| Komisyon Adı | : | MİLLİ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 14 .07.2026 |
YÜKSEL TAŞKIN (İzmir) - Reddedildikten sonra konuşmak tabii, değişik olacak bu düzenlemeyle atama yetkisini, öğretim elemanı atama yetkisini akademiden, üniversiteden alıp güvenlik bürokrasisine devrediyorsunuz. Böyle bir yöntemle asla nesnellik sağlanamaz, standart ve tekrar edilebilir bir yöntem tanımlayamazsınız. Bu ne demektir? Ayşe Hanım için ayrı bir yöntem tanımlayacaksınız koşulları farklı olduğu için, Mehmet Bey için daha farklı. Yani bu devam ettirilebilir, standardize bir uygulama olmayacak, son derece ciddi skandallar ortaya çıkacak. Bizim gibi kutuplaşmış bir toplumda bu intikamcılığa, siyasal ön yargılığa, keyfîliğe, öznelliğe zemin sağlayacak. Bunu a, b, c harflerini bildiğim kadar biliyorum, bunu siz de biliyorsunuz aslında. Yani nereden geliyor bu zorlama, onu bilmiyorum. O da sizin sorumluluğunuz.
Bakın, Anayasa Mahkemesi 2019 iptalinde diyor ki: "İdareye çok geniş yetkiler veriliyor." Yani "İdarenin sınırlanması kolay olmayacak." diyor. Kişisel verilerle ilgili bir şey söylüyor, aslında kibarca diyor ki: "Böyle bir şeyi uygulamak için net bir şekilde fişleme yöntemi kullanmanız gerekiyor." Öyle ya! Yani siz çeşitli verileri bir havuzda toplayacaksınız, benimle ilgili fişleme yapacaksınız; ben akademiye uygun muyum, değil miyim diye. Size bu hakkı kim veriyor, niye bunu başlatıyorsunuz? Yarın öbür gün sizin çocuklarınıza karşı... Mesela hanımefendi 28 Şubatla ilgili bir mağduriyetten bahsetti. Doğru, ben demin de söyledim ama sizden sonra da mağdurlar var. Yani ben Marmara Üniversitesinde 3, 4 defa üniversiteden atılmakla tehdit edildim. Tamamen kamusal ahlakla hareket etmeye çalıştığım için atılmakla tehdit edildim. Yani sizin mağduriyetinizde hayat donmadı, sizden sonra da mağduriyetler oluyor. İşte, bakın, bu öneriyle ilgili tutumunuz aslında evrensel, standart bir hakkaniyetli tutumunuz olup olmayacağıyla ilgili bir testti; bu sınavdan kaldınız bence. Yani "Ben mağdur oldum, başkaları mağdur olmasın." şeklinde bir evrensel tutum takınamadınız.
Şimdi, bakın, fişleme mekanizması zaten oluşmuş durumda. Ben size sabah da bir örnek vermiştim. Olay şu: Bir genç arkadaşın herhangi bir terör örgütüyle iltisakı veya irtibatı -ki bunlar hukuki terimleri değil, biliyorsunuz- bunun nasıl yorumlandığını biliyor musunuz? Attığı "tweet"lerle, 18, 19 yaşında bir "tweet" atmış, oradan bağlamından koparıyorsunuz. O çocuğun öfkesini vesaire koşullarını dikkate almıyorsunuz, hayatını karartacak bir karar veriyorsunuz oradan yola çıkarak. Yani bu hakkı size kim veriyor arkadaşlar? Herkesin hata yapma yapma hakkı var. Ben üniversitedeyken hani anarşist gruplara daha meraklı olabilirim. Başka gruplara, radikal İslamcı gruplara meraklı olabilirim. Herkesin bir büyüme, olgunlaşma... Ben yirmi yıl önceki ben değilim ki, siz insanı donduruyorsunuz bir yerde ve dondurduğunuz yerden yola çıkarak "Bu arkadaşı ben akademiye almam." hakkını siz de kendinizde görüyorsunuz. Anayasa’nın üstünde, yasaların üstünde bir hakkı kendinize vehmediyorsunuz. Siz bir fişleme mekanizması tanımlıyorsunuz. Bunu yapmama hakkınız, gücünüz hâlâ var. Bence bunu yapmayın, bu şekilde de tarihe geçmeyin diye düşünüyorum.