KOMİSYON KONUŞMASI

SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - Teşekkür ediyorum.

Bu Anayasa'ya aykırılık bağlamında söz aldım, daha sonra geneli üzerinde de konuşacağım ama teklif sahibi Sayın Tuba Hanım'a aslında bir iki sorum da var, onunla başlamak istiyorum.

Tuba Hanım, siz aynı zamanda -biliyorsunuz- bu, Suça Sürüklenen Çocuk Komisyonunun Başkanısınız; çok büyük bir mutabakatla kurulmuştu bu Komisyon, çok büyük bir ortaklıkla kurulmuştu ve ortak bir çabayla da kurulmuştu. Şimdi, toplama baktığımızda biz, o kurulan Komisyonda tek bir bilim insanının bile, davet edilen, konuşan tek bir uzmanın bile, saha çalışması yapan, hak örgütü olarak davet edilen tek bir kişinin bile sizin teklifinizin özünü oluşturan ceza artırımını savunmadığını görüyoruz, bir teki bile savunmadı. Ve hatta tam tersi, sizin bugün karşımıza getirdiğiniz bu yasa teklifinin aslında öngördüğü, ruhunu oluşturduğu gibi cezalandırmanın artırılmasının, öze cezayı koymanın bu suça sürüklenen çocuk tartışmasını daha da büyüteceğini ve çok vahim sonuçlara yol açacağını anlattılar bize. Bununla ilgili veriler sundular, bu veriler devletin elinde yoktu; raporlar, çalışmalar sundular, yoktu bürokratların elinde bunlar ve bize ısrarla o Komisyonda şunu anlatmaya çalıştılar, bunlar Komisyon tutanaklarında var: Sizin getirdiğiniz bu yasa teklifinin hem ruhunun hem lafzının sorunu daha da büyüteceğini anlatıp "Sakın böyle bir şey yapmayın." dediler.

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Öyle bir şey olmadı.

SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - Şimdi, ben size sormak istiyorum: Yani biz bu Komisyonu ortak bir mutabakatla, ortak bir çabayla kurduk ya, o Komisyonda "Sakın böyle yapmayın." denilen şeyi bir yasa teklifi olarak karşımıza getirmişsiniz; acaba biz böyle komisyonları dostlar alışverişte görsün diye mi kuruyoruz? Yani bu kadar emek verildi orada, canhıraş çaba gösterdi bilim insanları; niye onların "Sakın yapmayın. Bakın, uluslararası örnekler de ceza artırımı diye öngörülen şeyler hep olumsuz sonuçlandı." diye örnekler vermişken bu yasa teklifinin özüne bunu koydunuz. Bu Komisyonda tartışmak yerine, öncelikli olarak o kadar emek verilen Komisyonda bu teklifin tartışılması, "Biz böyle öngörüyoruz, bunları öneriyoruz." denmesi gerekmez miydi? Neden aslında o Komisyondan kaçırıp buraya getirildi bu teklif? Bunun cevabını merak ediyoruz. Burada o Komisyonda da emek vermiş hak örgütleri var, onlarla görüştük, onlar da bu sorunun cevabını merak ediyorlar. Orada emek vermiş olup bugün burada olmayan, bu teklifi değerlendirme olanağı sunulmuş olmayan hak örgütleri de bilim insanları da uzmanlar da bu sorunun cevabını merak ediyor.

Şimdi, bakın, bu teklif tam da bu yüzden bilim dışı, tam da bu yüzden toplum gerçeklerinin dışında, tam da bu yüzden akıl dışı, vicdan dışı, üstelik çok ölçüsüz bir teklif ama Anayasa'ya aykırılık bağlamında sadece neden böyle söylediğimi anlatmak istiyorum. Bakın, Anayasa'ya aykırı, uluslararası sözleşmelere aykırı, diğer vekillerimiz bunu ayrıntılı, çok güzel biçimde ifade ettiler. Ama bir taraftan da bir devleti devlet olmaktan çıkaran da bir teklif ruhuyla. Bakın, bu konuda çok ciddi bir iddiamız var, bunu konuşmamız lazım. Bir kere, bu, Anayasa'daki hukuk devleti ilkesine tümüyle aykırı bir teklif. Çünkü Anayasa'da hukuk devleti ilkesi yurttaşın hak ve özgürlüklerini korumak anlamına geliyor. Bizim bu teklifte tartıştığımız en temel konulardan biri, bütüncül bir yaklaşımı, sosyal devletin, hukuk devletinin önüne koyan çocuk koruma hukukunu altüst etmesi. Yani hukuk ilkesini, sosyal devlet ilkesini tümüyle ortadan kaldırıyor çünkü sadece cezayı öngörüyor. Ama hukuk devleti ilkesi, sosyal devlet ilkesi bize ne diyor? "Sen çocuklar söz konusu olduğunda sadece ceza hukukuyla değerlendirme yapamazsın; cezalandırma, ceza vermeyle değerlendirme yapamazsın; yaparsan o zaman görevini yerine getirmemiş olursun."

Şimdi, bakın, bir noktada daha hukuk devleti ilkesine, Anayasa’nın hukuk devleti ilkesine tümüyle aykırı. Bakın, bu yasa teklifinin bugün karşımıza getirilmesinin arka planındaki tartışmada, o tartışmadan kaynaklı olarak "Cezaları artıralım, sorununu çözelim." yönündeki...

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Arka plandaki tartışma ne?

SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - Bir senedir, bir buçuk senedir yürüttüğümüz tartışmadan bahsediyorum.

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Pardon, somut olarak...

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - "Yürüttük." derken, hangi toplantıda vardınız? Ben anlamadım ki komedi yani!

BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Açık değil mi ya? istediği gibi okur.

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - "Yürüttük." demesin o zaman, "Yürüttük." diyorsunuz, bir tartışma yürütmediniz yani.

SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - Şimdi, herhangi bir toplantıda olmaya ihtiyaç duymaksızın, o toplantıların kelime kelime, kelime kelime tutanak tutulmasının bir manası var değil mi sevgili arkadaşlar?

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - "Tutanaktan okudum." deyin, "Yürüttük." demeyin.

SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - Komisyon üyesi olmayan ve ama Komisyonun ortaya koyduğu çalışmalara...

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Dâhil etmeyin kendinizi o zaman.

SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - Böyle mi devam edeceğiz Sayın Başkan?

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Buyurun, devam edin.

SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - Komisyon tutanaklarının kelime kelime tutulması tam da bu yüzdendir zaten, açık yani; bunu böyle bir geri tartışmaya cevap vermek istemiyorum şu an.

Hukuk devleti ilkesine aykırı olmasının çok önemli sebeplerinden biri de şu: Bakın, bu teklifin ruhunda bütün o toplumsal olarak yükseltilen hıncın, öfkenin, linç kültürünün izleri var Tuba Hanım ve gerçekten de esas olarak, neden böyle sonuçlarla karşı karşıyayız ve bu sonuçları ortadan kaldırmak için devletin...

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Spesifik bir cinayetten mi bahsediyorsunuz, onu anlamaya çalışıyorum.

SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - Hayır, ben toplam olarak teklifin ruhundan bahsediyorum ve Anayasa'ya aykırılıktan bahsediyorum.

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Niye isim söylemeye zorluyorsunuz?

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Çünkü ismi bilinmeyen onlarca, yüzlerce çocuk...

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - İşte, o yüzden isim vermek zorunda değil; infial yaratan, tartışılan davalar yeterli.

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - İsmini söylemek istemediğiniz çocukla aynı gün...

SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - Şimdi, ben burada herhangi bir özel durumdan bahsetmiyorum çünkü bu teklifin özünün sadece tek bir çocuk, tek bir vaka değil, bir bütün olarak, çocuklukla ilgili, çocuk haklarıyla ilgili bir şey olduğunu söylüyorum.

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Bir başka çocuk ikizinin kollarında delik deşik edildi.

SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - Sizin bir vakadan yola çıkarak bu teklifi hazırlamış olup olmamanızla da ilgilenmiyorum.

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Neyle ilgilenmiyorsunuz, şifreli konuşmayın lütfen.

SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - Hayır, şifre falan yok; bakın, çok açık.

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Sayın Durgut, yine aynı şeyi yapıyoruz. Yani Sayın Karaca bitirsin sözünü, ben gerekirse size söz vereceğim.

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Ben direkt bir insan olduğum için anlamaya çalışıyorum.

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Sayın Durgut, bir bitirsin sözünü.

SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - Anlaşılır olacaktır sözümü tamamlamama izin verirseniz eğer.

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Bir dakika.

Komisyon çalışması bu şekilde olmaz. Bitirsin sözünü, ondan sonra şey yapalım.

Buyurun.

SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - Teşekkür ediyorum.

Yani, evet, hem "siyasetüstü" diyeceksiniz, "Çok önemsiyoruz." diyeceksiniz hem katkı almaya kapalı olacaksınız; böyle bir şey mümkün değil.

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Yok, kapalı değiliz, dinliyoruz sizi, hayır.

SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - Ben beyefendi için söylüyorum.

Sayın Başkan, sizin yönlendirdiğiniz, yönettiğiniz gibi ben sözümü tamamlayayım, sonra tartışmaya cevap vermek istiyorsa vekiller, buyursun versinler.

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Buyurun.

SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - Şimdi, bakın, hukuk devleti ilkesini neden ayaklar altına alıyor bu teklif? Gerçekten hıncı, intikamı, linçi, hukuk devleti ilkesine galebe çalan bir biçimde önemseyen bir yasa teklifiyle biz karşı karşıyayız. Biraz önce anlattım, sosyal devlet ilkesine de tümüyle aykırı. Çünkü aslında toplamda bir bütün olarak çocuk adalet sisteminin bütüncül bir sistem olduğunu öngörmemizden uzaklaştırıyor bizi. Çocuk adalet sistemini yerle bir eden, onda gedikler açan bir içeriği var. Daha da vahimi, ben sosyal devlet ilkesinin gereğini yerine getirmiyorum, suç ve mağduriyetler bu yüzden artıyor. Kendi sorumluluğumu tartıştırmak yerine, suçu yaratanlara ve suçun mağdurlarına daha çok ceza verip 'cambaza bak' diyeyim gibi bir ruha da sahip; bu gerçekten kabul edilemez. Eşitlik ilkesine de tümüyle aykırı. Bakın, yükümlülük gereği eşitlik haklarını garanti altına alması gereken, çocukları heba eden bir içeriği var. Buna geneliyle ilgili konuştuğumda tekrar vurgulayacağım, burada süre kısıtlılığı dolayısıyla vurgulayamıyorum. Ama bakın, yoksulluk, ayrımcılık, ihmal, şiddet; devletin çocukları bundan koruma yükümlülüğü var, eğitim hakkını sağlama yükümlülüğü var; aynı zamanda, bunların eşitliğin esası olduğuna dair de bir maddesi var. Biz, bu gerekleri eşitlik ilkesi gereği yerine getirmeyen bir iktidarın maalesef bunların yerine getirilmemesi dolayısıyla ortaya çıkan yükü yeniden çocuklara bindirdiğini ve eşitsizliklere yeni eşitsizlik kattığını görüyoruz. Bu, aynı zamanda kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına da aykırılık taşıyor, çocuğun korunması ilkesine ise tümüyle aykırı. Bakın, uluslararası sözleşmelerin üstünlüğü ilkesine de aykırı.

Burada şunu ifade etmek istiyorum: "İmzamız olan uluslararası sözleşmelerde canımız bu sözleşmenin şu kısmını uygulamak istiyor, şu kısmını uygulamak istemiyor." gibi kararlar alamayız. Uluslararası sözleşmeler canımız isteyince uygulayacağımız, canımız istemeyince yok sayacağımız şeyler değil, bunlar insanlık tarihinin birikimleri ve Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme. Pekin Kuralları açık bir biçimde adalet sürecinin çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişimine zarar vermeden; eğitimini, topluma entegrasyonunu destekleyecek şekilde yönetilmesi, "özgürlükten yoksun bırakma" denilen mefhumun sadece istisnai durumlarda uygulanmasını, çocukların polis mahkemelerle doğrudan resmî bir süreçle muhatap olmasını en aza indirmek için aile, okul, toplum temelli yönlendirme yöntemlerinin teşvik edilmesini ifade ediyor. Cezalandırmayla ilgili şeyler "Devlet bazen bunu yapabilir." diye açıklanamaz.

Bakın, bugün görüşülen teklifte, aynı zamanda, şöyle bir yan da var, bunun altını çizmemiz lazım. Bakın, bugün görüşülen teklif de Anayasa'ya aykırı olduğu gibi, başta bir şey söyledim, dedim ki: Yani devletin de işlevsizliğini ikrar eden gerçekten içeriği ve bir biçimi var. Şimdi, bir devlet eğer çocukları yoksulluktan, eğitimsizlikten, uyuşturucudan, suç döngüsünden koruyamayacaksa, onu kurtaramayacaksa, yükselen itirazları susturmanın çözümünü çocukları cani ilan edip düşmanca cezalandıracaksa, çocukların ölümünü, istismarını, işçiliğini, açlığını kişilere yıkacaksa, neden var? Niye o zaman böyle bir devlet var? Bakın, sizin durumunuz neye benziyor biliyor musunuz iktidar vekilleri? Şimdi, bu devletin bütün olanakları, bütün zenginlikleri sizin uhdenizde. Yani neye ne kadar bütçe ayrılacak, ne öncelenecek? Hangi koruma mekanizmaları nasıl devreye sokulacak? Bunlar nasıl işletilecek? Eksiklikler nasıl tamamlanacak? Buna ilişkin bütün olanaklar, karar süreçleri sizin elinizde. Ama siz şöyle davranıyorsunuz: Yani büyük zenginlik içinde yaşarken, kendisinin bir eli yağda bir eli baldayken; çocuğuna bir hayat sunmayan, sunamayan; onu okuldan alan, kötü komşusunun eline muhtaç eden, ondan bir lokma ekmek alabilmek için onun istediği her şeyi yapmak zorunda bırakan, çocuk yaramazlık yapınca da onu ahıra kilitleyen, onu döven, dövdüğü zaman da uslanacağını düşünen kötü bir baba gibisiniz, kötü bir baba gibisiniz. Ve kötü baba sizken bu çocukların ailelerini de onları yoksulluğa sürükleyerek, onları bu kadar büyük bir yoksunluğun içinde iterek kötü anne-babalar hâline getiremezsiniz.

Sadece Anayasa'ya aykırı değil, sadece uluslararası sözleşmelere aykırı değil, vicdana da aykırı ama insanlığın çocuk hakları bağlamında oluşturduğu bütün kriterlere de aykırı, tümüyle çocukluk haklarını geriye götürecek bir yasa teklifiyle karşı karşıyayız.

Biz, sadece bu teklifin görüşülmesinin ertelenmesini değil, bu teklifin tümüyle geri çekilmesi gerektiğini düşünüyoruz, tam da bu nedenlerle.

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Bana hitaben bazı ithamlarda bulunduğu için çok kısa bir cevap vermek istiyorum.

SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - Herhangi bir itham yok. Hepsine ilişkin, neden böyle söylediğime dair değerlendirmeleri paylaştım.

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Sayın Başkanım...

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Sayın Durgut, bir saniye...

Bitti mi Sayın Karaca?

SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - Evet.