| Komisyon Adı | : | (10/4004,4005,4006,4007,4008,4009) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 23 .07.2026 |
İSA MESİH ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.
Değerli misafirlerimize sunumlarından dolayı teşekkür ediyorum, katkılarından dolayı teşekkür ediyoruz.
Tabii, biz ilk günden beri şöyle bir sorun yaşıyoruz, onu özellikle ifade etmek isterim: Şimdi bizim teoride sunduğumuz aktarımlarla uygulamada karşılaştığımız tablo birbirinden çok farklı yani bu bazen farklı kurumların sunumlarında da olabiliyor, şimdi burada da işte global platformların sunumlarında da benzer şeyler gördüm. Tabii, çocukların içine düştüğü şiddet sarmalının sebeplerini ve alınması gereken tedbirleri araştırırken yalnızca sokakta, okulda, aile içinde yaşanan olaylara bakamayız. Çocuğun odasına kadar giren ekranı, o ekrandaki yapımları, yayın politikasını, algoritmaları ve ticari tercihleri de incelemek zorundayız çünkü bu sektörde... Şunu da ifade edeyim: Yani biz burada buraya gelen hiçbir kuruma, hiçbir platforma tek başına bir sorumluluk yüklemiyoruz, şu anda ülkemizin ortak bir sorununa, bir çözüm bulmaya çalışıyoruz. Esasında bana göre bütün dünyanın sorunu, bütün dünya bu konuya çözüm arıyor dolayısıyla herkes üzerine düşen sorumluluğu almalı burada, siyaset kurumu da almalı, bürokrasi de almalı ama sizin gibi platformlar da almalı çünkü hepimiz aynı hayatın içerisinde birlikte yaşıyoruz.
Şimdi, burada, tabii, bu sektörde yalnızca dizi, film, program sunulmuyor, çocuklarımızın hangi görüntülerle karşılaşacağı, hangi karakterleri örnek alacağı, neyi olağan kabul edeceği gibi etkileşimler var bu mecrada ve bazı şeyler sadece etkilemekle de kalmıyor, empoze edildiğini de düşünüyorum ben. Bugün çocuklarımız bu platformlarda cinayetle, intiharla, yoğun cinsellikle, çeteleşmeyle, maalesef LGBT propagandasıyla ve uyuşturucu kullanımıyla karşı karşıya bırakılıyor. Cinsellik ve kimlik tartışmaları da yaşa uygunluk ve pedagojik sınırlar gözetilmeden, bilinçaltı metotlarla çocuk içeriklerine kadar maalesef taşınabiliyor. Hiç kimse bunların rastlantısal birkaç sahneden ibaret olduğunu söyleyemez. Bir yapımdaki tek bir sahneyi değil yani platformların bütününe hâkim olan bir dili, bir anlayışı sorgulamamız gerekir diye düşünüyorum ki onu konuşuyoruz. Mesela, bazı filmlerin, bazı dizilerin RTÜK tarafından yasaklandığını, bazı filmlerin, isim vermeyeyim şimdi burada... Mesela, bir dizinin RTÜK çekimine müsaade etmeyip İspanya'da gidilip çekildiği gibi notlar var önümüzde. Maalesef, bu tablolarla karşılaşabiliyoruz.
Şimdi, platform temsilcilerimiz güvenlik önlemlerinden söz ettiler. Evet, kâğıt üzerinde bu önlemler var ancak isteğe bağlı yayın platformlarındaki yaş ve içerik sınırlamaları çocuklar tarafından kolaylıkla aşılabiliyor. Bugün teknolojiyi birçok insan çocuklardan öğrenir hâle gelmiş durumda. O hâlde biz özellik listelerinizi ve faaliyet raporlarınızı, bu tür konuları konuşmuyor olmamız lazım. Ya, bu güvenlik tedbirlerin ne derecede işe yarıyor olduğunu da konuşmamız lazım. Mesela, bir oyundan bahsedildi, "Squid Game" oyunu. Bu okullara her ne kadar tedbirler alınsa da bütün okullara yayıldığı gibi bir gerçek var önümüzde. Şimdi, beklentimiz şudur: Çocuk hesaplarında güvenlik düzeyi en yüksek seviyede olmalı. "Otomatik oynatma kapatılabiliyor." dediniz. Profil geçişi yetişkin doğrulamasına bağlanmalı. Şikâyet mekanizması Türkçe, erişilebilir ve sonuçta denetle denetlenebilir olmalı. Türkiye'de gelir elde eden hiçbir dijital platform, çocuk güvenliği söz konusu olduğunda kendisini yalnızca küresel merkezinden yönetilen bir teknoloji gibi gösteremez. Bunun altını özellikle çiziyorum. Aile kurumu, toplumsal değerlerimiz, çocuk çocuğun üstün yararı gibi önemli hassasiyetler oluştuğunda yani normal bir teknolojik şirket veya bir ticari şirket gibi kimse kendisini gösteremez. Burada, tabii, az önce topluma katkıdan bahsettiniz. Yani "Topluma saygı." diye bir şey olmalı bence. "Toplumun değerlerine saygı." diye bir şey olmalı. Tabii, evrensel değerler var, hepimizi bağlayan değerler var ama her toplumun da kendine göre farklı kültürel kodları var. Dolayısıyla, hani bu yayın içeriklerinde bu kültürel kodlara maalesef bir hassasiyet göremiyoruz. Var mı? Soru olarak da sorayım, varsa onu da bilmek isteriz. Şunu da ifade edelim: Türkiye'nin hukukuna -az önce bahsettiğim-toplumsal hassasiyetlerine, çocuklarımızın üstün yararı ilkesine herkes uygun hareket etmek zorundadır yani bunları gözetmek zorundadır. Bunu özellikle ifade edeyim. Notumda şu da var, bunu da paylaşayım: "Müslüman mahallesinde salyangoz satılmaz." diye bir not düşmüşüm buraya yani konuya özel paylaşıyorum, bunu da ifade edeyim. Yani burada bizim derdimiz çocuklarımızı korumak, gençlerimizi korumak, toplumu korumak, değerlerimizi korumak. Yani esasında devletimizi korumak, bu topraklarda ayakta kalmak, kültürel kodlarımızla ayakta kalmak ancak maalesef buna direnildiğini görüyoruz. Bunun aksine, yayın organlarından maalesef farklı yayınlar yapıldığını görebiliyoruz. Ama şunu ifade edeyim, ben daha önce sosyal medya platformlarında da ifade etmiştim: Yani biz burada Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak almamız gereken tedbirler varsa düzenlememiz gereken düzenlemeler varsa bunları da düzenlemekten geri kalmayız. Bunun da altını çizeyim çünkü bu dediğim değerleri biz korumak zorundayız, koruyamadığımızda bir gelecek tasavvuru inşa edemiyoruz diyorum.
Bu duygularla teşekkür ediyorum.
BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Teşekkür ediyorum.
İSA MESİH ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkanım, çok özür dilerim. Sorularım vardı, konuşmaya odaklandık, onları...
BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Buyurun, alalım onları da.
İSA MESİH ŞAHİN (İstanbul) - Çok hızlıca sorularımı da paylaşayım, yazılı da gelebilir
Türkiye'de Türkiye'de platformumuzu kullanan kaç çocuk hesabı bulunmaktadır? Çocuk güvenliği tedbirleri kaç hesapta etkin durumdadır? Bununla ilgili bir bilinç sorununa dikkat çekmiştiniz. Çocuk güvenliği tedbirlerinin ne ölçüde işe yaradığını, hangi verilerle ölçüyorsunuz? Yaş doğrulamasını da yalnızca kullanıcının beyanım esas alıyorsunuz, bunun dışında hangi doğrulama yöntemleri kullanıyorsunuz? İçeriklerinizle ilgili Türkiye'den kaç şikâyet aldınız? Bu şikâyetler üzerine kaç içeriğin sınıflandırmasını yeniden değerlendirdiniz? Türkiye'deki yaş sınıflandırmalarında Türk uzmanlar, çocuk psikologları ve pedagoglar görev almakta mıdır? Çocuklara yönelik öneri algoritmalarınız bağımsız uzmanlar tarafından denetlenmekte midir? Türkiye'de çocuk güvenliğiyle ilgilenen ayrı bir biriminiz ve ulaşılabilir bir yetkiliniz bulunuyor mu? Çocuklara ilişkin şikâyetleri ortalama kaç gün içinde sonuçlandırıyorsunuz? Az önce de topluma saygı çerçevesinde sorduğum soruyu da tekrarlıyorum. Yani Türkiye'de Türkiye'nin kültürel değerlerine göre bir içerik hassasiyetiniz var mı?
Teşekkür ediyorum.