KOMİSYON KONUŞMASI

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Evet, teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Öncelikle hoş geldiniz Komisyonumuza değerli arkadaşlar.

Değerli milletvekilleri, üç aydır neredeyse dinlediğimiz herkesten yani psikologlardan, sosyologlardan, akademisyenlerden, kamu kurumlarının temsilcilerinden, tüm dinlediğimiz misafirlerimizden ortak bir serzeniş aldık. Nedir? Evet, çocuklara karşı yaşanan bu okul saldırılarının temelinde eğitimdeki aksaklıklar vardır, güvenlik sorunu vardır, rehberlik nedeniyle kaynaklı sorunlar vardır, pek çok sorun vardır ama neredeyse herkesin ortaklaştığı bir şey; medya sorunu da var. Sadece dijital medya değil aynı zamanda bildiğimiz görsel medya sorunu da var. Ben eski bir RTÜK üyesiyim -Mehmet Bey bilir- iki buçuk, üç yıl civarında Radyo ve Televizyon Üst Kurulunda üyelik yapmıştım yani kurumu da biliyorum az çok. Bu kadar serzeniş varken Sayın Başkan, siz bir eksiklik görüyor musunuz RTÜK'te? Çünkü işte, 6112 sayılı Yasa, içinde her şey var aslında, yasayı yenilemeye hiç gerek yok ama gerekirse yenilenebilir de ilave maddeler de bu Parlamentodan getirilebilir de ama 6112 sayılı Yasa var. Uygulama ne kadar doğru? Maalesef ama maalesef, üzülerek söylüyorum, RTÜK birazcık işi siyasete döktü yani "Ya, muhalif kanalları izleyelim, muhalif kanallarla ilgili yaptırımlar uygulayalım, onun dışında çok fazla bir şey yapmaya da gerek yok. Bol bol yurt dışı gezileri zaten var, zirveler mirveler bunları da düzenlerler, RTÜK görevini yapmış olur." Üzülerek söylüyorum Sayın Başkanım bunu. Dizilere baktığınız zaman milletvekili arkadaşlarımız da rahatsız, gazeteci arkadaşlarımız da gelen herkes rahatsız. Allah aşkına, bana bir dizi söyleyin, bir bölüm söyleyin, 3-5 kişi ölmesin. Ben yasakçı bir anlayışa sahip değilim ama bazı bölümler bazı diziler var ki arkadaş, dizide kimin ne yaptığı belli değil yani anlatmak, söylemek istemiyorum, hepiniz biliyorsunuz, kimin ne yaptığı belli değil. Dolayısıyla yasaklamaya karşıyız ama bazı kararları da almak zorundayız. Mesela, dizilerde silah görüntüsünün olmaması gerekiyor. Buna yönelik RTÜK ne yapacak, ne yapabilir, ne yapıyor? Biz yapalım. Kanun çıkaralım. Komik olacak belki bununla ilgili bir kanun çıkarmak ama eğer RTÜK'ün gücü yetmiyorsa televizyonlara buyurun, o zaman biz buradan, Parlamentodan bir kanun çıkaralım. Almanya'da var, Alman dizlerinde silah gösterimi yasak, incelediğim için biliyorum. Bizde neden böyle bir karar almıyoruz? İzleme Daire Başkanlığı... İzleme Daire Başkanlığını biliriz. Her kanala göre bir uzman verilir. Uzmana denilir ki: "Buraya yüklen." Saniye saniye incelettirilir. "Ya, boş ver, geçiştir." denilir bir kanal için o kanala da bakılmaz bile. İşte, rapor ayda yılda bir tane gelirse gelir gelmezse gelmez. Siyasi bakmamak lazım bu işe. Çocukların hayatı, geleceğimiz. Biz bu Komisyonda siyasi bakmadık. İşte, arkadaşlar burada. Hepimiz bu konuya siyasetüstü baktık bu meseleye. O yüzden gelin, efendim, "yandaş" mı diyelim artık... ATV'mi? ATV yapıyorsa ATV'ye ceza kesilsin, gerekli yaptırım uygulansın, A Haber'se A Haber'e neyse artık Halk TV'yse Halk TV'ye, kimeyse bu konuda hassas davranmayanlara. Bunun için de gerçekten uzmanların tarafsız bir şekilde raporlaştırmaları gerekiyor. Bir öneri: Dijital medyayla ilgili bir kurum önerisi geldi 3-5 akademisyenden, efendim, diğer kurumlardan. Böyle bir kurum kurulabilir mi? Dijital medya izleme işte kontrol falan gibi. RTÜK'ün içinde olabilir mi mesela Sayın Başkan, onu çalıştınız mı, çalışabilir misiniz? RTÜK'ün içerisinde dijital medyayla ilgili daire başkanlığı yani bir kamu kurumu kurulması öneriliyor, en azından, RTÜK içerisinde bu sağlanabilir mi? BTK'da sağlanabilir. BTK'ya da aynı soruyu sorduk, aynı şeyi yaptım.

İki, kamu spotları... Şimdi, geliyor mesela vakıflar, dernekler, sivil toplum kuruluşları "Biz bu konuda kamu spotu yaptık, RTÜK'e gönderdik; RTÜK'de onayladı, yayınlanmadı." diyorlar. Yayınlanmaz, o kadar çok kamu spotu var ki yayıncı hangisini yayınlasın! Adamın zaten... Üç beş dakika reklam, reklam gelirlerinde sıkıntı var. Bu konularla ilgili kamu spotlarının zorunlu olması gerekir diye düşünüyorum yani tavsiye değil de zorunlu hâle getirmek gerekir. Belki de öyledir bilmiyorum ama yayımlanmadığından çok şikâyetçiydi çünkü gelen STK'lar.

Yani RTÜK'e çok iş düşüyor. Böyle bir yasakçı zihniyetle bakmadan bazı uygulamaları yapmak gerekir. Geçmişte -dün anlattım, kulakları çınlasın- Davut Dursun Hoca döneminde ben üyeydim, Davut Bey de Başkandı. Davut Bey çağırırdı yapımcıları, televizyon yöneticilerini, genel müdürleri; sohbet eder, o arada söylerdi "Ya, bu Kurtlar Vadisi'nde de bu kadar olmaz kardeşim, falan." derdi ve yapılırdı o, uygulanırdı yani hani, biraz da dost sohbetinde, dost muhabbetiyle bazı şeyleri sağlardı geçmişte. Bugün öyle bir çalışma var mı bilmiyorum. Az önce size sordum, siz "Biz de yapıyoruz." dediniz ama galiba birazcık bir sıkıntı var o konuda. Yani size çok iş düşüyor Sayın Başkan. RTÜK'ün artık muhalefete sopa olmaktan çıkıp biraz da televizyonları denetlemesi gerekir diye düşünüyorum.

Teşekkür ediyorum tekrar.