KOMİSYON KONUŞMASI

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Şimdi, burada 5'inci maddeyi konuşurken 5'inci koruyucu tedbirler, 5/A ve devamındaki meselelerdeki şerhlerimizi ve yapısal sorunlar yerine getirilen bu sistemle ilgili eleştirilerimizi tekrarlıyorum.

Şimdi, biz, bu koruyucu tedbirleri, destekleyici tedbirleri bir ceza olsun diye değil, tırnak içerisinde bir destek mahiyetinde veriyoruz değil mi ve bir sosyal hizmet mantığı üzerinden veriyoruz. Normalde, özünde de rehberlik ve pedagojik destek süreçleriyle ilişkili bir meseledir ancak bu tedbirler uygulanırken bu tedbirlerde kolluğun müdahalesini istemek ve zor kullanma yetkisine ilişkin bir genişletme sistemi getirmek çocuk koruma sistemini sosyal hizmet mantığından çıkarıp asayiş ve güvenlik eksenine kaydırmanın doğal bir sonucunu getirecek, bu ne çocuğun üstün yararına ne en az müdahale meselesine ne çocuğun özellikle tedbir yani sosyal hizmet süreçlerine dâhili bir gönüllülük gerektirir, çocuk için de öyle, ailenin kendisi içerisinde de öyle ama örnek veriyorum: 5/A'da ne vardı? Ağaçla ilgili bir ekim vardı, ormanla ilgili ya da kütüphaneye erişimi ya da diğer mesele.

Şimdi, bir çocuğu kolluk eşliğiyle kütüphaneye götürüp kitap okuttuğunuzda bu çocuk için bir koruyucu, destekleyici tedbir ve bir öğrenme biçimi mi oluyor yoksa kolluk zoruyla yerine getirilen bir meselenin önünü mü açıyor? Kendi içerisinde bir travmatik mesele yaratıyor mu? Evet. Burada, çocuk kolluğunun yetersiz olduğunu ifade ettik, çocuk kolluğu meselesi, adli kolluk, çocuk kolluk iç içe, bahsettiğinizde bunun yaratacağı riskler meselesi var. Bu kolluk nasıl gidecek, silahla mı gidecek? Bu silahı -tırnak içerisinde- görünecek mi, üniformalı mı gidecek, sivil mi gidecek? Bu tedbiri uygularken örnek veriyorum, aileyle ilgili tedbirle aile üyelerini de bu konuda zorlayıcı bir etki olacak mı? Bunun kararının uygulama biçimiyle ilgili ciddi bir sorun var, hele ki özellikle kırsalda ya da başka bölgelerdeki var olan oradaki kolluk birimlerini gözettiğimizde çok ucu açık ve büyük bir risk kendi içerisinde barındırıyor. Bu, birinci mesele.

İkinci mesele, tazyik hapsi meselesi. Biz, aile yükümlülükleri, aile hukukundan kaynaklı yükümlülükleri ifade ederken de söylemiştik, devlet kendi sorumluluklarını yani sadece soyut anlamda devleti düşünmeyin, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından, Millî Eğitimde, işte, örnek veriyorum, PDR'ci hocayı, aile hekimini, sağlığı yani bu konuda bu yetkileri yerine getiren kamu görevlileriyle ilgili bir yetki ve cezalandırma, bir değerlendirme yokken devletin sorumluluklarını aileye yükleyerek tazyik hapsi meselesinin kendisi var olan durum bakımından çok ağır çünkü tazyik hapsinin süresi -tırnak içerisinde- diyor ki: "Suç teşkil etse dahi" Biz aile yükümlülükleri için, zaten aile için bir ceza getirdik çocukla ilgili, denetimle ilgili, yerine getirilmemesiyle ilgili. Şimdi, bir de çocuğa tedbir veriyoruz, çocuğun gelişimi için, pozitif olması açısından, sosyal hizmet veriyoruz ama sosyal hizmet yerine gelmezse üstüne üstlük polis gelsin diyoruz, çocuğa da aile müdahale etsin diyoruz, üstüne üstlük o olmazsa bir de aileye tazyik hapsi verelim diyoruz. Şimdi, burada nerede kaldı çocuğu doğal anlamda geliştirme, büyütme, öğretme, öğrenme? Bu tamamen cezalandırıcı, asayiş mantığıyla getirilen bir mesele ya da örnek veriyorum, bir vekilimiz söyledi, boşanan anne babada, örnek veriyorum, çocuk babayla kalıyor, babayı siz tazyik hapsine aldınız. Baba on gün kadar işe gitmedi, işten çıkacak, çıkarılacak örnek veriyorum. Çocuk o kadar gün kime kalacak? Şimdi, bu kadar çok belirsizlik içerisinde yer alan bir meselenin kendisi değil. Bu, aslında bir yönüyle Anayasa'da kişi özgürlüğü, güvenliği hakkını da ortadan kaldıran bir mesele ve bu da ölçülülük, denetimlilik, demokratik hak, çocukta üstün yararı ve çocuğu koruma yani hukuksal temel, meşru amaç meseleleri arasında ciddi bir orantısız ve ölçüsüz bir mesele kalıyor. Bu konuda, bu şahsilik meselesi çokça tüketildi, tekrar etmeyeceğim. Hem o mesele de bir uymama hâlini kendi içerisinde getiriyor hem de mükerrer cezalandırma kendi içerisinde... 233'e göre verdin, bir de buradan tazyik hapsi verdin, bir de bilmem neyini yaptın; bunların hepsi kendi içerisinde var olan bir meselede birden fazla kez cezalandırmayı kendi içerisinde barındırıyor. O nedenle, biz eldeki bu maddedeki hem kolluğun müdahalesi biçimine hem de tazyik hapsinin aile üzerinden okunmasına, hele ki suç teşkil etse bile 233 atfına rağmen burada yer alma biçimini ölçüsüz ve orantısız buluyoruz, çıkarılmasını talep ediyoruz.