| Komisyon Adı | : | (10/4004,4005,4006,4007,4008,4009) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 23 .07.2026 |
İSA MESİH ŞAHİN (İstanbul) - Başkanım, teşekkür ediyorum.
RTÜK Başkanımıza, Başkan Yardımcımıza da sunumlarından dolayı teşekkür ediyorum.
Tabii, benim konuşma hazırlığım global platformlar, sonra yerli yapımcılar, ondan sonra RTÜK üzerine kuruluydu, RTÜK en sondaydı. Direkt RTÜK'e... Biraz yumuşatalım Başkanım.
Değerli Başkanım, teşekkür ediyorum sunum için.
Tabii, son dönemde yaşadığımız bazı sorunlar toplumda ciddi hassasiyetleri beraberinde getiriyor ve biz de bugün önemli bir konuda bir Araştırma Komisyonunun çalışmalarını ifa ediyoruz. Gerçekten buradan da beklenti yüksek. Tabii, ben bu çalışmalarda RTÜK'ün de önemli bir paydaş olduğunu düşünüyorum. Burada yapacağımız eleştiriler hepsi yapıcı eleştiriler; kurumu daha iyi hâle nasıl getiririz, daha faydalı hâle nasıl getiririz? Mesela bu. Bir de beklentilerimizi nasıl sonuca dönüştürürüz? Buradaki mesele bu. Tabii ki toplumda da siyaset kurumunda da RTÜK'ten beklenti yüksek. Bazen RTÜK tabii, çok da ortada kalabiliyor, her şeyde "RTÜK nerede?" sesleri yükselebiliyor. Ama tabii, burada size de düşen, kurum olarak size de düşen sorumluluklar var. Öncelikle şunu ifade etmek isterim: Çocuklarımızın korunması adına kurumun atacağı her ciddi adımın, her radikal adımın yanındayız; mevzuat değişikliğine, uzman personele, teknolojik altyapıya veya ilave yetkiye ihtiyaç varsa bunları açıkça konuşmamız gerekiyor. Birinci sorum bu olsun: RTÜK'ün işleyişinde aksamalara sebep olan yetki isteği var mı yani Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak bizim yapmamız gereken düzenlemeler var mı? Birinci sorumuz bu olsun. Yani biz Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak elimizden gelen desteği bu anlamda verelim. Tabii, bu desteğin karşılığında da daha fazla dikkat, daha fazla ihtimam ve kararlılık beklemek de hakkımız.
Şimdi şunu sormak istiyorum: Ya, -bunu yüz kere duymuşsunuzdur- Sayın Başkanım, bu sabah programları, gündüz kuşağı, sabah kuşağı programları nedir Allah aşkına? Ya, buna bir sınır, bir düzenleme getiremiyor muyuz? Yani aile içi kavgalar, kayıplar, cinayet şüpheleri, istismar iddiaları ve insanların en mahrem meseleleri saatlerce canlı yayında didikleniyor. Ben avukatlık yaptım ama arkadaşlar bizden daha fazla avukatlık yapıyorlar, daha fazla hâkim, savcılık yapıyorlar. Yani buraya bir sınır, ölçü konmalı. Acılar stüdyo ekranlarına, aile dramları reyting malzemesine dönüştürülüyor maalesef, hem de çocukların ekran karşısında bulunabileceği saatlerde bunlar yaşanıyor. Ya, bazı programlarda böyle paralel soruşturmalar yapılıyor, yargılamalar yürütülüyor, sunucu sorguluyor, konuklar hüküm veriyor, sosyal medya da mahkûm ediyor. Böyle bir tablo var Değerli Başkanım. Yani soruşturması süren olaylarla ilgili insanlar saatlerce teşhir ediliyor, insanların lekelenmeme hakkı yeri geliyor, zedelenebiliyor. Bunların hepsi önemli sorunlar. Yani hiçbir kişi, hiçbir kurum, hiçbir yayıncılık anlayışı kendisini mahkeme yerine, yargı yerine koymamalı, buna müsaade edilmemeli. Bununla ilgili önümüzdeki dönemde bir ölçü, sınır koyma anlamında bir çalışmamız var mı? Bu toplumun en önemli beklentilerinden birisi.
Tabii, son olarak da şunu ifade edeyim: Değerli Başkanım, az önce de ifade ettim, bu mücadelenin en güçlü paydaşlarından birisi RTÜK olmalı ancak şu dikkatimi çekti: "Son beş yılda 454 idari yaptırım uygulandı." dendi. Bunların bir kısmı para cezası "345 milyon lira para cezası." dendi. Şimdi, Değerli Başkanım, gerçekten tabii ki bir hukukçu olarak ceza verilmesinden mutlu olmayız ama yaptırım da gerekiyorsa yapılmalı. Yani şu soruyu soracağım: Bu rakam televizyonların, yapım şirketlerinin film, dizi bütçelerini düşündüğümüzde çok düşük bir tutar değil midir? Mesela, bir dizinin ortalama bütçesi sanırım 20-25 milyon bandındadır bir bölümlük. Bir sezonda en az 30 bölüm çekilebiliyor yani yaklaşık 700-720 milyon maliyet bulabiliyor Başkanım. Sadece bir televizyonunda yayınlanan bir dizinin bir yıllık bütçesi 720 milyon iken RTÜK'ün beş yılda bütün televizyonlara uyguladığı cezanın 345 milyon lira olması gerçekten çok şaşırtıcı. Ya, burada da bir sorun yok mu? Bu soruyu da özellikle paylaşmak istiyorum.
Son olarak da şunu söyleyeyim: Tabii, bir hukukçu olarak hak ve özgürlükler konusunu sonuna kadar savunan bir insan olduğumu düşünüyorum ancak hak ve özgürlüklerin de sınırı vardır, ölçüsü vardır yani sanat özgürlüğü, yayın özgürlüğü çocukların ruhsal gelişimini, toplum yapımızı, aile yapımızı görmezden gelemez. Bu anlamda, eğer katı bir sınır konulacaksa tam da buralarda konulması gerektiğine yani hak ve özgürlükler çizgisine katı bir sınır çekilecekse hatta kırmızı çizgi çekilecekse tam da bu alanlarda çekilmesi gerektiğini de savunuyorum.
Teşekkür ediyorum Başkanım.