| Komisyon Adı | : | ADALET KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 21 .07.2026 |
DİLAN KUNT AYAN (Şanlıurfa) - Teşekkür ederim.
Başkanım, bu maddeyle aslında çocuk ceza adalet sisteminin temel felsefesini değiştirmeye çalışan bir infaz rejimi getirmek istendiğini görebiliyoruz ve önünü ardını düşünmeden de yasa yapmakla çözüm sağlanamayacağını da her defasında ifade ettik ve bugüne kadar esas olan neydi aslında? Çocuk hükümlülerin cezalarının mümkün olduğunca eğitim evinde infazına başlanmasıydı ve teklifle bu anlayış tamamen ters çevriliyor. Gerekçesini, nedenini, hangi saikle yapıldığını gerçekten de merak ediyorum. Artık başlangıç noktası çocuk kapalı ceza infaz kurumu olacakmış ve aynı zamanda çocuk ancak iyi hâlli olduğu değerlendirildikten sonra eğitim evine geçebilecekmiş. Oysa bir çocuğun mahkûm edilmiş olması onun otomatik olarak en ağır infaz rejimine teslim edilmesine gerekçe olamaz, bunu daha önce dile getirdik. Daha önce de zaten onun on birinci yargı paketinde geldiğinde en çok karşı çıktığımız şey buydu, bunun bir çocuğu ıslah etme yöntemi olmayacağıydı fakat maalesef ki bütün itirazlarımıza rağmen yine tekrardan 6'ncı maddede karşımıza çıkıyor.
Yine, Başkanım, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi de bunu söylüyor. Çocuğun özgürlüğünden yoksun bırakılması ancak son çare olmalı ve mümkün olan en kısa sürede de uygulanmalıdır. Bu teklifte ise son çare olması gereken kapalı infazı en başlangıç noktası hâline getiren bir düzenleme olduğunu görüyoruz ve üstelik komisyon aşamasında bunun bilimsel dayanaklarının olmadığını burada hocalar geldi, defalarca anlattı, söyledi; bunların hepsi kayıt altına geçmiş olmasına rağmen hâlen bu maddede neden ısrar edildiğini sormak istiyoruz.
Yine, bakın, Amerika Birleşik Devletleri'nde yıllarca uygulanan bir şey var. "Korkutarak doğru yola getirme" adı verilen bir program uygulanıyor ve mantık çok basit suça sürüklenen ya da suç işleme riski taşıyan çocuklar cezaevlerine götürülüyor, mahkûmlarla görüşülüyor ve cezaevi ortamını görmeleri sağlanıyor. Amaç, çocukların korkmasını sağlamak ve bir daha suç işlememelerini sağlamak ama ne oluyor? Tam tersi bir sonuç meydana geliyor ve bu yapılan araştırmada ise programa katılan çocukların daha az değil yeniden, daha fazla suç işlediği ortaya çıkıyor. Yani, siz, çocukları alıp kapalı bir yere koyduğunuz zaman, aynı suç tipine ait çocukları orada bulundurduğunuz zaman herhâlde etkileşimleri daha fazla oluyor ve siz korkutarak rehabilite edemiyorsunuz.
Yine, cezaeviyle erken yaşta tanıştırılan çocuklar suçtan uzaklaşmıyor, yeniden suç işleme olasılığı ortaya çıkıyor ve bunda da şöyle bir durum da söz konusu: Suç davranışının kapalı ortamlarda akranlar arasında öğrenilebilmesi ve pekiştirebilmesi. Hâliyle bu yaş grubundaki çocukların bir araya gelmesi ve cezaevinde birbirleriyle etkileşim içerisinde kalması, çocukların çıktıktan sonra suça daha fazla meyilli olacağı anlamını taşıyor. O yüzden, bu maddedeki bu ısrarın sebebini gerçekten merak ediyoruz, hangi sebeplerle, hangi saiklerle -ki hocalar da burada defalarca, Komisyona da geldiler, söylediler; bunun aslında çocuklara etki alanı yaratmayacağını da ifade ettiler- neden bu konuda ısrarcı olduklarını gerçekten de merak ediyoruz?
Yine, Türkiye'de çocuklar için yalnızca 5 çocuk kapalı ceza infaz kurumu var ve 5 çocuk eğitimevi var. Şimdi, bu uygulamaya geçildikten sonra bu durumlar nasıl sağlanacak, ne olacak mesela? Kapasitemiz yok, personelimiz yok, yeteri kadar psikolog, sosyal çalışmacımız yok. Ne olacak mesela? Bir altyapımız da yok, böyle bir hazırlığımız da yok. Bir anda bu paketle birlikte ortaya çıkmış bir şey. Bu nasıl sağlanacak? Buna göre de ben bunun cevabını da merak ediyorum teklif sahibi olan milletvekillerimizden. Yeteri kadar uzman personelin olmadığı, psikososyal desteğin yetersiz olduğu bir düzlemde bu geçiş aşamasını nasıl sağlayabilecekler diye soruyorum buradan ve hâliyle teklif metninden bu maddenin çıkarılması gerektiğini ifade ediyorum.
Teşekkürler.