| Komisyon Adı | : | MİLLİ SAVUNMA KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 05 .08.2026 |
TAHSİN BECAN (Yalova) - Sayın Başkanım, kıymetli vekillerim, Bakan Yardımcımız, değerli bürokratlar; çok saygıdeğer şehit yakınları ve gazilerimizi saygıyla selamlıyorum.
Ben de bir şehit yakını olarak öncelikle geçtiğimiz haftalarda Yalova'da eğitim sırasında rahatsızlanıp hastaneye sevk edilen öğrencilerden biri olan ve yaşamını yitiren Hava Harp Okulu hazırlık sınıfı öğrencimiz Veli Bilgin'e Allah'tan rahmet, ailesine ve Türk Silahlı Kuvvetleri camiasına başsağlığı diliyorum. Yine, en son Ankara'da meydana gelen eğitim helikopteri kazası nedeniyle de hâlen üzüntü içindeyiz. Hayatını kaybeden pilot emekli Albay Yasa Özden Bakkal'a Allah'tan rahmet, yaralanan Hava Kuvvetleri personeli Binbaşı Bilgehan Kurtoğlu'na ise geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum. Tabii, peş peşe yaşanan bu olaylar sadece taziye mesajlarıyla geçiştirilemez. Bu acı olayların sebepleri tüm yönleriyle de araştırılmalıdır. Eğitim koşulları, aşırı sıcaklara karşı alınan önlemler, sağlık kontrolleri, uçuş güvenliği ve acil müdahale süreçleri açıklığa kavuşturulması gerekir. En küçük ihmali varsa üzeri örtülmemeli, sorumlular hesap vermeleri, bu olayların önüne geçmek için gerekli tedbirler alınmalıdır.
Sayın üyeler, önemli bir kanun teklifini hep beraber görüşüyoruz. Özellikle erler, gaziler, şehit yakınlarının rütbe ayrımı yapılmaksızın eşit özlük haklarına ilişkin uzun zamandan beri bekledikleri, bizim de takipçisi olduğumuz, muhalefet olarak sık sık dile getirdiğimiz bu düzenlemenin yetersiz olsa da olumlu olduğunu düşünüyoruz. Eksik kalan kısımların da en kısa zamanda tamamlanmasını da talep ediyoruz.
Defaatle ifade ettiğimiz gibi, ordumuz millî gururumuzdur ve siyaset dışıdır. Ordumuz bizim göz bebeğimizdir. Başarıya ulaşan her savunma projesi Türk milletinin ortak eseridir. Bizim tutumumuz tamamen ordumuzu ve ülkemizi güçlendirecek yapıcı eleştiriler olduğunu baştan söylemek isterim.
Konuşmamın teknik kısmından önce genel birkaç tespit yaparak devam etmek istiyorum. 28'inci Yasama Döneminde Millî Savunma Komisyonu olarak 3 teklifi yasalaştırarak toplam 95 madde yürürlüğe girmiştir. Ne yazık ki en son değişiklik önergeleriyle eleştirilerim maalesef dikkate alınmadı. Bugün de 4 kanunda değişikliğe gidilen ve 9 maddeden oluşan bu teklifin görüşmeleri sebebiyle bir kez daha bir araya geldik.
Sayın milletvekilleri, Türkiye neresinden bakarsanız bakın, bir Avrupa-Asya-Balkan-Kafkas-Orta Doğu-Akdeniz ve Karadeniz ülkesidir çünkü Türkiye, Avrupa ve Asya'nın dolayısıyla Avrasya'nın kalbindedir. Ülkemiz, jeopolitik ve jeostratejik önemdeki bu konumunun yanı sıra, komşu üyelerle devam eden vekâlet savaşları nedeniyle ulusal güvenliğimizin her türlü siyasi rekabetin üstünde olması ve iç siyasetin dışında da tutulması gerektiğini hep söylüyoruz. Temel rekabet alanı salt askeri güç değil, yapay zekâ, yarı iletkenler, uzay teknolojileri, enerji ve savunma sanayisindeki teknolojik üstünlük yaşamsal önem kazanmış olsa da Silahlı Kuvvetlerimiz için en önemli kuvvet çarpanı kendisini geliştirmiş, görevini adamış, vatan ve millet sevgisiyle ordusuna, devletine, Atatürk ilke ve ideallerine bağlı olarak çalışan personellerimizdir. Bu personel Türk Silahlı Kuvvetleri olarak gerek yurt içinde gerek yurt dışında etkin, caydırıcı, kararlı bir şekilde kara, deniz ve hava sınırlarımızın korunmasında ülke içi ve dışındaki hak ve menfaatlerimizin savunulmasında da mesai mefhumu gözetmeden çalışan kahraman asker ve sivillerimizin görevidir. Bu bakımdan, Türk Silahlı Kuvvetleri görev yapan her rütbe ve statüdeki personelin kurumsal aidiyeti, aileleriyle birlikte görev etkinliğinin artırılması, Silahlı Kuvvetlerdeki emeklileri sonrasında emekliliğe ayrılmış personel ile Türk Silahlı Kuvvetleri saflarına katılma hayaliyle yaşayan gençlerin katılımının teşviki için gerekli mali ve özlük haklarına ilişkin tüm tedbirler alınması gerekmektedir. Özellikle 2020 yılından itibaren başlayan ekonomik krizin yarattığı derin sosyal sorunlarla beraber muvazzaf ve emekli personelin durumu da daha da kötüleşmiş, ekonomik durumlara ilave olarak Hükûmetin yanlış politika ve uygulamaları sonucunda TSK'da siyasallaşmanın getirdiği adaletsizlik duygusuyla birlikte personel moral ve motivasyonu olumsuz bir şekilde etkilenmiştir. Personelin yaşamış olduğu sorunların temelinde ekonomik şartların kötülüğü yatarken kurum içerisinde hâkim olan Hükûmetin yanlış politika ve uygulamalarından kaynaklı liyakatsizlik ve siyasallaşmanın bir sonucu olan gelecek kaygısı da personelin yaşadığı sorunların temelini oluşturmaktadır.