KOMİSYON KONUŞMASI

BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Öncelikle, gelen platformlara bilgilendirici içerikleri için teşekkür ederek başlamak istiyorum. Aynı zamanda Komisyona da geniş bir yelpazede bugün kurumları buraya çağırdığı için teşekkür edeyim.

Şimdi, öncelikle hepinizi dinledik ama sanırım şu vurguyu yapmak gerekiyor: Bu platformları kullanan bütün çocuklar ve aileleri aslında belli bir ekonomik düzeye sahip çocuklar ve aileleri dolayısıyla 22 milyonu konuştuğumuz bir atmosferde zaten bu platformlar ve bu platformların kullanıcılarının tümü aslında hedeflediğimiz kitlenin tamamını oluşturmuyor çünkü belli bir sosyoekonomik düzey var görece yani sadece bunu buna indirgemek gerekmez ama belli bir bilinç düzeyi var. Dolayısıyla aslında, bence bu platformlarda işler daha kolay ilerliyor çünkü belli bir mekanizma var çünkü belli bir alım var, aynı zamanda, işte globalleşmiş, kapitalistleşmiş dünya düzeninin araçları bir yanıyla. Fakat bu platformların dışında bunlara erişemeyen, yoksulluk yaşayan pek çok çocuk var ve o çocukların da sosyal medyayla, dijital mecralarla kurduğu bir ilişki de var. Dolayısıyla ben bu taraftan ziyade işte erişemeyen, yoksullaştırılmış, yoksullaştığı için pek çok risk faktörüyle karşı karşıya olma riski artmış çocukların dijital mecralarda nasıl korunacağına ilişkin de sizlerden geri dönüş almak istiyorum. Çünkü çocuk deyince sanıyorum herkesin, sizin de yaptığınız sosyal yardımlaşmalar var, topluma katkılar var, belki de bugün bu platforma bir toplumsal katkı olarak sizin platformlarınıza giremeyen, bunun ücretini karşılamayan çocukların da diğer platformlarda kendilerini nasıl koruyacaklarının altını çizmek gerekiyor, önerilerinizi almayı çok isteriz.

Tabii, aslında biz en baştan beri... 2 yoldan bahsetti aslında bütün platformlar, 2 aynı yoldan bahsetti: Birincisi; bir editöryal düzenleme, işte, heyetlerin incelediği, içeriklerin incelendiği bir düzenleme ve içerik incelendikten sonra da platformun kendi filtrelemeleriyle, profil ayarlarıyla, RTÜK'le kurduğu ilkeler doğrultusunda bir yayın politikacılığı var, 2 esası var yani. İlk esas için şunu sormak isterim: Özellikle Disney'e sormak isterim çünkü Disney özelinde çocuklarla özdeşleşmiş yani bir marka olarak Netflix'ten ya da diğer platformlardan daha fazla çocuklukla özdeşleşmiş bir platform. Siz 8 kişilik bir heyetle bir editöryal düzenleme yaptığınızı söylediniz. Ben bu 8 kişilik ekip içerisinde çocuk gelişimi çalışan psikologların, çocuk gelişim uzmanlarının ya da ruh sağlığı uzmanlarının, ruh sağlığı emekçilerinin olup olmadığını merak ediyorum ve buradan gelecek cevaba göre de Sayın Komisyona, Vekillere ve Komisyon Divanına da önerimin özellikle editöryal kontrolün yapıldığı aşamada yani daha henüz içerik platforma yüklenmeden önce bu içeriğin çocuk dostu olup olmadığını bilimsel bir gözle taraması için psikologların, sosyal hizmet uzmanlarının, çocuk gelişim uzmanlarının bu editöryal heyet içerisinde yer almasının bir ölçüde zorunlu hâle getirilmesinin de bir sosyal hizmet ve sosyal koruma açısından önemli olacağını da önermek istiyorum. Editöryal düzenlemeyi yaptık, editöryal düzenleme sonrasında eğer gözümüzden kaçmış bir şey yoksa ve yeterince iyi analiz edilmişse bu bir platforma yükleniyor, platformun ardından aileler de eğer bilinçliyse, belli kriterlere uyum sağlıyorsa çocuklar bu platformlara erişiyorlar. Bütün bu sistemin içerisinde bana kalırsa daha önceden de vurguladığımız gibi, bütün çocuklar için en önemli çıkış yolu, dijital medya okuryazarlık meselesindeki o mecrayı, dijital mecrayı kullanan çocuklara bir rehber bırakmak. Bununla ilgili bir protokolden bahsetti Netflix, ben o protokolü merak ediyorum. O protokol kapsamında sadece "podcast" mi çekiyorsunuz? Bunun haricinde neler yapıyorsunuz? Çünkü biz Komisyonun ana odağının burası olması gerektiğini düşünüyoruz. Dijital okuryazarlık eğer Netflix'le yürütülüyorsa o zaman pek çok bakanlıkla da bir protokolle Türkiye'nin her tarafına dijital okuryazarlık eğitimleri verilebilerek işte o 22 milyonluk çocuk ağı bir noktada sağlanabilir.

Bir daha başka şeyden daha bahsetmek isterim. Şimdi sizin gibi platformların tümü aslında bir noktada bir ödeme yaptıktan sonra çocuğa bir alan açan bir imkâna sahip fakat bazen bazı durumlarda bir veli, bir aile ödemeyi yapsa dahi kendi ana dilinde -ve yerellikten de bahsettiniz- daha doğrusu ana dili Türkçe olmayan çocuklar için belli hizmetlere ulaşamıyorlar. Bunu siz bir ayrımcılık olarak okuyor musunuz? İlerleyen dönemlerde bununla ilgili nasıl çalışmalarınız var? Mesela, ana dili Türkçe olmayan çocuklar da sizin platformlarınızda kendi ana dillerinde içerik izleyebilsinler diye bir altyapı çalışması var mı? "Bununla ilgili ne düşünüyorsunuz?"un sorusunu sormak istiyorum çünkü dillerin, kültürlerin ve yerelliğin dahi bölgelere göre değiştiği bir mozaikte yaşıyoruz, Türkiye böyle bir mozaik ve bu mozaiğe uygun düzenlemeler nasıl ilerliyor sorusunu hem size sormak hem de bu vesileyle Komisyonun gündemine çok dilli hizmetin çocuklar için ne kadar önemli olduğunun her fırsatta ve her alanda altının çizilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Şimdilik söyleyeceklerim bu kadar.

Teşekkür ederim.