KOMİSYON KONUŞMASI

SUAT ÖZÇAĞDAŞ (İstanbul) - Şimdi, bu yasa teklifi zannederim altı yedi ay önce konuşuluyor olsaydı ya da bir yıl önce konuşuluyor olsaydı en hararetli konuşulacak konulardan bir tanesi bu olurdu çünkü memlekette sahte olmayan diploma almamış kimse kalmadığından herhâlde en çok bunu konuşuyor olurduk. Öyle bir ülke düşünün ki Bilgi Teknolojileri Kurumunun Başkanının şifresini çalmışlar yani şaka gibi, BTK Başkanı olmuş, şöyle bir şeyi akıl edememişler: "Ya, biz bir e-şifre uyguluyoruz burada, buna çift onaylı bir mekanizma kuralım. Birisi benim yerine şifremi almaya kalkarsa 'Kardeşim, senin adına birisi daha aldı.' diyelim." Bu bir cep telefonu. Ben bu cep telefonundan -muhtemelen sizler de- bankacılık işlemleri yapıyorum. Bu cep telefonunun bir üstünü alsam, aynı SIM kartla kullansam, aynı hesabı kullansam, aynı şifreleri kullansam sadece telefonumu değiştirdiğim için banka bana diyor ki "Senin telefonun değişmiş Hocam, sen bir gel, bakalım sana, sen misin bu gerçekten?" Bakın, hesap numaramda sorun yok, şifremde sorun yok, parolamda sorun yok, telefonumun modeli değiştiği için banka bana soruyor. Bu ülkede... Şimdi, diyeceksiniz ki "BTK Başkanını mı konuşuyoruz?" O zaten Himalayalarda. Yani bir ülkenin bilgi teknolojileri ve güvenliğinin emanet edildiğinin şifresini çalmışlar. Kendisine de sordum, yüzüne de ama benim soracağım o değil. Bu ülkenin farklı üniversitelerinde insanların yerine insan ekmişler. "Sene 1985'te mezun yaptım, mezun yapmak için şu sınavlara soktum, o sınavlardan puan verdim, mezuniyet verisine işledim, oradan diplomanı düzenledim." Sayın Başkan, sizin de bizzat YÖK'ten arkadaşlarınızın şifreleri çalındı değil mi? Bunlarla ilgili bir uygulama yapıldı mı? Nasıl olmuş bu yani? Bu ülkenin içerisinde birileri ve bu insanlar şöyle bir iddiada bulundular, dediler ki "Bu, bir şey mi? Biz kaç akademisyene akademik ünvan verdik?" Mesela, bununla ilgili başlatılan bir soruşturma var mı? Böyle bir akademisyen var mı? Nasıl oluyor da insanlar, bakın, sayın milletvekilleri, birisinin bir diplomayı alabilmesi için... Örneğin, ben 1992 yılında üniversite sınavına girdim. O kadar farklı işlemleri yapabiliyor ki bu insanlar, 1992'de ben okumamış olsaydım, beni o sınava girmiş göstereceklerdi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SUAT ÖZÇAĞDAŞ (İstanbul) - Teşekkür ederim, sağ olun.

Ben gecenin bir saati çok uzatmak istemem ama bakın, Türkiye açısından çok kritik bir mesele var. Bu ülkenin çocukları sizin çocuklarınız, bizim çocuklarımız Amerika'da yüksek lisansa gitse "Benim bir diplomam var." dese şöyle yapabilirler, yapacaklardır göreceksiniz, "Yani gerçek mi bu diploma acaba?" Tabii, çünkü o kadar çok sahte diploma var ki adamlar o kadar rahatlar ki ilan veriyorlar ve hatta adamları azarlıyorlar, diyorlar ki "Bize mesaj atın, efendi efendi bekleyin, öyle hızlı cevap istemeyin, biz sizi ararız." Diplomanın örneğini yapmışlar, en güzel matbaalardan basmışlar. Bunlar görülmüyor muydu? Yani bu kadar büyük bir kurum bu sahte diplomaların üretildiğini, internetten ilana çıkıldığını, parası karşılığında yapıldığını başvuranlara ayar verildiğini "Bekleyin efendi efendi, iki günden önce cevap vermeyiz." falan dendiğini, bunlar görülmüyor muydu? Bu kadar üniversitenin, öğrenci işlerinin nasıl oldu da şifrelerini bunlar ele geçirdiler ve bu süreç bunlardan birisinin şikâyetiyle başladı, o kişi şikâyet etmeseydi bu süreç de başlamamış olacaktı. Burayla ilgili Yükseköğretim Kurulumuzun almış olduğu tedbirler nelerdir? Ben çok merak ediyorum.

Teşekkür ederim.