KOMİSYON KONUŞMASI

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Başkan, 8'inci maddedeki koşullu salıverilmenin biraz önce konuştuğumuz meselelerin bir devamı olduğunu tekrar edeyim ama şöylesi bir farkla: Biz "Çocukluk yaşında ve kategorisinde bir ayrıma gidiyorsunuz." dediğimizde, her seferinde "Hayır, öyle yapmıyoruz." cevabı geliyor ama 15-18 yaş arasındaki çocuklar için 2'nci maddede ceza artırımı veya müebbede kadar gidebilecek, yetişkinlerle eş değer tutulacak bir mekanizma getirildi. Sonrasındaki diğer maddelerde tekerrür hükümlerinin dışında bırakılarak gidildi, SİR'in dışında bırakıldı. Şimdi de 15-18 yaş aralığı için iki gün olarak yapılan hesaplamanın bir güne indirilmesi var yani aslında sistematik olarak yaş aralığı bakımından, yaş grupları açısından çocukluk statüsü ve hakkı bağlamında bir değişiklik silsilesi örülüyor. Bunların her birini birbirinden ayrı mekanizmalar olarak düşünemeyiz çünkü bu meselenin kendisi, getirilen bu yaş meselesi çocuklar daha az cezaevinde kalsın meselesi üzerinden değil, aksine çocukluğun gelişimsel olarak kabul edildiği bir mesele ve mantık şu: Ceza -tırnak içerisinde- ağır veriliyor ama çocuğun o cezayı aldığını kabul etmesi ama sistematik hesaplamalar yapılırken en kısa sürede, mümkün olan en kısa sürede çıkarılması üzerine bir mesele olarak ele alınıyor ama burada sanki çocuğa bir ayrıcalık vermişiz, daha önce bir ödül gibi böyle bir mekanizma vermişiz, şimdi de o mekanizmadan yasa koyucu olarak vazgeçiyoruz, geri alıyoruz gibi bir, tekli bir mesele yani yine cezalandırma ve infaz sistemi üzerinden çocukluğu takvimlere ve yaş aralığı üzerinden bir değerlendirme meselesi var ve bu, bir bütünen yasanın diğer maddelerine göre baktığımızda sistematik olarak maalesef ki ilerliyor ve burada çocukluk meselesinin statüsünü kendisinin korumasızlık bir alana doğru açıkçası gittiğini düşünüyoruz. Örnek veriyorum, bir, yaşanan suçları küçümsemediğimize ilişkin çokça söyledi, adalet talebine ilişkin meselelerimizi de söyledik. Kaldı ki bununla ilgili birçok meselede farkındalık çalışması yapmak isteyen de bir partiyiz. Ancak biz bunun karşılığında çocuk hukukunun askıya alınmasını ya da gelişimsel farklılıklar üzerinden bir değerlendirmesinin ne şu an yani güncel olarak cezaevinde olan çocuklar için ne de ileride cezaevine gidecek çocuklar için bir çözüm, bir uslandırma, bir caydırıcılık ve bir onarıcı adalet mekanizmasına etki etmediğini açıkçası ben düşünüyorum. Burada daha hafif suçlar, daha ağır suçlar arasında bir ayırma gittiğinize dair bir şey, yine, hakeza oradan doğru gelecek ama söylediğim gibi, sistematik olarak çocuk adalet sistemindeki çocuk kategorisi değiştikten sonra burası arasındaki, yetiştirdiğiniz bu suç arasındaki farklar "Daha sonra değerlendiririz." dediniz ya, daha sonraki değerlendirmelerin daha ileri, daha genişletilmiş bir hâliyle bize getirmeyeceğinin bir cevabı var mı? Yok. Bu konuyla ilgili yani ıslah ve yeniden topluma kazandırma meselesi için bu 1'e 2 mi hesaplamasının neye göre suç riskini artırdığı, gözlemi kimin yaptığını, hangi tarih aralıklarında yapıldığı, kaç çocuk üzerinde yapıldığı, hangi suç tipleri için yapıldığına ilişkin sağlıklı bir veri meselesi bizde yok. Tahliyeden sonra, sağlık, bağımlılık, sosyal hizmetlere erişimle ilgili bir araştırma açıkçası yok. Suçta yeniden koruma, koruyucu destekleyici mekanizmayla ilgili bir mesele yok. Sadece gerekçede "gözlemlenmiştir" kelimesinin kendisi maalesef ki bizi ikna etmiyor, bilimsel olarak da açıkçası bunu göstermiş olmuyor. Hele ki bireysel müdahale planı söz konusu değilken.

Yine, bu, bireysel yani bu, 15-18 yaş aralığındaki meselenin "çocuğun üstün yararı" kavramına, sözleşmeye, Anayasa'ya, bugün buradaki Çocuk Koruma Kanunu'nun kendisine bile -hadi uluslararası sözleşmeleri geçtim- uymayan bir mesele olduğunu düşünüyoruz. Suç tipini belirleyici bir ölçüt hâline getirdiğimizde çocukluk meselesinin kendisini askıya almış oluyoruz. Burada da yine, suç tipi meselesi odaklı bir sistem var. Çocuğun üstün yararı, çocuğun gelişimsel planı, bireyselleştirilmiş iyileşme planı yok. Bunun da onarıcı adalet sistemine katkı sunmadığını biz düşünüyoruz. Var olan hâliyle zaten cezaları artırmışken, tekerrür hükümleri söz konusuyken bir de gün hesabı üzerindeki bu meselenin var olan durumu çok daha ağır bir tablo hâline getireceğini düşünüyoruz. O nedenle geri çekilmesi gerektiğini düşünüyoruz.