| Komisyon Adı | : | MİLLİ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 14 .07.2026 |
KAYIHAN PALA (Bursa) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Benim Sayın YÖK Başkanına bir sorum var: Bu maddede söz edilen Türk veya yabancı yükseköğretim kurumlarına ait diploma, mezuniyet belgesi veya sertifika belgesini sahte olarak düzenleyen ve düzenleten bugüne kadar kaç kişi saptanmıştır ve bunlarla ilgili hangi işlemler yapılmıştır? Basından öğrendiğimiz kadarıyla sayı çok kabarık ama sizden de gerçek rakamları duymak isteriz.
Teşekkürler.
BAŞKAN AYŞEN GÜRCAN - Buyurun.
YÖK BAŞKANI EROL ÖZVAR - Şimdi, bu ilgili madde, ek 48'inci biçiminde formüle edilen taslağın içeriği net bir şekilde, bu sahteciliği açık bir şekilde cezalandırmaya yönelik önemli bir aslında mevzuat düzenlemesidir.
Şimdi, bunun ötesinde, sizlerin ifade ettiği şeyler hakkında şunu ifade edeyim: Bir sefer, Yükseköğretim Kurulunun yine o bilişimdeki yakın takibi ve ilgili güvenlik birimlerinin ortak çalışmasıyla bunlar çökertildi. Yani bunu bir zaaf değil tam aksine, güvenliğin ortaya çıkardığı, bilişim güvenliğinin ortaya çıkardığı bir sahtecilikten bahsediyoruz.
SUAT ÖZÇAĞDAŞ (İstanbul) - Başkanım, adam binlerce sahte diploma üretmiş, yıllar geçmiş, tespit edilmiş, şimdi bir de bunu alkışlayacak mıyız?
YÖK BAŞKANI EROL ÖZVAR - Şimdi, sizin biraz önce sözünü ettiğiniz "Güvenlikle alakalı" dediniz ya, şifreler meselesi, o konu zaten yani ilgili bilişim güvenliği sebebiyle yani bunun gücü sebebiyle ortaya çıkarılmış bir husus bu. Yani ihbarlar yapılmak suretiyle, güvenlik güçlerinin yaptığı çalışmalar neticesinde bunlar çökertilmiş oldu. Bunların çökertilmiş olmasının belki altını ben bilhassa çizmek isterim.
İkinci olarak, Yükseköğretim Kurulunda çalışan bir daire başkanı zaten bizzat kendisi fark ettiği an ihbar ediyor. Burası önemli, daire başkanı fark ettiği an bunu ilgili güvenlik birimlerine yani sorumlu olan birimlere ihbar ediyor, ondan sonra yapılan çalışmalarda bu örgüt çökertilmiş oluyor. Şimdi, bu bağlamda sahte profesörlük hikâyeleri de buradan biliyorsunuz çıkartıldı, doçentinki ayrı. Şimdi, biz o zaman da ifade ettik yani eşyanın tabiatına... Yani siz hocalarımız var, sizlerin aranızda hocalar var, her bir üniversitede işte bir profesör düşünün, sahte profesör olsun yani bir kimsenin profesör olması için Suat Bey hangi aşamalardan geçmesi lazım? Ya, yüksek lisans yapacak, doktora yapacak, yan doçent olacak. Şimdi o doktor öğretim üyesi doçent olacak, hiç kimse fark etmeyecek, sonra profesör olacak.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
YÖK BAŞKANI PROF. DR. EROL ÖZVAR - Yani o kadar çok güvenlik sübapı var ki.
BAŞKAN AYŞEN GÜRCAN - Buyurun.
YÖK BAŞKANI PROF. DR. EROL ÖZVAR - Ben de arkadaşlara dedim ki: Ya, bunun aksini iddia etmek, kanıtlamak bize düşmez. Varsa bildiğiniz söyleyin veya zan şüpheli olarak, biz o profesörün veya o doçentin üzerine gidelim çünkü elimizde her bir hocanın... Ya, bunun için çok basit bir işlem yapılabilir kıymetli vekilim. Ne yaparsınız? "tez.yok.gov.tr"ye girersiniz tezler bölümüne, bir kimsenin tez yazıp yazmadığını, yüksek lisans yapıp yapmadığını, doçent olup olmadığını, profesör olup olmadığını oradan hemen görebilirsiniz yani bunun için öyle çok büyük araştırmalara da gerek yok. Yani elimizde bir sürü güvenlik sübapı var, üniversiteler için konuşuyorum. Bunlar varken üniversitelerimizdeki profesörlere, doçentlere, doktor öğretim üyelerine bühtanda bulunmayı biz Yükseköğretim Kurulu olarak kabul edemiyoruz. Yani bunun doğru olmadığını, üniversitelerde hocalık yapanların üzerine bu tür şüphelerin atılmasına gönlümüz razı değil ama varsa yani bir şikâyet olduğunda biz emin olun, ta ilkokul diplomasına kadar takip ediyoruz, bunu bilin yani ama ortada bir şikayet yok, ortada herhangi bir başvuru yok, şüphe yok, şimdi üniversitedeki 185 bin öğretim elemanını nasıl zan altında tutalım biz? Yani bunu bütün kamuoyunun takdir etmesini biz naçizane bekliyoruz.
Diğer tarafta, diğer vekilimiz sordu, ben onun notunu aldım. Yani "Kaç sahte?" Şu anda elimde bilgi yok ama arkadaşlara soracağım, sizlerle bunları paylaşabilirim yani diplomayı.
Diğer sayın milletvekilimiz de "Bu konuda kaç firma var veya kaç şirket, kaç aracı?" Şimdi, bununla alakalı olarak Yükseköğretim Kurulunun yıllardır savcılıklara yapmış olduğu suç duyuruları var, bir. Tespit ettiğimiz ve valiliklere bildirdiğimiz kapatma için başvurularımız da var. Şimdi, zaten neticeyi sağlamış olacak bu kanun maddesi. Ha, bize gelen şikâyetler var. Mesela İngiltere'de sizlerin adını bildiğiniz, gayet iyi bildiğiniz üniversitelerin...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
YÖK BAŞKANI PROF. DR. EROL ÖZVAR - Ama bizim kapasitemiz de 81 ile denetim gönderip bütün firmaları izlememiz takdir edersiniz ki oldukça zor ancak şikâyet geldikçe üzerine gidebildiğiniz şeyler bunlar.
BAŞKAN AYŞEN GÜRCAN - Buyurun.
YÖK BAŞKANI PROF. DR. EROL ÖZVAR - Şu olaylarla karşılaştık, bunu söyleyebilirim. Bir dershaneyle anlaşmış İngiltere'de bir üniversite, dershane üniversite adına kayıt yapıyor. Bakın, dikkatinizi çekiyorum, üniversite adına kayıt yapıyor, kayda alıyor, üniversite adına hazırlık sınıfı düzenliyor; yetmiyor, birinci sınıfı -sayın vekillerim, dikkatinizi istirham ederim- dershanede okutturuyorlar; ikinci sınıfın ortasına kadar devam ediyor, sonra diyorlar ki: "İngiltere'ye gelirse böyle bir diploma veririm, Türkiye'de bitirirsen böyle bir diploma veririm." Biz bunu nasıl tespit ettik, biliyor musunuz? Bir vakıf üniversitesine -adını vermiyorum- İngiliz üniversitesinin rektörünün bunu teklif etmesinden ve vakıf üniversitesi rektörünün de bize şikâyette bulunmasından yakaladık bunu. Yani düşünebiliyor musunuz? Ve adı sanı iyi bilinen üniversiteler bunlar. Yani dershaneyle temas ediyor, dershane üzerinden öğrenci toplayıp eğitim yaptırmaya, sonra da onlara İngiltere'de geçerli olmayan diploma verme yoluna gidiyorlar.
Şimdi, ben bunun ikinci örneğini de dikkatinize sunacağım, bu daha çarpıcı bir örnek. Üç sene önce Barbaros Bulvarı'ndan aşağı inerken İstanbul Büyükşehir Belediyesine ait bir otobüsün reklam kuşağında bir benzerini reklam olarak gördüm. Yani istenirse fotoğrafları da var bende, onları da paylaşabilirim. Yani bu dershane, üniversiteye diyor ki: "Falanca üniversitede okumak istiyorsanız gelin, bize müracaat edin." Telefonları var, adresleri var, hepsi var. Şimdi, bu konuda bu yeni teknikler geliştikçe kanun koyucunun o zaman böyle sistemler olmadığı için elbette bunu öngörmesi mümkün değil sayın vekillerim.
Siz biraz önce yapay zekâyla alakalı intihalden bahsettiniz. Şimdi, Yükseköğretim Kurulu, Avrupa Yükseköğretim Alanı içinde yapay zekâ etik rehberi ve davranış kodlarını ilk ilan eden 3 ülkeden bir tanesi şu anda Sayın Vekilim. Bunun bağlayıcılığı konusuna gelince... Bütün ekip iyi bilir, ben de bu işlerle uğraşan biri olarak söyleyeyim size: Bütün dünyada yapay zekâ temelli intihallere yönelik özdeşlik programı geliştirme konusunda işin çok başındayız ancak bir iki tane firma var, onların da ticari bakımdan sattıkları ürünler muazzam pahalı ürünler ve en fazla altı ay kullanabiliyorsunuz, altı ay sonra onlar da eskiyor. O sebeple, onlar için sürekli abone olmanız lazım.
Daha büyük bir gelişmeyi sizlerle müsaadenizle paylaşayım: Çin üç ay önce yapay zekânın bir müellif olarak süreli yayınlarda, makalelerde yer almasını kabul etti. Şimdi, siz bunu tasavvur edebiliyor musunuz? Yani biz yapay zekâdan istifade ederek bir makale, tez... Yani nereye kadar istifade edileceği, ne kadar kullanılacağı bütün o tartışmaları yaparken Çin henüz daha hukuki kişiliği tartışmalı olan yapay zekâyı bir müellif olarak kabul ediyor. Şimdi, dünya ölçeğinde bilimsel çalışmalar hem büyük bir fırsatla ama aynı zamanda çok büyük bir tehditle karşı karşıya kıymetli vekillerim. Biz Yükseköğretim Kurulu olarak öncelikle bilimsel çalışmalarda yapay zekâ kullanımı hususunda akademisyenlerimizin bazı etik kodlarla hareket etmesi gerektiğinin genel çerçevesini üniversitelerimizle paylaştık ve üniversitelerimizde bu genel çerçeveler dahilinde kendi geleneklerine göre bir yönerge çıkarmalarını istedik ama yaptırım konusuna gelince henüz işin başındayız bütün dünya olarak. Türkiye olarak soracak olursanız Avrupa Yükseköğretim Alanı içerisinde Türkiye bu konuda en önde olan ülkelerden bir tanesi onu söyleyebilirim sizlere yani yapay zekâya yönelik etik kod ihdası ve üniversitelere yaygınlaştırılması bakımından. Bu açıdan büyük bir hakikaten değişimin arifesindeyiz. Burada kimin malı, kimin ürünü? Entelektüel mülkiyet haklarının istikbali, yapay zekânın buradaki ağırlığı, bunlar fevkalade büyük tartışmalar ama Yükseköğretim Kurulu bünyesinde Türkiye'nin en parlak yapay zekâ uzmanlarından oluşan bir çalışma grubuyla bütün bunlar...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN AYŞEN GÜRCAN - Başkanım, süreyi uzatmayacağım bir daha üçüncü kez uzattım.
YÖK BAŞKANI PROF. DR. EROL ÖZVAR - Bu kadar.