KOMİSYON KONUŞMASI

İSA MESİH ŞAHİN (İstanbul) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Değerli Komisyon üyelerimizi, değerli platform temsilcilerimizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli Başkanım, tabii ki -parantez içinde ironi olduğunu belirteyim, kayıtlara geçiyor çünkü- ben paylaşımlardan tatmin oldum. Eğer ki aldığınız bütün önlemler paylaştığınız gibi ise hiçbir sorun yaşamayız ancak biz bunun uygulamada böyle olmadığını görüyoruz, uygulamada çok ciddi sorunlarla karşı karşıya kalıyoruz.

Bazı sorularım da olacak, bazı kısa değerlendirmelerim de olacak. Değerli Başkanım, çok az söz aldığım için birkaç dakika konuşacağım müsaadenizle.

Tabii, bugün burada etkisi devletlerin sınırlarını aşındıran yeni bir güç odağının temsilcileriyle bir aradayız. Bir zamanlar enerji şirketleri küresel siyaset üzerinde etki kuruyorlardı, sonra finans kuruluşları ülkelerin ekonomik kaderlerini belirlemeye başladılar; bugün ise aynı küresel ölçekteki etkiyi dijital platformlar, yapay zekâ sistemleri oluşturuyor. Artık savaşların sadece cephelerde, ekranlarda olmadığı, algoritmalarda, veri merkezlerinde yürütüldüğü bir çağı yaşıyoruz. Bu nedenle, bugün burada konuşacağımız mesele sadece salt bir teknoloji meselesi değil demokratik toplumların geleceğini ilgilendiren bir mesele.

Bugün temsil ettiğiniz platformlar hangi haberin milyonlara ulaşacağına, hangi görüşün görünmez hâle gelebileceğine, hangi görüntünün saniyeler içerisinde küresel ölçekte yayılacağına, hangi toplumun korkutulacağına, hangi toplumun öfkelenebileceğine, bütün bunlara karar verebilecek bir etki alanına sahip. Tabii, bazı ülkelerde seçim tartışmalarını da beraberinde getirebilen bir süreçten bahsediyoruz. İşte, tam bu nedenle sizler artık yalnızca şirket yöneticileri olmaktan çıkıp aynı zamanda -burasını özellikle vurguluyorum- küresel çapta kamusal sorumluluk taşıyan aktörler hâline gelmiş durumdasınız. Dolayısıyla, bütün insanlığa karşı, bütün dünyaya karşı sorumluluklarınız var ama burada bizde oluşan hissiyat maalesef bu sorumluluklarla ilgili hassas davranılmadığı yönünde; çok net endişelerimiz, kaygılarımız, tespitlerimiz var yani bunlarla ilgili hızlı davranılmadığıyla, gereken sorumlulukların yerine getirilmediğiyle ilgili endişelerimiz var ancak bu sorumluluklar yerine getirilmiyor ama bazı şeylere çok acele edildiğini görebiliyoruz. Burada şaka yollu bir şey eklemek isterim yani geçen gün sosyal medyayla ilgili bir ödememiz kredi kartının güncellemesinden dolayı kalmış, bir süre geçtikten sonra fark etti arkadaşlar; bilgimizi güncellediğimiz anda hemen mesaj geldi -bakın, beş saniyeden bahsetmiyorum Sayın Başkanım- yani para tahsil etmeye gelince çok hızlı tahsil edilebiliyor ama sorumluluklara gelince maalesef aynı hassasiyeti göremiyoruz.

Şimdi, 2 okul saldırısıyla bizim canımız yandı; Kahramanmaraş'ta kayıplarımız var, Siverek'te bir olay yaşadık. Her ne kadar Meta temsilcimiz "Bizim sosyal mecralarımızda böyle bir veri yok." dese de özellikle Şanlıurfa'daki arkadaşın Instagram üzerinden bir tehdit mesajı yazdığını görebiliyoruz; bu not burada dursun.

Şimdi, geldiğimiz noktada, tabii ki burada sosyal mecralardan kaynaklı sorunlar, tehditler oluştuğuna dönük endişelerimiz ve kaygılarımız olduğunu ifade ettim. Burada hukuki sorumlulukları doğrudan platformlara yüklemek gibi bir refleks içerisinde de değiliz -bunun da özellikle altını çizelim- belli hassasiyetleri ortaya koymaya çalışıyoruz.

Şimdi, şunu sormak bizim görevimiz: Biz sosyal medyada açık tehditler olduğunu görebiliyoruz -ki Siverek'teki olayda bu çok net bir şekilde var- bu açık tehditler neden anlık olarak hızlı bir şekilde dikkate alınmıyor? Sorular bunlar. Bu durum neden risk olarak işaretlenmiyor ivedi bir şekilde? Neden güvenlik mekanizmalarını harekete geçirecek dijital uyarılar üretilmiyor? Bütün platformlara dönük bu sorular. Eğer algoritmalarınız insan davranışlarını bu kadar ayrıntılı analiz edebiliyorsa -ki az önce bahsettik nasıl bir güç ağının olduğundan- neden ölüm tehditlerini çok hızlı bir şekilde analiz edemiyoruz, belirleyemiyoruz?

Ya, şunu da artık öğrendik: Yönettiğiniz şirketlerin algoritmalarının yelpazesi çok geniş, bunu söylüyorum zaten. Bir kullanıcının hangi reklama tıklayacağını, hangi ürünü satın alacağını, hangi videoyu sonuna kadar izleyeceğini, hangi içerikle daha uzun süre vakit geçireceğini çok kısa süreler içerisinde hesaplayabiliyorsunuz yani yapay zekâ sistemleriniz insan davranışları üzerinde tahminde bulunabiliyor, ilgi alanlarını modelleyebiliyor, psikolojik eğilimlerini analiz edebiliyor, hatta -açık söylüyorum, bunu da kayıtlara özellikle geçmek istiyorum- siyasi meselelerde çok hızlı refleks alabiliyor. Örneğin "Bütün masum çocukları öldürseniz de elbet bir Musa sağ kalacak." sözü anında sosyal medyamızdan silinebiliyor. Bakın, buralarda çok hızlı refleks gösterilebiliyor ancak aynı sistemlerin bir okul saldırısından önce yapılan açık tehditleri, şiddet çağrılarını, linç kampanyalarını, nefret örgütlenmelerini ve çocuk istismarına yönelik dijital mecrada oluşan sorunları hızlı tespit edemediği gibi de bir tablo var. "Anında tespit" deniliyor ama bazı içeriklerin günlerce kaldığını görebiliyoruz, okul saldırılarından sonra bazı görüntülerin uzun süre kaldığını görebiliyoruz. Şimdi, burada bir çelişki ortaya çıkıyor yani teknolojiniz -bunun altını çiziyorum- gerçekten bu dediğimiz hassasiyetleri yapamıyor mu yoksa bunu yapmayı ticari öncelikleriniz arasında görmüyor musunuz? Açıkçası, ben buradaki çelişkilere dikkat çektim.

Toparlıyorum Başkanım. Ya, bugün dünyanın birçok ülkesinde benzer sorular sizlere sorulmaktadır. Avrupa Birliği Dijital Hizmetler Yasası'yla platformlardan artık yalnızca içerik kaldırmaları değil algoritmik risklerini açıklamaları, sistemik etkilerini raporlamaları ve bağımsız denetime açılmaları istenmektedir çünkü modern dünyada yalnızca içerik değil algoritmanın kendisi de hesap verebilir olmak zorundadır. Türkiye'nin beklentisi de bundan farklı değildir değerli platform temsilcileri, Türkiye Cumhuriyeti devleti de hiçbir ülkeden geri değildir. İdari düzenleme veya yaptırım gerekiyorsa bunu yapmaktan geri duracak bir devlet de değildir Türkiye Cumhuriyeti devleti.

Son olarak, sorularım şunlar: Bugüne kadar Türkiye için kaç tehdit tespit ettiniz, kaçını güvenlik makamlarına bildirdiniz? Kaç içerik kaldınız? İçerik kaldırma süresindeki ortalama süreniz nedir? Yani iki gün sonra kaldırdığınız bir içeriğin hiçbir anlamı olmayabilir, bazen iki saatte bile çok büyük etkileşimler çok büyük bir vahamete sebep olabiliyor. Kaç algoritmik risk analizi yaptınız? Türkiye için kaç güvenlik mühendisi görevlendirdiniz? En önemlisi, Türkiye'de yaşanabilecek bir sonraki -Allah korusun, bir daha olmasını asla istemiyoruz- trajediyi önlemek için burada bize hangi somut taahhütleri verebiliyorsunuz?

Bugün aslında burada çok temel bir sorunun cevabını arıyoruz biz: Kullandığınız yapay zekâ gerçekten tarafsız bir teknoloji midir? Burayı tekrar ediyorum: Kullandığınız yapay zekâ gerçekten tarafsız bir teknoloji midir yoksa ticari hedefler doğrultusunda optimize edilmiş bir karar mekanizması mıdır? Çünkü algoritmalarınızın temel önceliği kullanıcı güvenliği olsaydı bugün burada "Çocuklarımızı biz daha iyi nasıl koruruz?"u konuşuyor olurduk diye düşünüyorum. Eğer temel öncelik etkileşim, ekran süresi ve reklam geliri ise o zaman kabul etmemiz gerekir ki algoritmalarınız güvenliği değil maalesef etkileşimi, başka dikkatleri ödüllendiriyor.

İşte, bu nedenle, bugün burada yalnızca şirket politikalarınızı değil aslında şirket felsefenizi de sorgulamaya çalıştım. Ya, sorguluyoruz ki idari önlemlerin yanında dijital önlemleri de alalım, bir daha canımız yanmasın. Ülke olarak bizim canımız çok yandı, başka ülkelerde de benzer acılar yaşanmasın. Zira acının dili ortaktır.

Dediğim gibi, burada bütün sorumluluğu size yüklemek gibi bir kaygımız, refleksimiz yok; sadece üzerinize düşen payı almanızı istiyoruz. Derdimiz, çocuklar ölmesin, hiçbir insan ölmesin. Maddiyatın değil evrensel, insani değerlerin hâkim olduğu bir dünya olsun; derdimiz budur.

Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.