KOMİSYON KONUŞMASI

İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Karaman) - Ben de Komisyonumuzu ve hazirunu saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle "Teklif neden buraya getirildi?" diye geneli üzerinde de konuşuldu, neden bu şekilde getirildiği geneli üzerinde yapılan konuşmalarda da ifade edildi. Ben geneli üzerinde konuşma yapma fırsatım Genel Kurul çalışması nedeniyle orada da çalıştığımız için bulamamıştım. Biraz oradan girerek konuyu değerlendireceğim. Çocukların Suça Sürüklenmesine Yol Açan Nedenlerin Tüm Boyutlarıyla İncelenerek Koruyucu ve Önleyici Mekanizmalar Geliştirilmesiyle Çocukların Toplumsal Yaşama Etkin Katılımlarının Sağlanması İçin Yapılması Gerekenlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu raporu ne Meclis Başkanlığına ne milletvekillerine sunulmuş değil. Dolayısıyla teklif sahibi ilk imzacı milletvekilimiz de o Komisyonun Başkanı olduğu için o Komisyonda yapılan çalışmaların Meclisle paylaşılmadan veya Komisyonun üyeleriyle değerlendirilmeden bir kanun teklifi olarak yansıtılması, Komisyonumuza getirilmesi bana göre hem Meclisin bu sıkışık takviminde Komisyonumuzu zor şartlarda çalışmaya sevk etmesi hem de içeriği olgunlaşmadan, Mecliste grubu bulunan partilerin görüşleri, muhalefet şerhleri, varsa itirazları, ilgili komisyonun raporuna yansıtılmadan getirilmesi eksik bir çalışmanın, olgunlaşmayan bir çalışmanın alelacele Komisyonumuzun önüne getirilmesi sonucunu doğurmuştur. Bu nedenle, bu tutumu doğru bulmadığımı ifade etmek istiyorum.

Yine, çalışan, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'daki okul olayları, akran zorbalığı alt komisyonuyla ilgili çalışmalar da olgunlaşmadan böyle "Biz yaparız, Adalet Bakanı zaten önümüzü açtı, Meclisi yok saydı, Komisyon çalışmalarını yok saydı böyle bir düzenlemenin yapılacağını ifade etti." diyerek getirilmesi Meclis iradesine, milletvekillerinin iradesine bir zorlama olarak değerlendirdiğimi ifade etmek istiyorum.

Yine, bu çalışmada da -az önce konuştuk- Genel Kurul çalışmasını bitirelim diye bütün partiler özveride bulundu, konuşmalar çekildi, maddeler çekildi, iktidar grubu da itiraz edilen maddelerin bir kısmını çekti, bir uzlaşı sağlanarak Genel Kurul çalışması sonlandırıldı. Genel Kurul çalışmasının sonlandırılması için gösterilen çaba maalesef Komisyonumuzda bir eziyete dönüştürülmüş durumda. "İlle bitirelim, ille bitirelim. Yapalım, edelim." E, yapalım, yapıyoruz, yaptık. Daha önce de yaptık. Kayıtlara geçsin diye söylüyorum. Karayolları Trafik Kanunu'nu yine böyle geçen yıl tatile girmeden önce, Meclis ara vermeye girmeden önce, yirmi iki saatlik bir çalışmayla Komisyonumuzdan geçirdik, altı ay sonra Genel Kurula geldi, Genel Kurulda da üzerinden 4-5 kanun geçtikten sonra süründüre süründüre neredeyse on aylık, on bir aylık bir süreç içerisinde kanunlaştırabildik. Biliyoruz ki, bu teklif de Komisyonumuzdan kabul edildiği takdirde, önümüzdeki hafta Genel Kurulun gündemine getirilemeyecek çünkü Genel Kurul gündemi dolu ve bu hiçbir kesim açısından aciliyet kesbetmeyen ve olgunlaşmamış bu teklifte önümüzdeki hafta Genel Kurulun gündemine getirilemeyecek. Yani yapılan bu iş nitelikli yasamaya uymamaktadır.

2'nci maddeyle ilgili olarak da cezaları artıran daha doğrusu yaş gruplarına göre çocuklar üzerindeki cezaları artıran bu düzenlemenin aslında iktidarın ortaya çıkardığı bir anomaliyi, cezayı artırarak, bir anlamda gözleri boyayarak kapatma çabası olduğunu ifade etmek istiyorum peşinen. Türkiye'de çocukların adalet sistemiyle kurduğu ilişki ve bu ilişkinin son yıllarda dramatik bir biçimde kitlesel ve yapısal bir krize dönüşmesi yalıtılmış bir asayiş sorunu değil, doğrudan doğruya mevcut yönetsel aklın ve iktidarın ekonomik, politik tercihlerinin doğrudan bir sonucudur. Ceza, adalet sistemi ve mevcut pratikler suça sürüklenen çocuklara yaklaşırken fail yerine fiil öne çıkarmakta, böylece sistemin koruma, önleme ve yardım boyutunu dışlamaktadır. Bu durum, adalet mekanizmasının insani boyutunu bütünüyle ortadan kaldırmaktadır. Ortadaki tablo salt bireysel bir patoloji, aile içi iletişim yetersizliği, ahlaki yozlaşma ya da dijital bağımlılık sarmalı gibi gerekçelerle geçiştirilemeyecek kadar derin, makroekonomik ve sistemsel kırılmalar barındırmaktadır. Çocuk suçluluğunu üreten asıl zeminin sosyal devletin bilinçli bir biçimde tasfiye edilmesi ve kamusal koruma şemsiyesinin kurumsal olarak çökertilmesiyle başladığını görmeden üretilen hiçbir çözüm beklenen faydayı sağlamayacaktır. Yanı sıra, şu sebeplerde bu çocuk suçlunun artmasında önemli olduğu kanaatini taşımaktayım: Okul ortamı yani eğitimin niteliksizleştirilmesi, mahalle arkadaşlığı ve komşuluğunun sağladığı koruma, aile yapısının bozulması çocuk suçluluğunun artmasında önemli etkenler olduğunu değerlendiriyorum. Tabii ki en önemli sorun, sosyal devletin yok edilerek sadaka toplumu yaratılması dolayısıyla çocuğun devlet korumasının dışında bırakılması en önemli sorundur çocuk suçluluğunun artmasında. 2020-2025 yılları arasında kişilere karşı işlenen suçlarda aylık ortalama suça sürüklenen çocuk olay sayısı yüzde 58,9 oranında dehşet verici bir artış göstermiştir.

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Sayın Ünver, geneliyle ilgili konuşuyorsunuz siz değil mi?

İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Karaman) - Başkanım, 2'nci madde üzerinde. Sadece ceza miktarının artırılmasıyla çözümün sağlanamayacağını ifade etmeye çalışıyorum.

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Sorularınız varsa...

İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Karaman) - Yok, sorum yok.

HALİL ÖZTÜRK (Kırıkkale) - Sayın Halil Bey, siz istediniz bu yani biz istemedik. Daha durun bakalım, bizler konuşacağız daha. Sabaha kadar yolu var, önemi yok yani. Daha Cumhuriyet Halk Partisi Grubu konuşacak, durun bakalım daha.

İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Karaman) - Anlıyorsunuz ama anlamanın gereğini yapmıyorsunuz, o yüzden defalarca açık açık, uzun uzun anlatma ihtiyacı hissediyoruz.

Daha da vahimi, aynı dönem aralığında organize suçlar kapsamında adli sisteme giren çocuk vakalarındaki artış oranının yüzde 236,4 gibi kriminolojik literatürde eşine az rastlanır bir patlamaya ulaşmış olmasıdır. Bunu açıklamaya salt cezaların azlığı yetmez. Zira mevcut Türk Ceza Kanunu yirmi yıldır yürürlüktedir. Bu süre zarfında ne olmuştur ki sonuç böyle olmuştur? Bunun değerlendirilmesi gerekir. 2018'den beri Türkiye derin bir ekonomik ve yönetimsel kriz yaşamaktadır. Suçlunun artmasının asıl sebebi budur. Bunu göz ardı eden hiçbir yaklaşım sorunu çözme konusunda yeterli olmaz. Kuralsızlığın ve sistemin bizzat ürettiği bataklığın bir sonucu olarak çocuklar sokaklarda, çeper mahallelerde ve gettolarda tamamen korumasız bırakılmıştır. Suçun sonuçlarına ya da ceza politikalarına değil suçu üreten kök nedenlere odaklanmak zorunda olduğumuz muhakkaktır. Özellikle 15-18 yaş grubunun suça sürüklenen çocuklar içindeki oranının yüzde 75'ten fazla olması ortada özgün bir gençlik suçluluğu krizinin olduğunu göstermektedir ve bu, gerçekle yüzleşmeyi zorunlu kılmaktadır. Çocuk suçluluğundaki geometrik artışın arkasındaki ekonomi, politik tahribatı deşifre etmek ve her bir çocuğun insan onuruna yaraşır bir adalet ve sosyal koruma sistemine erişim hakkını savunmak Cumhuriyet Halk Partisinin hedefidir. Teklifin bütününe sirayet eden esas anlayış, reaktif, asayişçi, cezalandırıcı ve çocuğu peşinen potansiyel bir güvenlik tehdidi olarak kodlayan otoriter refleksin meşrulaştırılmasıdır. Siyasal iktidar, çocuk suçluluğunu üreten yapısal krizlerin üzerini örtmek adına çocuklarda artan suçluluk oranı konusunu salt bir kolluk operasyonu, aile içi denetim yetersizliği ya da sosyal medya ve on-line oyunlar zeminine indirgemeye çalışmaktadır. Derin yoksulluk kıskacındaki çocukların kamusal sosyal hizmetler kanalıyla korunmaması ve cemaat, tarikat kontrolündeki denetimsiz vakıf yurtlarının insafına terk edilmesi çocukları büyük bir karanlığa mahkûm etmektedir. Hukuksal keyfîlik içinde çocukların birer araç hâline getirildiği, bu kurumlarda maruz kaldıkları ideolojik baskı, fiziksel ve cinsel istismar pratikleri ve bu girdaptan kaçarak sokağa düşen çocukların kriminal şebekelerin kucağına itilmesi gerçeği göz ardı edilemez, edilmemelidir. Süreç sadece Adalet, İçişleri ve Millî Eğitim Bakanlıklarının bürokratik koridorlarına sıkıştırılmıştır. Üniversiteler, STK'ler, barolar ne diyor? Sizin getirdiğiniz bu kanun teklifi hakkındaki görüşleri nelerdir? Bunları da hep birlikte merak ediyoruz, duymak istiyoruz tabii ki.

Kanun teklifinin ilk imzacısı Sayın Milletvekilimiz bazı saha çalışmalarından bahsetti. Komisyonun yürüttüğü çocuk hâkim ve cumhuriyet savcıları araştırması bulgularında egemen cezacı aklın argümanlarını beslemek üzere çarpıtmıştır. Yargı mensuplarının işaret ettiği cezasızlık algısı kanunlardaki cezaların azlığından değil iktidarın sokakları esir alan uyuşturucu çetelerine ve organize suç örgütlerine yönelik uyguladığı seçici müsamaha politikasından ve özellikle adliyelerdeki yolsuzluk, borsa iddialarından kaynaklanmaktadır. Dünyanın hiçbir ilerici kriminoloji literatüründe çocuklara verilen cezaları artırarak suçun önlendiği görülmemişken Komisyon saha çalışmalarını bu otoriter yasa hazırlıklarına sahte bir akademik meşruiyet üretmek üzere siyasal bir mühendislik aracı olarak kullanmıştır. Böylesine çok katmanlı ve sistemli bir krizin muhtelif teknik yasal düzenlemelerle ya da infaz rejimini sertleştirme vaatleriyle çözüleceğini iddia etmek toplumu bilinçli bir biçimde aldatmaktır. Adalet Bakanının Parlamentonun iradesini hiçe sayarak çocuklara yönelik cezaları artıran ve infaz rejimini sertleştiren paralel bir yasal çalışma yürüttüklerini beyan etmesi Komisyonumuzun bugünkü çalışmasını üç ay öncesinden, iki ay öncesinden kadük bırakmıştır. Bu tutum Meclisin işlevsizleştirildiğinin, yasama organının yürütmenin tahakkümü altına alındığının ve kuvvetler ayrılığı ilkesinin tamamen tasfiye edilmek istendiğinin en net kurumsal göstergesidir. Bu sorun çocuk yoksulluğunda Avrupa birincisi olan derinleşen ekonomik kriz ve rantiye odaklı ekonomi politikaları yüzünden halk kitlelerinin açlık sınırının altında yaşam savaşı verdiği bir ülkede cezaları artırarak çözülmez. Okullarda en temel insani hak olan gıdaya erişemeyen, beslenme çantası bomboş olan, okula aç gitmek zorunda bırakılan milyonlarca çocuğun gerçeği Çocuk Koruma Kanunu ortadayken çocuk suçluluğunu ahlaki yozlaşmaya bağlamak en basit hâliyle ideolojik bir saptırmadır. Ürettiği krizi istismar ederek bunu otoriterleşme için bir fırsat olarak kullanmak insani ve hukuki boyutlardan tamamen uzaklaşmaktır. Geniş halk kitlelerine asgari ücreti âdeta şükredilmesi gereken bir meblağ olarak sunan bölüşüm şokları milyonlarca aileyi yoksulluğa tutsak etmekte, çocukları çok erken yaşta sokak ekonomisinin ve organize suç örgütlerinin kucağına itmektedir. Çocukları suçtan korumanın tek yolu yoksulluğu radikal bir şekilde azaltmak, eğitimi ticari bir meta olmaktan çıkarıp tamamen kamusal, laik ve bilimsel temele oturtmak, çocuk işçiliğini kayıtsız şartsız yasaklamak ve her çocuğa eşit, özgür ve onurlu bir gelecek sunmaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Karaman) - Devam ediyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Devam edin.

İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Karaman) - Ulusal mevzuatı anayasal çocuklar üzerinde...

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Ya, bütün...

İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Karaman) - Başkanım, şimdi...

OĞUZHAN KAYA (Çorum) - Yazılı olarak verin.

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) - Başkanı, sayın imza sahibi dinlesin, daha bitireceğiz, imza sahibi dinlesin.

İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Karaman) - Yani konuşmayalım mı Başkanım?

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Dinliyoruz. Bakın, geneli hakkında konuşuldu, Anayasa'ya aykırılık konuşuldu, usul konuşuldu, hepsi konuşuldu, siz şimdi tekrar başa dönüyorsunuz.

İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Karaman) - Bir de bizden duysunlar bakalım, belki başka bir şey söyleriz yani değişik bir şey söyleriz Başkanım.

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Hep aynı şeyleri tekrarlıyorsunuz.

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) - Genel Kuruldaydı. Yani bu Komisyon, Adalet Komisyonu 1 kişinin ya da 2 kişinin durumuna göre mi hareket edecek Sayın Başkan?

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Yok.

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) - Böyle bir şey olabilir mi? Bizim de işimiz var, gücümüz var, bizim de yarın planlarımız var, planları iptal ettik, devam ediyoruz.

İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Karaman) - Çocukların korunması adına ülkemizde yasal mevzuatta güvenceler verilmiştir, bunlarla ilgili bazılarından bahsetmek istiyorum.

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Bazı şeyleri de hani diğer maddelere saklarsınız diye düşünüyoruz da.

OĞUZHAN KAYA (Çorum) - Hazırlık var mı...

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) - Yani hazırlık yok.

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Yok, diğer maddeler de var da hani orada tüketmeyelim diye söyledim.

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) - Daha 7-8 kişi bekliyor orada.

İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Karaman) - Anayasa’nın 41'inci maddesinde...

OĞUZHAN KAYA (Çorum) - Daha devam edecek misiniz?

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) - Size yönelik bir şey yok.

İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Karaman) - Şöyle yapalım: Önce ne olabileceğini gösterelim, sonra ne olacağına bakarız beraber.

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) - Devam ediyoruz şu an, daha 2'nci maddedeyiz, ne olacağını bir gösterelim arkadaşlara.

İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Karaman) - Anayasa’nın 41'inci maddesinde "Devlet çocukların korunması ve gelişmesi için gerekli tedbirleri alır." denilmekte, 58'inci madde de ise gençleri suçluluktan ve kötü alışkanlıklardan korunması devletin asli görevi olarak tanımlanmaktadır. Bu yönüyle Anayasa devlete genel bir koruma ödevi yüklerken Türk Ceza Kanunu çocuğu yaş gruplarına bölerek kusur ve ceza indirme ekseninde ele almakta, Ceza Muhakemesi Kanunu ise şekli yargılama usullerine dayatmaktadır. Çocuk Koruma Kanunu cezalandırmayı değil, koruyucu ve destekleyici tedbirleri merkeze alan onarıcı hüküm öyle sürmektedir. Çocuk Koruma Kanunu 3 Temmuz 2025 tarihli çocuk adaletinin temel usul kanunudur. Kanunun 5'inci maddesinde danışmanlık, eğitim, bakım, sağlık ve barınma gibi koruyucu ve destekleyici tedbirler düzenlenmiştir. Türkiye'deki en temel yapısal sorunlardan biri çocuk koruma sisteminin idari bir yapı yerine doğrudan yargısal bir vesayet altında kurgulanmış olmasıdır. Koruma kararlarının idari ve sosyal odaklı bir uzmanlık kurumu yerine adli mahkemelerin tekelinde olması sistemde büyük boşluklar yaratmaktadır. İhtisaslaşmış çocuk mahkemeleri ve çocuk şube eksiklikleri de çocuklara ilişkin koruma tedbirlerinin uygulanmasında yetersiz kalınmasına sebep olmaktadır. Çocuk Koruma Kanunu'nda kolluğun çocuk birimi, çocuk şube ve ihtisaslaşmış çocuk mahkemeleri kurulması emredilmektedir ancak bugün çocuk mahkemeleri hâlâ sadece belirli büyük merkezlerde yoğunlaşmış olup taşradaki çocuklar yetişkin ceza mahkemelerinin soğuk ve örseleyici atmosferinde yargılanmaktadır. Çocuk savcılığı kurumunda nitelik aranmaması da bu yapısal sorunun bir diğer boyutudur. Emniyet birimi yetkililerinin de Komisyonda itiraf ettiği üzere çocuk polisleri bu alanda yeterince ihtisaslaşmamış durumdadır. Coğrafi olarak bu ihtisas mahkemelerine erişemeyen çocuklar çocuk adaletinin özelleşmiş usul güvencelerinden yoksun kalmaktadır. Şu bir gerçek: bu yürürlükte bulunan Türk Ceza Kanunu Meclis komisyonunda görüşülürken, teklif edilirken, taslak hâlindeyken cezanın en yüksek haddi yirmi yıl olarak teklif edilirken, sonra Türkiye Büyük Millet Meclisinde yirmi dört yıla çıkarılmıştır, bu teklifle de yirmi yedi yıla çıkarılmaktadır. Kriminoloji bilimi cezaları artırmanın suç önlemediğini defalarca kanıtlamıştır ama her ne kadar biz bunu anlatsak da bilim kanıtlasa da Komisyonumuz ve iktidar grubu bunu reddetmektedir, biz de o yüzden Halil Bey defalarca aynı şeyleri anlatmak zorunda kalıyoruz, yapmayın böyle.

HALİL ÖZTÜRK (Kırıkkale) - Vallahi ben dinlemiyorum, yalan yok.

İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Karaman) - Tamam. İşte ondan uymuyorsunuz da yanlış oluyor hep, uysanız, dinleseniz yanlış olmayacak hiç.

Sosyal inceleme raporlarının niteliksizleşmesi çocukların koruma tedbirlerinden mahrum kalmasının bir diğer sebebidir. On yıllardan beri süregelen bu hukuksuzlukların yapısal nedenlerini gizleyerek sisteme yansıtmak ve var olan hakları yok sayarak sadece cezaların artırılmasını talep etmek idari ve siyasi hesap verilebilirliği engellemeye yönelik bir manipülasyon olduğunu belirtmek istiyorum.

Bitiriyorum Başkanım.

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Sayın Ünver, yok, siz bitiriyorsunuz da ben bir soru soracağım bu cezaların artırılmasıyla ilgili, hem ceza hukuku hocamız da burada. Şimdi konuda herkes konuşuyor, belki teklif sahibimiz de açıklama yapar.

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) - İmza sahibi mi?

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Teklif sahibi.

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) - İlk imza sahibi yani?

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - İlk imza sahibi.

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) - Biz de merak ediyoruz açıklamalarını, sabaha kadar yolu var.

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Cezaların artırılmasıyla ilgili...

İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Karaman) - Şöyle diyelim: Siz sorun, biz de katkı verelim o soruya biraz. Niye üç yıl veya işte...

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Tamam, sorun onu.

İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Karaman) - Niye iki yıl değil veya beş yıl değil? Yani alt sınırın bir yıl, üst sınırların üç yıl arttırılmasının gerekçesi nedir? Mesela neye dayanarak hangi etki analiziyle, veri analiziyle böyle bir şey yapılıyor?