuzun dışındaki arkadaşlardan benim çıkardığım sonuç şu: Okulları tanımıyorlar -bendeki kanaat o- çünkü hadiseyle ilgili bize en doğru bilgiyi okullar verdi yine yani bunun dışındakilerden almadık, sınıf öğretmenleri, ders öğretmenleri, vesaire. Peki, önlenen bir olay dinledik Çankaya'da; bunu kim fark ediyor? Yine okul ama bir farkı var; ilgili birimleri anında bilgilendiriyorlar. Maraş'taki, Urfa'daki, hatta İstanbul'daki olayların gerçekleşme serüvenine baktığımız zaman ya kendi aralarında bir çözüm bulmaya çalışıyorlar veya kendileri için "Bu çözer." dedikleri kurumla bağlantı kuruyorlar. Burada özellikle bir noktanın altını çizmemiz gerekiyor: Millî Eğitimin dışındaki kurumların ya olay olduktan sonra etki yapacak bir pozisyonları var yahut da bu meselenin -bizim gözlemlediğimiz çerçeveden baktığımızda- yeterli bilincinde değiller. Adli yetkilileri de gördük, emniyet görevlilerini de gördük. Mesela, Urfa'daki olayın Çankaya'daki olay kadar kolayca çözülebileceğinin fark ettiğimizde çok daha üzüldük; oradaki kopukluk ve meseleyi ciddiye almama bir faciayı getiriyor.
Yine, bu çocuklarda gözlemlediğimiz şöyle bir şey var: Ani bir patlamayla bunları yapmıyorlar; önceden hazırlığı var, güdülenmiş ve kişiye hedefle değil, kurum hedefli, kurumdaki bir kitle hedefi üzerinden gidiyorlar ve saldırılarında da önüne çıkan kim varsa saldırabilecek bir tarzla yönelim gösteriyorlar. O zaman bunları etkileyen mekanizmalarla ilgili ciddi önlemlerin alınması gerekiyor.
Yine bir başka husus; "Manifestoları ve iz bırakmaları var." demiştim. Bu da şunu gösteriyor: Eğer mesele ciddiye alınmış olsa kolayca bu iz takip edilerek yakalanması mümkün. Burada yine bir konuşmacımız -sanıyorum Kişisel Verileri Koruma Kurumu temsilcisi arkadaşımız söylemişti herhâlde, onu hatırlıyorum- şiddetin öğrenilen bir şey olduğunu, doğuştan olmadığını yani insanlarda şiddete eğilim olabilir ama bunlar öğrenilen bir şeyse -ki biz de o kanaatteyiz ve öğretenleri de var- bunlar için mutlaka önlem alınması gerekiyor.
Yine, bir başka konu; sosyal hizmetler ve sağlığın kısmen olayları katkı verici olduğu başlangıçta ama esas katkılarını olay olduktan sonra gösterdiklerini görüyoruz. Bu da kıymetli tabii, bu önemli bir şey ama olay anında bu arkadaşlarla herhangi bir temas sağlanmıyor önleyici tedbirleri açısından. Bu konunun dikkate alınması gerekiyor.
BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Çok kadar doğru bir tespit.
LATİF SELVİ (Konya) - Bir diğer konu; önleyici tedbirlerle ilgili olarak mutlaka illerde bir vali yardımcısının başkanlığında ilgili kurumların sürekli, en az belli zaman dilimlerinde bir araya gelerek müzakere edip bu konuları masaya yatırmaları gerekiyor ve bu raporlar çerçevesinde de inisiyatifler alınmalı, gerekirse de merkezî yönetimlerden destek almalılar çünkü ben Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonunun da şunu görmüştüm: Böyle bir mekanizma kurulmuş, birçok meselenin burada çözüldüğünü gördüm yani burada da bu gerçekleştirilebilir.
Yine, bir başka önemli konu -Ankara'daki okulu ifade etmiştim- iletişim kopukluğuyla ilgili hususa bütün arkadaşlar vurgu yaptılar. Mutlaka, kurumlarımız böyle bir koordinasyonla beraber çalışırlarsa bir plan dahilinde, bu iletişim eksikliği de minimize edilir diye değerlendiriyorum.
Yine, veliyle ilgili bütün arkadaşlarımız vurgu yaptı ancak veliler bizim öğrencilerimiz değil, istediğimiz zaman programa almamız zor. Onun için bence bir eğitim yerine bir bilgilendirme toplantısı şeklinde bunlar organize edilebilir ve her sınıf öğretmeni okulda tespit ettiği hususlarla ilgili kendi sınıflarına dönük mesajları da içerecek şekilde bu toplantıları yapabilirler.
Sınıf rehberliği çalışmaları çok önemli; bazı arkadaşlarımız da vurguladı, ev ziyaretleriyle ilgili sanıyorum Suat Bey vurguladılar. Şimdi, ev ziyaretleri çok önemli. Sınıf rehber öğretmenleri bütün öğrencilerini tanır ve velileriyle mutlaka temas kurarlar, buradaki tespitlerini de raporlarlar. Sınıf rehberlik çalışmaları aynı zamanda müfettişler tarafından her yıl bir denetimde, bir de rehberlik amaçlı olarak değerlendirmeleri çerçevesinde izlenir ancak bu konularda dosyalar tanzim edilir de pratikte sonuç üretme güçlü oluşursa bu uygulama kusurlarına dair de vurgulamalar yapmamız lazım yani sistem var, bakıyoruz, yapılması gerekenler belli ama bu yapılmadığı zaman biz yine aynı öneriyi götürdüğümüzde anlamı yok. Mesela, İsa Bey ifade etmişti, değerler eğitimi ve müfredat ilişkisi. Çerçeve mevzuatta ve müfredat düzenlemesinde değerler eğitimi var ve bütün derslerde de değerler eğitimiyle ilgili mutlaka düzenleme var yani bu müfredata konur ve öğrencilere bunlara aktarılır yani normal dersin haricinde, bütün dersler için bu geçerli. Okullarda ders müfredatları aynı değil, her okulun müfredatı ayrı hatta ders programları da ayrı. Yalnız, burada şunu söylememiz gerekiyor: Mesela, bir yerde tarih dersi veriyorsak diğer okulda da tarih dersi verdiğimiz zaman bunun dozajı farklı olabilir ama bir sosyal bilimler lisesinde bir genel lisede farklı olur ancak "denklik" diye bir konu var. Yani eğer siz yeterli o dersi veremezseniz çocuğun denkliği gerçekleşmiş olmaz ve bu transkriptleri incelendiği zaman görülür ne kadar ders aldığı. Bunun için de bu konuda uzman arkadaşlar o konularla ilgili yoğun bir şekilde hep çalışırlar ve ona göre hazırlanır.
Yine, Siber Güvenliği ziyaretimizde ifade etmişlerdi. Sosyal medya mecralarındaki şiddetle ilgili engellemeler için ve aynı zamanda Bilgi Teknolojileri Kurumunda da benzer bir şey gördük. Engellenmesi için daha güçlü bir hukuki desteğe ve personel desteğine ihtiyacı olduğunu orada görmüştük.
Şimdi, bizim okullarımızda Kıymetli Başkanım, eskiden davranışçı yöntem uygulanırdı yani öğretmen merkezdeydi ve her şeyi öğretmenden alırdı öğrenci. Bu 2000'li yıllardan sonra davranışçı yöntem yapılandırmacı yönteme geçti yani öğrenciyi merkeze aldık ve yeterliliklerini geliştiriyoruz. Şimdi, bu öğrencilerin başarısını artırdı. PISA'daki TIMSS'teki başarımızda da bunlar net bir şekilde görüldü ancak buradaki sorun şu: Şimdi, tabii, bu öğrencide müthiş bir özgüven de oluşturdu. Dolayısıyla şimdi, öğretmen-öğrenci dengesini öğretmeni yine işin içerisinde rehber olarak tutarak ama öğrenciyi biraz daha güçlendirerek eğitim verildiği için bu öğrenci de bazen maksadını aşan özgüvene dönüşüyor ve bir öğretmen yıpranmasına sebep olacak davranışlar da söz konusu olabiliyor. Bu, illa bir şiddet olması gerekmez. Burada şunu unutmamak gerekiyor: Öğretmenin öncülüğü, liderliği onlar için son derece önemli, öğrenci bunu fark etmeli.
Şimdi, bu arada bir de CİMER'le ilgili bir şey söylemem lazım çok konuşulduğu için. Şimdi CİMER'e şikâyet yapılıyor. Şikâyet mekanizması önemli Başkanım. Şikâyet olmadığında o zaman her türlü olumsuzluk hasır altı edilmiş olur. İnsanlar yaşadığı mağduriyetleri şikâyet edebilmeli ancak burada iftira ve haksızlıklar yapılıyorsa bunun geriye dönüşü olmalı. Yani adli ve idari soruşturma yapılabilmeli bunlarla ilgili çünkü CİMER'e yazıldığında doğrudan valiliğe geliyor, valilik ilgili müdüre gönderiyor, ilgili müdür de valilikten gelen çerçevede işlem yapmak durumunda kalıyor. Çok mağdur arkadaşın hakkını aramak için uğraşlarımız oldu zamanında, yargı süreçleri oldu yani itibarsızlaştırdı bulunduğu yerde. Konuda her türlü olumsuzluğu yapılabilecek bir adamın davranışı sebebiyle.
Bir diğer konu, dijitalleşmeyle ilgili çok ciddi bir inisiyatif alınmalı. Kanaatim bu hususta bir strateji belgesi yayınlanmalı ve ilgili kurumlar da buna göre sorumluluk almalı ülke olarak çünkü bütün ülkeler uğraşıyor hatta uluslararası bir dayanışmaya ihtiyaç duyuyoruz. Şimdi, baktığımız zaman, oyunlarla ilgili bilgi veren arkadaşımızdan ben makul, doğru yaklaşımlar dinledim. O da istiyordu bazı düzenleyici hususları, öğrencileri eğitecek, geliştirecek eğitimlere yönlendireceği, bunun bir ticari bir iş olduğunu, bu ticari işin çocuğun yararına sonucu üretmesi gerektiğini ifade ettiler ama ben şunu da gördüm: Sosyal medya platformları küçük yaş gruplarla ilgili bazı düzenlemelerin haricinde -ki o düzenlemelerin de çok kolay delindiğini fark ettik- bir düzenlemesi yok. Şimdi, böyle baktığımız zaman, erişim için eğer yetişkin şartı aranıyorsa o çocuklar bu yetişkin koşulunu kendi içlerinde bile oluşturabilirler, içlerinde ekibe dâhil ettikleri erişkin birisinin hesapları üzerinde birçok filtrelenmesi gereken hususlar filtrelenmeyebilir.
Silah kullanmayla ilgili kesinlikle raporumuzda bir madde olmasını ben de değerlendiriyorum. Benim mesela, Ağrı'da çalıştığım zamanda da Emniyetten bana dediler ki: "Size isterseniz bir silah verebiliriz." diye. Ben dedim ki: Benim kimseyle bir meselem yok. Eğer bir derdi olan varsa gelir konuşuruz biz. Onun için bunlara ihtiyaç yok. Benim kanaatim eğer bu çok gerekliyse çok gerekli kişilere 1 tane silah verilebilir ve bu da sınırlı olmalı, öyle çok yaygın bir şekilde de olmamalı çünkü Başkanım, birçok olayı bir zamanlar biraz bu konuların üzerinde Konya sivil toplum kuruluşları çalışması yaparken bakmıştık. Orada şöyle bir şey gördük biz: Çok basit bir müdahaleyle çözülebilecek şey bir ağız dalaşı, bir cinayetle neticeleniyor silah olduğu için. Çekiyor, vuruyor adam. Sonrası iki taraf da mahvoluyor.
Yine, bir başka önemli gördüğüm konu, şûra kararlarında zaman zaman politik olarak da ifade ediliyor, son şûra toplantısında her okulda öğle yemeği verilmesiyle ilgili karar alınmıştı. Şu anda 1 milyon 500 bin civarında öğrenciye veriliyor. Bunların önemli bir kısmı bu imkânlara sahip olan yerler. Yalnız okullarda hijyen açısından ve yemeğin verilmesi ortamı açısından problemler olabiliyor. Bunun yaygınlaştırılması doğru bir şey. Özellikle hemşire konusu geçmişte, esansında mevzuatımızda var ama çok nadir görevlendirilmiş yatılı okullarda filan var, bunun yaygınlaştırılması gerekiyor çünkü bununla ben de karşılaştım, aniden çocuğun birisi bir krize girdi, ne yapacağımızı bilmiyoruz. El yordamıyla bir şey yapmaya gayret ediyoruz. O civardaki sağlık ocağından gelen arkadaşın müdahalesi ile bizim yaptığımızın arasında dağlar kadar fark vardı.
Yine, Başkanım, burada medyayla ilgili elbette düzenleyici konular yapılmalı ancak yalnız başına medyaya getireceğimiz sınırlandırmalarla mesele çözülmüyor. Mesela, baktığımız zaman, bu eleştirdiğimiz hem diziler, filmler hem de programlar izleyici rekorları da kırıyor. Burada başka bir konuyu da toplumsal olarak değerlendirmemiz gerekiyor. Bu kadar ilgiyi oluşturması enteresan bir durum.
Bir de bir konuyu bilgi için söyleyeyim Başkanım, gerisini yazılı olarak vereyim.
BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Yazılı olarak verirsiniz.
LATİF SELVİ (Konya) - O konu da şu: Şimdi, Beritan Hanım ifade etmişti esnek çalışmayla ilgili yani çocuklarına zaman ayrılmasıyla ilgili. Bunun gündem olduğu süreçlerde ben de o tartışmalarda bulunmuştum. Orada bazı eleştirilerimiz vardı, temeli şuydu: Bu, işsizleştirmeye veya düşük ücretli adam çalıştırmaya aracılık etmemeli. Bunun için de düzenleme doğru çıktı bence. Bazı işlerimiz var, mutlaka iş yerinde yapmalıyız, onu iş yerinde yapacak, geriye kalanını eğer evinde veya çocuklarıyla ilgilenebileceği bir ortamda bu hizmeti verebilmeli. Şu anda bu imkân var ama işletmeler maalesef sıkıntı oluşturuyor. Sorun çıkarıyorlar.
BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Ama yöneticilerin takdirine kalmış, öyle olmamalı yani.
LATİF SELVİ (Konya) - İşte bunu onların takdirine bırakmamalıyız ve aynı zamanda denetimi de olmalı bu konuda.
BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Desteği de olmalı.
LATİF SELVİ (Konya) - Tabii, desteği de olabilir.
Bunu da bu çerçevede ifade etmiş olayım.
Teşekkür ediyorum.