| Komisyon Adı | : | Dilekçe Komisyonu İle İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonu |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 22 .07.2026 |
SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben Sayın Başkan Akarca'nın şahsında tüm ekibini de saygıyla selamlıyorum.
Ben de diğer milletvekili arkadaşlarım gibi raporun hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
Kamu, Denetçiliği Kurumu, hepimiz için çok önemli bir kurum, şimdiye kadar da başarılı çalışmalara imza attılar ve atmaya da devam edecekler ama ben iş yükünün artmasına baktığımda personel sayısının ve bütçenin yetersiz olduğunu düşünüyorum. Bu iş yükünün artmasına yönelik de aynı şekilde bütçenin artırılması ve çalışan personel sayısının -zannedersem 291- artırılması gerektiğine inanıyorum çünkü konular zor konular, önemli konular, uzmanlık gerektiren konular, dolayısıyla bu konunun da altını çizmek isterim.
Değerli arkadaşlarım, detaylı şekilde söylediler, ben de onların çoğu anlattıklarına katılıyorum. Bir tek milletvekilimiz 2024 ve 2025 yıllarındaki başvuru sayısı artışındaki yüzde 42,49'luk artışı bu kuruma yönelik güven nedeniyle bir artış olarak değerlendirdi, ben ona katılmıyorum. Tam tersi, adalet mekanizmasına, kamu personel rejimine duyulan, genelde sağlık, eğitim, bütün devletin aslında temel hizmetlerine duyulan güvenin azalması nedeniyle oradaki eksiklik nedeniyle buradaki yüzde 42,49'luk yani neredeyse yüzde 50'lik 2025 yılında gerçekleşen artışın bu nedenle olduğuna inanıyorum, öyle düşünüyorum ve vah demek istiyorum gerçekten.
Dolayısıyla şimdi baktığımız zaman, vekiller de söylediler, en fazla konu bazlı baktığımız zaman personel rejimini görüyoruz. Devamında adalet, millî güvenlik, savunma, eğitim öğretim, gençlik, spor, çalışma ve sosyal güvenlik, mahalli idarelerce yürütülen hizmetler gibi sıralanmış. Dolayısıyla bunlara baktığımızda kamu personel rejiminin en fazla sayıda yüzde 30 gibi yani baktığımız zaman, oran bu kurumlar arasındaki yüzdelik oranının da çok değiştiğini görüyoruz, birden bire kamu personel rejiminde yüzde 30,40 iken adalet, millî savunma ve güvenlikte de yüzde 16,81 gibi. Geçtik eğitim ve gençlik spora, yüzde 9,12 gibi keskin bir düşüşleri görüyoruz, bunu ilginç bulduğumu da söylemek isterim. Onun dışında aslında Türkiye'de hukuk devleti ilkesi bu kadar zedelenirken, demokrasi bu kadar ortadan kaldırılırken ilginç bir şekilde bu başvurulara insan hakları bağlamında bakıyorum yüzde 1,76; çocuk haklarına bakıyorum bir noktayı yüzde 1,75; sosyal hizmetler, bu alana bakıyorum 0,70, ailenin korunması 0,21 yani ailede şiddet artmışken bu başvuruların bu kadar... Kadın hakları 0,10; her gün en azından 3-4 kadın öldürülüyor erkek şiddetiyle. Şimdi buna baktığım zaman, ben burada hangi sonucu çıkarmam gerektiği konusunda tereddüt içerisindeyim.
Sayın Başkanım, burada acaba bu bölümlerde tanıtım yönünden mi bir yetersizlik var? Yani buna herhâlde şunu diyemeyiz: "Burada eksiklikler yok, insan hakları ihlalleri azaldı, kadın hakları ihlalleri azaldı, çocuklara yönelik şiddet, tecavüz, taciz azaldı, sosyal hizmetler harika görev görüyor bu ülkede, dolayısıyla o nedenle bunlarda bir azalma oldu." diyemeyeceğimizi düşünüyorum ve o yüzden de size bu soruyu aslında yöneltmek istiyorum. Bu az başvuruyu neye bağlıyorsunuz? Bunun bir alarm vermesi gerektiğini düşünüyorum yani en dezavantajlı -burada engelli de var mesela, engelli hakları 1,95- gruplar başvuruda da en arkada yer alıyor. Dolayısıyla, bunun bize bir alarm vermesi gerekiyor. Sizin de bu konudaki düşüncelerinizi almak isterim. İdare bazında baktığımız zaman en fazla Adalet Bakanlığına yüzde 13,04'lük bir oranda başvuru bu konuda olduğunu görüyoruz. Sürpriz değil, aslında çok daha fazla olması gerektiğini düşünüyorum, az önce milletvekili arkadaşım da söyledi, hepimiz alt komisyonlarda da çalışıyoruz, birlikte cezaevlerini ziyaret ediyoruz. Cezaevlerinin başlı başına zaten kapasitesinin üzerinde bir şekilde dolu olması kabul edilebilir bir şey değil yani buralarda oturup bizim bu doluluğu rakamlarla ifade etmemiz ama çözüm olarak bir şey yapmamamız gerçekten bizler adına utanç verici bir durum. Tam tersi, sanki bu doluluk yokmuş gibi bir de sokaktan geçen herkesi de gözaltına alıp tutukluyoruz. Tutuklama esas oldu bu ülkede tedbirken. Dolayısıyla, bu oranın özellikle de baktığımız zaman alt segmentlerine işte doluluk oranının, barınma ihtiyacının, infaz sürecinde karşılaştıkları insan onuruna yakışmayan muamelelerin, nakillerin, bunların çok önemli insan hakları ihlalleri olduğu ortada ama bunları, biz gerek çok etkin ziyaretler yapıyoruz ve o cezaevi inceleme raporlarımız da çok güzel bir şekilde ortaya koyuyor yani şunu sevinerek söylemek isterim ki: İktidar partisinin milletvekilleri de oraya gittiğimiz zaman, cezaevlerinde bizim gösterdiğimiz aynı hassasiyeti gösterip mesela çıplak arama, ağız içi araması gibi konularda açıklıkla oradaki mahpuslara sorularını yöneltiyor. Cevabı da samimi almak için ellerinden geleni onlar da bizler gibi yapıyor. Dolayısıyla, orada gördüklerimiz, gözlemlediklerimiz de büyük ölçüde raporlarımıza yansıyor, yansıyor da ne oluyor? Orası tabii, sizin sorununuz değil, belki bizim sorunumuz olarak bunu oturup da tartışmamız gerekiyor.
Şimdi, Sayın Başkan, bu rapora göre değerlendirmeye alınan 21.837 adet şikâyet başvurusundan 20.473 tanesinin yani yüzde 93-94e varan bir oranla sonuçlandırılmış olması önemli, önemli bir değerlendirme ama baktığımız zaman bunun da alt segmentlerine dostane çözüm kararının yüzde 6,05'te kaldığını, tavsiye kararının da yüzde 5,02'de kaldığını görüyoruz. Bu niye böyle oluyor? Hani burada niye olduğunu da aslında söylemişsiniz ama acaba bu başvuruların niye işte daha fazla gönderme kararıyla, incelenemezlik kararıyla, başvurunun geçersiz olmasıyla sonuçlandığı veya ret kararıyla sonuçlandığının bir alt verileri sizde var mı acaba? Yani yanlış başvurular nasıl yapılıyor? Bunun ne kadarı kişilerden kaynaklı? Eğer avukatla temsil varsa, ne kadarının bundan kaynaklı olduğunu da bilmemizin bu başvuruların reddini önlemede etkin rol oynayacağını düşünüyorum.
Şimdi, bir kere sizin bu yaptığınız tavsiye yönünde 2025 yılında vermiş olduğunuz 1.214 adet kararın 1.039 adetine uyulup uyulmayacağı yönündeki bilgi verilmesini önemsiyorum. Milletvekilleri olarak biz kurum ve kuruluşlardan sizin yüzdeniz kadar bir cevap alamıyoruz ne hikmetse. Dolayısıyla bu önemli ama hâlâ 34 adet karara ilişkin bir cevap verilmemiş olmasını da anlamlı buluyorum. Kararlara baktığımız zaman, 617 adet karara ilgili idarelerce uyulacağı yani 1.039 kararın, tavsiye kararının 617 adetine uyulacağı, 422 adede de uyulmayacağı gerekçeleriyle size bildirilmiş. Bu orana baktığımız zaman, yüzde 59,38 uyum oranını görüyoruz, bunun az olduğunu düşünüyorum ama yine sizin raporda belirtildi, bunun da bu şekilde kabul edilmesini olumlu bir gelişme olarak bulduğumu belirtmek isterim. Somut uyum iradesi taşımayan cevapların artık kurumunuz tarafından gerçekçi bir şekilde kabul edilmeyeceğini söylemişsiniz yani şunu anlıyorum. Açık, somut bir uyum iradesi taşımıyorsa siz onu olumsuz olarak algılıyorsunuz. Dolayısıyla da sizin verilerinize göre, 2024 yılında 71,29'ken uyum oranı 2025 yılında da 59,38'e inmiş durumda. Bunu ben böyle yorumluyorum, doğru mu yorumluyorum ya da eğer böyle değilse bu uyum oranının düşmesini siz neye bağlıyorsunuz? Bu konudaki görüşünüzü de almak isterim. Onun dışında, ben de diğer milletvekili arkadaşlarımın görüşüne ve raporun da aslında sonuç bölümündeki görüşe katılıyorum. Kurumun tavsiye niteliğindeki kararlarının en azından belirli kıstaslar sağlanarak zorunluluk niteliğini taşıması gerektiğine inanıyorum. Yine, belirli konularda kuruma resen inceleme yetkisinin verilmesi, bütçenin artırılması, personel sayısının da bu arada artırılması yönündeki görüşlerimi tekrar ediyor, tekrar emeklerinizden dolayı hepinize teşekkür ediyorum.