| Komisyon Adı | : | ADALET KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 21 .07.2026 |
SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Sayın Başkanım, şunu kabul edelim: Bu teklifin kabul edilmesi durumunda Türkiye'deki çocuk adalet sistemine dinamit konmuş demektir; bu, bu kadar açıktır arkadaşlar. Şimdi, baktığımız zaman, özellikle AKP iktidarının şu ana kadar çocuk adalet sistemi içerisinde yaptığı iyileştirmelerin hepsinin üzerini kapatacak, bunlardan vazgeçecek ve geriye gidecek bir kanun teklifiyle burada karşı karşıyayız Başkanım. Şimdi, bizim onarıcı adalet sistemimiz var, baktığımız zaman, buna şimdiye kadar yaptığınız ve bugüne kadar kabul edilen ve üzerinde de hemen hemen herkesin hemfikir olduğu şekilde Türkiye'de çocuk hakları alanında uluslararası yükümlülükleri üstlenmiş ve bu yükümlülükleri de hukukla uyumlu hâle getirmeyi taahhüt etmiş bir ülkeyiz. Bugüne kadar da yapılan çalışmalar buna göre yapılmaktadır. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesinin genel yorumlarına, Türkiye Çocuk Hakları Strateji Belgesi ve Eylem Planı'na -ki 2023-2028 arasındadır, burada da ilke çocuğun üstün yararıdır- On İkinci Kalkınma Planı'nda özellikle Türkiye bu sözleşmelere taraf ülke olarak çocukları korunması gereken bir birey değil aynı zamanda hak sahibi ve karar süreçlerine de söz hakkı olan özneler olarak kabul etmiştir. Dolayısıyla bu kabullerden sonra da sürekli olarak Türkiye Cumhuriyeti devleti çocuklara yönelik politikalarını uzun zamandır koruyucu, kapsayıcı ve katılımcı ilkeler doğrultusunda geliştirmeye çalışmıştır; bugüne kadar da böyle geldi ama bu getirilen teklif bunların tümünü elinin tersiyle itiyor ve Türkiye'de çocuk adalet sistemini bir daha onarılmayacak şekilde geriye götürüyor.
Sayın Başkanım, bu teklif buraya gelmeden önce biz Suça Sürüklenen Çocuklar Komisyonu olarak çalışmalar yapmaya çalıştık. Benim Mecliste gördüğüm en kötü komisyon sürecini yaşadık. Demokratik olmayan, muhalefetten gelen hiçbir teklifi kabul etmeyen, ne yapacağımızı bilmediğimiz, yarın ne yapacağımızı bilmiyoruz ama önceden planı hazırlanmış yani bugün önümüze getirilen bu teklif zaten on birinci yargı paketinde olanlardır, üstüne de 4, 5, 6 madde eklenmiş hâlidir ama biz o Komisyonda "Türkiye'deki çocuk adalet sistemini nasıl daha ileriye götürebiliriz?" dolayısıyla "Suça sürüklenen çocukların sayısını nasıl azaltabiliriz?" dolayısıyla "Çocuklarımızın hayatlarını, yaşamlarını -mağdur olanlar açısından söylüyorum- nasıl daha güvenli hâle getirebiliriz?"i sağlıklı bir şekilde orada tartışamadık.
Şimdi, elimde yaptıkları bir anket çalışması var. O zaman da söyledim, çocuklara 69 maddelik bir anket çalışması yapılmış -hani çok bilimseldi ya o Komisyon- bakıyoruz ona, gerçekten çocukların cevaplayamayacağı, belki de anlamayacağı... Hepimiz cezaevlerini gördük, ben İnsan Hakları Komisyonu Hükümlü ve Tutuklu Haklarını İnceleme Alt Komisyonunda da yer alıyorum. Bunu hangi çocuk, hangi sabırla, hangi bilgiyle -ki biliyoruz, orada okuma yazma bile bilmeyenler var ya da okuduğunu anlamayan çocuklar var- kim bu...
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Test yapıldı ve psikolog uyguladı, çocuk kendisi tek başına cevaplamadı.
SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Ya siz her şeyi harika yaptınız zaten (!)
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Teşekkür ederim.
SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Hatta Başkan kendini o kadar kaptırdı ki kendi adını bile koydu -yapılan bu anketlerden ileride belki araştırmalar olacak, makaleler çıkacak- bunun içerisine o anketi yapan heyetin içerisinde Başkan kendi adını bile yazdırdı.
Şimdi, şunun için söylemek istiyorum: Sayın Başkanım, Adalet Komisyonundan beklenti o Komisyondan çok daha fazladır, çok da hukuki olmalıdır, çok daha bütüncül düşünülmelidir çünkü biz biliyoruz ki hiçbir komisyon kendi PR'ını yapma yeri değildir, kendi düşüncelerini bütün bir Meclise kabul ettirme yeri değildir. O Komisyon tamamıyla hedeflenen amaca göre kurulmuş ve işlenmesi sağlanmış bir Komisyondur. Niye bunu anlıyoruz? Şuradan anlıyoruz: Üst düzey Emniyet görevlileri geldi, Jandarmadan gelenler oldu, Adalet Bakanlığı yetkilileriyle görüştük, Gençlik Spor, Millî Eğitim, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yani tüm paydaşların bir araya geldiği toplantılar yaptık. Şimdi, bakın, tüm bu kitapçıkların hepsini... Gençlik Sporun suçu önlemek için projeleri var, Aile ve Sosyal Hizmetlerin var, Jandarmanın var, Emniyetin var, kitaplar yazmışlar; bakıyoruz, hepsinde onarıcı adalet sisteminden bahsediyorlar, çocukların yeniden rehabilite edilmesi için program yaptıklarını kendileri söylüyorlar. Yani devletin tüm bakanlıkları suça sürüklenen çocukların yeniden topluma kazandırılması ve onların da çocuk olduğunun bilinciyle projeler hazırlıyorlar. Bu böyleyken bugün önümüze gelen bu teklif nedir? Gerçekten mantığı yok, gerçekten bakanlıklarla uyum sağlamayan, hedeflerle uyum sağlamayan, on ikinci yargı paketiyle uyum sağlamayan bir teklifle karşı karşıyayız. İçişleri Bakanlığı yetkilileri burada bize ne söyledi biliyor musunuz? "Çocukların ifadesi kollukta alınsın, işi daha kolay bitiririz. Çocuklara kelepçe vuralım, cezaları artıralım." dedikleri buydu. Aynı şekilde, Jandarma da geldi burada sunum yaptı, onların da söyledikleri buydu. Geldik, o zaman itiraz ettik, hangisi dinlendi? Bilim insanları -çok nadir getirebildik- geldiler, hangisinin görüşü burada yer aldı? Tamamıyla Jandarmanın, Emniyetin yani İçişleri Bakanlığının talebi doğrultusunda getirilen bir teklif hâline gelmiş durumda.
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Böyle bir madde yok ki. İçişleri Bakanlığının tavsiyesi madde olarak yok.
SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Şimdi, Sayın Başkan, şunu söylemek istiyorum: Çocuklar ile yetişkinler farklıdır.
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Yanlış bir bilgi, yanlış bir bilgi verdiniz; böyle bir madde yok.
SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - O yüzden de çocuk adalet sistemi ayrı, yetişkinlerin yargılama sistemi ayrıdır ama gelinen bu teklifle daha önce kabul edilen 2'nci madde ve şimdi üzerinde görüşmekte olduğumuz maddeyle birlikte, bir, çocuklar yetişkinler gibi belli suç tiplerinde cezalandırılacak -çok açık bir biçimde ortaya çıktı- şimdi de infaz sistemiyle birlikte...
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Sibel Hanım, hangi maddeden bahsediyorsunuz? İçişleri Bakanlığının hangi tavsiyesini koymuşuz?
SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - İnfaz sistemiyle birlikte infaz ağırlıklı bu yaklaşımla çocuk adalet sisteminin ruhuyla bağdaşmayan bir sistem ortaya koyacak.
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Böyle bir madde yok, yanlış bilgi verdiniz; çalışmadan gelmişsiniz.
SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Yani çocukları biz ağır cezalarla cezalandıralım, bunları bir de içeriye kapatalım; çıksınlar yıllar sonra ne yapacağız bunları, topluma nasıl kazandıracağız? Cezaevleri üst üste; arkadaşlar, vekiller çok iyi biliyor -hepsi burada- utanmamız gereken bir durumda cezaevleri. İnsanlar temel hak ve özgürlüklerinden, haklarından mahrum bir şekilde cezaevlerinde kalıyor. Bakıyoruz, çocuk cezaevlerindeki durum nedir? Onlar da üst üste, alt altalar. Düşünün, tutuklu sayısı hükümlü sayısından fazla, bu kabul edilebilir bir şey mi, bu olabilecek bir şey mi? Şimdi, tüm bunlar yokmuş gibi, cezaevleri sanki rehabilitasyon yerleri gibi -gördük, gezdik bir bölümünü; başarılı sonuçlar çıkaran da olabilir arada ama çok azdır- dolayısıyla, sanki buralar tekrar... Üstelik de bilimsel veriler gösteriyor ki çocuk içeride ne kadar fazla kalırsa çıktığı zaman o kadar daha fazla suç işlemeye tekrar meyilli hâle gelir. Dolayısıyla, bu sistemi, getirilmek istenen sistemi anlamamız mümkün değildir. Bir kere, bir, bu maddeyle birlikte kapalı kurum istisna olmaktan çıkarılıyor -ki bizde istisnaydı, şimdiye kadar istisna- buna asla izin vermemek gerekiyor. Şu da var Sayın Başkanım: Burada biz kimseye "Çocuklar öldürülsün, ceza almasın." falan demiyoruz. Tam tersi, başka çocukların öldürülmemesi için suça sürüklenen çocukların o ortamlarının öncelikle düzeltilmesi gerektiğini burada söylüyoruz, vurguluyoruz. Sistemimiz onarıcı adalet sistemi ise bunu yerine getiremeden, bunları yıllarca içeriye koyduğumuz zaman çıktıklarında tekrar suç işleyecek ve hiçbirimiz de o işlenecek suçtan kurtulamayacağız. Dolayısıyla öncelikle bu istisna duruma dikkat etmek gerekiyor, doğru değildir. Çocuk infaz sisteminin yetişkin modeline dönüştürülmemesi gerekiyor. Eğer biz bunu değiştirirsek çocuk adalet sisteminin anlamı nedir ki zaten.
Sayın Başkan geçen hafta konuşurken söyledi: "Paket paket getiririz." Ya ceza adaleti, çocuk adalet sistemi paketlenecek bir yer mi? "Paket paket getireceğiz." Bugün 5 madde, yarın 15 madde; bunca ceza çocuk adalet sisteminin birikmiş tecrübesini tamamen ortadan kaldırmaya yönelik bir uygulamadır bu, kabuldür eğer 6'ncı madde kabul edilirse. Şimdi mevcut uygulamada dahi tutuklu çocuk sayısını vermek isterim, hükümlü sayısından belirli bir oranda fazla. Hapishanelerdeki 4.563 çocuğun yalnızca 1.372'si hükümlü çocuk. Şimdi biz daha nereden bahsedelim yani? Bu çocukların hepsinin de ağır bir suç işlediğini söylemek mümkün değil. Buraya baktığımız zaman görüyoruz ki zaten Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Çocuk Koruma Kanunu'na aykırı biçimde en son uygulanması gereken tutukluluk sistemi ilk önce Türkiye'de uygulanıyor tüm bu gelişmelere rağmen. O nedenle, öncelikli olarak son çare ilkesinin zedelenmemesi gerekiyor ki burada bu da zedelenmiş olacak. Şimdi, aşırı kalabalık, cezaevlerinde akran şiddeti, personel şiddeti, mahremiyetin eksikliği, eğitim hizmetlerine sınırlı erişim, ruh sağlığı ve psikolojik sosyal destek hizmetlerinin yetersizliği, aile bağlarının orada daha da zayıflıyor olması, dış dünyadan kopma, damgalanma duygusu, umutsuzluk duygusunun derinleşmesi çocuklarda daha fazla kapalı yerlerde tutulduğunda riski arttıran faktörler olarak karşımıza çıkmaktadır. O nedenle, son derece tehlikeli olan bu maddenin geri çekilmesi gerekiyor. Aslında bu yasa teklifinin tümünün geri çekilmesi gerekiyor.
Sayın Başkanım, siz bir hukukçusunuz, diğer komisyonlarda da hemen hemen konular aynı, birleşme noktaları çok fazla olan komisyonlarda görüşme kimi bitmiş rapor hazırlanmamış, kimisi için komisyon çalışmaları devam ediyor, bizimki ise yayınlanmış, nerede olduğu belli değil. Baktığımızda bulamadık yani, sizlerin haberi yok bu komisyon raporundan. Dolayısıyla ortada aslında çok ciddi oturup düşünmemiz gereken...
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Herhâlde Meclis Başkanlığına verildi, yayınlanıp dağıtılmadı herhalde değil mi?
SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Verildiyse bu hafta verilmiş.
SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - Gelmedi hiçbirimize.
SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Meclis Başkanlığında yok.
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Nerede olduğundan haberimiz yok Başkanım, dolanıyor kendi kendine.
SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Geçen hafta burada olduğumuz zamanda tekrar baktığımızda Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Komisyonun görüşmelerinin devam ettiği vardı. Bu hafta değiştiyse geçen haftaki şeyler bilmiyoruz. Dün de sorulmuş, yok. Şimdi, böyle bir ciddiyetsizlik olmaz. Niye bu acele anlamıyoruz? Sorun büyüktür, elbette ki büyüktür ama şunu da unutmayalım: Sadece suça sürüklenen çocuk sayısı artmıyor, ülkemizde suçlu sayısı da artıyor. Birbiriyle oranladığınız zaman tam tersi aslında 2024 ve 2025 yıllarında da birinde eksi bir, birinde eksi iki olarak suça sürüklenen çocuk sayısında da bir azalma olmuş, olay sayısında da bir azalma olmuş İçişleri Bakanlığı raporlarına göre. Yani o artma eğilimi durmuş, suça karışan çocuklarla, suça çocuk sürüklenen çocuklarla ilgili, olaylarla ilgili de azalma yönünde bir tablo var. Şu anda bir artış yok iki senedir, bunu da göz ardı etmememiz gerekiyor. Dolayısıyla, bu yapılan teklifteki suç türüne ilişkin nasıl ağırlaştırılacağı, sınıflandırmayı kimin yapacağı, kararların hangi aralıklarla gözden geçirileceği gibi hususlar da ayrıca belli değildir, sınırları çizilmemiştir. O nedenle, çocuk hükümlülerin infazına kural olarak kapalı ceza kurumlarında başlanmasını sağlayan değişiklik teklifi geri çekilmelidir. Çocuk eğitim evleri, çocuk hükümlüler bakımından esas kurum olmaya devam ettirilmeli, kapalı kuruma yerleştirme yalnızca kanunda açıkça belirtilen istisnai hâllerde uygulanmalı, son çare olarak görülmeli ve mümkünse en kısa süre olarak da uygulanmalıdır. Çocukların korunması, kapalı kurumların kullanımını genişletmekle değil, eğitim evlerini, eğitim ve ruh sağlığı hizmetlerini, aileleriyle temas olanaklarını ve tahliye sonrası yeniden toplumsallaşma programlarını güçlendirmekle mümkündür dedikten sonra sadece bir örnek vererek -onu unuttum- konuşmamı tamamlayacağım.
Sayın Başkanım, Trabzon'da hakkında sağlık koruma tedbiri olmasına rağmen suça sürüklenen bir çocuk tutuklandı, bu tedbire rağmen tutuklandı, cezaevinde intihar etti. Trabzon Barosuna bağlı Çocuk Hakları Komisyonu Başkanımız Berrak Alioğlu'nun da başvurusu sonucunda Anayasa Mahkemesi bu olayda ihlal kararı verdi. Dolayısıyla, o "cezaevleri" dediğimiz yerler öyle çocukları çok rehabilite edecek, koruyacak yerler değil. Zaten bu verdiğim örnekte de göreceğiniz gibi bizatihi suça sürüklenen çocuğu ölüme götüren süreci de hukuk kendi yanlış taşlarını döşeye döşeye sağlamış durumda. O yüzden biz de bu kanun teklifini tümüyle geri çekelim. 3 komisyon bir araya gelsin, tartışalım. Bizim aslında bir araya gelemeyeceğimiz hiçbir nokta yok ama hedef çocuk adalet sistemini daha iyi hâle getirmek ve mağdurları korumak; ikisi birlikte olmalı. Yani hedef hukukun üstünlüğü, hukukun temel ilkeleri olmalı, bireysel çıkarlar, bireysel hedefler olmamalı diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.