KOMİSYON KONUŞMASI

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Çok değerli milletvekillerimize hoş geldiniz diyorum.

Bu 13'üncü toplantı, yarın 14, bahsettiğiniz gibi RTÜK, diğer yayıncı kurumlar dinlenecek. Haftaya muhtemelen Meclis çalışmaya devam edecekmiş galiba. Haftaya yine devam ederiz ve neticede üç ayımız doldu, üç ayın sonunda güzel bir çalışma gerçekleştirdik. Siyasetüstü baktık meseleye, ciddi bir iş birliği yaptık. İktidar, muhalefet, şu görüş, bu görüş falan bakmadan, gerçekten siyaset de yapmadan... Burada kimse siyaset yapmadı benim hatırladığım kadarıyla. "Biz bu işin temeline nasıl ineriz ve bu sorun, bu bataklık nasıl kurur?" mantığıyla iyi bir çalışma yaptık. 22 arkadaşız, bazen sayımız azaldı, çoğaldı ama sonuçta iyi bir çalışma gerçekleştirdik.

Birkaç nota dikkat çekeceğim: Bir defa, evet, güvenlik meselesi okullarda yani çözüm değil. Bunu işte üç aydır dinlediğimiz herkesten, psikologdan, pedagogdan, Emniyet teşkilatından -ne bileyim, burada çok insan dinledik biz- oradan edindiğimiz izlenim güvenlik şart ama çözüm değil. Güvenlik olmalı, doğru. Tabii, burada çocukların işte okula girerken üst araması, kontrol edilmesi falan, bu da hani hassas bir nokta Sayın Vekilim, bundan yana Emniyet dahi taraf değil, böyle bir şeyin yapılmasından yana. En azından bize yapılan sunumlarda onu gördük. Bir kontrol olmalı mı? Evet. İşte zaman zaman okul müdürüdür, müdür yardımcılarıdır, belki öğretmenlerdir ama hani çocuklarda üst araması, çanta araması falan, bunlar çok tehlikeli bir noktaya götürüyor daha sonraki süreçte öğrenciyi, okul-öğrenci ilişkisini. Ben eğitimci değilim ama bize anlatılan bu oldu.

Güvenlikte tabii illerde birinci derece, ikinci derece, üçüncü derece diye sınıflama yapılmış, ona göre yeniden bir sınıflamanın yapılması da gerekiyor. Hangi okullar hassas, hangilerinde çok gerek yok? Bu, bir daha tasnif edilmesi gerekiyor belli ki.

Bir başka tespitimiz, bir erken uyarı sistemimiz yok yani Maraş'taki çocuk 32 kez rehberlik danışmanına gitmiş, İstanbul'daki de benzer, galiba 8-10 kez rehberlik danışmanına gitmiş. Fark ediliyor, bizim tespitimiz, arkadaşlar da katılırlar, 3 çocuğun 3'ü de ciddi izler bırakmış "Bu olayı yapacağız." diye. Çok ciddi iz var ama bizde eğitim sistemimizdeki eksiklikten kaynaklı yani bir erken uyarı sistemimiz yok. Buna ilişkin de bir fikir birliği oluştu, en azından tekliflerimizde, raporumuzda bu da olacak diye görüyoruz. İşte 3'ten sonra Aile ve Sosyal Hizmetler, 5'ten sonra Millî Eğitim, 6'dan sonra Emniyet, yurt dışında olduğu gibi, bir şekilde bu çocuklara müdahale etmelidir.

Eğitim reformu... Eğitimde sıkıntımız yüksek, bir başka tespit. Bir defa, öğretmenlerin mağduriyetleri giderilmeli yani ekonomik mağduriyeti giderilmeli başka bir tartışma ama bir de öğretmenlerin başında CİMER diye bir sorun var arkadaşlar. Bunu da tespit ettik yani en ufak bir şeyde "Görürsün sen hocam." diyor öğrenci, "Bir CİMER'e bakar." diyor. Söylenmedi mi bize öğretmenler tarafından? "Bir CİMER'e bakar." diyor ya da veli oğlunu uyaran, kızını uyaran öğretmene tak diye yazıyor CİMER'e, CİMER hemen soruşturma. Bir defa, bu CİMER meselesi yeniden ele alınmalı yani eğitimle ilgili, öğretmenlerin şikâyetiyle ilgili. Evet, sıkıntı yaratan öğretmenler de vardır ama bütün öğretmenleri aynı kefeye koyarak, CİMER üzerinden öğretmenlerin üzerindeki baskıyı kaldırmak gerekiyor.

Liyakatli atamalar yapmamız gerekiyor, bunu da gördük yani okul müdürü, müdür yardımcısı, okul yöneticileri. Yani sendika işlerini bırakmak gerekiyor. Bugün bir sendika, yarın başka bir sendika. Bir de şunu da açık yüreklilikle söyleyeyim: Burada çok insan dinledik; herhâlde en az faydalı olan dinlediklerimiz sendikalardı. Arkadaşlar, sendikalar siyaset peşinde, sağdan soldan, hangisi olursa olsun yani o kadar insanı dinledik, o kadar araştırmacı, hoca, akademisyen, neyse, kurumlar ama benim en az faydalandığım, bu süreçte, üç ayda sendikalar oldu. Sendikacılar kusura bakmasın.

YILMAZ HUN (Iğdır) - Sendikaları Başkan çağırmadı, biz talep ettik, gelmedi.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Yo, geldi sendikalar.

BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Tam ifade edemediler kendilerini.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - EĞİTİM-SEN, EĞİTİM-İŞ hepsi geldi.

BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Boykot ettik.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Boykot ettik, gittik ama raporları geldi, raporları okuduk arkadaşlar. Raporları okuduk arkadaşlar sonuçta, 2 sendikayı dinledik.

Ya, arkadaşlar, bakın, şöyle bakalım...

BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Şimdi, sayın milletvekillerimiz, şu anda Kahramanmaraş ve Şanlıurfa vekillerini dinliyoruz. Ali Bey de biliyorsunuz, Kahramanmaraş Milletvekilimiz, o kontenjandan konuşuyor. Aynı zamanda, gerçekten Komisyonumuza zatıalileriniz gibi, sizler gibi en büyük çalışma desteğini veren, değerli bir milletvekilimiz. Onun için değerlendirirken, söylerken aslında bütün bu amaç bir sonuca çıkması açısından değerlendiriliyor. Onun için lütfen müdahale etmeden...

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Ben düşüncemi söylüyorum, tabii canım yani sonuçta atamaları, okul yöneticisi atamalarını sendikalara bakarak yapmamak gerekiyor, işin ehline vermek gerekiyor. Maraş'ta bunu gördük, işte görevden alınan müdür yardımcısı, müdür yardımcıları çocuğu tanıyorlar, bakıyorlar, yokluyorlar zaman zaman ama yeni gelen müdür yardımcısı "Tanımıyorum ki ben." diyor, bize geldiğinde anlattığı bu. İstanbul'da okulun müdürü yeni atanmış, bilmiyor adam. Nereden bilsin? Yeni gelmiş bir okula. Buna iyi bakmak gerekiyor.

Sınav sisteminden vazgeçmek gerekiyor yani öğrenciler, benim gördüğüm, sürekli yarış. "Sınava gireceğiz, sınava gireceğiz." Sınav sistemi, sınav meselesinden Millî Eğitimin vazgeçmesi gerekiyor.

Bizim bir başka önerimiz olacak komisyon olarak. Silahların sınırlandırılması gerekiyor arkadaşlar. "Ben Emniyet müdürüyüm, şu kadar silah sahibi olurum. Ben milletvekiliyim, bu kadar silah sahibi olurum." Olmaz, olmamalı. "Bürokratım, üst düzey bürokratım, bu kadar silah sahibi olabilirim." olmamalı. Silaha bir sınırlandırma getirmemiz gerekiyor, bunu geçirmemiz gerekiyor.

Medyada sıkıntı var mı? Var Sayın Vekilim. Ben RTÜK üyeliği yaptım. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu üyeliğimde, kulakları çınlasın, tanıyanlar vardır, Davut Dursun Hoca vardı, o Başkandı. Kurtlar Vadisi zamanı yani her bölümde 50 kişi ölüyor, her bölümde. Çağırırdı, uyarırdı ve müeyyide uygulardı çünkü RTÜK düzenleyici ve denetleyici bir kurul ama yasaklayamaz; bu, sansüre girer, bunu yapamazsın, bu, medya özgürlüğünün sansürüne girer. Ne yaparsın? Müeyyidesini uygularsın, bahsettiğiniz sabah programlarındaki iğrençlikleri kesersin. Bu, ikili diyalogla da olur ya da 6112 sayılı Yasa'ya göre verilecek para cezalarıyla da olur. Ağırlaştırırsın o cezayı, ciddi ciddi ağırlaştırırsın. Ya, dizi izliyorsun, adam bir dizi içerisinde 5 defa evleniyor, boşanıyor; 20 kişiyi öldürüyor. Kimin eli kimin cebinde belli değil, ne ararsanız var, her türlü rezillik var. E, durdurulmalı mı? Evet, durdurulmalı. RTÜK de burada, RTÜK'e görev düşüyor, RTÜK işi gücü bırakmış, muhalefetle uğraşıyor yani.

Ve maalesef, televizyon kanalları da öyle bir sıkıntıdaki. Bakıyorsunuz, yandaşı, bilmem neyi, hepsi para için. Çok da izleniyor, rating geliyor, rating demek reklam parası demektir; yayınlıyorlar bunu. Bunu kesmek gerekiyor.

Psikiyatrik tedavide bir düzenleme yapılmalı, Hasan Hocam bu konuda çok da hâkim, çocuğunu gönderemiyor. Niye gönderemiyor psikiyatriste? "Efendim, oğlum pilot olamaz, polis olamaz, asker olamaz falan filan." Buna yönelik bir düzenleme yapılmalı.

Dijital medya çağında dijital medyayla uğraşamazsınız, kesme şansınız yok, bunu gördük net ama işte, "C31K" diye bir şey var: Cehennemin 31'inci Katı ya da Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığına gittiğimizde gördük. İnanılır gibi değil o porno siteleri, çocuklar giriyor. "Öğretmenimi nasıl öldürürüm?" diye bir oyun var arkadaşlar, "Öğretmenimi nasıl öldürürüm?" diye oyun ve dün baktım, hâlâ oyun var, dün gördüm, "Öğretmenimi nasıl öldürürüm?" oyunu hâlâ oynanıyor. Şimdi, bunları kesmek gerekiyor. Hiç bunun sansürü, bunun işte baskısı maskısı yok, bunu kesmek lazım yani o tür şeylere asla izin vermemek gerekiyor. Bir de artık dijital medya üzerinden yeni nesil çeteler var, Daltonlar maltonlar işte, görüyorsunuz, internet üzerinden adam birbirini tanımıyor, tetikçi tutuyor, parayı yatırıyor, adam vurduruyor, bilmem ne yapıyor. Bunları kesmek gerekiyor.

Son olarak, ezcümle, biz Komisyon olarak işin kaynağını bulalım diye çaba harcadık, harcamaya devam ediyoruz, güzel bir sonuç çıkacağını görüyorum yani olumlu bir rapor olacağını görüyorum. Bu anlamda bütün milletvekili arkadaşlarımız çok güzel emek verdiler, sağ olsunlar. İstanbul'da bir gerçekle yüzleştik, şehit öğretmenimiz adına Şehit Öğretmen Fatma Nur Çelik Okulu olmuş hem de olaydan bir ay sonra olmuş. Biz Şehit Öğretmen Ayla Kara yapamadık Maraş'a hâlâ, üç ay oldu, bak. Bir ayda yapmış İstanbul'da, Sayın Bakan yapmış. Sayın Bakan, siz Kahramanmaraş Milletvekilisiniz, Sayın Bakanım, Bakanlığımızı yaptınız. Bu konuda hani ben elimde güç olsa gidip yaptıracağım da Millî Eğitim Bakanına, bu konuda sizden yardım istiyoruz. Şehit Öğretmen Ayla Kara Okulunu yapalım, İstanbul'daki bir ayda yapılan işi biz de üç ay oldu ama yapmış olalım.

Diğer çocukların ailelerinin şehitlik talebi var, gazilik talepleri var ama gazilik belki zor ama şehitlik belki 9 çocuktur ve bunlar kamusal alanda öldürüldüler, katledildiler, bunu sağlayabiliriz, bunun için de oturup konuşmakta fayda var.

İstanbul'daki şey geldi mi Başkanım? Babayla ilgili hani gelecekti ya savcılıktan.

BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Yok, gelmedi.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Gelmedi, onu da bir istersek memnun olurum.

İddianame çıktı dün. Anneye talep biraz aileleri mutlu etmemiş, babaya ceza talebi mutlu ediyor ama anneye talep mutlu etmiyor. Tabii, kanun bu yani yapacak bir şey de yok, ne yazıyorsa onu yapacak, uygulamak durumundalar.

Netice itibarıyla, güzel bir çalışma yaptık, yapmaya devam ediyoruz, tatile girecek, herhâlde tatilden sonra da raporu hazırlamış oluruz.

Teşekkür ediyorum, hoş geldiniz diyorum tekrar.