| Komisyon Adı | : | ADALET KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 21 .07.2026 |
BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Başkan, bir kuram var, adı etiketleme kuramı. Bu kuram şunu söylüyor: Eğer bir çocuk, kimlik gelişimi esnasında ona bir şey etiketlenirse o çocuk o kimliğe daha kolay bürünüyor. Eğer biz çocuğa suçlu dersek, suça sürüklenmiş dersek ya da 12 yaşında ona ceza verirsek, 6 yaşında, 5 yaşında ona ceza gibi tedbirler verirsek çocukta bir suçlu psikolojisi yaratırsak, bu kendini gerçekleştirmiş kehanet kuramında da olduğu gibi, etiketlenme kuramında da olduğu gibi çocukta bu bir kimliğe dönüşüyor yani çocuk suç işleyeceği yoksa dahi bizim yapıp ettiklerimiz sebebiyle bir suçluya dönüşür çünkü bu kimliği içselleştiriyor. Bu psikolojik bir fenomen yani bunu bilmeyen hiç kimse yok. Dolayısıyla, biz, Genel Kurulda da suça sürüklenen çocuk meselesini tartışmış ve suça sürüklenmenin daha adli sürece girdiği ilk andan çocukları "stigmatize" ettiğini, etiketlediğini söylemiş dolayısıyla çocuğun sosyal yaşantısından aile yaşantısına kadar pek çok şeyi bozduğunu ifade edip bunu "kanunla ihtilaflı hâle gelmiş çocuk" olarak kullanmayı tercih ediyoruz. Bunu Komisyon süreci boyunca da bu şekilde kullandık zaten. Fakat, SSÇ'yi değiştirirken "suça sürüklenen çocuk" kavramını değiştirirken çocuğu suça iten etmenleri yok sayan, çocuğu tamamen suçlu kılan bir anlayışa da karşı çıkan bir yerden düşünüyoruz. Biz, çocukların suç örüntülerini ortaya çıkaran zeminlerin olduğunu düşünüyoruz; yoksulluğun, eğitimden kopuşun, tek ebeveynliğin, anne babanın cezaevinde oluşunun ya da ailede bir suç örüntüsünün olması gibi durumların çocukları suç zeminine yaklaştırdığını düşünüyoruz. Dolayısıyla, siz bu kavramı sadece şekilsel olarak değiştirmiyorsanız eğer, gerçekten bu şekilde düşünüyorsanız o zaman çocuk yoksulluğuyla mücadele etmeniz lazım, o zaman eğitimden kopan çocuklarla mücadele etmeniz lazım eğitime geri dönmeleri için. Sizin raporunuz, bu Komisyonunun raporu ne diyor? Suç işleyen çocuklarla yapılan çalışmada "Suç işleyen çocukların yüzde 78'i okuldan kopmuş." diyor. Dolayısıyla bu şekilsel değişikliklerle zihniyet değişikliği gerçekleşmiyor, tıpkı çocuklarda olduğu gibi maalesef iktidarda da zihniyet değişmiyor. "Suça sürüklenmiş çocuk" demiyor, bununla ilgili başka bir kavram getiriyor ama bir yandan da bir inkâr var çünkü suçu çıkaran zemini yok sayıyor; yoksullukla mücadele etmiyor, eğitimsizlikle mücadele etmiyor, tek ebeveynlilikle mücadele etmiyor, bununla ilgili tedbir kararları düzenlemiyor varsa yoksa bize bir cezalandırma gerekiyor. Biz Komisyona rehabilitasyon rehabilitasyon gezdik, Antep'inden İstanbul'una kadar gittik, her yerde bir rehabilitasyon, valileri dinledik, orada kendilerini övdüler; ya, biz bu kadar rehabilitasyonu boşa mı gezdik? Niye herhangi bir rehabilite edici bir teklifi biz bugün önümüzde görmüyoruz. Gerçekten dalga geçildi o zaman bu Komisyonda bizimle.
ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - Siz de bizimle dalga geçiyorsunuz, yaptık ya. Önleyici tedbirler, iki saat, bir de onları eleştirdin ya.
BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Onlara sen "rehabilitasyon" diyorsun işte, onlar rehabilitasyon değil; ucu açık, kime uygulanacağı belli olmayan birtakım şeyler. Söylüyoruz, öneriyoruz, YÖN var diyoruz, sizin Adalet Bakanlığınız bunu yapıyor diyoruz, Adalet Bakanlığının bari verilerini bekleyin diyoruz, YÖN projesi bir selamete varsın diyoruz, onu bile beklemiyorsunuz.
NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - 6-7 yaş çocuğa kadar uygulanıyor.
LEYLA ŞAHİN USTA (Ankara) - Yok ya, nerede 6-7 yaş. 6-7 yaş çocuğun...
BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Yani işte, rehabilitasyonun ne olduğunu anlamayınca her şeyi rehabilitasyon tekniği zanneden bir akıl var karşımızda.