KOMİSYON KONUŞMASI

AŞKIN GENÇ (Kayseri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 5'inci madde terörle mücadele görevi sırasında yaralanmış ancak malul sayılmamış ve kendisine derece verilmemiş bazı personele aylık bağlanmasının önünü açıyor. Yıllardır sistemin dışında bırakılmış insanlar için bir hak kapısı açılmasını destekliyoruz fakat bu kapının önüne personel türü, yaralanma biçimi, sağlık ölçütü, kurum sevki ve süre olmak üzere birbiri ardına kilitler konuluyor. Kapsam, yalnız maddede sayılan askerî personel, MİT mensubu, Emniyet Hizmetleri Sınıfı personeli ve güvenlik korucularıyla sınırlıdır; sivil terör mağdurları ile terörle mücadeleye yardım ederken yaralanan vatandaşlar ne yazık ki dışında bırakılmaktadır. Yaralanmanın mermi, şarapnel, patlayıcı "blast" termal etki veya yakın muharebe saldırısı gibi sınırlı biçimlerden biri olması, olay günündeki yaranın Adli Tıp Kurumunun ölçütlerine göre hafif sayılmaması ve bugünkü sağlık durumuyla illiyet bağının en az bir adli tıp uzmanı bulunan sağlık kurulunca kurulması istenmektedir. Elbette, yaralanma ile terör olayı arasındaki bağ kamu kayıtları ve sağlık belgeleriyle ortaya konulmalıdır fakat gazi, merminin çapına, yaranın koduna ve takvimde kalan güne göre seçilemez. Patlama sırasında düşerek omurgası zarar gören, arkadaşını taşırken kalıcı hasar alan ya da travması yıllar sonra ağırlaşan kişi, yaralanması maddede sayılan teknik listeye uymadığı için yok sayılamaz.

Madde yalnız, geçmiş olaylara bir defaya mahsus uygulanıyor ve başvuru için bir yıllık süre tanıyor. Yıllar önceki dosyasına ulaşamayan, kanun değişikliğini zamanında öğrenemeyen ya da hastalığı sonradan belirginleşen gazi için bu süre yeni bir mağduriyet üretir. Aylık da 17135 gösterge üzerinden yaklaşık 26.996 liradır yani net asgari ücretin dahi altındadır. Vücutta şarapnel ömür boyu kalıyor, devletin verdiği başvuru süresi bir yıl olamaz.

Bir başka sorun ise statüdür. İktidar düzenlemeyi "gazilik ünvanı" diye anlatıyor, oysa madde metni açıkça "onur gazisi" veya başka bir resmî ünvan tanımlamıyor. Aylık bağlıyor ve 1005 sayılı Kanun'daki bazı haklara da atıf yapıyor. Gazinin istediği ise yalnız ödeme değil, devlet tarafından açıkça tanınan bir statü ve eşit özlük hakkıdır. "Gazi sayılacak" sözü kanunda açık bir statü hükmünün yerini tutmaz; ünvanın adı, kapsam ve sağladığı haklar yoruma bırakılmadan kanun metninde yazılmalıdır.

Teşekkür ediyorum.