| Komisyon Adı | : | ADALET KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 21 .07.2026 |
SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Geçtiğimiz hafta 2'nci maddeye ilişkin tartışmalarımız henüz bitmemişken bir revize geleceğine ilişkin değerlendirme sonrasında toplantıyı bitirmiştik.
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - "Genel Kurula kadar." demiştim ben, Komisyonda bir revize geleceğini söylememiştim.
SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - Dolayısıyla bizim beklentimiz, bu toplantıyı takip eden hak örgütlerinin, meslek örgütlerinin beklentisi de aslında o revizeyi görmek ve bütün, toplama ilişkin yapacağımız tartışmayı onun üzerine şekillendirmekti. Ben bunu ifade etme ihtiyacını şuradan duyuyorum: Çünkü buradaki toplam tartışmalara uygun bir revize olup olmaması çok hayati olacak.
Sayın Başkan, şimdi, bana geçen hafta, tam aslında biz bu tartışmaları yaparken Kırşehir'den bir öğretmen ulaştı; beş yıl önce oğlunun Kaman Fen Lisesini kazandığını ve pansiyonda kaldığını söyledi. İlk dönemin sonunda çocukta bir tuhaflık fark etmiş, sonra öğrenmişler ki pansiyondaki 12'nci sınıf öğrencileri 9'uncu sınıf öğrencilerine eziyet ediyor ama öyle böyle bir eziyetten bahsetmiyoruz. Bakın, son sınıf öğrencileri bahis oynayıp kaybettiklerinde sinirlerini çıkarmak için 9'uncu sınıf öğrencilerini dövüyorlar, çocukları pansiyonunun üçüncü katından aşağı sarkıtıyorlar, kendilerine masaj yaptırıyorlar, internet şifrelerini alarak zorla internetlerini kullanıyorlar, çarşı dönüşü aldıkları, ailelerinin gönderdikleri yemeklere el koyuyorlar.
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Bu nerede?
SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - Kaman Fen Lisesinin pansiyonunda, Kırşehir'de.
Çocukların kendi mallarını, çocukların kendi eşyalarını onlara zorla satıyorlar. Çocukların testislerini sıkıyorlar, banyo esnasında çıplak fotoğraflarını çekiyorlar, yapılanları kimseye anlatmamaları için baskı yapıyorlar. Şimdi, maalesef bu memlekette pansiyonlu okulların çok büyük bir kısmından da benzer şikâyetler geliyor.
Şimdi, baktığımızda nedir? Türk Ceza Kanunu'na göre bu çocukların işlediği suçlar şöyle sıralanabiliyor: Nitelikli yağma, şantaj, darp, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, hırsızlık yani ne saysak var. Şimdi, bunu yapan çocuklar 17 yaşında. Biz, eğer bu görüşülen yasa teklifini, 2'nci maddeyi, 3'üncü maddeyi, bunları kabul edecek olursak bu çocukların ağır cezalar yıllarca hapishanede kalmasını istemiş olacağız; fen lisesinde okuyan bu çocukların bütün geleceğini aslında bitirmiş, çalmış olacağız. Şimdi, bunun arka planını ve çocukların çocuk olmaktan kaynaklı özgünlüklerini burada görmek durumundayız. Revize ihtiyacının esası da buna dayanıyordu aslında, anlatmaya çalıştığımız şey de tam olarak aslında bu.
Şimdi, bakın, kuvvetle muhtemel biraz önce saydığım suçları işleyen çocuklar 9'uncu sınıftayken faili oldukları bu suçların mağduru olmuşlardı, pansiyona ilk gittiklerinde o dönemin son sınıfından aynı eziyeti görmüşlerdi. Bunu bir gelenek gibi görüyorlar, yaptıkları şeyde bir sorun görmüyorlar. Evet, 17 yaşındalar ama bir yetişkin gibi yaptıklarının anlam ve sonuçlarını, ciddiyetini anlayamıyorlar Sayın Başkan.
Şimdi, bakın, bu bizim kişisel fikrimiz değil, bu bizim kendi çıkarımımız değil, bu bilimsel bir gerçek; bizim tartışmamızın esası da bu bilimsel gerçeğe dayanıyor zaten. Şimdi, burada hekimler var, teklif sahibimiz de bu alandan geldiğini söylüyor. Bunu anlatmak bana düşmemeliydi ama tekrar hatırlatma sorumluluğu hissediyorum burada. Suça sürüklenen çocuklar Komisyonunda dinlenen tıp uzmanlarının tamamı çocukların ceza indirimlerinin bir ayrıcalık olmadığını, onlara sunulmuş bir lütuf olmadığını, bunun tıbbi bir arka planı olduğunu anlattılar yani ergen beyninin yetişkin beyniyle aynı işlemediğini bilimsel erilerle ortaya koydular.
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı Hastalıkları Öğretim Üyesi Profesör Doktor Betül Ulukol dedi ki mesela ergen beyni için: "Kaos." Yani Betül Hoca ergenlik döneminde çocukların beyninde prefrontal korteks ve limbik sistemin henüz tam olarak gelişmediğini, otonom sinir sistemini etkileyen hormonların ergenlerde başıboş dolaştığını söyledi. Şimdi, bunun anlamı şu Sayın Başkan: Ergenlik döneminde çocuğun öz denetimi azalıyor, dürtüleriyle hareket ediyor, dengesizleşiyor, akran ve çevre etkisiyle hareket ediyor, tedbirli olmayı beceremiyor, anlık kararlarla risk alıyor ve yaptıklarının sonucunu öngöremiyor. Burada ya kendi çocuğunda ya da işte etrafındaki çocuklarda ergenlik döneminin nasıl geçtiğini deneyimleyen çok sayıda insan olduğunu düşünüyorum, bizzat o deneyimlere lütfen dönüp baksınlar.
Betül Hoca aynı zamanda erken çocukluk travmalarının beyin gelişimi üzerindeki kalıcı etkilerini de anlatıyor, diyor ki: "Çocukların maruz kaldığı ihmal ve istismar gibi davranışlar limbik sistemi, amigdalayı, prefrontal korteksi bozuyor. Sağ ve sol beyin arasında bağlantı sağlayan 'korpus kallozum' denilen yapıyı zarara uğratıyor." Bilmiyorum, sizin verilerinizde böyle bilimsel değerlendirmeler var mı? Ve araştırmalar bu tür nöro gelişimsel sorunların suç işlemede çok etkili olduğunu ifade ediyor. Bunlar bilimsel gerçekler ve "Mağdur çocuk gerekli müdahale yapılmazsa sisteme fail olarak dönüyor." diyor, "Gerekli müdahale yapılmazsa..."
Şimdi, Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatri Derneği Çocuk Hakları Komisyonu Başkanı Profesör Doktor Didem Behice Öztop 4 veya daha fazla olumsuz deneyim yaşayan çocuğun hapse girme olasılığının 20 kat daha fazla olduğunu kanıtlayan araştırmalar sunuyor.
HALİL ÖZTÜRK (Kırıkkale) - Gerekli müdahaleden kastı ne? Gerekli müdahale neymiş?
SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - Sayın Öztürk, sorunuzun cevabı burada, bunlar bilimsel araştırmalar.
Çok önemli bir veriyi de ÇOGEPDER Çocuk Ergen Psikiyatrisi Yataklı Servisleri Komisyonu Başkanı Selma Tural Hesapçıoğlu veriyor Sayın Başkan. Bakın, psikopatoloji üzerine sunum yapıyor, 2015-2017 yıllarında Sincan'da hükümlü çocuklarla yaptıkları bir saha çalışmasını anlatıyor; 76 çocuk üzerine yapılmış bu çalışma ve yüzde 85,5'inde davranış bozukluğu teşhisi koyduklarını, depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu oranlarının belirgin derecede yüksek olduğunu anlatıyor. Son altı ayda kendilerine rapor düzenlemek üzere gelen dosyalar üzerinde yaptığı analizden bir sonuç anlattı: Suç işlemiş çocukların yüzde 92,6'sına psikiyatrik tanı konmuş Sayın Başkan, yüzde 92,6.
Aynı şekilde, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Profesör Doktor Muhammed Tayyib Kadak Hoca yine bir araştırma verilerini anlattı: Suça sürüklenen çocukların aslında yüzde 70'inde psikiyatrik bir hastalık olduğunu belirtiyor ve bir kısır döngüden bahsediyoruz aslında biz burada, bu kısır döngüyü iyi anlamalıyız. Önce dürtü kontrol bozukluğu olan çocuk suça bulaşıyor, adli sisteme temas ediyor, damgalanıyor, olumsuz deneyim başlıyor, sonra psikiyatrik belirti artıyor; sonuç olarak tedavi edilmemiş psikopatoloji tekrar bir dürtü bozukluğuyla kısır döngüye giriyor. Suça sürüklenen çocukların yalnızca yüzde 30'u psikiyatrik bir tedaviye erişebiliyor. İşte, devletin devreye girmesi gereken alan tam da burasıyken biz mükerrer suçu cezalandırmaya çalışıyoruz. Bakın, Komisyonda pek çok açıdan sunumlar var ama özellikle ergenliğin biyolojik arka planı, çocukları cezalandırmaktan çok rehabilite etmeyi zorunlu kıldığını gösteriyor bize; suçu azaltacak olan temel şey bu. Biz ama bunu tartışmıyoruz ama bizim savunduğumuz şey tam olarak bu. Şimdi, ben size Kaman Fen Lisesi pansiyonundan örnek verdim. Bu çocukların hapse girip ağır ceza almasını savunmuyoruz elbette ama elbette bu çocukların bir yaptırımla karşılaşmaları gerektiğini savunuyoruz, vurguluyoruz. Yaptıkları şeylerin bir sonucu olduğunu elbette görmeli bu çocuklar çünkü o çocuklar yüzünden mağdur olan 9'uncu sınıf öğrencilerini aileleri okuldan almak zorunda kaldı ama burada bunun nedenine ilişkin okul idaresinin "Ne var bunda, çocuklar şakalaşmışlar." dediğini tartışmayacak mıyız biz? Orada herhangi bir sosyal hizmet görevlisinin, sosyal hizmet görevlisi meslek elemanları içerisinde de direkt bu yaş grubuyla ilgili mesleki eğitim almış uzmanların görevlendirilmediğini konuşmayacak mıyız örneğin? Burada, beş yıldır savcılığın kalem oynatmadığını konuşmayacak mıyız? Bu doğru değil, bunu biz de kabul etmiyoruz. Çocuklar için bakın, suç ve ceza politikasını yalnızca cinayet gibi ağır suç üzerinden tartışıyoruz, burada da aynı hataya düşülüyor. Bilimsel olanı savunduğumuz için cinayet savunucusu gibi gösterilmeye çalışılıyoruz, vicdanımız sorgulanıyor. Bakın, burada biz "Daha çok ceza mı daha az suç mu?" sorusuna eğer cevap arıyorsak bilime kulak vermek zorundayız, çocuklara özgü yeni bir adalet sistemi kurulması gerekiyor ama bunu yaparken cezaların artırılması ve çocukların yetişkinler gibi cezalandırılması değil; önleme, koruma ve rehabilitasyonu nasıl öne çıkarmamız gerektiğini tartışmak durumundayız. Elimde 160 derneğin, hak savunucusunun ve emek meslek örgütünün bu yasa teklifine ilişkin ortak hazırladığı bir rapor var Sayın Başkan; size de sunulmasını rica ediyorum, gerçekten incelemeniz çok önemli.
Şimdi, burada, özellikle 2'nci ve 3'üncü madde için şöyle bir şey söylüyor, diyor ki: "Teklifte öngörülen artışın sonuçları yalnızca...
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Kimin raporuydu?
SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - 160 çocuk hak örgütünün, derneğin, emek meslek örgütünün ortak hazırladığı rapor. Bu raporun aynı zamanda bütün Komisyon üyelerine ulaştırılması da çok kıymetli olacak. Diyorlar ki: "Teklifte öngörülen artışların sonucu, yalnızca çocuklar hakkında daha uzun süreli hapis cezalarına hükmedilmesi olmayacak. Aynı zamanda, ceza infaz kurumlarında bulunan çocuk sayısının, çocukların kapalı kurumlarda geçireceği toplam sürenin artmasına da neden olacak bu." Bakın, durum böyleyse, biz teklifin gerekçesinde mesela şunları değerlendirdik mi, bunun cevabının buraya sunulması lazım: Bu teklifte bu artış, ceza infaz kurumlarındaki çocuk sayısının artışının çocuk ceza infaz kurumlarının kapasitesine etkisi ne olacak? Bunun bir etki analizinin olması lazım. Kurumların fiziki koşulları ne durumda ve bu artış nasıl sonuçlara yol açacak? Bunun tartışılması lazım. Psikolog, sosyal hizmet uzmanı, öğretmen, infaz personeli ihtiyacı ne durumda? Biz şimdi bunlara ilişkin herhangi bir veriye sahip olmadan kestirme değerlendirmelerle milyonlarca çocuğun hayatına etki eden bir yasayı tartışıyoruz. Bu ciddiyetle tartışılması gerektiğini düşünüyoruz biz bunun. Daha uzun cezaların çocukların yeniden topluma kazandırılmasına nasıl katkı sağlayacağı...
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - İzin verir misiniz Sayın Karaca, sorduğunuz soruları belki teklif sahibimiz, aynı zamanda Komisyon Başkanlığını da yaptı, Komisyonda mutlaka gündeme gelmiştir bu konularla ilgili. Eğer cevap vermek isterseniz...
SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - Son cümlemi bitirip isterseniz, ben kendi konuşmamı tamamlayayım.
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Olur.
SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - Bakın, mevcut personel yapısı güçlendirilmeden ve oradaki rehabilitasyon olanakları, eğitim olanakları, sosyal hizmet olanaklarına ilişkin hiçbir etki değerlendirmesi yapılmadan, daha fazla çocuğu, daha uzun süre kapalı kurumlarda tutmak aslında çocuk başına sunulan eğitim psikososyal destek ve rehabilitasyon hizmetlerinin de varolan, zaten az olduğu, eksik olduğu ve hatta yanlış olduğu tartışması yapılan bu türden hizmetlerinde zayıflamasına yol açacak. Bunun sorumluluğu çok ağır bir sorumluluk Sayın Başkan. Bu nedenle, teklif, yalnızca cezaların ağırlığı bakımından değil, doğuracağı toplu infaz sonuçları bakımından da çocuk haklarına ilişkin çok büyük yeni riskler oluşturuyor.
Bunun sorumluluğuyla teklif sahibinin bu sorulara cevap vermesini rica ediyorum.